Şimdi sırrı arıyorsunuz...
... ama bulamayacaksınız çünkü
aslında dikkatle bakmıyorsunuz.
Aslında öğrenmek istemiyorsunuz.
Aldatılmak istiyorsunuz.
The Prestige
NATO Zirvesi bitti, aylar geçti ama 'olası protesto ihtimali' bahanesiyle tutuklanan öğrenciler ve hak savunucuları hala Sincan Cezaevi’nde!
ODTÜ, Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinden öğrenciler ile İHD Yöneticisi Tuğba Kahraman haksız ve hukuksuz şekilde özgürlüklerinden mahrum tutuluyor. Öğrenciler sınavlarını kaçırdı, yeni eğitim dönemi başlıyor ancak onlar zindanda tutuluyor!
NATO bahanesiyle zindanda tutulan öğrenciler, hak savunucular derhal özgür bırakılmalı!
Türkiye bu ayıptan bir an önce kurtulmalıdır.
#NATOZirvesi #SincanCezaevi
30 bin Avro sermaye.
Sıfır ciro.
Sıfır çalışan.
İki yıl sonra bilançoda 3 milyon 857 bin Avroluk gayrimenkul.
Ardından 8,5 milyon Avroluk bir ticari kompleks için satın alma sözleşmesi…
Sonra 180 milyon Avroluk bir AVM için görüşmeler…
Gökçek ailesinin Almanya’daki milyonlarca Avroluk yatırım trafiğini, şirketleri, gayrimenkulleri ve noter belgelerini inceledim.
30 bin Avrodan milyonlara uzanan Gökçek ailesinin Almanya dosyası bugün Cumhuriyet’te.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu’ndan selamlar.
Bir iyi haber, bir kötü haberim var.
İyi haber: Tahliye oldum.
Kötü haber: Tutuklandım.
Ben de sizin okuduğunuz hızda öğrendim bu iki haberi. Bu sefer, Daltonlar hakkındaki şakadan, “suçu ve suçluyu övmek” suçundan tutuklandım.
Cezaevinde sıradan bir 58. gündü. Bir elimde Cici Bebe, diğer elimde İhsan Oktay. Konstantiniye’nin dehlizlerinde dolaşıyordum. “SEGBİS’in var” dediler. Bayram değil, seyran değil; bu neyin SEGBİS’i düşüncesiyle koridora çıktık. Hücre-SEGBİS arasındaki bir dakikalık koridor yolculuğunda özgürmüşüm, bilmiyordum. Bilsem hafiften dans ederdim.
Avukatlarıma haber verilmediğini, normalde salona gelmem gerektiğini ama acele bir durum olduğunu bildirdiler. Suçlamaya konu metni okudular. “Çocukları dövmemeliyiz.” demişim de “Neden çocukları dövmek gerektiğini düşünüyorsun?” diye sorulmuş gibi hissettim. Hayattan, Türkçemizden ve altı üstü komediden söz ettim. Tekrar tutuklanmama karar verdiler. Adli yılın açılışını burada kutlayacağım, başarılı bir sezon olsun.
90 dakikalık gösteriden iki ayda bir yeni suçlama çıkıyor. Reels yerine tam gösteri YouTube kanalımda, odaklanma problemi olan varsa da telefon detoksu öneririm. Bana iyi geldi.
Ben iyiyim; moralim, sağlığım yerinde. Bu ay çocukkenki ağustoslar gibi hızlı geçti. Allah’tan okul yok Eylül’de.
Bu mektubu yazarken cezaevinde 10 saniyeliğine elektrik gitti. Karanlıkta bütün mahkumlar hücrelerde ıslık çalıp bağırdılar. İlkokulda pikniğe giderken gezi otobüsü tünele girmiş gibi hissettim.
Karatepe 2026, efsane tayfa. Unutulmayacaksın.
Bir adam, Türkiye’deki ekonomik dönüşüm hakkında yorum yaptı:
• Sokağa bakın. Son iki yılda kaç yeni kafe açıldı?
• Sonra dönüp haberleri hatırlayın. Aynı dönemde kaç fabrika kapandı, kaç işçi çıkartıldı?
• Ne olur? Türkiye en azından 20 milyar dolar daha cari açık verir. İşte Türkiye ekonomisinin özeti tam olarak bu.
• Şimdi rakam vermek istiyorum: Türkiye'de imalat sanayisi 27 aydır kesintisiz küçülüyor. 27 ay, 2 yıldan fazla bir süre ediyor.
• Ama aynı dönemde dönüp bakıyorsunuz, kafe ve kahve zinciri sayısı patlamış durumda. Bir tarafta üretim eriyor, diğer tarafta birbirimize kahve satıyoruz.
• Yunanistan 2008'de battıktan sonra tam olarak bu yaşandı. Sanayileri çöktü ve gençler ülkeyi terk etti.
• Ama iki sektör Yunanistan'da büyümeye devam etti: Yeme-içme sektörü, bir de emlak sektörü.
• Yunan akademisyenler de buna "kafe ekonomisi" ismini taktılar. Yani bir ülke üretemez hale gelince insanlar birbirine kahve satarak ayakta kalmaya çalışıyor.
• Neden herkes kafe açıyor? Çünkü fabrika kurmak, milyonlarca lira sermaye demek, yıllarca sürecek izin süreci demek ve ucuz kredi ister.
• Bugün %40 faizle kaç tane fabrika kurulabilir ki? Ama kafe öyle değil.
• 2 ayda hemen açabilirsiniz ve nakit ilk günden dönmeye başlar. Yani suç burada girişimcide değil.
• Bir ülkede üretmek kahve satmaktan zorsa herkes kahve satar.
• Ama burada şöyle bir tehlike var, kafe ekonomisi canlı görünür, değil mi? Sokaklar doludur, istihdam iyi çıkar.
• Siz böyle baktığınızda her şey yolundadır ama üç şeyi asla yapmaz:
• Katma değer üretmez, döviz kazandırmaz, teknoloji doğurmaz.
• Yani ülke meşgul gözükür ama zenginleşmez. Peki böyle bir ekonomide kim kazanır.
• Aslında kazanan üç grup var: Dükkanını kiraya veren mülk sahibi, franchise'ı satan marka ve tedarikçiler.
• Tıpkı 1800'lerde altın çılgınlığında zengin olmak için altın arayanların değil, kürek satanların zengin olması gibi.
• Organize sanayide ışıklar sönerken şehir merkezinde yeni kafelerin ışıkları yanıyorsa bu yalnızca tüketim alışkanlığının değişmesi değildir.
• Bu, üretimden vazgeçen bir ülkenin giderek kendi içinde para çeviren bir ekonomiye dönüşmesidir.
• Çünkü fabrikasını kaybeden bir ülke yalnızca istihdamını değil; teknolojisini kaybeder, ihracatını kaybeder ve geleceğini de maalesef kaybeder.
@ServetAKCALI@kalbursamantr disketlerden Windows kurdunuz mu hocam?
norton commamder filan? :) nc.exe
Teey tey... Mouse bile yoktu, zaten öyle bi ihtiyaç da yoktu hahah...
İsrail devleti artık bütün dünyanın ortak meselesi olmalı. İnsanlığı külliyen felakete sürükleyebilecek bir zulüm meşruiyeti hattı oluşturuyorlar. Dünyanın bütün faşistlerine ve zalimlerine ortam hazırlıyorlar.
Size bir “sır” verelim!
Türkiye, nükleer silahları ve elektronik füzeleri çalışmaz hâle getirecek teknolojiyi yıllar önce keşfetti.
Dahası da var...
Nükleer silah ve füzeleri, kalkış yaptıkları yere düşürme imkânımız var.
Türk Milleti şâha kalktı..
Bizi kimse engelleyemez..!
@KurbaaaaKermit@kalbursamantr LimeWire'dan önce napster, sonra eMule... eMule'ü bi türlü ayarlayamamıştım diye hatırlıyorum.
teey tey... Evde internet yoktu, okulda bir mp3ü indirip onu üç diskete bölüp evde birleştiriyordum hahah...
5kb/sn hızla indirmek normaldi. Şimdi 5mb/sn "fena değil"
Así se ve el Hiroshima del siglo XXI, el ejército genocida de "Israel" ha convertido la Franja de Gaza en un páramo apocalíptico distópico, donde más del 90% de los edificios fueron dañados y el 95% de la población desplazada.
Esto es un crimen generacional contra la humanidad.
The Israelis are obvious terrorists. That's who blows up desalination plants that provide clean, drinking water. Then they blew up residential areas and places of worship because that's what terrorists do.