Anayasa’ya açıkça aykırı bir yargı kararı gerekçe gösterilerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin genel merkez binası kolluk kuvvetlerince işgal edilmiştir.
Bir parti genel merkezinin gazla, plastik mermilerle, zorbalıkla zapt edilmesi kabul edilemez.
Konu bir parti konusu değil, Türkiye demokrasisinin iktidar ve kuklaları tarafından yerle bir edilmeye çalışılmasıdır.
Demokrasi, hukuk ve özgürlükler halkın mücadelesiyle kazanılır, halkın mücadelesiyle korunur.
TİP, demokrasi mücadelesinin tarafıdır.
Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da, faşizme karşı meydanlarda yerimizi alacağımızı, halkla verilecek mücadelenin yoldaşı olacağımızı, Saray’ın kuklası kayyumu tanımayacağımızı bir kez daha ilan ediyoruz.
Karşı devrime direneceğiz. Saray darbesine teslim olmayacağız.
Kahrolsun faşizm!
Karşı Devrim’e Direneceğiz!
Cumhuriyet Halk Partisi hakkında verilen mutlak butlan kararını tanımıyoruz. Parti Meclisimiz konuyu detaylıca değerlendirmek üzere bu akşam olağan��stü toplanacaktır.
Ben size iktidara gül bahçesinden geçerek gitmeyi vadetmiyorum.
Ben size acıya katlanmayı ama teslim olmamayı vadediyorum.
Ben size onur, haysiyet, cesaret ve mücadele vadediyorum!
MADENCİ KAZANDI!
İlk günden beri yanımızda olan herkese teşekkür ederiz. Tüm Ankara halkını 19.00'da yapacağımız açıklamaya ve ardından madencileri uğurlamaya çağırıyoruz. Teşekkür ederiz.
#DorukMadencisiKazandı
Madenciler zaferlerimi kutluyor. Şu görüntü için var ya günlerdir bekledik. Direndiler kazandılar. 1 Mayıs’a doğru Türkiye işçi sınıfına umut oldular.
Video: @_Jaltuk
Genel Başkanımız Erkan Baş, SÖZCÜ TV'ye yaptığı açıklamanın ardından Ankara'da maden işçilerinin yanında açlık grevine başladı:
"İşçi arkadaşlar karnını doyurana kadar; onların çocukları evlerinde, karınları tok yatağa girene kadar onlarla açlığı ve mücadeleyi paylaşacağız!"
Türkiye sosyalist hareketinin önemli aydınlarından Yalçın Küçük’ü kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz. Yalçın Hoca, tüm hayatını Türkiye’de devrim ve sosyalizme adamış bir bilim ve mücadele insanıydı.
Yakınlarının, sevenlerinin ve tüm halkımızın başı sağolsun. Ondan ögrendiklerimizle anısı hep yaşayacak.
Tam bir yıl önce Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptaliyle başlayan ve onunla birlikte onlarca siyasetçi ve İBB çalışanının tutuklanmasına uzanan yargı süreci, çok partili dönemde sivil bir iktidar altında yaşanan en sert otoriterleşme hamlesiydi. CHP’li belediyelere yönelik operasyonların dalga dalga devam ettiği, siyasetçilerden gazeteci ve akademisyenlere kadar muhaliflerin sistematik biçimde hedef alındığı çok zor bir yılı geride bıraktık.
Buna rağmen, aradan geçen bir yılın sonunda bu davaların toplumsal karşılık bulmaması ve meydanların değişim talep eden kitlelerle dolmaya devam etmesi umut verici. Bu toplum çok daha iyi bir yönetimi hak ediyor ve bunun için demokratik mücadelesini sürdürecek.
İBB iddianamesindeki “delillerin” yüzde 95’i soyut nitelikte ve iddianamenin yaklaşık yüzde 80’i beyanlara dayanıyor. Oysa bu soyut deliller ve beyanların hiçbiri, tek başlarına ve destekleyici kanıt olmadan suçun kanıtı sayılmaz.
Üstelik beyana dayalı kısımda doğrudan tanıklık da yok; ifadeler çoğunlukla “duydum”, “bildiğim kadarıyla” gibi dolaylı nitelikte. Bu iddiaları destekleyen somut bir delil bulunmadığı gibi, binlerce sayfalık iddianamede yalnızca 24 adet “somut kanıt” yer alıyor. Ancak bu 24 parça “somut delil” için de şu sorunlar dikkat çekiyor:
1.Hiçbiri Ekrem İmamoğlu ile doğrudan bir bağlantı içermiyor; bağlantı yalnızca beyanlar üzerinden kuruluyor.
2.Bu delillerin tamamı, beyanlara dayalı yorumlarla suç isnadına dönüştürülmüş durumda. Beyanlar çıkarıldığında geriye yalnızca rutin gayrimenkul işlemleri, telefon görüşmeleri ve banka transferleri kalıyor.
https://t.co/2KdtpR2DYdğımsız denetim raporları bulunmuyor: Sayıştay raporu yok, bağımsız mali denetim raporu yok, vergi müfettişleri tarafından tespit edilmiş bir usulsüzlük de yok.
4.Zincir-i muhafaza belirsiz: Kamera kayıtları, flash bellekler ve telefon belgeleri gibi dijital delillerin ne zaman, nasıl ve kim tarafından elde edildiği; bütünlüklerinin korunup korunmadığı (adli bilişim/forensic analiz) açık değil. Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 134. maddesi kapsamında dijital delillerin elde edilme usulü de iddianamede ayrıntılı biçimde ortaya konmamış.
5.Zamanlama korelasyonu delil gibi sunulmaya çalışılmış. Ancak olayların yalnızca aynı dönemde gerçekleşmiş olması, tek başına nedensel bir ilişki ya da suç kanıtı oluşturmaz.
Son tahlilde iddianamede belgelenmiş rüşvet tutarı: SIFIR.
SON DAKİKA | Zeydan Karalar'dan cezaevi çıkışında ilk açıklama:
"Öncelikle içeride bıraktığım başta Ekrem Başkan olmak üzere tüm başkanlarıma selamlarımı iletiyorum.
Onları bırakıp çıkmak benim için buruk bir sevinç. Onların da en kısa sürede çıkacağına inanıyorum."