10 ay önce Cevdet Yılmaz;
“Kesinlikle fonlara zarar verecek, olumsuz etkileyecek bir durum söz konusu değil ama algılar çağındayız, SPK’nın iletişimi doğru yapması gerekli”
Bu arada 1 yıl öncesinden bu durumu biliyorduk ürkmesinler diye eyleme geçmedik diyen yetkili vardı.🤷🏻
50 yıllık müteahhite 1 milyon euro nun kaynağını sorup dava konusu olabiliyor ama hayatında hiç ticaret yapmamış bir memura 200 milyonu nerden buldun diyemiyoruz ya da kayyum yardımcına bu kasa nedir dersek ayıp etmiş oluyoruz…
Fon işindeki tek çözüm ilk güne geri dönmektir.Tüm katılımcıların ne ile girdiğini idare bir günde ortaya çıkarır ve paraları geri çağırırsa bu iş hasarsız halledilir ama iş birini koruyayım kısmına girerse sorunu çözmek mümkün değil…
Gazeteci arkadaş harika bir iş yapmış 29 tweet te tüm sorgunun dökümünü yapmış sıfır yorumla benim gördüğüm kadarıyla bu kadar tantana yapılan davada tek direk cevap vermediği alınan kredinin usule uygun kullanılmadığı iddiası onun dışındaki tüm soruları net cevaplamış…
HAKİM SAVCI SORU CEVAP EKSİKSİZ 29
Duruşma savcısı: Tamam. 2. Kameroğlu İnşaat Genel Müdürü ve daha sonra Beylikdüzü Belediye Başkan Yardımcısı olan Veysel Erçevik ve Adem Kameroğlu ruhsat karşılığında dubleks villayı şirketiniz olan SSB gayrimenkula devri. Şirketinizden banka yoluyla gönderilen 1,5 milyon TL’nin her ay nakit çekilerek şirketiniz Tuncay Yılmaz'ın elden teslim edildiği bu mahkeme huzurunda anlattılar. Yine bu şekilde bir bina aldığınızı iddia ediyorlar. Ve bu villanın 60 bin TL'lik lüks mobilya ve havuz teşrifat faturasından. Şimdi buradaki soru şu. Belediye başkanı yaptığınız işlerle büyük işler yapan belediye işleri olan bir firmadan bu şekilde bir iş karşılığı olmaksızın iddia kapsamında o soruyu tekrardan. Bu konu hakkında ne diyorsunuz?
Ekrem İmamoğlu: Tümüyle yalandır. Yapılan alışveriş evraklıdır. Senet verilmiştir, ödenmiştir, taksitle iddia edildiği gibi ne iskanla ne ruhsatla ilgili olmadığı tarihler bakımından ortaya konmuştur. Burada ismi geçen iş adamına "benden hangi baskıyı gördün" dediğimde "senden hiçbir baskı görmediğini", benden hiç baskı görmediğini ifade etmiştir, hissettiğini söylemiştir. Nasıl hissediyorsa! Hiçbir baskı, hiçbir ilişkimiz olmadı. Hatta ödeme konusunda sıkıntı çeken şirketin bir miktar ödeme yapamayıp daha sonra senet yerine çek verdiği ortadadır, belgededir. Dediğim gibi ben bir defa o yapıyı gidip gezdim. "Bu evi bitirip teslim edeceğiz, şu kadar zamanda" dedi, zamanı geçti, sonra gidildi, ev teslim edildi. Ev nasıl teslim edilecek, ne yapılacak, hiçbir şey konuşulmadı, ev teslim edildi, teslim edildiği şekilde teslim alındı, bir süre yazlık olarak kullandık, ondan sonra da burası satıldı. Nokta. Ticaret. Diğeri ise bir iddia, bakın bir iddia. Genel müdürüyle beraber ikisinin birinin tutsakken verdiği etkin pişmanlık ifadesi her zamanki gibi, diğerinin de yani korkutularak gidip tekrar gelip, gidip tekrar gelip verdiği yine aynı şekilde verdiği ifadeler. Onun için bizim ise elimizde belge, evrak, para, tapu ve bütün bu işlemler yapılırken de ne iskan var, ne ruhsat var. Ruhsatı verilmiş bir buçuk sene önce, iskan alınmış üç dört sene sonra. Hiçbir ilgisi yok, uzaktan yakından ilgisi yok. Evine gittiğimiz adam, evimize gelen adam. Bana bir gün bile böyle bir şey ifade etmemiş, "yok Tuncay vermiş de almış da" falan yazıktır. Duyumlarla iddia olunmaz.
Duruşma savcısı: Bir de Adem Bey'in bahsettiği bu lüks mobilya meselesinden o dönemin şartlarını 400 bin küsur TL vermiş. Bundan bilginiz var mı?
Ekrem İmamoğlu: Hiçbir bilgim yok. Burada zaten bu faturaları ben gördüm, bunları inceledim yani ben hakkımda en büyük haysiyetsizlik de bir suçlama yapılıyor yani. Burada yapılan kesilen faturası firması belli.
Duruşma savcısı: Adem Bey'in şöyle beyanı mahkemeye sunduğu özetlersek. Teslim ettikleri örnek Villa ve size ait bir villada bu şekilde mobilya şeklinde olduğunu, hatta bu firmayla sipariş edilen lüks başlıktaki mobilyaların liste tutularak isimlerinin yazıldığı ve bu şekilde faturasının kendilerine özetlediği şeklinde bir beyanı var.
Ekrem İmamoğlu: Kim ödedi bunu? ByKedi diye bir şey tanımam, etmem. Kendi firması çalışmış, etmiş, alışveriş yapmış, yapmış, almış, götürmüş, ödemiş, ne alakası var? Yani hani "şu eve verdim mi" diyor ya da burada bir alacağı varsa İmamoğlu İnşaat'a fatura etti de İmamoğlu İnşaat ödemem mi demiş? Bu iş köpek, kedi kavgasına gidiyor yani.
Duruşma savcısı: Müteahhit Cemal Bey. Kendisini tanır mısınız?
Ekrem İmamoğlu: Tanımaz mıyım? Allah ıslah etsin.
Duruşma savcısı: Onun sizinle ilgili bir iddiası olduğunu...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.
Duruşma savcısı: 500 bin TL...
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu.
Duruşma savcısı: Verdiğini söylüyor.
Ekrem İmamoğlu: Yalan konuştu. Çok yan yana namaz kıldık ettik ama Allah ıslah etsin. Başka bir şey demiyorum yani. Yalan konuştu.
Şu itiraf bile siyasetin ne kadar kokuşmuş olduğunu gösteriyor kule gibi paralara rağmen Cumhurbaşkanına ricacı olma utanmazlığı bile başka bir seviye artık sadece kestirip atmak değil ricacıları bile kestirip atmalıydı…
Az önce öğrendim.
Cumhurbaşkanımız @RTErdogan, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı Yusuf Ulutaş için devreye giren “hatırlı” isimlerden birine “bu işe karışmayın” diyerek kestirip atmış.
Son MYK toplantısında da neredeyse herkesi haşlamış, fon operasyonuna dair sert mesajlar vermiş.
Belli ki çok kararlı, bir o kadar öfkeli, ummadıklarından gördükleri karşısında.
Onun için aşağıdaki mesajı “kuru mesaj” olarak görmüyorum.
Bir genel başkan yardımcımızın, “Reis mücadeleyi kendi takvimine göre sürdürüyor, izleyin” mesajını da bu bağlamda değerlendiriyorum.
Tavır çok açık ve net:
“Piyasa düzenbazlıklarıyla 3 lirasını 10’a, 30’a katlayana bu fahiş kazancın kazancın bedelini ödeteceğiz.”
Onun için neşterin derine, daha derine indirileceği konusunda umutlarım arttı.
Siyasi bir dava olabilir ancak size yöneltilen suçlama metro inşaatı için alınan krediyi mevzuata aykırı olarak neden kullandınız? Sende çıkıp dersin ki hayır kanıtlar burda kredi amacına uygun olarak metro inşaatında kullanıldı hazine onayı ile uyumlu harcamalar yaptık
"BU İDDİANAMEYİ ORTAYA KOYAN SAVCI KALEMİNİ KIRSIN"
mahkeme başkanının ardından savcı soru sordu İmamoğlu'na.
Savcı: Ekrem Bey, finansman meselesiyle ilgili savunma yaptınız zaten. İddianamedeki verilere göre işte burada ekrana yansıttık hani gelen finansmanların nereye kullanıldığına ilişkin. Ben onunla ilişkili birkaç sorularım olacak size. Kamu finansmanı ve borç yönetimi kanunu ve uluslararası diğer şirket ihale süreçlerinde... Hazine onayı ile gerçekleşen dış finansman tahsis amacı dışında belediyenin cari harcamalarında veya iştirakler üzerinden üçüncü şahıslara ödeme açıkça yasaklanmıştır. Milyarlarca lira kamu bütçesindeki bu stop borcu, bütçe mevzuatını tamamen baypas ederek bir ekonomi mantığıyla yönetilebilir mi?
Ekrem İmamoğlu: Savcı Bey, şu soruyu kim yazdıysa, bu tabloyu da buraya koyup sizin önünüze kim delil koyduysa sizi rezil etmek için yapmış. Bakın, bu kadar net söylüyorum, üzülerek söylüyorum.
Savcı: Rezil derken neyi kastettiniz? İddianamede var...
Ekrem İmamoğlu: Niye biliyor musunuz? Ne yazdığınızın bu konuyla ilgisi var, ne şu konunun yurt dışı finansmanın akışıyla ilgisi var. Çok yazık.
Savcı: İddianamedeki veriler Ekrem Bey…
Ekrem İmamoğlu: Çok yazık! İddianameyi yazanlar zaten yurt dışı finansmandan anlamıyorlar, kredi kullanmaktan anlamıyorlar, cari hesap incelemesinden anlamıyorlar. Bu konuya yani şu sorduğunuz soruya üzülerek söylüyorum...
Savcı: Kanundaki maddeler öyle ama... Kanundaki maddeler...
Ekrem İmamoğlu: Hiçbir ilgisi yok. Ne kanunla ne... Gayet güzel...
Savcı: Ev ekonomisi mantığıyla yönettiğinizden bahsettiniz.
Ekrem İmamoğlu: Biz gayet güzel yönettik. Sayıştay... Sayıştay denetledi. Bunu yazan savcı ise üzüntüyle söylüyorum, o kalemini kırsın! Üzüntüyle söylüyorum. Bu iddianameyi oraya koyan savcı kalemini kırsın! Anlatabiliyor muyum? Buradan 60 milyarlık yurt dışı finansmanından yani kamunun parasını sağa sola peşkeş çekti ve burada 60 milyarlık zarar edildi demek var ya Sayın Savcı, bu, bu dosyanın en rezil sayfalarından biridir yani. Ne yazık ki kurgusu saçma olan, tabloyla da hiçbir ilişkisi olmayan bu sorunuzu muhatap almıyorum.
Savcı: Tamam ben sorumu okuyayım da cevap vermek zorunda değilsiniz.
Ekrem İmamoğlu: Sorunuzu okudunuz. Bir daha okumaya gerek var mı?
🔴YAHŞİHAN’DA TAPU SALTANATI: TEK BAŞKAN YARDIMCISINA 1.630 TAŞINMAZ!
🔺Yaklaşık 40 bin nüfuslu Yahşihan’da belediyeye yönelik yolsuzluk soruşturmasından çarpıcı bir mal varlığı tablosu çıktı. Belediye başkan yardımcısının adına kayıtlı tam 1.630 taşınmaz tespit edildi.
🔺Eski imar müdürünün yakınlarının üzerine kayıtlı taşınmazların sayısı ise 336’ya ulaştı. Soruşturma kapsamında toplam 2.031 taşınmaza el koyma tedbiri uygulandı.
TAPU LİSTESİ AİLEYE VE BELEDİYE YÖNETİMİNE UZANDI
• Belediye Başkan Yardımcısı Satılmış Serkan Yıldıran: 1.630 taşınmaz
• Belediye Başkanvekili Aydın Demirdirek: 11 taşınmaz
• Encümen üyesi Faruk Dadalı: 32 taşınmaz
• Encümen üyesi Ömer Hazar: 22 taşınmaz
• Eski İmar Müdürü Ulaş Biçer’in eşi Elif Biçer: 83 taşınmaz
• Kayınvalidesi Aliye Demirkaya: 122 taşınmaz
• Baldızı ve sekreteri Canan Demirkaya: 122 taşınmaz
• Eşinin teyzesi Ayşe Öztürk: 9 taşınmaz.
🔴PORSCHE, MERCEDES, BODRUM’DA VİLLA VE YAT…
Tutuklu eski İmar Müdürü Ulaş Biçer’le ilişkilendirilen lüks mal varlıkları için basına yansıyan değerler de dikkat çekti:
• Porsche 911: 68 milyon TL
• Mercedes-AMG: 32 milyon TL
• Mercedes G Serisi: 31 milyon TL
• Bodrum’daki villa: 300 milyon TL
• Bodrum Marina’daki yat: 110 milyon TL
Yalnızca bu beş kalem için belirtilen toplam değer: 541 MİLYON LİRA!
Mali incelemelerde, Biçer’in yakınlarına ait mal varlıklarının SGK kayıtları ve gelir durumlarıyla uyumsuz olduğu belirlendi. Biçer ile eşi arasındaki para hareketlerinin işlem hacmi 72 milyon 153 bin liraya ulaştı. Savcılık, suçtan elde edildiği iddia edilen gelirlerin yakınların üzerine geçirilerek korunup korunmadığını araştırıyor.
Dosya yalnızca tapulardan ibaret kalmadı. Bilirkişi raporuna göre 7 imar uygulaması dosyasından 5’i mevzuata aykırılıklar nedeniyle iade edildi. Bir dosyanın teknik belgeleri belediye arşivinde bulunamadı; başka bir dosyada ise park alanlarının belediye adına arsa olarak tescil edilmeye çalışıldığı belirtildi.
Başkan Yardımcısı Yıldıran’ın evindeki aramada seri numarası bulunmayan ruhsatsız tabanca ve 11.312 mermi ele geçirildi. Soruşturmada alınan bazı ifadelerde Yıldıran’ın, tutuklu eski Belediye Başkanı Ahmet Sungur’un finansal işlerini yürüttüğü ve “kasası” olduğu iddia edildi.
Kemal Kılıçdaroğlu’ndan fon skandalıyla ilgili “suç örgütü” çıkışı: 4 isimli eski bakan suç örgütünden yargılanmalı!
Önce o bürokratların tamamı istifa edecek. Bürokratların tamamı görevden alınacak.
Görevden almazsanız olmaz bu iş. Devlet dediğiniz kurumda bir bürokrat görevini yapmamışsa, göz yummuşsa görevden alacaksın.
Bu olayın sıradan, basit bir olay gibi ele alınmaması lazım. İttifak hâlinde, iş birliği hâlinde yapılan bir olay. Bunu suç örgütü tanımına koymanız lazım. Suç örgütü tanımına koymazsanız bunların hepsi bir buçuk, iki yıl yatar, sonra hepsi çıkar.
Olmaz. Suç örgütü… Ortaklaşa bir araya gelmişler. Herkesin haberi var.
Ve o zaman vatandaş soyuluyor. Bu olaya taraf olan yöneticilerin tamamı ve siyasiler, suç örgütü kapsamında yargılanmak zorundadırlar.
Bir meşhur bakan vardı ya, eski bakan. Dört isimli bakan. Evet, dört isimli bakan.
Soygunu dört dörtlük yapan bakan, işte o bakanın da suç örgütü içinde yer alması lazım.
Şimdi efendim, “Biz para iade ettik.” Para iade ettin. Olay patlamasaydı para iade etmeyecektin. Dünyanın faizini elde ettin. E, bir de “Faiz haramdır.” diyordun sen. Öyle söylüyordun sağda solda: “Faiz haramdır.” E, dünyanın malını götürüyorsun, köşeyi dönüyorsun, milyarlar kazanıyorsun.
Ya, insanda biraz utanma olur ya! Gerçekten hayret ediyorum. Biraz utanma olur ya! Soydun kendi vatandaşını ya! Başka bir ülkenin vatandaşını soymuyorsun, kendi vatandaşını soyuyorsun. Kendi vatandaşına gidip yalan söylüyorsun sen aynı zamanda.
@buraksaltoglu Aslında bitirmek sorun değil ama insanlar bunu sanki uzaya çıkmış gibi bir eda ile anlatmaları garip…Elektronik bitirmişsin belki işletme master ı ama neden tıp okursun ya da okuduğunu beyan edersin…
Allah dualarınızı kabul etti sizden utanma duygusunu aldı…Seversin sevmezsin 50 yıldır bir mücadelenin içindesin ve geldiğin nokta da milletvekili yaptığın kişinin klinik hareketleri sana mal edilecek…
Ortada bir düzen var ve hepsi aynı yere hizmet ediyor hepsinin bir maskesi var biz halk olarak boşuna debeleniyoruz.. İnsan da az daha olsa utanma olur…