DİRENİŞ ÖRNEKLERİNİ VURGULAYALIM
İktidarın CHP’ye (artık Yeni Parti’ye) yönelik saldırıları, aslında muhalefet saflarında “arınma” yaratıyor. Saldırılara göğüs gerenlerle geremeyenler ayrışıyor. Bu olumlu bir gelişmedir ve çok önemli bir deneyimdir.
İçinden neden bu kadar çok boyun eğen, karşı tarafa geçen, döneklik yapan kişi çıktı diye CHP’yi eleştirenler var. Bu eleştiriyi getirenler eğer herhangi bir partinin üyesi iseler, kendi partilerinin, yöneticilerinin, üyelerinin bu ağırlıkta bir saldırı karşısında ne tutum alabileceklerini gerçekçi bir biçimde düşünsünler. Eğer partisiz iseler, bu çapta bir saldırı ile karşılaştıklarında ne tutum alabileceklerini -kamuoyuna açıklamak zorunda değiller- gece kafayı yastığa koyduklarında kendi içlerinde düşünsünler. Kaldı ki kişi, kendi başına gelmeyen, kendi deneyimlemediği meseleler konusunda fazla atıp tutmamalı.
İnsanlar, suçsuz yere yıllarca içerde yatmakla, mallarına, mülklerine, tüm birikimlerine el koyulmakla, işlerini kaybetmekle, sadece kendilerinin değil ailelerinin ve yakınlarının da başına gelebileceklerle sınanıyorlar. Üstelik sadece bir iktidarla değil, devletleşmiş ve devletin tüm olanaklarını kullanan bir iktidarla karşı karşıyalar. Kolay değildir bu! Tüm bu baskılara direnenler, onurlarını koruyanlar kahramanlık yapıyorlar.
Hele sosyalist soldan yöneltilen bu tür eleştirileri anlamakta zorlanıyorum. Çünkü sol bu konuda çok acı çekmiştir ve son derece deneyimlidir. 12 Eylül zulmü karşısında sosyalistler içinden de çok sayıda faşizme boyun eğen, itirafçı olan, karşı saflara geçen kişi çıkmıştı. Dönek olmayan ama Avrupa’ya kapağı atan, siyaseti bırakan, geride duran, inzivaya çekilen çok sayıda kişi de vardı. Sadece kişiler değil, bazı örgütler bile boyun eğdiler, geri çekildiler. Liberal solculuk nereden çıktı?
Elbette kahramanlık örneklerini, arkadaşlarını kurtarmak için katledilmeyi göze alanları, idam sehpasında bile onurlu duranları, işkencelere direnenleri, ser verip sır vermeyenleri biliyoruz, onlarla gurur duyuyoruz, övünüyoruz, örnek alıyoruz ve onları ön plana çıkarıyoruz. Ama birçok tersi örnek olduğunu da biliyoruz. 12 Eylül zulmü sola bu anlamda da çok büyük bir deneyim kazandırdı.
Çuvaldızı başkasına batırmadan önce -en azından- iğneyi kendine batırmak gerekir.
CHP (Yeni Parti, Özel ekibi) bu konuda bence şimdilik iyi bir sınav veriyor. Kişilere yönelik baskı, şantaj, tehdit, karalama yanı sıra eski genel başkanlarının ihaneti ve yüz yıllık partilerinin ellerinden alınması da söz konusu. Çok ağır bir durumdur bu. Buna rağmen sağlam duranlar ve direnenler çoğunluktadır. Eğer boyun eğme durumları karşısında üzüntü duyuluyorsa, direnenleri, onurlu duruşları ön plana çıkarmak gerekir.
Geçenlerde bir TV yorumcusunun, AKP’nin böyle bir saldırı ile karşılaşırsa CHP’ye göre daha sağlam duracağını söylediğine tanık oldum. Hiç katılmıyorum. AKP yöneticilerinin böyle bir saldırı ile karşılaştıklarında (ki gelecekte yaşanması ihtimal dahilindedir) birbirlerinin gözünü oyacaklarından, birbirlerini satış yarışına gireceklerinden, kendilerini kurtarmak için her yolu deneyeceklerinden adım gibi eminim (FETÖ borsasını anımsayalım).
Aynı TV yorumcusu, Kürt siyasal hareketinin, çok daha ağır saldırılarla karşılaşmasına rağmen daha sağlam durduğundan söz etti. Doğrudur, çok önemli direniş örnekleri var o kesimde de. Ama PKK saflarından da ne kadar çok itirafçı çıktığı, karşı tarafa geçenler olduğu, hatta operasyonlara katıldığı herkesin malumu.
Bu da bir insanlık halidir. Beş parmağın beşi bir değil.
Eğer derdimiz üzüm yemek yerine bağcıyı dövmek değilse ve direnişi arzuluyorsak, o halde direniş örneklerini vurgulayalım.