Leia mais livros. Leia para escapar da realidade. Leia para compreender a realidade. Leia para questionar aquilo em que você acredita. Leia para pensar melhor. Leia para escrever melhor. Leia para argumentar melhor. Leia para se conhecer. Leia para construir algo. Um único livro pode transformar completamente a maneira como seu cérebro funciona.♟️
“Aç yatmak, borçla kalkmaktan iyidir.”
— Benjamin Franklin
Bazen insan, sahip olmadığından çok sahip olmadığı hâlde sahipmiş gibi yaşamaya çalıştığı için yorulur.
Borç yalnızca cebimizi değil, zihnimizi de meşgul eder. Daha fazlasına sahip olmak uğruna özgürlüğümüzden vazgeçmek, çoğu zaman düşündüğümüzden daha ağır bir bedeldir.
Azla yetinmek bazen yoksulluk değil, özgürlüğü seçmektir.
İyilik bazen alkışlanmak için değil, gerçekten iyi olduğu için yapılmalı.
Birine yardım ettiğinde bunu herkese anlatma ihtiyacı duyuyorsan, belki de yaptığın iyilikten çok onun nasıl göründüğüyle ilgileniyorsundur.
Gerçek iyilik, kimsenin görmediği yerde de aynı şeyi yapabilmektir.
“İyi bir şey yapmak için, kimsenin bunu bilmemesi gereken bir şekilde yapmak çok daha iyidir.”
— Leo Tolstoy
"J’ai vieilli sans demander la permission de personne, provoquant une tempête et un tollé parmi les fervents combattants de l’anti-âge.
J’ai osé marcher sur le tapis rouge, avec mon visage, mon corps, mes rides, mes yeux fatigués et mes formes, avec tout ce que la nature m’a offert. Sans hésitation, sans complexe, et sans accorder la moindre importance à l’avis des adeptes de la jeunesse éternelle.
Et vous savez quoi ? C’est formidable. Quelqu’un devait bien finir par dire au monde qu’il n’y a aucune honte à vieillir."
Monica Bellucci
“Bilge adam, kendisinden daha iyi olanla her zaman birlikte olmak isteyecektir.”
— Platon
Gerçek bilgelik, kendinden üstün insanlardan rahatsız olmamakla başlar.
Çünkü kibir, çevresindeki herkesin kendisini onaylamasını ister; bilgelik ise kendisini geliştirecek insanları arar.
İnsanın kimlerle vakit geçirdiği, zamanla kim olmaya başladığını da belirler.
İnsanı insan yapan, insanı ahlaklı yapan; başlıca fırsatları değerlendirme yeteneğinden çok, değerlendirebileceği bazı fırsatlardan bilinçli olarak vazgeçebilme yeteneğidir. Buna şahsiyet denir.
İstanbul Üniversitesinin eski Rektörlerinden , Cerrahpasa Tıp Fakültesinin emekli öğretim üyesi Değerli Bilim insani, Onkoloji hocamız Prof. Dr. BULENT BERKARDA'NIN yazısı . Okumanızı ve uygulamanızı önemle öneririm
Sevgiler.
💥NÖROPEPTİT💥
Düşünceler beyinde nöropeptit üretimini tetikler. Neşeli insan ile kederli insanın nöropeptitleri birbirinden farklıdır.
İyi şeyler düşünürsen iyi nöropeptitler üretirsin..
Bunlar kan yoluyla tüm vücuda yayılıp bağışıklık hücrelerini çalıştırır.. Bir tür enerji parçacığı gibi.
Hastalarıma neşeli insanlarla buluşmalarını, neşeli kitaplar okuyup komedi filmleri izlemelerini öneriyorum.
Norman Kazan’ın bir kitabı vardır; orada ‘kanseri hergün dört kere Şarlo filmi izleyerek yendim’ der..
Durduk yere kahkaha atarak da bilinçaltı kandırılabilir..
Hasta eğer mutsuzsa yine de neşeli filmler işe yarar mı?
Aslına bakarsanız sebepsiz de gülünebilir. Günde yirmi kere ‘Hahahahah’ diye gülebilir hasta durduk yere. Ama bunu şimdi kime anlatacaksın, bizim millet inanmaz böyle şeylere, şüphecidir. Halbuki beyin onu gerçek sanıyor. Şuur altı kanar. Ne dersen ona inanır..
Kahkaha atıp iyiyim de; iyiymişiz der.. Kötüyüm de; kötüymüşüz der..
İnsan vücudu bir gemi gibidir. Emirleri kaptan verir, makine dairesi emirleri yerine getirir. Bizde de kaptan beyindir. Bilinçaltı da makine dairesi..
Telkin çok önemli. Oturup günde on kere bugün çok iyiyim şükür de; karaciğerin, dalağın, akciğerin ona göre çalışır. Kaptan iyiyiz derse beyin iyi endorfin salgılar..
Onkolog Prof Dr
Bülent BERKARDA
GÖRSEL: Bülent BERKARDA
Alıntıdır
#ALINTIVEŞİİRSEL
#keşfetteyiz
#öneçıkar
#herkes
Psikotik bozukluklarda (bugünkü sınıflamada şizofreni olarak adlandırılan tablolar) temel bilişsel sorun çoğu zaman akıl yürütememek değil, az veriyle hızla kesin bir sonuca varmak ve bu sonuca ulaştıktan sonra yeni bilgilerin içeri girmesine izin vermemektir. Yani sorun düşünememek değil; erken karar vermek ve kararı yeni kanıtlarla güncelleyememektir.
Søren Kierkegaard’ın Yürümenin Önemi Üzerine
“Her şeyden önce, yürüme isteğini asla kaybetme. Her gün yürüyerek kendimi iyi hissettiğim bir hâle taşıyor, her türlü hastalıktan yürüyerek uzaklaşıyorum. En güzel düşüncelerime yürüyerek ulaştım ve insanın yürüyerek uzaklaşamayacağı kadar ağır bir düşünce olduğunu bilmiyorum. Fakat hareketsiz oturdukça, insan kendini hasta hissetmeye o kadar yaklaşır. Bu yüzden yürümeye devam edersen, her şey yoluna girecektir.”
Yalnız kalmayı, kendini yalıtmayı seçen insanları hassas veya hasta sanmayın. Onların çoğu, toplumca kanıksanmış iki yüzlü ve zorba insan ilişkilerinden artık tiksinmiş ve en küçük zorbalığa bile toleransı kalmamış, gerçek ruhlardır.