Bir dönem dağ gibi anlatılanlar,
şimdi kâğıt gibi katlanıyor.
Dün uğruna ölünen şeyler
bugün dipnot bile edilmiyor.
tuhaf olan ise
kendi hikâyesini silenler hâlâ
başkalarına masal anlatıyor.
Ama en ilginci şu içlerinde
bu değişimi sorgulayan yok,
sadece alkışın tonu değişiyor
Kim bu kadıncağızı bu hale getirdi ? Dünyanın hiçbir timarhanesinde siz böyle bir timarhanelik g��remezsiniz. Hangi idealler uğruna gitmiş ne hale getirmişler. Kadını bırakın suçluyu bulun.
Ho Chi Minh Amerika’ya yalvarıp pişmanlık belirtmedi
Ömer Muhtar İtalyanlara yalvarıp pişmanlık belirtmedi
Mandela Güney Afrika yönetimine yalvarıp pişmanlık belirtmedi
İrlandalılar İngilizlere yalvarıp pişmanlık belirtmedi
Katalanlar ve Basklılar İspanya’ya yalvarıp pişmanlık belirtmedi
Hatta
Afganlar ABD ve SSCB ye yalvarıp pişmanlık belirtmedi
İŞİD liler ABD ye yalvarıp pişmanlık belirtmedi
HTŞ lideri Colani ABD ye yalvarıp pişmanlık belirtmedi
Küba, Mozambik, Gine, Angola, Kore, El Salvador ve onlarca baskı altındaki halkların liderleri düşmanlarına yalvarıp pişmanlık dilemediler.
Direndiler
Savaşı kaybetseler bile onurlarını korudular
Gelecek nesillere direnme mesajı verdiler.
Kürt isyan geleneğinde de bu direniş ve yiğitlik vardır.
Bedirxan Bey, Şeyh Said, Seyid Rıza, Qadı Muhammed, Doktor Şıvan, Şeyh Ubeydullah,Doktor Qasımlo ve daha niceleri hep direniş ve şehadetleriyle geriye kalanlara bayrak oldular.
Düşmana yalvaran, af dileyen, pişmanlığını kabul ettirmek için takla atan, yerlerde sürünen ve bu utancı marifetmiş gibi, erdemmiş gibi, siyasetmiş gibi gösteren ucubeler sonradan türedi.
Silahını yakan, savaşa tövbe eden, özgürlük ve bağımsızlık gibi kutsal amaçlardan vazgeçen, onbinlerce şehidin, yüzbinlerce gazinin, yurdunu, evini, yaşam alanını terketmek zorunda kalmış milyonlarca mağdurun davasına ihanet etmiş ve bu ihanetini süsleyerek pazarlamaya çalışan ucubeler ve bu ucubelerin destekçileri sadece Kürdistan’da vardır.
Yeryüzünde böylesi bir utanç, böylesi bir rezalet ilk kez görülüyor.
Bütün dünya bu bilmeceyi çözmeye, anlamaya çalışıyor.
Bu kadar akılsızlık, mantıksızlık ve utanmazlık başlıbaşına bir araştırma konusudur.
Bunun siyasette ve sosyolojide bir karşılığı yoktur.
Bilimsel olarak izahı zordur.
Bir ulusun davul zurnayla, zılgıtlarla güle oynaya kendi mezarını kazdığı tarihte görülmemiştir.
Ne yazıkki Kürt toplumu tam da bunu yapıyor.
Anlayamıyoruz, anlatamıyoruz.
1111 hafta boyunca değişmeyen bir talep var: Hakikat, adalet ve barışçıl protesto hakkı.
Cumartesi Anneleri/İnsanları'nın mücadelesi bugün binlerce insanın ortak sesi. Bu sesin yeri ise yıllardır olduğu gibi Galatasaray Meydanı.
11 Temmuz'da, 1111. haftada, Galatasaray Meydanı'nda barışçıl toplanma hakkına yönelik tüm kısıtlamalara artık son verilsin.
Meydanlar barışçıl protestolara açılsın.
📹 Arel Talu
Bir de bunlar var tabi.. “Kürt meselesi ile demokrasi meselesi aynı şey değildir” dersin.
O gelip: “Siz tweet atarak devlet kuramazsınız.”der. Çünkü kapasite bu. Elli yıldır neyi savunduğunu açıklayamayan, ama Kürdistan denildiği anda “tweetle devlet kurulmaz” seviyesine düşen bir güruh.
İmralı'daki Öcalan:
• Halis muhlis bir Kürt falan değilim.
• Pratik olarak bir Türk'üm.
• Türk ulusu, ağacın köküdür.
• Kendimi her Türk'ten daha iyi Türk gibi hissederim.
• Her şeyimi Türkçe yürütüyorum.
• Biraz Kürtçe biliyorum, halkla biraz anlaşmak için…
The Kurds have been loyal American allies for decades — so why are we getting them so wrong? In this episode, Stephen draws on his book "The Miracle of the Kurds" to set the record straight about one of the most misunderstood people in the world: a moderate, resilient ethnicity spread across the Middle East with no nation to call their own, yet fiercely devoted to their identity and their allies. Let's reset our perception of the Kurds: https://t.co/ljh4vCUhHJ
#Kurds #Kurdish #MiddleEast #CurrentEvents