Bakın 2016 yılında Nikaragua'da neler oldu:
2016'nın Haziran ayında Ortega’ya yakın üyelerin hâkim olduğu Yüksek Mahkeme ana muhalefet partisi PLI lideri Eduardo Montealegre’yi görevden alarak parti yönetimini siyaseten daha etkisiz görülen Pedro Reyes’e verdi.
Reyes’in otoritesini tanımayan PLI milletvekilleri ise parti disiplinini ihlal etmekle suçlandı ve Yüksek Seçim Konseyi’nin kararıyla 28 milletvekili parlamentodan çıkarıldı. Böylece seçimde Ortega’ya karşı yarışabilecek başlıca siyasi örgüt parçalandı.
Kasım 2016'daki seçimde Ortega güçlü bir rakip olmadan yüzde 72’nin üzerinde oyla yeniden seçildi.
Tanıdık geldi mi?
İBB İddianamesindeki meşhur Beşiktaş'taki inşaat konusu yani Pasifik Holding’in "Next Level" projesi.
Gürkan Akgün tek tek anlattı.
Yer: Beşiktaş ilçesi, Ortaköy Mahallesi'nde
➖Subay Lojmanları olarak adlandırılan konutların bulunduğu bir yer.
➖17.10.2008 tarihinde yapılan plan değişikliği yapılıyor ve Askeri Lojman kısmen de Yol ve Park Alanı oluyor.
➖01.03.2019 yılında Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamında "Rezerv Yapı Alanı" ilan ediliyor.
➖Rezerv Yapı Alanı ilan edilmesi ile birlikte Belediyenin yetki alanından çıkarılıyor, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na geçiyor.
🔴İBB OLUMSUZ GÖRÜŞ VERİYOR
Gürkan Akgün:
➖“21.09.2020 tarihinde Bakanlık bu parselde yapılanma şartlarının Emsal: 1.80, yükseklik: Zemin + 23 kat olacak biçimde imar planı değişikliği teklifi hakkında görüşümüzü sormuş,
Başkanlığımız da kentin silüetini olumsuz yönde
etkileyecek nitelikte olduğu gerekçeleriyle 29.11.2020
tarihli OLUMSUZ görüşünü sunmuştur."
🔴BAKANLIĞIN KAĞIT OYUNLARI
➖01.02.2021 tarihinde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca "Ticaret+Turizm+Konut Alanı" kısmen de Park ve Yol Alanı"olarak değiştiriyor.
➖Gürkan Akgün: “Fiili olarak aslen %85’i konut alanı olarak planlanmış olmasına rağmen Boğaziçi geri görünüm ve etkilenme sonrasında kalan bu parseldeki inşaat, Boğaziçi Yasasının silüeti korumak amacıyla getirmiş olduğu konut alanlarındaki 5 kat sınırlamasını aşmak için, kağıt üzerinde ticaret+ turizm + konut alanı olarak belirtilmiştir.
➖Askıya çıkan planlara, 04.03.2021 tarihinde Başkanlığımızca İTİRAZ edilmiştir.
Söz konusu plan değişikliklerinin;
- Donatı dengesini bozucu, trafik yoğunluğunu artırıcı,
- Ana planların kurgusuna ve bütünlüğüne aykırı,
- Toplam inşaat alanı ve nüfusu artırıcı,
- Mülkiyeti kamuya ait olan yerlerin kamu yararına kullanılması gerekirken kamusal alanların azaltıldığı,
gerekçeleri gösterilerek itirazlarımız sunulmuş fakat bu
itirazlarımız dikkate alınmamış,
söz konusu imar planı kesinleşmiş ve böylelikle İstanbul’un orta yerinde kamuya ait bir Askeri Alan, lüks konut fonksiyonuyla yoğun yapılaşmaya açılmıştır.
Görüldüğü üzere şehircilik ilkeleri çerçevesindeki tüm itirazlarımıza rağmen kamusal alanları azaltan imar planları yürürlüğe girmiştir."
#ibbdavası
@akgungurkan@sine
@enginbalim@cankayabelediye@ankarabbld Yandaki binanın sınırına bakarsanız işletmenin kaldırımı işgal etmediğini görürsünüz. İmara aykırı bir yapı olduğu doğru ama kendi arsası içinde. Bu videodaki en çok sorun edilecek şey kaldırımdaki araçlar bence.
BÜTÜN SALONU
AĞLATAN O SAVUNMA
Fatoş Pınar Türker yaptığı savunma ile herkesi ağlattı. Polis baskını, savcılık ve cezaevi sürecinde yaşananlar çok çarpıcı:
Sabah 5.30- 6.00'da. Ben iki kızımla dediğim gibi yalnız yaşıyorum. Çok ilginç. İşte polisler eve geldi. Çocuklarım ağlıyor, işte diyorum ki, "Bir su vereyim". "Hayır". İşte küçük kızım okula gidecek, "Hayır, kimse kımıldamasın, delil karartmayın" diyor sürekli şey. Polis bey, komiser herhalde. O çok yani onun gözlerindeki bakışı hiç unutmayacağım. Bir tane kadın memur vardı en sonunda kızlarımla birlikte o da ağlıyordu. "Sakın kimse birbirine dokunmasın" filan dedi. Dedim "Siz dedim mali suçlar için gelmediniz mi? Biz ne delili karartacağız?" Şey dedi polis; "Biz cinayet masadan geliyoruz" dedi. Öyle olunca benim kızlarım avaz avaz ağlamaya başladılar. Ben dedim "Ne cinayeti" dedim. Hayır dedim; "Şu an operasyon oluyor, polis kalmadı, biz geldik" dedi.
Vatan'a girdik, emniyete. Hakikaten ben oradan çıkamayacağım diye düşündüm Artık kaçıncı gün ne şeyde, bir bilmiyorum. Bir kadın memur geldi, "Arama yapacağız" dedi. Eldiven taktı eline. Arkada böyle klasörler, çok küçük bir oda. "Üstünü çıkar" dedi, "Üstünü çıkardım". Ama üstünü çıkarmanın hani zaten çıplaksın, ne kontrol edeceksin ama kontrol yaptı, "Tamam" dedi. “Eşofmanını da indir” dedi. İndirdim. “Çamaşırını da”. “Nasıl yani” dedim? “İndireceksin” dedi...
Siz dediler 6 kişilik koğuşa koyacağız. Sonra müdür hanım dedi ki Adalet Bakanlığı'ndan dedi talimat sizi ayrı ayrı koyacağız dedi.
Öyle ilk geceyi geçirdik. Sonra ertesi gün mazgal açıldı, infaz koruma memuru, "Fatoş" dedi. "Efendim" dedim. "SEGBİS" dedi. Dedim ki "O ne?" "Mahkemeye çıkacaksın" dedi. "Ben daha yeni tutuklandım" dedim. "Dün çıktım mahkemeye" dedim. "Yine çıkacaksın" dedi. Ben gittim oturdum, karşımda bir ekran açık ama "Adalet mülkün temelidir" yazmıyor, bir ofis orası. Böyle gözüm de ısırıyor, en sonunda kırmızı espresso makinesi vardı çünkü Savcı Bey bana o makinede kahve ikram etmişti. İfademi alan savcı, başkanım. Savcım, size soracağım şimdi. Siz tabii ki şey, sizin şahsınızla hiç alakası yok konunun ama hani meslektaşınız ya böyle bir uygulama var mı, yok mu? Dedi ki: "Ya" dedi, "Fatoş şimdi ağlarsın böyle karşımda" dedi, "ben sana ne dedim" dedi.
"ben senin ne olduğunu biliyorum ama sen bu adamlar sana" dedi "kumpas kuracak demedim mi" dedi. "Niye konuşmadın sen" dedi. "Verecektin ifadeni gidecektin" dedi. "Ama" dedim, "Sayın Savcım ben bildiğim her şeyi anlattım." "Bak şimdi" dedi, "sen git" dedi, "eşyalarını topla. Ben "dedi, "sana Çağlayan'dan araba göndereceğim" dedi. "Geleceksin" dedi, "burada" dedi, "bana" dedi "ifadeyi vereceksin, buradan" dedi "çocuklarına gidersin." Ben de dedim ki: "Savcım" dedim, "ben yeniden ifade veririm, vermemi istiyorsanız" dedim. "Bir avukatıma sorayım." Şimdi karşımdaki savcı ya, "Yok efendim" diyecek halim yok, ben bilmiyorum bir de hakikaten, ilk kez tutuklanmışız. "ben avukatıma bir danışayım" dedim. Böyle yaptı: "Hâlâ" dedi, "avukat diyorsun bana" dedi. "Sen" dedi, "bu kafayla bir daha" dedi "çocuklarını asla göremeyeceksin" dedi. "Sen bekârsın, değil mi?" dedi. Evet. "Velayetleri de sende?" Evet. "Senin çocukların" dedi, "reşit de değildi, değil mi?" dedi. Değil dedim. "Eh, artık Sosyal Hizmetler alır senin çocuklarını" dedi. Ha, bir anneye böyle denir mi? Çocuklarıyla tehdit ettiler. Az evvel şeyle söyledim ya size hani mal varlığı, "Sen bakıyordun, değil mi?" dedi. Evet. "Bak" dedi, "mal varlığı tedbiri için" dedi, "karar var benim elimde" dedi. "Ama ben" dedi, "28 Mart Cuma günü mesai bitimine kadar sana süre" dedi. Savcım bunu dedi. Ve o gün tebliğ edildi. "Ya bana gelir konuşursun" dedi, "ya da" dedi "malını mülkünü de alacağım" dedi.
Yani bir şey söyleyeceğim. Şeyi anlayamıyorum. Hani mesela birisinin birisiyle husumeti olur... Hiç beni tanımıyor ki. Tanımadığı bir insandan insan nasıl nefret eder ki? Hani nasıl bunu söyle... Mesela annesi yok mu bu insanların? #İBBDavası
Zikrullah Erdoğan;
Güneysu/Rize doğumlu, kamu yönetimi mezunu. 2017 Kaymakam Adaylığı sınavında yazılı puanı 81,61407.
Mülakat puanı ise 99,33333.
90,47370 nihai başarı puanı ile “3. Sıradan” sınavı kazanmış.
Mülki İdare Amirliği mesleğine intisabının üzerinden 8 yıl daha henüz geçmişken bugün Milli Savunma Bakanlığı Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü görevine atandı.
Burası, mevzuattaki yetki ve sorumlulukları incelendiğinde anlaşılacağı üzere MSB içerisinde özellikle “hesap” alanında çok teknik sayılabilecek bir genel müdürlük.
Görevden alınan Genel Müdür Mehmet Avcı nasıl bir insandır, yöneticidir bilmiyorum ama Anayasal Hesap Mahkemesi olan Sayıştay’da Başdenetçilik yapmış.
Hatta Sayıştay Üyeliği için, Sayıştay meslek mensupları kontenjanından başvurup Sayıştay Genel Kurulu tarafından aday gösterilen isimler arasındayken 22.10.2025 tarihli TBMM Genel Kurulunda üyeliğe seçilmemiş.
Bugün yine Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) Başkanlığı görevi sona eren eski Milli Savunma Bakan Vecdi Gönül’ün oğlu İbrahim Ömer Gönül; Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurulu (KGK) Başkanlığına atandı.
İki ayrı üst kurulda başkanlık yapmak için ciddi bir yetkinlik sahibi olunsa gerek. Çünkü teamüller bir kenara hiç rastlanılanilecek bir durum değil bu.
Sadece benzer şekilde Şahap Kavcıoğlu, Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığı görevine müteakiben Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) Başkanı olarak atanmıştı daha önce.
Doğrusu “kurumlara yönetici bulmak” mı yoksa “yöneticilere kurum bulmak” mı, üzerine iyi düşünmek gerek…
BU ADAMIN
📍Saati Rolex marka 560 bin TL
📍Maaşı 273 bin TL
📍Yediği yemek 120 TL
ALKIŞLAYANLARIN
📍Maaşı 20 bin TL
📍Yiyemediği yemek 450 TL
CELLADINA AŞIK OLMUŞSA BİR MİLLET...
Bu video, CHP'nin bütün miting meydanlarında; "Türk Milletini açlık sınırı altında yaşamaya mahkum eden, sizi bir ekmeğe muhtaç bırakıp üzerinde dans eden iktidarın vekilidir." diye izletmesi gereken videodur.
Kardeşlerim;
Londra’dan gelen market fiyatlarını paylaşıyorum.
Temel gıda sepeti yapalım.
Kıyaslamak için 1 poundu 61 lira alalım.
Girelim markete…
1 kg pirinç 2.79 £,
1 kg un 1.19 £,
1 kg dana eti 10.99 £,
1 kg tavuk göğsü 4.49 £,
1 kg tam yağlı süt 1.49 £,
1 litre ayçiçek yağı 2.19 £,
1 kg toz şeker 1.49 £,
800 gr beyaz peynir 8.39 £,
500 gr makarna 1.39 £,
500 gr çay 4.99 £.
400 gr bezelye konservesi 0.99 £,
200 gram tereyağı 3.29 £,
12’li yumurta 3.79 £.
Toplam: 47.47 £.
Bu sepet 2 bin 896 TL.
Şimdi gelelim memlekete.
Tüm illerimizde olan bir zincir marketin web sitesinden aynı sepeti yapalım.
Muadilleriyle kıyaslayalım.
1 kg pirinç 165 TL,
1 kg un 50 TL,
1 kg dana eti 1100 TL,
1 kg tavuk göğsü 370 TL,
1 kg tam yağlı süt 105 TL,
1 litre ayçiçek yağı 175 TL,
1 kg toz şeker 45 TL,
1 kg beyaz peynir (800 gramı) 275 TL,
500 gr makarna 35 TL,
500 gr çay 170 TL,
670 gr bezelye konservesi (400 gramı) 51 TL
200 gram tereyağı 200 TL,
2 adet 6’lı yumurta 114 TL,
Toplam: 2 bin 855 TL.
Bu sepet 46.8 £.
Savaştaki İran’da market fiyatlarını gündeme getirdiğimde, pek çok ürün alım gücüne rağmen bile Türkiye’de daha pahalıyken satın alma paritesini öne sürenler olmuştu.
Londra’da savaş yok.
Alım gücü ortada.
Türkiye’de haftalık 45 saat karşılığı kazanılan aylık asgari ücret 28 bin 75 TL.
Londra’da saatlik asgari ücret (Londra Yaşam Ücreti) 14,8 £.
Yani Londra’da asgari ücretlinin bir aylık net geliri yaklaşık 135 bin TL.
Londralı 5 misli fazla kazanıyor.
Ama aynı sepet için bizimle aynı parayı ödüyor.
Bu işte bir terslik yok mu?
Londra finansın başkenti.
Yaşam maliyeti endekslerinde; dünyanın en pahalı şehirleri arasında.
Buna rağmen aynı temel ihtiyaç sepeti için;
Londra’da 3 saat çalışıyorsun.
Türkiye’de 18 saat.
Bu işte bir terslik yok mu?
Un ihracatında dünya lideriyiz.
Un bizde 50 lira, Londra’da 72 lira.
Yumurta ihracatında dünya üçüncüsüyüz.
Yumurtanın tanesi ortalama 9-10 lira, Londra’da 20-25 lira.
Ayçiçek yağı ihracatında dünya dördüncüsüyüz.
Ayçiçeği bizde 175 lira, Londra’da 134 lira.
Çay üretiminde dünya beşincisiyiz.
Çay burada 170 lira, Londra’da 304 lira.
Türkiye’de tarladan çıkan ürün binlerce kilometre öteye gidiyor.
Nakliyesi, gümrüğü, vergisi…
Fiyatlar eklene eklene, Londra’daki rafa çıkıyor.
Türkiye’deki vatandaşın kendi ülkesinde üretilen ürünü alım gücü, o ürünü ithal eden Londralıdan katbekat daha düşük.
Bu işte bir terslik yok mu?
Türkiye’de 17.5 milyon sığır var.
Birleşik Krallık’ta 9.3 milyon.
Bizde 46 milyon koyun var.
Onlarda 30 milyon.
Mera alanı bizde daha çok.
Hayvan burada, mera burada…
Ama et İngilizin tabağında.
Bu işte terslik yok mu?
Birleşik Krallık’ta gıda enflasyonu %3.7.
Haydi, o gelişmiş ülke…
Çatışma altındaki;
Lübnan’da %19.4.
Filistin’de %16.4.
Ukrayna’da %9.5.
Somali’de %7.8.
Bizde, TÜİK’e göre bile, %32.3.
Bu işte terslik yok mu?
Kardeşlerim;
Londra ile Türkiye arasında elbette fark vardır.
Bu farkın adı AKP’dir.
AKP iktidara dün gelmedi.
23 yıldır tarımı ve hayvancılığı yönetiyor.
23 yıldır ücretleri belirliyor.
Sonunda tablo ortada…
Emeğimiz ucuz.
Soframız pahalı.
Meksikalı gibi kazanıyor,
Londralı gibi harcıyoruz.
Tekrar ediyorum:
Coğrafya kaderdir ama kötü yönetim kader değildir.
AKP’nin adalet ve liyakat anlayışının ibretlik deşifresi...
Konuşan kişi AKP Hakkari İl Başkanı Zeydin Kaya.
Gündem: İŞKUR alımları.
Videoda parti teşkilatına hesap verirken iki büyük skandalı aynı anda itiraf ediyor:
1️⃣ İhtiyaç sahibi yurttaşlar dururken, "sıfır geliri olmasa bile yanımızdaki arkadaşları da listeye alsınlar" diyerek usulsüz işlem yapmaya çalıştıklarını açıkça söylüyor.
2️⃣ Bu haksızlığa direnen, kanunu uygulayan ve resmi listeyi partiye teslim etmeyen devlet memurunu, "İstersen kaymakamın babası olsun, hakkında gereğini yapacağız" diyerek kalabalığın önünde açıkça tehdit ediyor.
Devleti kendi mülkü, kanun uygulayan memuru kapı kulu sanan bu nobranlık...
İşte AKP tam olarak budur.
Video: Oktay Candemir
PR için gönderdikleri ekip: okullara tarikatları ve ülkü ocaklarını sokan bakan, il sağlık müdürüyken yenidoğanların öldürüldüğü bakan ve tapu kralı bakan.
En "temizleri" bunlar
Doç.Dr. Zeliha Bürtek:
“Ekonomik kriz adıyla sürekli bizi kandırıyorlar. Bunun adı Ekonomik Kriz değil.
Türkiye’de ekonomik kriz yok. Sosyal dönüşüm var.
Sosyal dönüşüm ile bir toplumu rahat bir şekilde istediğiniz yere götürebilirsiniz.”