Bu kafayla neyin muhalefetini yapacaksınız ?
Sevgili @aydinsule1 çok değerli bir gazeteci olarak hakkaniyetli ve olabilecek en medeni biçimde cevabını vermiş.
Nasıl bir kepazelik içindesiniz siz ve etrafınızdaki saçma sapan tipler. Fındık kabuğunu doldurmayan lakırdılar, milyonlarca insanın aklıyla dalga geçen argümanlar, Kral çıplak Mustafa Bey! Çırılçıplak!
Bu şahsın cahil olmadığı açık, sadece milleti inanılmaz derecede gerizekalı görüyor.
Birincisi ortada bir mahkeme kararı yok. Tam aksine açılan ceza davasındaki duruşma celselerinde "tanıklar" duydum, duyanı duydum, söylendi, düşünüyorum gibi ifadeler dışında hiçbir somut belge veya delil sunamadılar.
İkincisi savcılık iddiaları somut gerçek değildir. Adı üstünde iddiadır. Örneğin Kılıçdaroğlu hakkında toplamda 65 yıl hapis cezası istenen davalar var. Eski Adalet Bakanı Kılıçdaroğlu'nun FETÖ ile işbirliği yaptığını iddia etti. Sadece böyle bir iddia var diye herhalde kendisi bunları gerçek kabul edip hareket etmiyor.
Üçüncüsü kendisi herhalde seçim ve siyasi partiler kanununu biliyor veya bilmesi gerekir. Tedbir kararı veren mahkeme çok açık şekilde yetkisiz ve görevsiz. Seçim yargılaması Asliye Hukuk Mahkemelerinin görev alanı değil.
Ama bütün bu gerçekler bu zatın umurunda değil. Sanıyor ki millet gerizekalı, bu ne derse yer. Yüzü de kızarmıyor.
Salı günü salondayız! İşbirlikçi kayyumlar olay çıkarıp CHP’yi kavga yerine çevirmek isterse bahçedeyiz, meydandayız! Ama bir şey var ki, milletin yanındayız millette bizim yanımızda!
Zalimden mağdur yaratma çabanız inanılmaz
Akp yargısıyla sabahın yedisinde ne olduğu belirsiz kişilerle kapıları kıra kıra genel merkeze giren mi mağdur.
Geldiği gibi utanmadan kendi zamanında alınan araca ''haram parayla alınmıştır'' yazıp genel merkezin önünde sergileyenemi saygı duyacağız.
İlk konuşmasında yargılamaları halen devam eden insanlara attığı çamura ne diyeceğiz?
Yetmedi birde Akp ağzıyla Fetöcü yakıştıması yapmasına?
Kırgınlığı çoktan geçtik öfkeliyiz.
Artık Millet konuşacak siz hepiniz susacaksınız.
Alınan kararın görevsiz yargı kolu tarafından adil yargılanma hakkı ihlal edilerek verilmesi bir yana tedbiren göreve getirilenler seçilmiş organlara ait yetkileri kullanamazlar. Onlara düşen partinin iradesini ortaya koyacak kurultaya bir an önce gitmektir.
Sayın Berhan Şimşek,
“Arınma” diyorsunuz.
O halde kamuoyu adına soruyorum:
Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul İl Başkanlığı yaptığınız dönemde hangi taşınmazları edindiniz?
Kaç daire satın aldınız?
Bu taşınmazlar hangi il ve ilçelerdedir?
Kimlerden satın alındı?
Satın alma bedelleri neydi?
Bu alımlar hangi gelirlerle gerçekleştirildi?
O dönemde ticari faaliyetleriniz, şirket ortaklıklarınız veya başka gelir kaynaklarınız nelerdi?
Arınma, önce şeffaflıkla başlar.
Siyasetçinin en büyük güvencesi açıklık ve hesap verebilirliktir.
Madem “arınma” çağrısı yapıyorsunuz, o halde kamuoyunun merak ettiği bu sorulara açık ve net cevap vermenizi bekliyoruz.
Demokraside hiç kimse geçmişine ilişkin sorulardan muaf değildir. Siyasetçinin görevi soru sormak kadar sorulara cevap vermektir.
TİP Genel BaşkanI Erkan Baş:
“Hırsızlık, yolsuzluk yapanlar dışarıda geziyor. Her tür uyuşturucu, fuhuş, kumar; gençleri bataklığa sürükleyen çeteler dışarıda geziyor ama tutuklanan insanlara bakın!
Melih Gökçek’in yargılanmadığı bir ülkede bu iktidar hiç kimseyi yargılayamaz!”
Siyasette elbette görüşler değişebilir. Ancak dün söylediklerini bugün hiç söylememiş gibi davranmak kamuoyunun hafızasını yok saymaktır.
Berhan Şimşek, 2011 yılında Kemal Kılıçdaroğlu için;
“Genel başkanlık koltuğuna en kolay oturan kişi” dedi,
Kurultay istedi,
Güvenoyu çağrısı yaptı,
CHP’nin DNA’sının bozulduğunu söyledi,
Yeni yönetimin CHP’nin genlerinden gelmediğini savundu.
Bunlar sosyal medya dedikodusu değil; gazete arşivlerinde, televizyon kayıtlarında ve haber kupürlerinde yer alan açıklamalardır.
Bugün aynı isimlerin geçmişte söylediklerini unutup siyaset yapmaya kalkması, CHP üyelerinin ve delegelerinin hafızasına hakarettir.
Siyasette en değerli şey tutarlılıktır.
Dün ağır sözlerle eleştirdiğiniz kişiyi bugün savunabilirsiniz. Ama önce çıkıp millete “Dün neden öyle söyledim, bugün neden farklı düşünüyorum?” diye dürüstçe açıklama yapmak zorundasınız.
Çünkü arşiv susmaz, belgeler yalan söylemez, hafıza silinmez.
CHP’li Suat Özçağdaş’tan Kemal Kılıçdaroğlu’na:
"Zorla, cebirle kendi genel merkezine girdiriyorsun. Şamil Tayyar zor yapardı bu işi.
Yetmez! İş bitmiş, ortalık tarumar olmuş, bir Yeni Akitçi çikolata dağıtıyor.
Yetmez! Getirilen kayyum ilk demeci TGRT'ye veriyor.
Yetmez! Yanındaki TGRT'ye teşekkür ediyor.”
Bakın daha önce Uğur Dündar proje olduğu iddiasını Kemal Kılıçdaroğlunun direk yüzüne okuyor .!
Acaba bu bilgiyi kim vermiş Uğur Dündar beye .!
Hatırlayalım istedim .!
Ne düşünüyorsunuz ? Katılıyor musunuz?
Yorumlarınızı bekliyorum.!
@ugurdundarTV
Mustafa Adıgüzel, siz AHaber ile Halk Tv'yi kıyaslayacak noktaya geldiyseniz çok yazık!
Bakın şu an çıkmıyor olabilirim ama şunu bilin Halk Tv'de her zaman gerçekler konuşuldu konuşuluyor, ezilenin hakkı savunuldu. Yeri geldi çatır çatır muhalefeti de eleştirdik!
Dürüst olun!
Cumhuriyet Halk Partisi'ne çok büyük bir tuzak kuruldu. Bu son olay, yani 21 Mayıs günü Bölge Adliye Mahkemesi'nin mutlak butlan kararı alması, bu tuzağın son adımı. Bu son adımın getirdiği başka sarsıntıları, olumsuzlukları yaşıyoruz. Genel Başkanımız Özgür Özel'in ve Cumhuriyet Halk Partisi'nin yöneticilerinin hakları gasp edilmiştir. Cumhuriyet Halk Partililer bir tuzağın, bir çukurun içine itilmiştir. Hakkımızın aranması için arkadaşlarımızın çabaları, girişimleri maalesef sonuç vermiyor. Bunu karara bağlaması gereken yargı organları, yüksek yargı organları maalesef karar vermiyorlar, uzak duruyorlar, işi bir başkasının üzerine atıyorlar.
Böyle bir devlet yönetimi olamaz. Cumhurbaşkanı, ‘Bu bizim işimiz değil, bu CHP'lilerin işi’ diyor. Meclis Başkanı aynı şekilde, ‘CHP'lilerin kendi sorunu’ diyor. Yani öyle bir ortamdayız ki ne yargı organları ne de devlet yöneticileri bizim bu durumumuzla ilgili gasp edilmiş hakkımızla ilgili ilgi gösteriyorlar, çaba harcıyorlar. İş başa düştü. Şimdi Cumhuriyet Halk Partililer olarak, hiç ayrım yapmaksızın söylüyorum; bunu biz çözmeliyiz, bunu biz çözeceğiz. Bu işin çözüm yolu kurultaydır. Bunun başka bir yolu yok. Tüm siyasi partilerde, demokrasinin olduğu her yerde karar üyeler tarafından verilir. Üyelerin verdiği karar ya da delegelerin verdiği karar geçerli olur, yargı kararları değil.
Şimdi atanan yönetimin bazı değerlendirmeleri var, onu da anlıyorum. Sayın Kılıçdaroğlu bir arınmadan söz ediyor. Tabii arınması gereken bir şey varsa arınılmalı, o da ortaya konulmalı. Sayın Kılıçdaroğlu, 'önce arınma, önce hesap sorulmalı, arınma olmalı, sonra kurultay yapılmalı' diyor. Şimdi arınacak bir şey varsa ortaya konulmalı. Ben Cumhuriyet Halk Partisi'nin bir kirlilik içinde olduğu kanısında değilim ama eğer parti içinde bu tür kişiler varsa, Sayın Kılıçdaroğlu bu konudaki bilgilerini, belgelerini yargıya vermeli. Bir yandan o süreç işlemeli, bir yandan kurultay yapılmalı, ikisi birlikte olmalı. Yani 'önce hesap soracağım, önce arınacağım, sonra kurultay yaparız' denilemez.
Kurultayın yapılamayacağına ilişkin değerlendirmeler doğru değerlendirmeler değil. Yani 'tedbir kararı alındı, o nedenle kurultay kararı alamayız’ deniyor. Bunu Sayın Zeynel Emre, Parti Sözcümüz açıkladı. Sayın Zeynel Emre diyor ki; tedbir kararına rağmen İstanbul İl Kongresi yapıldı. Yüksek Seçim Kurulu bunu yaptı. Aynı şekilde şimdi de tedbir olmasına rağmen bunu yaparız, yapabiliriz. Burada bir engel yok. Ama eğer bunun engel olduğu kanısındaysanız, o zaman başvuruyu çekin, bunu kesinleştirmiş olalım. Dolayısıyla tedbir kararı da olmaz. Hemen kurultaya gidelim.
Sayın Zeynel Emre'nin eklediği şöyle bir görüş var, onu da önemsiyorum. Eğer Temmuz'un 25'ine kadar galiba kurultay yapılamazsa, Cumhuriyet Halk Partisi'nin seçimlere girmeme olasılığı var. Bu nedenle kurultayı ivedilikle yapmalıyız. Sonuç itibarıyla birbirimizden saklayacağımız herhangi bir şey yok. Biz CHP'liyiz, biz kardeşiz.
Yani genel merkezde olanlar, olmayanlar diye bir ayrım da yapmıyorum. Bir araya gelmeliyiz, bunu biz çözmeliyiz. Bize böyle bir tuzak kuruldu. Bu tuzaktan biz dayanışma içinde, birbirimize tutunarak çıkabiliriz. Ben bunu herkese söylüyorum. Herkesin de bunu düşünmesini talep ediyorum. Eski bir genel başkan olarak, bir partili olarak, bir Cumhuriyet Halk Partili olarak çıkış yolumuzun böyle olacağını düşünüyorum.