#hukuksuzluklara hukuk adına,saygı gösterilemez,diyerek göçünü yükleyen güzel gülüşlüm,görüyoruz bu haysiyet cellatlarını,çok ah aldınız,ödeyin bakalım,ama bu kadar kolay değil.
Belki yine gelirim
sesime ses veren olursa bir gün
Sokaklar beni unutmamışsa
ve evlerin pencerelerinde hala
bekleyen birileri varsa eğer...
#AHMETTELLİ
Gülseren ANNE DE YALNIZ!!
Gülseren
ÇALIK da tutuklu!!
Gülseren ablamızın da
yüreği yaralı!
Gülseren Çalık da haksızlık-hukuksuzluk mağduru!!
Kalp ve can kırığı
fotoğrafıdır bu!!
SİLiVRİ'den..
Soruyorum?
“Kim Kemal Kılıçdaroğlu’na Kurultay’da kaybettiğinde;
“Ofis aç bizi bekle”dedi?
Hem Ankara’da hem İstanbul’da iki ofis açıldı,bu ofislerin masraflarını kim karşıladı?
Esas arınması gereken kişi Kılıçdaroğlu’dur!!
Yıllarca iktidar partisiyle kol kola yürüyen FETÖ terör örgütünün kumpaslarına hedef olan askerlerimizin aileleri tarafından kurulan Kumpas Mağdurları Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’ne yürekten teşekkür ediyorum.
Bu karanlık kumpaslarda hayatını kaybedenleri rahmetle; zulme uğrayan, haksız yere bedel ödetilen tüm mağdurları saygıyla anıyorum.
FETÖ ye karşı Sessiz Çığlık meydanlarında bizlerle yan yana duranları,cezaevlerinde bizleri yalnız bırakmayanları, hukuk ve adalet çabalarımıza destek olanları, ölümüzde, dirimizde yanımızda olanları bu gün bir kez daha saygıyla ve minnetle hatırlıyoruz.
Boş laflara karnımız tok.
Bir halkın yeniden ayağa kalkma inancı, bir ülkenin geleceğini değiştirdi.
19 Mayıs 1919’da Samsun’da başlayan yolculuk; umudun, cesaretin ve bağımsızlık kararlılığının simgesi oldu. Mustafa Kemal Atatürk’ün gençliğe emanet ettiği bu ülke, bugün hala aynı inançla yoluna devam ediyor.
Bizler de Cumhuriyetimizin aydınlık yarınlarını; özgür düşünceyle, bilimle, emekle ve gençlerin gücüyle büyütmeye devam edeceğiz.
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bağımsızlık mücadelesinin tüm kahramanlarını saygı ve özlemle anıyoruz.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
#19MayısAtatürküAnmaGençlikveSporBayramı
#GelecekGüvencesi
#ÇağdaşYaşamıDesteklemeDerneği
Bugün içinde bulunduğumuz konjonktür ne yazıktır ki biat kültürünü uygulama ,yerleştirme konusunda akıl almaz bir dönem,oysa bizim mayamızda yanlışa yanlış demek var,hele sanatcıysınız bunun sorumluluğu,yol göstericileri daha büyük toplumsal görev,iyiki varsınız.
SANATÇI, GÜCÜN GÖLGESİNDE DEĞİL, KENDİ DURUŞUNUN YANINDA DURANDIR
Gerçek sanatçı; iktidarların, çevrelerin, kurumların ya da kalabalıkların himayesine sığınarak değil, kendi vicdanının ağırlığını taşıyarak yürür.
Çünkü sanat; itaat ettiğinde değil, özgür kaldığında büyür.
Tarih boyunca güçlü görünen birçok yapı dağıldı. Ama hiçbir güce boyun eğmeden üreten sanatçıların bıraktığı iz yaşamaya devam etti.
Nobel ödüllü José Saramago, hayatı boyunca iktidarlara mesafesini korudu ve yalnız kalmayı göze aldı. Bob Dylan, müziğini hiçbir otoritenin sesi haline getirmeden kendi özgür yolunda yürüdü. Marlon Brando, Hollywood’un en güçlü döneminde bile sisteme boyun eğmeyip Oscar ödülünü reddedecek kadar bağımsız bir duruş sergiledi. Pablo Picasso ise savaşın ve zulmün karşısında sanatını bir vicdan alanına dönüştürdü.
Bugün hepsi yalnızca eserleriyle değil, duruşlarıyla da yaşamaya devam ediyor.
Benim sanat hayatım da linçlerle, yalnızlıklarla, ötekileştirmelerle, görmezden gelinmelerle ve önyargılarla dolu uzun bir yolculuktu. Ama hiçbir zaman geri adım atmadım. Hiçbir gücün karşısında eğilmedim...
Zor dönemler yaşadım. Ekonomik sıkıntılar çektim. Ama sırtımı hiçbir iktidara, hiçbir yapıya, hiçbir çevreye dayamadım.
Bugün başta ülkem olmak üzere dünyanın birçok yerinde sanat izleyicilerinin desteğiyle yüz binlerden milyonlara ulaşmak, bir sanatçıya verilebilecek en büyük ödül ve en büyük güçtür. Eğer halkın desteğini arkanıza almışsanız, sergi salonlarınız, konser salonlarınız, sinema ve tiyatro salonlarınız dolup taşıyorsa bunu hiçbir güç yıkamaz.
Çünkü bir sanatçının gerçek gücü; bağlantılarında değil, karakterindedir.
Sanatçı olmak sadece eser üretmek değildir, bir duruş da sergileyebilmektir. Bedel ödemeyi göze alabilmektir. Kalabalıkların yönüne göre değil, kendi vicdanına göre yürüyebilmektir.
Destek, günü geldiğinde salonlardan değil; halktan ve halklardan gelir. Eğer yaptığınız sanat gerçekten güçlüyse, hiçbir gücün gölgesine ihtiyaç duymazsınız.
Bugün burada da dünyada da bunun sayısız örneği vardır. Çünkü gerçek sanat; izinle değil, iradeyle ayakta kalır.
Sanat tarihi bize şunu öğretir: Biat edenler dönemin parçası olur, direnenler ise tarihin...
Çok ah aldılar ROK ve benzeri mahluklar, bu hukuksuzluk gün gelir herkesi vurur dediğimizde,tetikçilik yapmaya devam etti, anamın akıttığı gözyasyaslarında boğulsun.
ROK hukuksuzluğu model haline getiren haysiyet cellatlarından biridir. O kadar çok suç işledi ve cezasız kaldı ki şu anda kendisine yapılan örseleyici muamele (kelepçe takılması, masumiyet karinesi nedeniyle suçlu görülmesinin yanlışlığı vb) kimsenin umurunda değil. Evet, herkesin kanun önünde eşit olması gerektiği ilkesine saygımız sonsuzdur ama herkesi kanun önünde eşit görmeyenlerin, masum insanların çektiği acıya oh diyenlerin böyle bir hakkı olamaz. Kimse demokrat görünmek için içinden başka dışından başka bir tutum takınmamalıdır. Herkes hak ettiğini çekecek!
Canan Dagdeviren,bilm kadını, bu toprakları hiç unutmayan mütevazi,bizi gururlandıran, ülke olarak pamuklara sarıp, göklere çıkarmalıyız,hızır yoldaşı ola.
Bu vatanser adamdan casus çıkaramazsınız nafile uğraşmayın,başka kapıya, yiğit düştüğü yerden kalkar, vatanseverler her daim kazanır,sizde aldığınız ahlarla baş başa kalırsınız.
"Bugün huzurunuzda, kıdemli albay emeklisi sıfatıyla bulunuyorum."
"Ben 14 aydır emekli maaşımı bile alamıyorum."
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun siyasi danışmanı #NecatiÖzkan:
"Darbeci generaller tarafından görevden alındım.
Hakkımda davalar açıldıktan sonra süreç ilerlemiş ve 2012 yılında, darbe döneminin oluşturduğu hukuk düzeninin değişmesiyle birlikte, hukuk içerisinde alınan bir kararla itibarım iade edilmiştir.
Bu karar doğrultusunda Türk Silahlı Kuvvetleri beni kıdemli albay rütbesiyle yeniden göreve davet etmiştir.
Ancak aradan yaklaşık 30 yıl geçmişti. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin kendine özgü bir disiplin düzeni vardır.
Ben ise bu süre zarfında sivil hayatta bulunmuş bir kişi olarak, yeniden aktif göreve dönmenin hem kurum açısından hem de şahsım açısından uygun olmayacağını değerlendirdim.
Bu nedenle kendi irademle emeklilik talebinde bulundum.
Bugün huzurunuzda, kıdemli albay emeklisi sıfatıyla bulunuyorum.
Devlet, itibarımı iade etmiş; 30 yıllık kıdem haklarımı ödemiş; göreve dönüş hakkımı, silah taşıma ruhsatımı ve yeşil pasaport hakkımı tarafıma geri vermiştir.
Tüm bu gelişmeler ortadayken sormak gerekir: Bu süreçte kim ne kazandı? Bu ülke ne kazandı?
12 Eylül döneminde yaşananların, darbeci anlayışın ve o dönemin politikalarının ülkemize neye mal olduğu açıktır.
O günlerin uluslararası konjonktürü içerisinde dile getirilen “bizim çocuklar başardı” anlayışı ve “yeşil kuşak” politikaları çerçevesinde bölgede yaşanan dönüşümlerin etkileri Türkiye’de de hissedilmiştir.
Bu süreçlerin uzantısı olarak FETÖ yapılanmasının da devlet içine sızdığı artık herkesçe bilinmektedir.
Ben 14 aydır emekli maaşımı alamıyorum.
Sadece ticari faaliyetlerim değil, temel geçim kaynaklarım da bu süreçten etkilenmiştir.
Şu an geçimimi ailemin desteğiyle sürdürmekteyim. Eşim, oğlum ve kızım burada, yanımdadır.
Ayrıca bugün bu salonda, benimle aynı devreye mensup 777 silah arkadaşlarımdan bazıları bulunmaktadır.
Bu kişilerden bir kısmı halen Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde, en üst kademelerde görev yapmaktadır.
Önceki Genelkurmay Başkanı, önceki Kara Kuvvetleri Komutanı, önceki 1. Ordu Komutanı ile mevcut Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı, benim devre arkadaşlarımdır.
Şimdi soruyorum: Böyle bir geçmişe, böyle bir meslek hayatına sahip bir kişi, hangi saikle casuslukla suçlanabiliyor!"
Hastanede olay çıkaran, hele hele doktora veya sağlık çalışanlarına şiddet uygulayan herkes saglik sisteminden uzaklaştırılmalı,bakın bakalım şiddet bicak gibi kesilmiyormu, başka çare yok,akillanmiyor bu canavar kılıklı insan müsveddeleri.
Uçakta kavga çıkaran 2 yolcuya ömür boyu men verildi.
Peki…
Sağlık kurumlarında olay çıkaran, hekime saldıran, hizmeti aksatan kişiler için mevcut uygulamalara ek olarak neler yapılmalı?
SİZİN ÖNERiNiZ NEDİR❓
SÖYLEYİN 🤍
İLGİLİLER DUYACAK ❣️
@saglikbakanligi@drmemisoglu@hekim_birligi
Yoksa her şey olduğu gibi mi devam etsin?
#yeşilalanacildeğildir
#sağlıktaşiddetsonaersin
#gelinbirlikolalım
𝗕𝗶𝗿 𝗰𝗲𝗿𝗿𝗮𝗵 𝗮𝗿𝗸𝗮𝗱𝗮𝘀̧ı𝗺 𝗮𝗻𝗹𝗮𝘁𝘁ı...
Tıp Fakültesi'ni kazanmak için yıllarca çok çalıştım. Zaten çalışkan çocuklardık. Anneme ev işlerinde fazla yardım edemez, altın günlerinde misafirlerin karşısına çıkmazdım; ablamdı hep annemin yanında olan. Zaman geçti; ben Tıp Fakültesi'ni kazandım. Ablamın ise annemle, benden daha kuvvetli bir bağı oldu.
Üç kardeştik. Ben fakültede okuyordum; abimle ablam da üniversitede farklı bölümlerde. Onlar birlikte sinemaya, konsere giderken; ben ders çalışırdım. Böyle böyle onların paylaşımları derinleşti, ben yine dışında kaldım.
Yıllar geçti evlendik, çoluk çocuğa karıştık. Hatta ablamın ansızın gelen bebeğinin doğumuna gidemedim. Ertesi gün önemli bir ameliyatım vardı. Küsmüştü bana. Zaten ben onlar kadar rahat izin kullanamıyordum, bu nedenle çocuklarımız da birbirini pek tanıyamadı.
Anne baba yaşlandı. Sağlık sorunları arttı. Hekim olduğum için, gözlerini daha çok bana çevirdiler. Elimden ne geliyorsa yaptım ama her adımda yanlarında olmamı bekliyorlardı. Tıpkı yüzlerce hastamın yanında olduğum gibi. Ama bu mümkün değildi ve ben bu kez yeterince ilgilenmeyen evlat oldum.
En iyi bildiğim şey akademik başarıydı. Her daim çocuklarımın yanında olamadım. Sevgimi doyasıya yaşayamadım ama her ne yapacaklarsa iyi yapmaları gerektiğini, onlara öğretmeye çalıştım. Ne yazık ki bunun onlardaki karşılığı, başarısız olma korkusuyla gelişen kaygı bozukluğu oldu.
Hekimlik tam anlamıyla hayatımın merkezine oturmuştu, hastalarında bu muazzam emeği göreceğinden hiç kuşkum yoktu. Lakin öyle olmadı. Bir gün geldi, ardı arkası kesilmeyen bir soruşturmada ifade verirken kendimi buldum.
Sonra bir baktım ki anlaşılamayan ve anlaşamayan evlat olmuşum, kardeş olmuşum, eş olmuşum, arkadaş olmuşum ve en acısı anne olmuşum.
Hata varmıydı bir yerde, varsa nerde yaptım diye çok düşündüm.
Bu hikaye sadece benim değil, bir meslek grubunun çoğunlukla ortak hikayesidir. İyileştirirken tükenen, yaşatırken kendi yaşam enerjisini kaybeden hekimlerin hikayesidir.
Bir yerden sonra hekimliğin anlamı, hayatın yükünden daha hafif kalır. İşte o noktada tükenirsin.
Keşke bu gömleğin düğmelerini daha insani bir yerden iliklemeye başlamak mümkün olsaydı...
.....
𝗘𝗱𝗶𝗿𝗻𝗲' 𝗱𝗲 𝘆𝗶𝗻𝗲 𝗯𝗶𝗿 𝗼̈𝘇𝗸ı𝘆ı𝗺 𝘆𝗮𝘀̧𝗮𝗻𝗱ı.
𝗕𝗮𝘆𝗿𝗮𝗺 𝘀𝗲𝘆𝗿𝗮𝗻 𝗱𝗲𝗺𝗲𝗱𝗲𝗻, 𝗵𝗲𝗸𝗶𝗺𝗹𝗲𝗿 𝗶𝗰̧𝗶𝗻 𝗮𝗰𝗶𝗹 𝗱𝗲𝘀𝘁𝗲𝗸 𝘀𝗮𝗴̆𝗹𝗮𝗻𝗺𝗮𝗹ı...
Az bile yazmışsınız hocam,misal az ücret,dövecek doktorumuz var diyen insan müsveddeleri, mobinge uğrayan doktorları, bütün zorluklara göğüs gerip hala yaşam sevinci bulabilen doktorların tıp bayramı kutlu olsun, hakkınız ödenmez,iyiki varsınız.
Herkes doktor olamaz
Herkes cerah olamaz, olmamalı.
İlkokul: 4 yıl
Ortaokul: 4 yıl
Lise: 4 yıl
Tıp fakültesi: 6 yıl
Toplam 18 yıl
TUS sınavına girdin Göz hastalıklarını kazandın. Bir 5 sene de orada.
23 yıl oku oku oku sınava gir sınava gir. Yetmez.
Tecrübe tecrübe tecrübe
Hasta hasta hasta
Oku oku oku
Uygula uygula uygula
Kongrelere katılman şart yenilikleri öğren.
Hasta ve yakını ile tartış, tartış ,tartış.
Anlat anlat anlat
Ameliyat ameliyat ameliyat
Eşin yüzünü görmez, çocuklarının büyüdüğünü göremezsin
Onlara durumunu anlat anlat anlat.
Yaş 60 a gelir biraz rahat edeyim dersin sağlık sorunların başlar
Sana yine rahat yok.
Hala oku oku oku
Tecrübelerini aktarmak için panelleri, kongreleri kabul et oradan oraya koştur.
Bazı avukatlar tarafından kandırılan hastaların davaları ile uğraş, uğraş, uğraş.
Moralin bozuksa yüzün biraz düşse ( bizde insanız deme şansın yok ) gider biryelere şikayet ederler, onunla uğraş.
Ve bunlar bir defa olmaz
Tekrarlar tekrarlar tekrarlar.
Cerrah kendi yaşamaz ailesi yaşar.
Yeniden doğsan yine bu mesleği seçermisin diye sorarlarsa hiç düşünmeden
" Evet" de.
O zaman Dostum
14 Mart Tıp bayramın kutlu olsun.
14 MART DOKTORLARIN günüdür,tükenmişlıklerine,şiddet görmelerine, çok çalışıp, az maaş almalarına,çocuklarına bile vakit ayıramamalarına,vs bunlara odaklanın,sulandırmayın farkındalığı,biraz özen gösterin.
14 MART TIP BAYRAMI " DOKTORLARIN " BAYRAMIDIR. HEMŞİRE, EBE , TEKNİSYEN VS. BAYRAMI DEĞİLDİR. GENELLEME YAPIP SAĞLIK ÇALIŞANI DEMEYİN. HER BRANŞIN AYRI ÖZEL GÜNÜ VARDIR. KİMSE SULANMASIN.
14 MART DOKTORLARA AİTTİR.
LÜTFEN BUNU YAYALIM.
@saglikbakanligi@drmemisoglu
Yasar bey sizin,gibi birçok yandaş zat #Yarbay Ali Tatar icin neler yazdı,ahımız var,vebalimiz boynunuza,masumiyet karinesi diye bir şey var,haysiyet cellatlıgı yapılıyormuş,sizler için ne gam,bize özür borcu var bu devletin yönetenlerin,selametle.
Bugün 8 Mart.
Hero’nun Işığı yalnızca bir mitin anlatısı değildir.
Karanlığa rağmen ışık yakan bütün kadınların hikâyesidir.
Antik efsanede Hero, her gece kulede bir ışık yakar.
O ışık yalnızca yolu göstermek için değil; sevginin, sabrın ve direncin işaretidir.
Dünya çoğu zaman karanlıktır.
Ama tarihi değiştiren şey çoğu zaman o küçük ışıklardır.
Ve o ışıkları en çok kadınlar yakar.
8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne.
Karanlığa rağmen ışığı söndürmeyen bütün kadınlara.
#InternationalWomensDay #WomenInArt #ContemporaryArt #HeroAndLeander #AhmetGunestekin