120 YILLIK MİRAS, MİLYONLARCA YÜREK, TEK ARMA!
Fenerbahçelilik; yalnızca bir takımı desteklemek değil, nesilden nesile aktarılan büyük bir aidiyettir. Tarihine sahip çıkmak, değerlerinden vazgeçmemek ve sarı lacivert renklerin yanında daima dimdik durmaktır.
Ulu Önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ilke ve devrimlerinden aldığı güçle, 120 yıldır Türk sporuna öncülük eden Kulübümüzün çatısı altında aynı sevdayı paylaşmanın gururunu yaşıyoruz.
Bizler, bir gün daha Fenerbahçeli olarak yaşayabilmek için hayata bağlanır; gerektiğinde o tek gün uğruna bütün bir ömrü gözden çıkarırız.
19.07 Dünya Fenerbahçeliler Günümüz kutlu olsun!
Sonsuza kadar yaşa Fenerbahçe!
Akademik Çalışmalara Açık Erişim Bir İş Modeline mi Dönüşüyor?
https://t.co/92zHLoephe
-Akademik dünyada #açıkerişim modeli yaygınlaştıkça, bilimsel bilginin nasıl üretildiği ve finanse edildiği sorgulanıyor.
✍️Utku Perktaş @Perktas@YetkinReport
4018 Gündür Soruyoruz: Failler Nerede?
4 Nisan 2015 tarihinde, Futbol A Takımımızı taşıyan otobüse yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırının üzerinden 11 yıl geçti.
Aradan geçen 4018 günde faillerin hâlâ bulunamamış olması; yalnızca kulübümüzü değil, Türk sporunu ve kamu vicdanını derinden yaralamaya devam etmektedir.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu alçak saldırıyı hiçbir zaman unutmadık, unutmayacağız.
O gün hedef alınan sadece takımımız değil; sporun ruhu, rekabetin onuru ve insan hayatıydı.
🔗 https://t.co/rveko7Qm2s
"Teknolojik evrimin gelecekteki bir anında siborg meyve sinekleri ile eşitlenmemiz çok da uzak ihtimal değil gibi." https://t.co/csUyM6fDpT via @mserdark
Sn. Başkanım, Eğitim Bilimlerindeki iyileşmelerden Milli Eğitim Bakanlığının haberi var mı? Eğitim Fakülteleri yetersiz diye Milli Eğitim Akademisi kurdu, malumunuz!
@msoalquimista bu çalışma da Fenerbahçe tribünü üzerine. Fenerbahçe’yle ilgili herhangi bir çalışma yapsak en keyif alacağım çalışma olur muhtemelen https://t.co/83Dx0C1zhF
Ayşe Tokyaz 'ın cinayetinin ardından ''kızlarınızı evden uzak yerlerde okutmayın'' diye akıl verenler var. Hayır, kızlar istedikleri yerde okuyacaklar. Ama siz oğullarınızı doğru eğiteceksiniz. Kadınlar öldürülmemek için kendini kısıtlamayacak, engellemeyecek. Ama onları öldürmeye kalkanlar hukuken ve toplumsal olarak engellenecek.
Vergi rekortmeni olarak 10 senedir işaret ettiğim çelişki yerine ilgisiz konulara odaklananlar var. 10 sene hatırına 10 net paragrafla konuyu yere sereyim. Anlamlı bulursanız duyurmaya yardım ederseniz sevinirim. Kimse "vergi adam" karikatürüne dönüşmeye talip olmaz. 10 senedir ısrar ediyorsam şu sebeplerle ve bağlamladır:
(1) Ben her sene vergi rekortmeni olmaktan gurur duyuyorum ama bir yandan buna üzülüyorum.
(2) Beni vergi rekortmeni yapan senelik vergi ödemesi, tipik olarak, bir senede, o senenin ortalama kuruyla 8-10 milyon ABD dolarını aşmıyor.
(3) Ben yine her sene 10 milyon ABD doları vergi ödeyeyim ama listede ilk 100'e bile giremeyeyim isterim.
(4) Sokaklarında bizdeki kadar lüks araç gezen, sularında bizdeki kadar çok 40 - 50 metrelik yatlar olan bir ülkede, 8-10 milyon ABD doları vergiyle vergi rekortmeni olunamamaması lazım. Oluyor.
(5) Bizimkine benzer zenginlik şovları olan ülkelerde vergi rekortmeni olan kişilerin ödedikleri vergiler denk pozisyonlara göre yaklaşık bizdekinin 3 ila 10 katı. Birinci birinciye 100. 100.'ye müsabaka yaptırsanız, ABD doları bazında ödenen tutar yönünden, daima bizdeki muadil kişinin 3 ila 10 katı ödeme görürsünüz.
(6) Türlü iş kolunda çılgın projeler ve evrensel anlamda dev ölçekler söz konusu iken, serbest avukat bir kişinin çıkıp tüm ülkedeki vergi rekortmenleri listesine en tepelerden girememesi lazım. Girebiliyor.
(7) Vergi vermekten kaçınanların doğru mekanizmalarla dize getirilerek kendi bahtlarına toplumu da ortak etmelerinin sağlanması, verginin objektif ve adil toplanması, o verginin kamu menfaati için kullanılması, devlet teorisi var olduğundan bu yana bir devletin asli işlevi.
(8) Lüks semtlerde gördükleri Lamborghini sayısının farkında olan her vatandaş, magazin programlarında türlü vatandaşlarının 40 metrelik yatlarını izleyen her vatandaş, "inşallah vergisini de veriyordur" demeye bile zahmet etmiyorsa, umutsuzluğundandır.
(9) "Ben kendi gelirime göre şu kadar vergi ödüyorum, bu kişi oransal olarak ne kadar vergi ödüyor?" diye sorabileceğini bile bilmiyorsa, devletin bir diğer ödevindeki eksiğinden, yani cahil bırakıldığındandır.
(10) Ben geldiğim noktaya kimseye eyvallahım olmadan geldim. Bu sebeple de "acaba bu konuya dikkat çekmem kimi üzer" diye düşünmeden doğru bildiğimi söyleyebiliyorum. Benimle uğraşıp bana laf sokma derdine düşenlerin -eğer gönüllerinde toplumsal kalkınmamız varsa- söylediğimin gercek içeriğine odaklanmalarını tavsiye ederim.
Eğer umduğum gibi kaçınılmaz ölçüde net cümlelerse ve bizzat bir vergi rekortmeninin düşünceleri olması da umduğum gibi bu tartışmaya ilave kuvvet katıyorsa, elden ele ulaştırmakta yardımcı olursanız sevinirim.
Beni bu konuda susturmanın tek yolu, beni vergi rekortmenleri listesinin dışına düşürmek. 10 senedir ülkeme ödemelerim azalmaksızın bunun olmasını bekliyorum.