ÖCALAN'DAN: "LEYLA ZANA'YA DEYİN Kİ":
(Kaynak: Demokratik Kurtuluş ve Özgür Yaşamı İnşa, İmralı Notları), Weşanen Mezopotamya, 2015,
"Leyla’yla ilgili de şunları söyleyeyim aklıma gelmişken. Barzani ve Talabani ile ilişkileri olabilir, bir şey demiyorum. Ama bir şey yapmak istiyorsa, sağlığı da el veriyorsa, örgütlü hareket etmelidir. Örgütlü siyasete dikkat etsin diyorum. Ötesi oportünizm olur. BD P’ye katılımı olacaksa da örgütlü olur. Önümüzdeki dönem konferanslar dahil görev alabilir, Güney’deki hazırlıklarda görev alabilir. Kendisine bir dayatmada bulunmuyorum, ama örgütlü pratik olmazsa olmaz. (...) Leyla ciddi yaklaşmazsa başkasına bakılır." (s. 53)
"Konferansa eşbaşkanlık öneriyorum. Geçici olabilir. Mesut ile Leyla olabilir. Leyla’ya gidin, selamlarımı söyleyin. Ciddi ve disiplinli olacaksa, örgütlü olacaksa görev alabilir." (s. 120)
"Leyla özeleştirisel yaklaşmalı. Rolünü inkar etmiyoruz. Eşbaşkan olarak Barzani de, Başbakan da saygı duyar. Yapmazsa kendisi bilir, gitsin yerine otursun, isterse Barzani’nin adamı olsun. Kendisi bilir. Tümüyle silmiyoruz, ama saygılı yaklaşıp rol veriyoruz." (s. 131)
"Leyla'yla konuşun. Konuşmadınız mı? P. Buldan: Kandil çağırıp konuşacak. A. Öcalan: Evet, doğrusu odur. Sen de konuşabilirsin. Hatta ona de ki, benden eksiğin var, fazlan yok. Ona söyleyin, kendisini bu işe adasın..." (s. 158)
"Leyla’ya deyin ki, Öcalan'la görüşme işi ciddidir. Barzani bile yan üründür. Bizim görüşmelerimiz olmasaydı bugünkü pozisyonlarında olmazlardı. Örgüt işleyişine bağlı kalacak. Bunu kendisiyle konuşun. Bütün hünerlerini Sırrı Bey gibi, Pervin hanım gibi ortaya koyacak. Biz siyasi bir hareketiz. Siyasetle oynarsa canıyla öder. Oyun değildir bu. Danışmanla gelme işi olmaz. Ancak Sırrı beyle gelirse görüşürüz." (s. 223)
"Boşuna uğraşıyorlar. Ben Kürtçülüğü de BDP’nin tekeline bırakmayacağım. Kürtçülüğü Barzani’ye de, Leyla’ya da bağlamaya çalışmasınlar, tehlikelidir. Leyla da kaldıramaz bu Kürtçülüğü." (s. 239)
"Barzani’ye özel selamlarımı iletin. Kürt Kongresi şarttır. Kongre gerçekleşirse sen Başkansın, Leyla eşbaşkandır diyeceksiniz. Bu kongrenin Başkanı olacaksın diyeceksin. Öcalan senin hukukunu tanıyor, sen de Öcalan’ın hukukunu tanıyacaksın diyeceksiniz." (s. 245)
"Leyla’nın tutumu nasıl sence? Leyla hakkında bana neler söyleyebilirsin? Ona göre belki bir daha görüşebilirim ya da görüşmem. S. S. Önder: Başkanım, sizin insana yaklaşımınıza bir kez daha hak verdim. Leyla’ya dair açtığınız alan konusunda, bence Leyla ilk başladığı günden bugüne önemli ve olumlu bir değişim ve katkı sürecine yöneldi. Doğrusu bütün görüşmelerimizde bu diplomasiyi sizin adınıza yürütmekte olduğumuz gerçeğini hep önde tuttu. Bence bu alan tam da Leyla’nın çalışabileceği, kendini katabileceği ve faydalı olabileceği bir alan. Gerçi bu önerimi KCK toplantısında dile getiriş biçimime Leyla biraz alındı. Ama bence bu zeminde yürüyebilir." (s. 348)
"Leyla HDP ’nin siyasetini benimsiyor ve iş yapmak istiyorsa partiye üye olsun. Bizimle çalışmak istiyorsa biz onunla çalışmak isteriz." (s. 385)
"İkinci önemli olay Leyla’ya ait olduğu söylenen bir mektuptu. Silahların devrinin kapandığını söylüyordu. O dönem Leyla’ya çok öfkelenmiştim. Sonra geldiğinde ona sordum. Benim öyle bir mektuptan haberim yok dedi. Belli ki birileri yazmıştı." (s. 423)
"(Sırrı ’ya) Söyledim, benim adıma sözcü sensin. İşte Pervin, Ceylan, diğerleri de dahil, senin sözünden çıkmayacak. Bu konuyu uygun bir dille Leyla’ya da iletin. Bu ustalığı gösterin." (s. 452)
xxx
Evet, Leyla Zana dişi aslandır ama Öcalan maalesef o aslanı "terbiye etmiştir."
Üzücü ama gerçek...
@Ronav1974 Bok yemişler
Türkiye ve Suriye infaz yaptıyordu. Suriye cöplüge gitti. Türkiye de silahını aldı.
Geri kalanlar, senin gibi ırzlarını koruyamazlar.
Pis kemikciler !
@CenapDoc Dervişoglu ırkcılık hezeyanına kapılmış.
Cenap Hoca milletvekili olma ateşiyle tutuşmuş.
Öcalan ise sahibinin kucagındadır.
Sahibi barış derse barış, savaş derse savaş olur.
Evet… Ruşen efendi!
Mehmet Sanrı gibi bir duayenin sorularının altında kaldığınızı tarihe not ettik!
Gazetecilik 🤣
Kiralık Kalem @cakir_rusen
Kendin çal kendin oyna hemi
@Ronav1974 Sen kim,
tarihçi Ayşe Hür kim?
Önune konulan rantı korumak veya PKK derneklerinden nemalanmaj için saga sola sataşıyorsun.
Senin yerin, fikir düsünce platformu değil rehabilitasyon merkezidir.
Ömer Özmen – Araştırmacı Yazar
“SAHTE OLSA NE…!
Özel Harp Dairesi’nce Öcalan’a verildiği öne sürülen bir liyakat belgesinin sureti sosyal medyaya servis edildi.
Bu belgenin hakiki veya sahte olduğuna dair net bir şey söyleyecek durumda değilim.
Öcalan’ın Özel Harp Dairesi’ne çalıştığına dair benim de bu belgeye ihtiyacım yok. Öcalan’ın Devrimin Dili ve Eylemi kitabı başta olmak üzere bu konuda elimde yüzlerce bilgi ve belge var. (“Örgütü devletin parasıyla kurdum, devleti kullandım” vb.)
Söz konusu belge yapay zekâ ile hazırlanmış olsa dahi, bu belgenin devletin derinlerinden biri tarafından hazırlanmış olabileceğini düşünüyorum.
Özel Harp Dairesi, dönemin Başbakanı Bülent Ecevit’in de açıkladığı gibi, devlet içinde denetlenemeyen bir organizasyondu.
Dolayısıyla bu kuruluşun resmî yazışmaları, normal olarak diğer resmî kurumların desimal dosya sistemine göre olmayabilir. Kendine özgü bir formatı olsa gerek. Çünkü gayri nizami bir yapılanmaydı.
Diğer yandan, liyakat belgesinde imzası bulunan General Kemal Yamak, anılan dönemde Diyarbakır 8. Kolordu Komutanı’ydı.
Daha sonra Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın danışmanı yapıldı. Diyarbakır Cezaevi’ndeki vahşetin bu komutana bağlı askerler tarafından gerçekleştirildiği bilinir.
Kemal Yamak’ın Özel Harp Dairesi’nden olduğu, Türk ve Kürt basınında daha önce defalarca yazıldı. Hatta Turgut Özal’ın şaibeli ölümünde bile ismi sık sık zikrediliyordu.
Sosyal medyaya servis edilen belgedeki imzalar da usule uygundur.
Son yıllarda derin devlette birçok çatlak ve bölünme oluştu.
Bir dönem devletin gizli belgelerini açıkladığı gerekçesiyle tutuklanan eski Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Bülent Orakoğlu’nun yazdığı İhanet Çemberi adlı kitaptaki bilgiler de bu konuda ipuçları veriyor.
Orakoğlu diyor ki:
“Öcalan Şam’da iken sürekli Bursa Cezaevi’nde bulunan Sabri Ok ile telefonla kontakt hâlindeydi. Telefon numarasını tespit edip dinlemeye aldık. Genelkurmay’dan denetlenemeyen bir grup dinlediğimizi fark etti. Bana kumpas kurup beni tutuklattı.”
Orakoğlu’nun bu iddiası, anılan dönemde Bursa Cezaevi’nde bulunan Sayın İsmail Beşikçi tarafından da doğrulandı (İsmail Beşikçi – Anılar).
Kısacası, bu belge orijinal değilse bile daha önce bu kurumda çalışan birileri tarafından orijinaline uygun şekilde hazırlanmış olabileceğini düşünüyorum.
Zaten Öcalan’ın H. Atilla Uğur’a verdiği ilk sorgu ifadesi, 21-22 Şubat 1999 tarihli savcılık ifadesi, 3 Nisan 1999 tarihinde Savcı Volkan Vural ve Talat Şalk’a verdiği 10 sayfalık ıslak imzalı ifadesi, İmralı görüşme tutanakları ve 27 Şubat 2025 tarihinde Meclis Komisyonu’na yaptığı 8 maddelik açıklamaya bakıldığında, belgenin sahte veya hakiki olması çok da bir anlam ifade etmez.
Öcalan’ın bu duruşu ve sözlerinin kendisi zaten asıl orijinal belgedir.
Yazıyı bir Kürt özdeyişiyle bitirelim:
“Ez dibêjim hırç va ye, hûn dibêjin rêç va ye.”
(Ayı ortaya çıkmışken ayak izlerini sürmek mantıksızdır.)”
@Ronav1974@hafizakurd Öcalan yollarca Tapu kadastroda calışmadı mı?
Türk Meclisi her ay Öcalan ailesine iki milletvekili maası ödemiyor m?
Be hey Öküz !
Bunlar Türk devletini kurumları değil midir, Kürdistan devletinde mı yasıyorsunuz ?
@Ronav1974@hafizakurd Dem Partideki,milletvekili ve belediye baskanı olan emekli Ögretmenler, emekli Subay ve hemşireler Kürdistan maliyesinden mi maaş ediyorlardı?
Her ay meclis bütcesinden Öcalan ailesine verilen iki milletvekili maaşı babanın cebinden mı ödeniyor?