📢BASINA VE KAMUOYUNA!
BÜYÜYEN PAYLAŞIM SAVAŞI HALKLARA KAN GÖZYAŞI VE YOKSULLUK GETİRİYOR!
Siyonist İsrail rejimi 13 Haziran (bugün) sabahı İran’a yönelik gerçekleştirdiği geniş çaplı saldırılarla çok sayıda askeri, stratejik, teknoloji tesisini vurarak, birçok İranlı vatandaşı katlederek Ortadoğu’daki savaş politikalarını yeni bir aşamaya taşıdı.
Siyonist rejimin 7 Ekim 2023‘ten bu yana hiçbir insani ve vicdani sınır tanımadan Filistin’de yürüttüğü soykırım savaşı 60 bine yakın insanın hayatını kaybetmesine yol açtı. Tüm dünyanın gözleri önünde yürütülen sistematik aç bırakma Gazze’yi adeta bir ölüm kampına dönüştürdü. ABD ve Kuzey Atlantik ittifakı (NATO)’nun sağladığı sonsuz güvence altında yürütülen soykırım, Lübnan’da Hizbullah’a vurulan ağır darbeler ve Suriye’de HTŞ iktidarının seyirci kalarak yol açtığı işgalin genişletilmesiyle devam etti.
Savaş suçlusu Netanyahu, İran’a saldırmaktan başka çarelerinin kalmadığını, İran’ın atom bombası üretecek seviyeye ulaştığını ve İsrail’i soykırımla tehdit ettiğini anlatarak tüm dünyaya açıkça yalan söylüyor.
Cezasızlıkla önü açılmış, gözü dönmüş bu saldırganlık Ortadoğu’da savaşı büyütmeyi, bölge ülkelerini ABD’nin başını çektiği emperyalist düzen ile barışmaya zorlayarak halkları boyunduruğu altına almayı hedefliyor. Yaşananların bedelini tüm ülkelerden halklar ödüyor; savaş ve saldırganlık, halklar için kanı, gözyaşını ve acıları büyütmekten başka bir şey getirmiyor.
Diğer yandan İsrail karşıtı tüm söylemlerine karşın saray rejiminin ve Cumhur İttifakı’nın, Siyonist rejimle işbirliği yaptığı, bu işbirliğinin halen de devam ettiği defalarca ortaya çıktı.
İsrail’in petrol ihtiyacının büyük bölümü Türkiye toprakları üzerinden gönderilen Azeri petrolü ile karşılanmakta, siyasi iktidar ise bu sevkiyatlara göz yumarak/ortak olarak halkların kanı üzerinden yükselen savaştan kazanç elde etmeye odaklanmaktadır. Türkiye limanları İsrail’e yük ve askeri malzeme taşıyan gemilere kapatılmamış; ilan edilen resmi kararlara karşın İsrail ile ticaret örtük ve aldatıcı hilelerle devam etmektedir.
Tarihsel bir dönemin eşiğinden Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz:
İktidarların ve sermayenin halkı aldatan ikiyüzlü politikalarına kimse kanmamalıdır! Türkiye’de iktidar ve sermaye, İsrail ile tüm ilişkilerini açık, kesin ve ikna edici bir şekilde kesmeli, Türkiye üzerinden İsrail’e petrol sevkiyatı durdurulmalı, Türkiye’nin limanları ve hava sahası İsrail’in tüm faaliyetlerine kapatılmalıdır.
Barışın toplumsallaşmasının konuşulduğu bu günlerde kimse unutmamalıdır ki, bölgesel ve küresel barış tesis edilmedikçe kalıcı bir barışın koşulları oluşmayacaktır!
İktidarı uyarıyoruz:
Kazanmakta oluğunuz sermayede halkların kanı var!
Bu ikiyüzlülüğe biran önce son verin ve İsrail’e savaş desteği vermekten derhal vazgeçin!
Uluslararası kamuoyuna sesleniyoruz:
Daha fazla kan akmadan, gezegenimiz daha fazla tahrip edilmeden, tüm ülkelerden halklar daha çok acı çekmeden bu saldırganlığı durdurmak için herkes yapabileceğinin en fazlasını yapmalıdır.
Emperyalist-Siyonist ittifakın ve egemen güçlerin tırmandırdığı bu savaşı ancak halkların bağımsız, eşit, barışçıl, demokratik temelde bir arada yaşamak için dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmesi durdurabilir!
Savaşa, işgale ve katliama son!
Yaşasın halkların dayanışması!
SOLDEP-ESP-EHP-YEŞİL SOL PARTİ-EMEP-SYKP-DEVRİMCİ PARTİ-SODAP
Özgür Filistin için, insani yardım ablukasına karşı @GretaThunberg ve arkadaşları Gazze’ye yardım için yola çıktı. İsrail bu 12 kişilik yardım teknesini tehdit ediyor çünkü arkalarında dünyanın her yerinden dayanışma gösteren milyonlar var! #TuerkiyeMadleenicinAyakta#Madleen
🇵🇸#MadleenGemisi’ndeki bir avuç insan tüm insanlığın onurunu ve vicdanını temsil ediyor.
🇵🇸#İsrail kuvvetlerinin Madleen Gemisindeki #FreedomFlotillaCoalition’a yönelik saldırısını şiddetle kınıyoruz. Bu saldırı, insanlığa ve insanlık vicdanına yapılmıştır.
🇵🇸Filistin halkının onurlu direnişinin yanındayız.
#Gaza
BASINA VE KAMUOYUNA
İzmir Büyükşehir Belediyesi iştirak şirketlerinde çalışan 23 bin işçi, TİS görüşmelerinin tıkanması sonucunda insanca bir hayat yaşayabilmek amacıyla emeklerinin karşılığını almak için “eşit işe eşit ücret” talebiyle greve çıkmıştır.
Emekçilerin “eşit işe eşit ücret” talebi de, bu talebin karşılanmaması sonucunda greve gitmeleri de haklı ve meşrudur.
Emeğin ve emekçilerin meşru taleplerini savunmayı, bu taleplerin yanında olmayı temel bir ilke olarak gören Yeşil Sol Parti, İzmir Büyükşehir Belediyesi emekçilerinin de hak taleplerinin yanındadır.
Emekçilerin hak talepleri karşısında bazı çevrelerin işi emek ve grev düşmanlığına vardıran, bunu daha ilerleterek ırkçı ve ötekileştirici bir ayrışmayı körükleyen yaklaşımlarını kabul edilemez ve tehlikeli buluyor; bu yaklaşımları şiddetle kınıyoruz.
Aslında bugün İzmir Büyükşehir Belediyesi işçilerinin haklı grevini çeşitli gerekçelerle karalayıp kırmaya çalışma çabasının, merkezi iktidarın ekonomik sıkıntı ya da güvenlik gerekçeleriyle işçi grevlerini ertelemesinden veya yasaklamasından farkı bulunmamaktadır.
Grevin, yurttaşların günlük yaşamını olumsuz etkilediğinin farkındayız. Ancak tüm karar süreçlerinden dışlanan emekçilerin hak mücadelesinde kullandıkları en etkili silah olan grev, tam da bunun için yapılmaktadır. Grevin amacı, üretimden gelen gücü kullanarak kamuoyunda ve halkta bir farkındalık oluşturmak, ortaya konulan emeğin günlük toplumsal yaşamımızdaki etkisini ve değerini hatırlatmak, bu yolla hak edilen ücretin işverenden alınmasını sağlamaktır.
Yeşil Sol Parti olarak başta İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay olmak üzere, Belediye yönetimini işçileri hedef gösteren ve grev kırıcılığını teşvik eden tutumlarından bir an önce vaz geçmeye, emeğe, emekçilerin haklarına saygı duymaya, emekçileri hedef göstermek yerine işçilerin hak örgütü olan sendika ile yapıcı ve uzlaşmacı bir zeminde görüşmeleri ilerletmeye davet ediyoruz.
Tüm emek ve demokrasi güçlerini, başta İzmir halkı olmak üzere tüm yurttaşları, emek ve hak mücadelesi veren emekçilerle dayanışmaya, destek vermeye, ırkçı ve ayrımcı yaklaşımlara karşı kardeşliğe ve barışa sahip çıkmaya çağırıyoruz.
YEŞİL SOL PARTİ MERKEZ YÜRÜTME KURULU
#izmir #grevhaktır
📢 Bilim insanları uyarıyor❗️
Türkiye'nin su kaynakları 2040'a kadar %25 azalabilir. Sırrı Süreyya Önder'in önerdiği yasal düzenleme, nehirlerimiz için son şans olabilir. Meclis Önder’in vasiyetine sahip çıkmalıdır.
@TBMMGenelKurulu#AnadoluNehirleriYaşasın
▪️AKP’nin yarattığı Türkiye’de kadın olmak her an her yerde öldürülme tehlikesi altında bulunmaktır.
▪️#BaharAksu bugün #Şişli’de bir erkek tarafından sokak ortasında ve herkesin gözü önünde kurşun yağmuruna tutularak katledildi.
▪️Katiller, cezasızlıktan ve iktidarın beslediği erkek egemen sistemden cesaret alıyor.
✋Artık yeter!
Türkiye halkları seni hiç unutmayacak.
Hepimizin başı sağ olsun!
Barışın sesi, umudun yüzü olan bir insanı kaybettik. Bu topluma barışın mümkün olabileceğini anlatan, barış için çaba harcayan, hapse düşen bir yoldaşımızı sonsuzluğa uğurladık. Acımız çok büyük.
Sırrı yoldaşımızı insanların kardeşçe ve barış içinde yaşama mücadelesinin içinde kaybettik. Onun mücadelesini, çabasını hiçbir zaman unutmayacağız. Ulaşmak için çaba harcadığı barış için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz.
Eşitlik, özgürlük, adalet ve barış mücadelesi nedeniyle Mamak ve Silivri cezaevlerinde tutsak kalmış yoldaşımız Sırrı Süreyya’nın eksikliğini önümüzdeki günlerde çok daha fazla hissedeceğiz.
Ülkenin en geniş kesimlerine barış umudunu taşıyan, barışın sesi ve yüzü olan Sırrı Süreyya’nın ardından yapılacak tek şey barışı hemen gerçekleştirmektir. Siyasetin ertelenemez görevi budur.
Bu toplum Sırrı Süreyya’yı hiç unutmayacak. Başta @DEMGenelMerkezi olmak üzere hepimizin başı sağ olsun.
#sırrısuereyyaoender
◾️ Çok üzgünüz!
◾️ Sevgili Sırrı Süreyya Önder'in barış ve demokrasi için atan kalbi ne yazık ki daha fazla dayanamadı.
◾️ Tüm Türkiye halklarının başı sağ olsun.
◾️ Anısı barış, demokrasi ve ekoloji mücadelemizde bizlere yol gösterecek.
◾️ Anısına ve mücadelesine saygıyla.
#sirrisureyyaonder
🚩Emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs’ta emeğin haklarını savunmak, barışı ve demokrasiyi kazanmak için mücadeleyi yükseltiyoruz.
“Ekolojik yaşam için iklimi değil, sistemi değiştir” pankartıyla İstanbul’da alandayız. #1MAYIS
EMEK, BARIŞ VE DEMOKRASİ MÜCADELESİ İÇİN 1 MAYIS’TA ALANLARA!
Bugün hem dünyada hem de Türkiye’de emek ve doğa sömürüsüne karşı mücadeleyi yükseltmek, demokrasiyi inşa ederek halklar arasındaki barışı kazanmak, sermayenin iktidarına karşı emekçiler arasında dayanışmayı büyütmek her zamankinden daha büyük bir ihtiyaç haline gelmiştir.
Türkiye’de mevcut iktidar blokunun baskı ve sömürü rejimi her gün yeni krizler üretiyor ve emekçiler bu sorunlar karşısında her gün daha çok yoksullaşıyor. Kapitalizmin neden olduğu ekonomik, sosyal ve ekolojik kriz giderek derinleşiyor. Baskıcı rejimin zulmü altında ezilen milyonların direnmekten ve direnişi sokak sokak, meydan meydan büyütmekten başka çaresi yoktur.
Sermayenin azgınlaşan saldırıları karşısında son kale, direnişin kendisidir!
1 Mayıs’ın tarihi de direnişlerle yazılmıştır. Türkiye emekçi sınıfı da bu yolda bedellerin en ağırlarından birini ödemiştir. Taksim Meydanı, Türkiye emekçilerinin birlik, dayanışma ve mücadele gününün sembolleşmiş alanıdır. Emekten ve demokrasiden yana tüm güçlerin 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı’na çıkmaları en meşru hakken, bunun iktidar tarafından engellenmek istenmesi kabul edilemez!
Bu meydan dün olduğu gibi yarın da mutlaka 1 Mayıs Meydanı olacaktır.
Türkiye’de toplumsal muhalefetin yükseldiği bir dönemde Taksim talebinin ortak bir şekilde yükseltilememesi bu dönemin bir eksikliği olarak kabul edilse de, sosyalistlerin, devrimcilerin, tüm muhalefet örgütlerinin görevi, bir yandan bu eksikliğin giderilmesi amacıyla çaba gösterirken aynı zamanda tüm ezilenlerin ekonomik demokratik taleplerini dile getirmek için emekçilerle alanlarda yan yana olmaktır
Türkiye halkları, adaletin, barışın, eşitliğin ve demokrasinin kazanılması için seferber olmuştur. İktidarın tüm yasaklamalarına karşın tüm meydanlar direnişe teslim olmuş durumdadır.
Şimdi bu direnişi 1 Mayıs’ta daha da yükseltmenin zamanıdır.
İktidarın kaçacak yeri kalmamıştır. Milyonların barış ve demokrasi talebini duymayan, bu taleplere polis ve yargı baskısıyla yanıt veren iktidar meşruiyetini kaybetmiştir.
Meşruiyetini kaybetmiş iktidara, sermayeye ve sömürü düzenine karşı 1 Mayıs’ta alanlarda olacağız!
Çünkü;
Gün, tüm direniş alanlarında dünya emekçilerinin ortak diliyle yepyeni bir hayat çağrısı yapmanın günüdür.
Gün, emek, barış ve demokrasi için mücadeleyi yükseltmek ve “başka bir dünya mümkün” demenin günüdür.
Gün eşitlik ve özgürlük için geleceğe birlikte yürümenin günüdür.
Gün, emeğin ve doğanın sömürüsüne son vermek için mücadele bayrağını yükseltmenin günüdür.
Yaşasın 1 Mayıs!
Bijî Yek Gûlan!
#1Mayıs2025 #1Mayıs
https://t.co/S0RY6QDeOi
İktidar bloku saldırı dozunu arttırıyor!
Bizler de direnişi yükselteceğiz!
Emekçilerin birlik, dayanışma ve mücadele günü 1 Mayıs kutlamaları öncesi çeşitli sol, sosyalist ve devrimci gruplardan 92 arkadaşımız bugün polis baskınlarıyla gözaltına alındı.
Gözaltına alınanlar derhal serbest bırakılmalı ve emekçilerin 1 Mayıs kutlamalarına yönelik tüm engellemelere son verilmelidir .
Sermayenin ve baskıcı iktidarın engellemelerine karşı ülkenin her yerinde tüm halklarımızı #1Mayıs alanlarını doldurmaya davet ediyoruz.
Direne direne kazanacağız!
Eş Sözcümüz Didem Göçer:
💬HÜDA-PAR'ın hazırlayıp sunduğu bu yasa teklifi, yalnızca LGBTİ+’ların temel haklarına değil, Türkiye’deki herkesin ifade özgürlüğüne, örgütlenme hakkına ve insan onuruna doğrudan saldırıdır.
Ermeni soykırımının kurbanlarını saygıyla anıyoruz.
İnkar , yok sayma ve acıları yarıştırma yaraları büyütür. Derinleştirir.
İyileştirici olan yüzleşmek, acıları sarmak için çalışmaktır.
Ermeni soykırımının 110 yılında yüzleşme çağrımızı yeniliyoruz.
#24Nisan1915 unutmuyoruz. Unutturmayacağız. Sorumlularını affetmeyeceğiz.
▪️#İstanbul yakınlarında meydana gelen ve yapılan açıklamalara göre ilki 4,0, diğeri 6,2 büyüklüğündeki iki #deprem nedeniyle bölgedeki halklarımıza geçmiş olsun diyoruz.
▪️Deprem, bir doğa olayı olsa bile rantçı ve sermaye odaklı iktidarların uygulamalarının sonucunda bir felakete dönüşüyor.
▪️#AKP iktidarının ranta ve talana dayalı politikaları depremlerin felakete dönüşmesinin en büyük nedenlerinden biridir.
▪️İktidarı bir an önce kalıcı ve etkili önlem almaya, şirketlerin değil halkın yararını gözetmek için çalışmaya davet ediyoruz.
ÇEŞİTLİ TOPLUMSAL KESİMLERE KARŞI OLUŞTURULAN NEFRET İKLİMİ, CESARETİNİ İKTİDARDAN ALIYOR
AKP’nin meclise taşıdığı HÜDA-PAR’ın TBMM Başkanlığına sunulan ve LGBTİ+ bireyleri hedef alan yasa teklifi insan haklarına, Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere ayıkırdır.
Teklif açıkça bir grup insanın var oluş haklarına bir saldırı, onları hedef haline getirme, belli kişileri sosyal linç saldırılarının önüne atma çabasının bir sonucudur.
Bu adım 23 yıllık iktidarı boyunca AKP ve ortaklarının toplumu kendi yaşama biçimlerine uygun hale getirme çabalarının son örneği olmuştur.
HÜDA-PAR'ın hazırlayıp sunduğu bu yasa teklifi, yalnızca LGBTİ+’ların temel haklarına değil, Türkiye’deki herkesin ifade özgürlüğüne, örgütlenme hakkına ve insan onuruna doğrudan saldırıdır.
Teklif, LGBTİ+ kimlikleri kriminalize etmeyi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünü yok etmeyi, LGBTİ+’ların hayatlarını görünmez kılmayı amaçlamaktadır.
Bu kanun teklifinin gerekçelerinde kullanılan “sapkınlık”, “yıkıcı faaliyet”, “cinsiyetsizleştirme” gibi ifadeler; açık bir şekilde nefret söylemi barındırmakta ve LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcı bir tutum ortaya koymaktadır.
Herkesin bildiği gibi HÜDA-PAR, bugünkü mevcut iktidarın büyüyüp beslediği, meclise taşıdığı bir yapıdır. Bu kanun teklifi her ne kadar HÜDA-PAR tarafından Meclis Başkanlığına verilmiş olsa da, teklifin içeriği mevcut iktidar blokunun zihin dünyasının bir dışavurumudur.
Bu kanun teklifi geri çekilmeli, yasal düzenlemelerde nefret söylemi değil, eşitlik ve özgürlük esas alınmalıdır.
Yeşil Sol Parti MYK
Yargının sadece bir iktidar aparatı haline getirildiği AKP iktidarında her gün yeni bir hukuksuzluk gerçekleşiyor.
ÇHD Onursal Genel Başkanı #SelçukKozağaçlı’nın tahliye edildikten hemen sonra yeniden cezaevine gönderilmesi asla kabul edilebilir bir durum değildir.
#SelcukKozağaclıyıSerbestBırakın