Çevremdekilerin bazıları gibi ben de kendimi eskisi kadar neşeli hissetmiyorum. Eskisi kadar sık gülmüyor, belki 1-2 sene önce güleceğim şeylere gülmüyorum. Kademeli bir şekilde azaldı neşem, en büyük sebebinin de ülkenin durumu (her anlamda) olduğuna inanıyorum.
Bu arada gerçekten böyleler mütevazi ve halktan biriler. 2017 senesinde boyalıkta halk plajında denk geldik bergüzar hanımla.bizim girdiğimiz mekanında dibi rooms oteldi ve oranın beach o zamanın parasıyla şimdinin 3k neredeyse.arkadaşlmla denize girdik yüzerken onlar da grup olarak denize girdiler yanlarında menajeri falan da var bu insanlar manyak mı aynı deniz aynı plaj değil mi niye oraya o kdr para veriyorlar gerizekalı mı bunlar ben anlamadım demişti bizle sohbete girdiğinde kdjdjssjsjsj şok olmuştum müthiş biri
Sosyal hayat denilen kavramın ticari işletmeye gitmekle eşitlenmesine karşı durmak gerek. Hepimize cemiyet hayatı dayatılıyor. Sizin kaliteli-keyifli-orijinal mekanlarınızı değil; halk plajını, kent parkını, piknik alanını, yol kenarındaki bankı, belediye spor tesisini istiyorum.
Düzgün bir yaşam için niye 8-10 sene beklemek gerekiyor ya da niye 45k yetmiyor demiyor da beklesin diyor. 350K alıp çalışan sistemci olsun da 45 alan da olmasın ya artık.
E istesinler, sizden mi istiyorlar? Düzgün bir yaşam için de 45'ten fazlası gerekiyor ya hani: Kirasını verecek, dışarıda bir yemek yiyecek, bir tiyatroya gidecek, bir kitap alacak, bir hobisine bir şeye harcayacak... Kimse de 150K GMY başlamak istemez, o kadar az mı alıyorum der
Üniversiteden mezun olur olmaz 150.000 lira maaşla GM yardımcısı olarak işe başlamak istiyor %80’imiz. Ben de isterim kim istemez? Ama ben kalktım mezun oldum geldim 45 liraya çalışıyorum. Şikayetçi de değilim. Zira biliyorum ki bu da bir geçiş süreci. Bi sabredin bakalım 8-10 yıl. Şimdi 25 yaşında genel müdür ve maaşı isteyen adam 50 yaşında haşa peygamber olmak ister. Bu normal ve doğal bi şey değil
Kimse Avrupalı olmaya çalışmıyor. Onların yaşam standartlarından daha iyisini Türk çocukları için istiyoruz. Onların gözünde ne oldugumuz da kimsenin umurunda değil.
2500 yılla yargılanan ve 1,5 yıldır tutuklu olan birine savunma yaptırılmıyor. Kendimizde miyiz biz? Ne yapacağız? Herkes kendi boktan hayatına bakıyor
Hem kendini hem de bölümünü rezil ettin ama hakkıyla utanmayı bile beceremediğin için burada ahkam kesmeye devam ediyorsun. Omurgasız duruşunun cevabını her platformda bu şekilde yerin dibine sokularak alacaksın. Kayyım yalakalığı seni paraşüt yapmaya yetebilir ama saygı görmene ve kabul edilmene yetmeyecek. Böyle rezil olmaya, yerin dibine girmeye devam edeceksiniz.
Deniz Göktaş, gösterisinde şakasını yaptığı yasalardan tutuklandı. Bilinçli yada bilinçsiz susmaya devam edildikçe yarın bir başka arkadaşımız tutuklanacak!
Gösteri yayınlandığından beri söylediklerinden dolayı tutuklanması gerekiyormiş gibi davrandınız bir çoğunuz! Kına yakın!
Deniz Göktaş'ın veya son yıllarda siyasi sebeplerle tutuklanan onlarca insanın tutukluluğunun hukuki açıdan incelenmesi, kanuna dayanarak eleştirilmesi tamamen fuzuli uğraşlar. Bu eleştirilerin dayandığı "hukuk devletinde yaşıyoruz" varsayımı doğru değil bir kere.
Yapıyorlar, çünkü yapabiliyorlar. Yaptıklarından sonra hayat bir şekilde akıyor çünkü. Peki buna karşı çıkanlar, hayatın normal akmaya devam etmemesi için ne yapıyorlar? Mevcut durumu sadece kendileri için değil, herkes için rahatsız ve devam ettirilemez hale getirmek için bir hamleleri var mı? Bu hamleleri yapmadan değişim beklemek gerçekçi mi?
Yarının BirGün’ü:
Biliyorsunuz…
BU REJİMİN ÖZEL
BİR DURUMU VAR!
Deniz Göktaş havalimanında gözaltına alındı. Kendi ayağıyla ülkeye dönmesine rağmen “yakalandı” dendi. Emniyete de ters kelepçeyle getirildi. Yarın 10.30’da Çağlayan’a sevk edilmesi bekleniyor
Mizahtan, neşeden, eleştiriden korkan iktidar, yargı eliyle tüm ülkeyi susturmaya çalışıyor. Yükselen her cesur ses sadece bir itiraz değil aynı zamanda özgür bir geleceğin teminatı
#DenizGöktaşSerbestBırakılsın
Daha önce Instagram kapandığında @jeandpardaillan 0.75’te şuna benzer bir laf etmişti: “Türkiye’de herkesin tetiklendiği bir şeyler var ve bu tetiklenmeler olduğunda çok radikal aksiyonlar istiyorlar…”
Deniz Göktaş gündemi kısmen bunun ürünü, “çok ileri gitmiş” diyen falan var.
Herkesin istediğini söyleyebilmesini savunmak gerekiyor. Bu kadar kırılgan da olmamak lazım her şeyden, dalgıç bile olay çıkarıyor. Şaka mı abi bu? Biraz rahatsız olmanızdan bir zarar gelmez.
@1Rustcohle Sezonun son oyunuydu zaten, yakın tarihte yoktur o yüzden. Fiyat konusunda da benim artık net bir algım kalmadı ancak verdiğimiz paraya değdiğini düşündük bu oyun özelinde :)
Ben de tiyatrosuna gittim (Baba) ve çıkınca arkadaşım söyledi aslında filminin olduğunu. Oyun da inanılmaz etkileyiciydi, örneğin yanımdaki hanmfendi ağladı oyunun sonunda. Benim de tüylerim diken dikendi çıkarken :)
Hazır babalar günüyken televizyonda şu filme denk geldim. Tekrar izledim. Demans hastalığı , baba-çocuk ilişkisi üzerine inanılmaz bir filmdi. Anthony Hopkins inanılmaz bir oyunculuk sergilemişti. Ailemde demans hastası var olan biri olarak ekstra etkilemişti film beni.
A university student wrote a middle school level essay just to bait her trans professor into correctly failing her so she could retaliate and ruin her teaching career… and it worked.
Absolutely shameful.