Aile Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına ihbardır‼️
haberi özellikle dikkatli okuyun.
2. Ve 3. Twit daha da önemli çünkü. Asıl bomba haberler o twitler‼️
Kim bu Götçü Şükrü lakaplı ahlaksız❓
Gelibolu'da akaryakıt istasyonları olan iş adamı Şükrü T., bir otel odasında 18 yaşından küçük 2 erkek çocukla basılıyor.‼️
Şahıs, polis ekiplerince gözaltına alındı.‼️
Yalnız bu adamın aynı otele daha öncede yaşı küçük ÇOCUKLARLA sürekli geldiği iddia edildi.
Peki neden otel sahibi için hiç bir işlem yapılmadı ❓
Oysa yasa açık, 18 yaş altında çocuklar anası babası olmadan böyle yerlere giremez, kaldı ki otel işletmesi iki küçük erkek çocuğu otele kimliksiz nasıl alabiliyor❓ Kimlik ibraz edilmeden otellerde kanunen konaklama yapılamaz, kaldı ki bunlar küçük ÇOCUK ‼️
Birileri otel sahibini mi koruyor❓Kim bu otel sahibi❓
@adalet_bakanlik@tcailesosyal@TC_icisleri@EmniyetGM@Emniyetckale
Üsküdar rezaletini esefle izliyorum. Üsküdar olayı 1946’da CHP’nin genel seçimde, 2019’da AKP’nin İstanbul seçimlerinde yaptığı hileli seçimden daha vahim, daha korkunç bir seçim hilesidir. Bu tarihe böyle geçecektir. Tabi AKP’lilerin suskunluğu, Devlet Bahçeli’nin o iri laflarını Üsküdar rezaletinden esirgemesi de tarihe geçecektir.
Timur Soykan: “Tam iflas eden bakkal gibi; her şeyi satalım, her şeyi yok edelim. Şimdi sıra köprülerde ve otoyollarda.
Bunlar sizin, babalarımızın, dedelerimizin alın teriyle, halkın yarattığı kaynaklarla yapıldı. Şimdi halkın ürettiğini yine satıyorlar.
Sülün Osman en azından köprüyü gerçekten satmıyordu, insanları kandırıyordu. Bunlar köprüyü gerçekten satıyor, bütün halkı kandırıyor.”
Ehliyeti olmayan “joker”, başkasının yerine ehliyet sınavına giriyor!
Bir kez değil…
On kez değil…
İddianameye göre aynı yöntemle hareket eden “jokerler” 37 farklı ilde tam 464 kez yakalanıyor.
Yanlış okumadınız: 464 kez!
Sahte kimlikler, Photoshop’la değiştirilen fotoğraflar, gizli kameralar, kulak içi haberleşme cihazları, bazı sürücü kursları…
Bu yöntemle ehliyet alan kaç kişi bugün trafikte aramızda dolaşıyor?
Bugünkü yazım
“Türkleri bir kampa toplayın, Suriye ve Afganlılarla ülkeyi yönetin.
Türkleri maraba ve etrak-ı bi idrak (aptal Türk) olarak görüyorlar.
Türkler ölsün diye düşünüyorlar.
Filistinlilere verdikleri değerin on binde birini bu millete vermiyorlar.”
— Fatih Altaylı
Sanırım istediğiniz algıyı oluşturamadınız. FETÖ kumpas davalarını destekleyen, o süreçlerin tetikçileri, “Cemaat” kardeşliği yeterli olmadı anlaşılan; sen doğrudan yazmak zorunda kaldın.
Bu kez hedefiniz ne?
Beni “yargıyı etkilemeye çalışmakla” suçlayarak asıl soruları örtmek mi?
Benim Cumhuriyet Başsavcı Vekili ile ne konuştuğumu nereden biliyorsunuz? Savcılıkta ne ifade verdiğimi, hangi konuda kaç kez ifade verdiğimi nereden biliyorsunuz?Soruşturma dosyasının tarafı mısınız? Dosyaya erişiminiz mi var?
Bu panik, bu telaş neden?
Ben günlerdir tek ve son derece açık bir soru soruyorum: Bu paranın kaynağı nedir?
Bu soruya cevap veremiyorsunuz.
Önce “yalan” dediniz. Sonra tetikçiler vasıtasıyla “BND” dediniz. Gazetecileri arayıp onlara da söyletmeye çalıştınız.
Tutmadı…
Ardından “evet ama…” demeye başladınız.
Şimdi ise ortaya koyduğum belgeler için “Böyle bir yer yok”, “Narlıdere’de yok”, “Çeşme’de yok”, “Almanya’da yok”, “Bu belgeler gerçek değil” diyemediğiniz için yine aynı kaçış yöntemine başvuruyorsunuz.
Belgeleri tartışmak yerine beni tartışmaya açıyorsunuz. Sorulara cevap vermek yerine yeni bir algı operasyonu yürütüyorsunuz.
Kusura bakmayın, bu yöntem artık işlemiyor.
Çünkü ortada nal gibi belgeler var. Kayıtlar var. Şirketler var. Taşınmazlar var. Milyonlarca Euro para hareketleri var.
Yerli, milliyiz deyip millete gaz verip “Ey Avrupa” diyorsunuz ama gidip vatandaşlık alabilmek için milyon Euro’ları Almanya’ya yatırıyorsunuz.
Daha önce yayımladığım kitaplarda ortaya koyduğum iddialar ve belgeler karşısında da aynı yöntemi izlediniz.Kitabın içeriğini tartışamadınız. Tek bir satırını dahi somut biçimde çürütemediniz. Bunun yerine algı oluşturmaya çalıştınız.
FETÖ kumpas davalarının tetikçisi, mahkemede tanıklık yapan ve o süreçleri kitaplaştıran kişilerle Beyaz TV’de hakkımda haftalarca yayınlar yaptınız.
Evimin bulunduğu sokağa, iş adresime ve medya kuruluşlarının bulunduğu yerlere kuryelerle hakkımda hazırlanan kitapçıklar dağıttınız. Dolayısıyla bugün yaptığınız yeni değil.
Aynı yöntem. Aynı refleks. Aynı kaçış.
Melih Gökçek, siz ve Ahmet Gökçek hakkında iki kitap yazdım.Sizden mi çekineceğim? Ahmet Gökçek’i anlatırken Mahmut’un oğlu mu diyeceğim. Melih Gökçek ve sizden mi korkacağım :) Komik.
Yaklaşık sekiz yıldır Gökçek ailesiyle ilgili haberler, belgeler ve dosyalar yayımlıyorum. Bugün başlamadım. Bugün de bitirmeyeceğim.
Yazdığım bir bilgi yanlışsa belgesiyle çürütün. YAPAMAZSINIZ.
Ben savcı değilim. Hâkim değilim. Kimsenin tutuklanmasına ya da serbest bırakılmasına karar vermem. Yargı makamlarına talimat verme yetkim yoktur; böyle bir iddiam da hiçbir zaman olmadı.
Ama gazeteci olarak yapılan işlemleri sorgulamak benim görevimdir. Doğru bulduğum işlemi desteklerim. Eksik veya yanlış bulduğumu eleştiririm. Kamuoyunun bilmesi gereken soruları sorarım. Bunun adı yargıya müdahale değil, gazeteciliktir.
Asıl yargıyı etkilemeye çalışan, soruşturmanın içeriğini bilmeden benim ifadem hakkında hüküm kuran ,kamuoyuna yön vermeye çalışan sizsiniz.
Şimdi benim hangi yayında ne söylediğimi tartışacağınıza, o yayınları delikanlı gibi eksiksiz yayımlayın.Korkmayın.
Ben yayımlıyorum. İlk televizyon programı, ilk yazım orada. Sonraki açıklamalarım orada.
Hepsi kayıt altında.
Kim ne zaman ne demiş, kim neyi inkâr etmiş, kim daha sonra hangi noktaya gelmiş; kamuoyu tamamını görsün. Çünkü benim saklayacak bir sözüm de belgem de yok.
Sizin kurmaya çalıştığınız algı da, sosyal medya trolleriniz de, sözcülüğünü üstlenen tetikçi gazetecileriniz de beni susturamaz.
Siz hepiniz, ben tekim. Hodri meydan.
Ve tekrar soruyorum:
Abinizin Çeşme’deki ,Narlıdere’deki dev malikanesinin, Almanya’da milyonlarca Euro ya alınan apartmanının kaynağı nedir?
https://t.co/XGdQoz1YLT
https://t.co/w94ky5HMOa
SKANDAL!
Köprü ve otoyolların özelleştirileceği haberi kamuoyunda tepkilere neden olunca Hazine ve Maliye Bakanlığı yetkilileri açıklama yaptı. Bakanlık, söz konusu köprü ve otoyolların 2025 yılı gelirinin 600 milyon dolar, bakım ve onarım giderlerinin ise 300 milyon dolar olduğunu duyurdu. Ancak belgeler farklı bir tablo ortaya koydu.
Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, “Bakanlık, devletin yüksek kârla işlettiği köprü ve otoyolların gelirlerini olduğundan düşük, giderlerini ise olduğundan yüksek göstererek kamuoyunu yanıltmaya çalıştı.” diyerek Karayolları Genel Müdürlüğü’nün 2026 Yılı Mali Raporu’nu paylaştı.
Paylaşılan resmi belgelerde köprü ve otoyolların gelirinin 600 milyon dolar değil 804 milyon dolar, giderlerinin ise 300 milyon dolar değil yalnızca 126 milyon dolar olduğu görüldü.
Çocuk efendi efendi çekip gitmese orda ne kadar çalışan varsa hep birlikte çocuğa dalacaklardı
Kahpeyi kahpeligi yapacak adamı iyi tanırız
Niğde belediye başkanı kim mühürlesın şurayı
Fatih Altaylı'dan Hafize Gaye Erkan'a sert sözler:
"Ne güzel atasözlerimiz var. Her derde, her olaya deva gibi.
'Eğitim cehaleti alır, eşeklik baki kalır' gibi mesela.
Bu atasözünü hatırlamama neden olan kişiyi Türkiye önce 'Parlak uluslararası banka yöneticimiz' olarak tanıdı. Belli ki, PR gücü olan bir ailenin ferdiydi ve hakkında pek çok olumlu haber yapılıyordu. Amerika'da bir bankanın başına geçecek kadar önemli ve değerli biri zannedildi.
Sonra aynı PR gücü ile olsa gerek Merkez Bankası'nın başına getirilmesi sağlandı. Merkez Bankası'nın başına geçer geçmez daha önce Gaye ismini kullanırken, 'Bana Hafize deyin'e geçiverdi. Belli ki uyum yeteneği kuvvetli, her şartta ayakta kalabilecek bir Makyavelistti.
Ama ne yalan söyleyeyim, bu denli görgüsüz ya da sonradan görme olabileceği hiç aklımıza gelmezdi.
İyi bir eğitimi vardı, kentli bir ailenin kızıydı, dünyayı görmüş, iyi pozisyonlarda oturmuş biriydi.
Merkez Bankası başkanıyken, bankayı hiçbir vasfı olmayan babası ile birlikte yönetmeye başladı. Türlü rezalet ayyuka çıktı. Sonunda istifa ettirildi. Tüm zenginliğine rağmen devletten maaşını almaya boş otururken de devam etti.
Ve son olarak milyonlarca dolarlık yazlığında yaptığı rezillikler manşet oldu. Görgüsüzce kutlamaları, yine babasıyla birlikte yaptıkları, konu komşuyu tehditleri, 'Bakan olacağım' diyerek millete kan kusturmaları. Aklınıza gelebilecek her türlü rezillik.
Bakan olmak istediğini, 'Mehmet Şimşek gidecek yerine ben geleceğim' diye alesta beklediğini duyuyorduk ama bu kadar rezilliği tahmin edemiyorduk.
Eğitim cehaleti almıştı belki ama görgüsüzlük ve terbiye eksikliği baki kalmıştı."
📌Fatih Altaylı :
Türkiye onu önce “Parlak uluslararası banka yöneticimiz” olarak tanıdı. Belli ki, PR gücü olan bir ailenin ferdiydi ve hakkında pek çok olumlu haber yapılıyordu. Amerika’da bir bankanın başına geçecek kadar önemli ve değerli biri zannedildi.
Sonra aynı PR gücü ile olsa gerek Merkez Bankası’nın başına getirilmesi sağlandı. Merkez Bankası’nın başına geçer geçmez daha önce Gaye ismini kullanırken, “Bana Hafize deyin”e geçiverdi. Belli ki uyum yeteneği kuvvetli, her şartta ayakta kalabilecek bir Makyavelistti.
Ama ne yalan söyleyeyim, bu denli görgüsüz ya da sonradan görme olabileceği hiç aklımıza gelmezdi.
İyi bir eğitimi vardı, kentli bir ailenin kızıydı, dünyayı görmüş, iyi pozisyonlarda oturmuş biriydi.
Kimin aklına gelirdi böyle biri olabileceği.
Merkez Bankası başkanıyken, bankayı hiçbir vasfı olmayan babası ile birlikte yönetmeye başladı. Türlü rezalet ayyuka çıktı. Sonunda istifa ettirildi. Tüm zenginliğine rağmen devletten maaşını almaya boş otururken de devam etti. Ve son olarak milyonlarca dolarlık yazlığında yaptığı rezillikler manşet oldu. Görgüsüzce kutlamaları, yine babasıyla birlikte yaptıkları, konu komşuyu tehditleri, “Bakan olacağım” diyerek millete kan kusturmaları. Aklınıza gelebilecek her türlü rezillik. Bakan olmak istediğini, “Mehmet Şimşek gidecek yerine ben geleceğim” diye alesta beklediğini duyuyorduk ama bu kadar rezilliği tahmin edemiyorduk.
Eğitim cehaleti almıştı belki ama görgüsüzlük ve terbiye eksikliği baki kalmıştı.
Bundan sonra bakanlık biraz zor olur inşallah ama ben yine de şunu anlam��yorum.
Fatih Karahan gibi doğru düzgün bir adam varken iktidar niye önce böyle bir rezilliği dener .
Ya da Tan Sağtürk gibi herkesin beğendiği birini atarken, bir yandan da Gaye Erkan’ın bir alt modeli olan Tamer Karadağlı’yı koltuğa oturtur.
Eleştirince suçlu oluyoruz. Peki Tan Sağtürk’ü, Fatih Karahan’ı eleştiriyor muyuz ya da işini doğru düzgün yapan yüzlerce bürokratı eleştiriyor muyuz!
Bizim kimi eleştirdiğimiz ortada.
Bir kişi de çıkıp “Haksızsınız” desin.
Üsküdar’da seçime giderken oy verecek kişileri gözaltına alacak kadar yaşanan bu gözü dönmüşlük, AKP’nin çaresizlik itirafı. Hukuka uygun bir seçimi kazanma şanslarının kalmadığını onlar da biliyor.
Bu resimde 6 kişi var.
Kimisi gülerek, kimisi kollarını yana açarak poz vermişler.
Türkiye’ye bir mesaj veriyorlar kendi “akılları” ve “ahlakları” uyarınca..
Aslında Türkiye’de siyasetin ne denli çürümüş olduğunu anıtlaştırıyor, yalnızca kendi kişisel miraslarına silemeyecekleri bir izi değil, Türkiye’nin seçimli demokratik sistemine yaptıkları suikasti tarihe geçiriyorlar..
Kuşkusuz bunu yapanlar resimdekilerle sınırlı değil..
31 Mart 2024 tarihinde Üsküdar’da MHP aday çıkarmadı, AKP adayı Hilmi Türkmen’i destekledi. Birlikte alabildikleri oy % 42.3 oldu. Buna karşılık biz Sinem Dedetaş’ı adaylaştırdık ve % 49.9 oranıyla ve 25 bin’e yakın oy farkıyla seçimi kazandık. Belediye meclisinde ise fark 27’ye karşı 17 olarak şekillendi.
Millet iradesini hazmedemediler. İftiralar, linç kampanyaları aralıksız sürdü. Sonra 31 Temmuz 2026’da Sinem Dedetaş’ı tutukladılar, kuyu tipi cezaevine koydular. 5 Ağustos’ta yapılan başkan vekilliği seçimlerinin üçüncü turunda iki kişi (Ahmet Başbaydar ve Hüseyin Kazan) kendi adaylarına değil, AKP adayına oy verdiler. Bunun gerekçesinin, birinin ceza alıp yurtdışında, bir diğerinin de cezaevinde olan çocuklarının özgürleştirilmesine yönelik aldıkları vaatler olduğu ifade edildi. Bütün bunlara, geçerli sayılmayan oylara karşılık, seçimi 4 üncü turda da olsa kazandık.
Ancak seçimi kazanmak yetmiyor. Yeni kurala göre, AKP kazanana kadar, her türlü kumpasa açık seçimlere devam ediliyor.
Yine böyle oldu, itiraz üzerine Üsküdar başkan vekilliği seçimi iptal edildi.
Bununla da yetinilmedi.
Seçimi gerçekleştiren divan başkanı Meclis 1 inci Başkan vekilimiz ve divan üyeleri şüpheli sıfatıyla savcılığa çağrıldı, hizaya çekildiler.
Ardından siyasi başkan yardımcıları Amine Cansu Çelik ve MithatÖzdemir ile Meclis üyeleri Tahsin Epli, Aysel Can Ekşi, Ayhan Aydın, Ahmet Başbaydar ve Hüseyin Kazan tanık sıfatıyla çağrıldı ve savcılığa ifade verdiler.
Süreç bununla kalmadı. Meclis üyelerimiz Amine Cansu Çelik, Mithat Özdemir ve Ekrem Baki gözaltına alındılar. Bugün Cuma. Halen gözaltındalar, yarın seçim olacak.
İfadeler, gözaltılar, hâlâ sayıları yetmiyor. Sonra bu resim düştü medyaya, cumartesi yapılacak seçimlerden önce, perşembe gecesi. Ahmet Başbaydar, Ayhan Aydın, Hüseyin Kazan ve Tahsin Usta AKP’ye transfer olmuştu.
Seçimden iki gün evvel yapılan transferin havuç ve sopa ikilisinin birlikte çalışmasıyla gerçekleştiği konusunda, azıcık aklı ve vicdanı olan hiçkimsenin tereddütü olamaz. Bu nedenle bu fotoğrafa asılmış bulunan arsız gülüşler ve ceketlere sığmamış bedenler, kişisel fotoğraflardan öte, siyasetteki çürümüşlüğün vücut bulmuş resmidir..
Yukarıda söyledik ya, bu resim 6 kişiden ibaret değil. Mevzuu, Türkiye’nin içine çekildiği çukurun resmi..
Hilmi Türkmen AKP’li Üsküdar Belediye Başkanı iken yardımcısı olan zat, şimdi Adalet Bakan Yardımcısı. AKP genel başkanı aynı zamanda Cumhurbaşkanı. Vali’yi Cumhurbaşkanı atıyor ya da görevden alıyor. Tıpkı Adalet Bakanı ve HSK başkanını atayıp görevden alma yetkisine sahip olduğu gibi..
Bu sistemden adalet değil yandaşlık çıkar. Bu sistem Türkiye’yi yüceltmez, çürütür.
Bu nedenle değiştirmeliyiz.
Bu nedenle bu bir parti meselesi değil, memleket meselesidir.
AKP’nin halka ihanet planı Resmi Gazete’de yayınlandı!
Cumhurbaşkanı kararıyla;
2 Boğaz Köprüsü, 8 Otoyol ve 2 Çevre Otoyolunun 30 yıllığına özelleştirilmesi kararı alındı.
Özelleştirme programına alınanlar⬇️
🔴Köprüler
1. 15 Temmuz Şehitler Köprüsü
2. Fatih Sultan Mehmet Köprüsü
🔴Otoyollar
1. KGM Avrupa Otoyolu
2. KGM Anadolu Otoyolu
3. İzmir-Aydın Otoyolu
4. İzmir-Çeşme Otoyolu
5. Niğde-Mersin-Adana (Batı) Otoyolu
6. Adana (Doğu)-Gaziantep (Batı) Otoyolu
7. Gaziantep (Doğu)-Şanlıurfa Otoyolu
8. Toprakkale-İskenderun Otoyolu
🔴Çevre Otoyolları
1. Bursa Çevre Otoyolu
(Çağlayan kavşağı-Yenişehir kavşağı)
2. Gaziantep Çevre Otoyolu
Devletin ücretli işlettiği 2 Boğaz Köprüsü ve 8 Otoyolun;
🔵2025 yılı toplam kârı 600 Milyon Dolar
🔵30 yıllık toplam kârı 18 Milyar Dolar!
Güncel kurla 871 Milyar 920 Milyon Lira!
Maliyeti yıllar önce vatandaşın vergileriyle ödenmiş ve devletin yüksek kârla işlettiği bu köprüleri, otoyolları ve çevre otoyollarını özelleştirmek vatandaşa ihanettir.
Bu yolları özelleştirmeyle işletecek olan şirketler 30 yıl boyunca araç geçiş ücretlerine zam üstüne zam yapacaklar.
Bunun adı Türkiye’nin geleceğini satmaktır!
Derhal bu özelleştirme kararından vazgeçin!
Kaynak: 05.09.2026 tarihli Resmi Gazete, 20.10.2010 tarihli Resmi Gazete
Fıkra değil gerçek
Adana Yüreğir’de, CHP’li belediye başkanı ceza aldığı için başkanlığ�� düşüyor
Seçimi CHP adayı 6 oy farkla kazanıyor
Akepe itiraz ediyor
Bu sefer CHP 2. seçimi 2 oy farkla kazanıyor
Akepe yine itiraz ediyor
Mahkeme 4. oylamayı iptal edip Akepenin adayının 1 oy önde olduğu 3. oylamayı geçerli sayıyor
Bu sayede başkan vekilliği mahkeme kararıyla Akepeye geçiyor :)))
Butlan CHP'sinin Genel Başkan Yardımcısı Berhan Şimşek’in, kadına şiddet görüntüsü ortaya çıktı!
Görüntülerde Şimşek'in, evin bahçesinde Şanver'in ayağına tekme attığı ve "Bırak beni" demesine aldırış etmeden zorla evin içine soktuğu anlar saniye saniye yer aldı...
📹Mercek TV
İstanbul’da Zabıta Teşkilatı’nın 200. kuruluş yıl dönümü kapsamında Taksim’de düzenlenen törenin ardından İBB zabıta yöneticilerinin İstiklal Caddesi’nde karanfil dağıtmasına polis tarafından izin verilmedi.
İBB Zabıta Daire Başkanı Metin Alper, müdahaleye tepki göstererek “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstiklal Caddesi’nde yürüyemeyecek miyim?” diye sordu.
Melih Gökçek hakkında soruşturma başlatılmış
Ama teamül böyle değildi
•sabah 5’te evi basılmadı
•görüntüler medyaya servis edilmedi
•ters kelepçeyle emniyete götürülmedi
•tutuklu yargılanmıyor
Neden?