McDonald's verliest de rechtszaak
tegen chef Jamie Oliver, die bewees dat het voedsel dat ze verkopen ongeschikt is voor menselijke consumptie omdat het zeer giftig is.
Dat was zo'n acht jaar geleden... maar niemand leek zich erom te bekommeren... Chef Jamie Oliver heeft een rechtszaak gewonnen tegen 's werelds grootste fastfoodketen.
Oliver demonstreert hoe hamburgers worden gemaakt.
Volgens Oliver worden de vette stukken vlees "gewassen" met waterstofammoniak en vervolgens gebruikt om de hamburger in de vleespasteiverpakking te vullen. Zelfs vóór dit proces, zegt de tv-presentator, was dit vlees ongeschikt voor menselijke consumptie.
Oliver, een radicale activistische chef-kok die de strijd aanbindt met de voedselindustrie, zegt:
"We hebben het over vlees dat als hondenvoer wordt verkocht en vervolgens aan mensen wordt geserveerd. Naast de kwaliteit van het vlees is ammoniumzuur schadelijk voor de gezondheid." Oliver noemt het "het roze mestproces".
Welk weldenkend mens zou een stuk vlees dat in waterstofammoniak is gedrenkt in de mond van een kind stoppen?
In een ander initiatief demonstreerde Oliver hoe kipnuggets worden gemaakt: Nadat de "beste delen" zijn geselecteerd, wordt de rest – vet, huid, kraakbeen, ogen, botten, kop, poten – onderworpen aan een Mec-Split-mengsel genaamd Canica – een eufemisme dat door voedselingenieurs wordt gebruikt. Deze bloedroze pasta, die wordt ontgeurd, gebleekt, opgefrist en opnieuw geverfd, wordt vervolgens door bloem gehaald en gefrituurd. Het blijft in normaal gesproken gedeeltelijk gehydrogeneerde oliën, oftewel giftige stoffen.
De voedselindustrie gebruikt ammoniumwaterstof als antimicrobieel middel, waardoor McDonald's vlees in zijn hamburgers kan gebruiken dat ongeschikt is voor menselijke consumptie.
Nog alarmerender is echter het feit dat deze op ammoniumwaterstof gebaseerde stoffen wereldwijd in de voedselindustrie worden beschouwd als "legale componenten van het productieproces", met de goedkeuring van de gezondheidsautoriteiten. Consumenten zullen dus nooit weten welke stoffen er in hun voedsel zitten.
STOP ALSJEBLIEFT MET HET GEVEN VAN DIT NEPPE VOEDSEL AAN UW KINDEREN, want NU WEET U HET.
https://t.co/GPjb5gUmFH
Yurtdışından alışverişi yasaklayıp, vatandaşın %60 vergi ödeyerek bile 10 kat ucuza ürün almasını engellediler!
Şimdi de yurtdışından gelirken getirilen 3-5 paket hediye çikolata ve çaya göz dikmişler!
Bu milletin her şeyine düşmanlar çünkü!
3 kuruşluk mutluluğuna bile!..
SOSYAL ENKAZ ❗️
Üç çocuk annesi kaynana, damadıyla kaçıyor…
24 yıllık evli olan 43 yaşındaki kaynananın, kızı hamileyken, damadıyla sarmaş dolaş öpüşerek fotoğraf çektirdiği ortaya çıkıyor.
Kaynananın babası, kaynanayla damadı aynı odada uygunsuz vaziyette basıyor, torunun yuvası yıkılmasın diye ses çıkarmıyor.
Kaynananın damadıyla birlikte ev kiraladıkları, evsahibine damadını “oğlum” diye tanıştırdığı anlaşılıyor.
Kaynanayla damadın aslında çoook eskiden beri birlikte oldukları, rahat rahat görüşebilmek için kızını damadıyla evlendirdiği iddia ediliyor.
Üstelik… Damadıyla kaçan kaynana, canlı yayına katılıp, kızıyla yüzleşiyor, bunların hepsini şakır şakır ekranda anlatıyorlar.
★
Dört çocuk annesi kadın, kocasını ve en büyüğü beş yaşındaki çocuklarını terkedip, internette tanıştığı 15 yaşındaki çocuğa kaçıyor.Kocası “karım bana geri dönsün” diyerek, televizyon programından yardım istiyor, kadın canlı yayına telefonla bağlanıyor, “15 yaşında ama ergenliğe girmiş, kocamdan iyi” diye anlatıyor.
15 yaşındaki çocuk re��it olmadığı için ekrana çıkartılmıyor, onun yerine babası canlı yayına katılıyor, “oğlum memnun, istenirse imam nikahı kıyarız” diyor.
★
Netflix'te yayınlanan marjinal kurgu diziler değil bunlar… Türkiye gerçekleri, Türkiye'de yaşanıyor.
★
İki elti, yufkacıya kaçıyorlar.
Biri iki çocuk annesi.
Öbürü üç çocuk annesi.
İki elti, yufkacı eltilerin abi-kardeş kocaları, eltilerin anneleri, hep beraber canlı yayına çıkıyorlar.
Büyük elti anlatıyor, “cep telefonu aldım, kocam faturalarını ödemedi, elin adamı yufkacı ödedi, aşık oldum, yufkacı ve eltimle çok mutluyuz” diyor.
Küçük elti daha ikna edici izah ediyor, “evdeyken bayılmalarım oluyordu, doktora gittim, bir şey bulamadılar, yufkacıya kaçtıktan sonra bayılmalarım kesildi” diyor.
Eltiler aynı ismi taşıyor, yufkacı bu sebeple tarif ederek anlatıyor, “ben sadece gözlüklü olanla beraber oldum, öbürü ben de geleyim dedi, peki dedim, bayılmaları oluyormuş, kendisine nazar duası okudum, muska yazdım” diyor.
Yufkacının dükkana gelen evli kadınlara kendisini hoca olarak tanıtıp, yufka büyüsü yaptığı iddia ediliyor, yufkacı bunları reddediyor.
Bu arada, büyük eltinin aslında yıllar önce boşanmış olduğu ve kocasıyla imam nikahıyla yaşamaya devam ettikleri ortaya çıkıyor.
Neticede, küçük elti yufkacıyı terkediyor, kocasına dönüyor, canlı yayında romantik müzik eşliğinde birbirlerine sarılıyorlar.
Büyük elti yufkacıyla evleniyor, altı ay kadar sonra boşanıyorlar.
★
Senaristlerin yazmaya cesaret edemeyeceği tuhaf ötesi ilişkiler, her gün televizyonlarda yayınlanıyor, ana haber bültenlerinden katbekat fazla izleniyor, haber kanallarının 10 misli izleniyor.
★
Çünkü, hiçbir haber, Türkiye'nin somut gerçeğini onlar kadar şeffaf yansıtmıyor.
★
Üç çocuk babası evli adam, dört torun sahibi evli anneanneyle kaçıyor.
35 yıllık kocasını terkederek, kendisinden 15 yaş küçük adamla kaçan anneannenin, henüz 14 yaşındayken imam nikahıyla evlendiği ortaya çıkıyor.
Anneanneyle kaçan adamın ise, yıllar önce kızkarde��inin kayınpederini ağaca bağlayıp, cinsel organını yaktığı, bu yüzden hapse atıldığı, af'la çıktığı anlaşılıyor.
Bu adamla anneanne canlı yayına çıkıp “niye utanacakmışız, bizim aşkımız dünyadaki denizler kuruyana kadar bitmeyecek” diyor.
★
25 yıllık evli, dört çocuk üç torun sahibi babaanne, 30 yıllık evli, yedi çocuk dört torun sahibi adamla kaçıyor.
“Nasıl tanıştınız?” diye soruluyor, adam izah ediyor, “tiktok'a video koydum, bu denk geldi” diyor.
Babaannenin okuma yazma bile bilmediği, whatsapp'ten sesli aşk mesajları gönderdiği anlaşılıyor.
Babaannenin kocası canlı yayına çıkıyor, “karım evine dönsün, internetten tanıştığı adamdan hayır gelmez”diyor iyi mi.
★
18 yaşındaki kız,altı çocuk babası 70 yaşındaki adama kaçıyor.
Adamın kızı kendine bağlamak için muskayla büyü yaptığı iddia ediliyor, muska denilen paket stüdyoya getiriliyor, canlı yayında makasla kesiliyor, cips kağıdına sarılı at yarışı bülteni çıkıyor.
Siz millete neden böyle diziler izletiyordunux yaa milleti psikopata bağlaydınız. Birbirini vuran vurana. BI de haberlerinizi izliyoruz duyar kasıyorsunuz diye. 🤮🤮🤮 #foxtürkiye#gaddar#fox#foxtv
Dolayısıyla bir ülke ki o ülkenin rejimi dini kurallara göre yönetilmiyorsa, ahlak kuralları ihlal ediliyorsa, eşitlik ilkesi pervasızca çiğneniyorsa orada söveceğiniz muhatap rejim değil, adaletli bir şekilde yönetim yapmayan yöneticilerdir. Örneğin adam ihaleye fesad karıştırıyor, uyuşturucu kaçıranlara göz yumuyor, rüşvet alıyor, rüşvet alanları cezalandırmıyor. Bu şimdi Cumhuriyet rejiminin veya demokrasinin mi suçudur yoksa kuralları uygulamayan yöneticilerin mi?
Geçelim bu tarafa, Osmanlı devrinde genel manada İslamın kuralları özgün ifadesiyle şeriat yasaları ülkede hakimdi. Tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi halife namını da üstünde bulundurup içki (daha çok şarap) içen padişahlar var, taht kavgaları sebebiyle 19 kardeşini idam sehpasında öldüren padişah; bazı padişahların Müslümanlara açtıkları savaşlar, bazı komutanların zafer elde edemeyince idam edilmesi ve bunun gibi daha birçok olumsuz örnekler şeraite dayalı rejimin suçu mudur, yoksa kuralları zaman zaman keyfe keder uygulayabilen, şeriatın kurallarını ihlal eden yöneticilerin mi?
Geçelim bu tarafa, Osmanlı devrinde genel manada İslamın kuralları özgün ifadesiyle şeriat yasaları ülkede hakimdi. Tıpkı yukarıdaki örneklerde olduğu gibi halife namını da üstünde bulundurup içki (daha çok şarap) içen padişahlar var, taht kavgaları sebebiyle 19 kardeşini idam sehpasında öldüren padişah; bazı padişahların Müslümanlara açtıkları savaşlar, bazı komutanların zafer elde edemeyince idam edilmesi ve bunun gibi daha birçok olumsuz örnekler şeraite dayalı rejimin suçu mudur, yoksa kuralları zaman zaman keyfe keder uygulayabilen, şeriatın kurallarını ihlal eden yöneticilerin mi?
Umarım okursunuz...
Okuduktan sonrada paylaşacağınıza inanıyorum.
Merak etmeyiniz yazı sizi yemeyecek
Siz okuyunca kendi kendinizi yiyeceksiniz
Ülkemiz Ortadoğulu bir zihniyet tarafından, Ortadoğulu bir üslupla yönetiliyor ve görünen o ki yakında tamamen Ortadoğu’ya dönüşeceğiz.
Ortadoğululuk nedir bilir misiniz...?!
-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-İmanı yüceltip aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Duyguları yüceltip mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.
-Müteahhitti yüceltip, mühendisi aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Üniversiteleriyle değil, camileriyle gurur duymak Ortadoğululuktur.
-“Alnı secde görüyor” diye, zorba ve hırsız politikacılara oy vermek Ortadoğululuktur.
-İmamları yüceltip, filozofları aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Ev kadınlığını yüceltip, kariyer yapan kadını aşağılamak Ortadoğululuktur.
-Kendi çocuklarını Amerika’da okutup, halk çocuklarını imam hatiplere zorlamak Ortadoğululuktur.
-Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı iyi lider sanmak Ortadoğululuktur.
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak Ortadoğululuktur.
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek Ortadoğululuktur.
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe “beterin beteri var” diye kendini avutmak Ortadoğululuktur.
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak Ortadoğululuk.
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak Ortadoğululuktur. -Kendi hayatında hiçbir başarısı yokken, sürekli atalarıyla övünmek Ortadoğululuktur.
-Sıkılmış bir yumruğun, açık bir elden daha güçlü olduğuna inanmak Ortadoğululuktur.
Yukarıdaki maddelerin birçoğunun dinle ilgili olduğunu görüyorsunuz, neden...?!
Çünkü ortalama bir Ortadoğulunun beyninin yüzde 75'i dinle kaplıdır. Bu yüzden diğer şeylere çok az yer kalır.
Onun zihniyetiyle ilgili söylediğiniz her şeyi, dinine saldırı sayar.
Dinle ilgili olmayan pek fikri olmadığı için, dinini ilgilendirmeyen hiçbir eleştiri yapma şansınız da yoktur!
Üstünüzü ıslatmadan, elinizle balık yakalamanın imkansızlığı gibi bir şey.
İronik bir şekilde, Ortadoğulular ülkelerinin sıkıcılığından kaçıp, nefes almak için turist olarak Türkiyeye geliyor.Türkiyenin yöneticileri ise gittikçe ülkemizi Ortadoğululaştırıyor.
Birkaç yıldır, yılın yarısını yurt dışında geçiriyorum.
Yurt dışında, gittiğim en iyi restoranların en iyi yerlerinde hep Arap şeyhlerinin çocukları, yanlarında Rus sevgilileriyle oturduğunu görüyorum.
Kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşıyor, kendi halklarına da din pazarlıyorlar.
Gidip, bu adamların ülkesinde, “bu adamlar size din merkezli yaşamayı övüyor ama kendileri son derece dünyevi yaşıyor” desem, beni o diktatörlerin polislerinden önce, o yoksul insanlar linç eder.
Celladına aşık zihniyetteki insanlar için ne yapılabilir ki...?!
Bu açıklamayı kimseyi ikna etmek için yazmadım.
Mantığa inanmayan insanların mantıklı argümanlarla değiştirilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim.
Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla.
Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası.
Benimki, sadece geleceğe dönük bir “ben dememiş miydim” notu.
Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum.
Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!
Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır:
İdrak gecikmesi!
Matbaanın 300 yıl geç geldiği bir topluma, mantık da olması gerekenden 30 yıl sonra geliyor.
Neyin en mantıklı çözüm olduğuna karar vermeden önce 30 yıl kavga ediliyor!
"Coğrafya kaderdir" der, Ibni Haldun, bizim kaderimiz de idrak gecikmesi!
Mümin Sekman Sosyolog
12 yaşında ki otizmli bir çocuk 56.000 Lego parçasıyla dev bir Titanic maketi yapmış.
11 ay uğraşmış.
Otizm farkındalığı için bu twiti beğenip yoruma mavi bir 💙 bırakır mısınız...
🗣️ Fatih Altaylı: “İşgal altındayız ve demografik yapımızı bozarak
Araplaştırılıyoruz... Araplaştıkça pisliğe batıyoruz farkında değilmisiniz?
Selçuklu Araplaştı yıkıldı, Osmanlı Araplaştı yıkıldı şimdi de Türkiye Cumhuriyeti Araplaştırılıyor.”
KAZIK YEMEYELİM...!
ÖZEL HASTANEDE MUAYENE OLAMAYAN TÜM SOSYAL GÜVENCESİ OLANLARIN, EMEKLİLERİN DİKKATİNE.!
SOSYAL GÜVENCESİ OLANLAR, EMEKLİLER...
ÇOK ÖNEMLİ... DİKKAT...!
HERHANGİ BİR ÖZEL HASTANEYE GİTTİĞİNİZDE MUHTEMELEN SİZDEN FAZLA PARA ALACAKLAR. OYSA SGK İLE