Benim yolum, benim anlayışım;
"Muhammedî" liktir!
Bağlı olduğum kaynak; Kuran ve Hz. Muhammed'tir.
Ben hiç kimseye benim "yolum" var, o yoldan gidin, demem!
"İstiyorsanız, çalışmalarımdan yararlanın; ama benim kaynağıma yönelin" derim!
Bunun dışında, gelmiş geçmiş ne kadar hakikate ermiş zât varsa, hepsinden de istifâde ederim.
Hepsi, Allah'ın yarattığı ayrı bir mükemmeliyete sahiptir.
Herkeste olduğu üzere, bendeki mükemmeliyet de, hiçbir insanda yoktur!
Allâh, her bir insanı ayrı bir mükemmeliyetle var etmiştir. Dolayısıyla, her birimiz bir diğerimizden istifâde etmek durumundayız, eğer kendimizi geliştirmek istiyorsak!
Bunun için ben, Ahmed Rufaî'den da istifâde ederim, Abdulkâdir Geylânî'den de istifâde ederim, Muhyiddini Arabî'den de; Abdülkerîm el Ciyli'den de!
Ne kadar tahkike erdiğini fark ettigim kişi varsa
hepsinden de ayrı ayrı istifâde ederim. Her birinde açılan ayrı bir sır vardır.
Dolayısıyla ben, "yol" adamı değilim!
Ben, Muhammedîyim!
Benim tâbi olduğum, bağlandığım, inandığım, yoluna baş koyduğum kimse Hz. Muhammed'dir.
••
Ahmed Hulûsi
Gözleri görmeyen veliler olduğu gibi, nebilerden Hazreti Yakup’un da gözlerinin görmediği rivayet edilir.
Sağır ve dilsiz olanlarla ilgili kaynaklarda fazla bilgiye rastlanmaz. Buna karşılık, Yunus Emre’nin mürşidi Taptuk Emre’nin ve Erzurumlu Şeyh Efe’nin de âmâ olduğu bilinmektedir.
YEMİN EDERİM Kİ…
Anınızı cehenneme çeviren,
Ağzınızın tadını kaçıran,
Sağlığınızı bozan,
Hiç kimse veya olay değildir!
Bunları size yaşatan yalnızca sizdekilerdir!
“BEN DİLEDİĞİMİ YAPARIM” âyetiyle sizi uyaran Allah’ın, “ALLAH”lığını kabul etmeyip, O’na savaş açmanız sonuçta mağlup olup cehenneminizde yanmanıza neden olur
Her noktada dilediği fiili yaratanın, SİZİN KULUNUZ OLUP İSTEDİĞİNİZ GİBİ AÇIĞA ÇIKMASINI İSTEMEKTEN DAHA BÜYÜK GAFLET YOKTUR!
Bunun Dindeki tanımı da “ŞİRK”tir!
Teslim olup selamet bulmak varken;
Daha kullandığını sandığın bedeninin, bir organının dahi nasıl çalıştığının farkında değilken; muhataplarında Allah’ın neyi niye yaptığını bilmeden, ALLAH’ı YARGILAMAK size yalnızca azap olarak döner!
“NE YANA BAKSAN BENİ GÖRÜRSÜN” uyarısında bulunan ile kavga hüsrandan başka bir şey yaşatmaz!
Senden hangi istek açığa çıkarsa çıksın, sonuçta ALLAH DİLEDİĞİNİ YAPAR!
Merhamet et kendine, yakma kendini!
YANIYORSAN DA;
ALLAH’IN
UMURUNDA MI !
Ders almayan ders olur!
Hz. İsa kendi zamanının yükünü çekti. Bu zamanın yükünün de son Müceddid tarafından çekildiğini düşünüyorum. Çünkü bütün bu YENİlenmelere karşı eskide kalmakta direnen insanların yükünü taşımak hiç kolay birşey değil.
“İNSAN”ın (quantum beyinin) HAKİKATI/orijini Allah isimleriyle İŞARET EDİLENDİR.
Allah adıyla işaret edilen HAYY’dır (ölümsüz DİRİ).
Beyin adıyla, fonksiyonlarına işaret edilen “İNSAN” da HAYY’dır, ÖLÜMSÜZDÜR.
ÖLÜMSÜZÜN KULLANDIĞI BEDEN YARATILMIŞTIR, ÖLÜMLÜDÜR.
Beyini oluşturan Allah isimleri olarak anlatılan kuvveler melek olarak anlatılmıştır ve tüm insanların beyninden açığa çıkan özellikler bu kuvvelerdir. Beynin çalışma sistemi altında özelliklerini ortaya koyarlar.
Bu sistem insana secde etmeleri metaforuyla anlatılmıştır.
Tevhid ilmi konuşulur, Vahdet yaşanır. Vahdete dair tüm konuşulanlar hep Tevhid ilmi kapsamındadır. Vahdetin konuşulması olmaz!
Halife seyreder, tedbir eder; Beşer de dedikodusunu eder!
Tevhid bilgisi Vahdet yaşamı değildir!
Tevhid, senin Allah'ın birliğini müşahede etmen ve buna şehadet etmendir.
Vahdet ise, Allah'ın kendi TEK'liğine şehadetidir.
Vahdet yaşamında benlik olmaz. Benlik kalkmadan zahir olmaz yaradan!
Beşerde vahdet bilgisi olur ama beşeriyette
vahdet yaşanmaz!
Benlik ve iddia Vahdet'te olmaz!
Vahdet yaşamı Halife/insanın yaşam boyutudur.
Biz Tevhid ehlinin artması için ilmimizi
paylaşırız. Vahdet ehli olup olmamak tercihi kişiye, yaşam tercihlerine kalmıştır.
Ahmed Hulûsi
Potanın Kraliçeleri, Filenin Sultanları başımızın tacı. Futbolcularımız ise maalesef bir ölçü içinde olamıyorlar. Halkın istediği gerçek değerleri veremiyorlar. En üzücü tarafı da kendilerini futbolcu olarak düşünmeleri... Onları birisinin uyandırması lazım...