Okullarımızda 100 binin üzerinde ücretli öğretmen görev yaparken, binlerce atanmayı bekleyen öğretmen evinde. Kalıcı çözüm 50 bin öğretmen atamasıdır.
#AGS50Binatama
#AGS50BinAtama
MEB’de son geniş kapsamlı doğrudan öğretmen ataması 24 Kasım 2025’te 15 bin sözleşmeli öğretmenle yapıldı. Sonrasında sistem akademi modeline geçti. Akademiye alınan öğretmenlerin en iyi ihtimalle Mart-Nisan 2027’de atanabileceği düşünüldüğünde, son büyük öğretmen atamasıyla arada yaklaşık 16-17 aylık (şimdilik) ciddi bir boşluk oluşacak. Ataması yapılanların fiilen göreve başlamalarının sonraki aylara sarkması hâlinde bu süre daha da uzayabilir. Oysa bu süre boyunca sınıflarda olması gereken binlerce öğretmen, eğitim fakültelerinde yıllarca aldıkları eğitimin önemli bir bölümünü akademide yeniden almakla meşgul ediliyor. Diğer tarafta onların yerine binlerce ücretli öğretmeni de (Türk Eğitim Sen verilerine göre ciddi bir çoğunluğu öğretmen kökenli değil) görevlendirmek zorunda kalıyoruz. Bunun öğretmenlere, kamu bütçesine ve en önemlisi çocuklarımızın eğitimine ciddi bir maliyeti var.
Önümüzdeki yıllarda sorun çok daha büyük boyutlara ulaşabilir. Örneğin AGS 2026 sonucunda akademiye 40-50 bin öğretmen alınırsa, bu 40-50 bin öğretmen aylarca akademide eğitim görürken okullardaki öğretmen ihtiyacını karşılamak için onların yerine yaklaşık o ölçekte ücretli öğretmen görevlendirilmesi gerekecek. Devlet bir taraftan akademideki binlerce öğretmene mevzuatta öngörülen ödemeyi yaparken, diğer taraftan onların yerine sınıflarda görev yapan on binlerce ücretli öğretmene de ödeme yapmak zorunda kalacak ki kalıyor da. Akademideki diğer maliyetleri hesaba katınca ortaya devasa bir harcama kalemi çıkıyor. Dahası, büyük bir iddiayla hayata geçirilen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni de önemli ölçüde ücretli öğretmenlere uygulatmış olacağız. Zaten şu an bu modeli uygulayanların içinde on binlerce ücretli öğretmen de var. Sonuçta yetişmiş öğretmeni bekletiyoruz, fakültede aldığı derslerin önemli bir kısmını yeniden aldırıyoruz, aynı öğretmen ihtiyacı için kamuya çift yönlü maliyet çıkarıyoruz ve bunun eğitimsel bedelini çocuklarımıza ödetiyoruz. 2027’de akademiye alınacak yeni öğretmenlere aynı döngü tekrar edecekse, karşımızda yalnızca bir öğretmen atama meselesi değil; ekonomik, pedagojik ve yönetsel açıdan çok ciddi bir sistem sorunu var demektir. Ne kadar acı…
Öte yandan bana göre bu sistem devam ettiği sürece Bakanlık, istese dahi 40-50 bin kişilik bir kontenjan ayırmakta zorlanacaktır. Çünkü mevcut akademi altyapısı daha 15 bin öğretmeni bile sağlıklı biçimde karşılayamadı. Yaşanan aksaklıklar ve öğretmenlerin mağduriyetleri günlerce kamuoyunda tartışıldı. Bu nedenle Millî Eğitim Akademilerinin tamamen kaldırılması, bu mümkün olmayacaksa en kötü ihtimalle sürecin yaz aylarında verilecek iki aylık kısa ve yoğun bir eğitimle sınırlandırılması (akademi olmayan illerde fakültelerin kullanılması) ve en az 50 bin öğretmen kontenjanı ayrılması, artık bir tercih değil eğitim sistemimizin geleceği açısından elzemdir.
Türkiye Yüzyılı vizyonunda eğitim ilk sırada yer almalıdır. 100 bini aşkın ücretli öğretmen yerine en az 50 bin kadrolu atama yapılarak kalite yükseltilmelidir.