Odyssey, IMAX, İthaka falan bu kadar konuşuluyorken, Gılgamış Destanı’nı okumayan var mı hâla?
Gılgamış, okuyacağınız belki de en şaşırtıcı, serüvenlerle dolu, heyecanı bir an olsun sönmeyen inanılmaz bir romandır, bir şiirdir, mittir, öyküdür hatta betimsel zenginlik açısından da izlemeye doyamayacağınız bir film gibidir.
Mesela şuna bakın: Yukarıdan, bir suya – belki de Fırat’ın sularına– bakan ıssız bir tepeye, bir dağ başına düşüyor yaslı Gılgamış’ın yolu. Bakıyor ki o tepenin başında, belli belirsiz bir pencere ışığı sızıyor. Şaşırıyor. Gidiyor oraya. Orada, o ıssız tepelerin üstünde küçük bir bar, bir han görüyor. İçeri giriyor. Bir kadın karşılıyor onu. Yapayalnız ve gizemli bir kadındır o hanı işleten. Kadın ona bir bira ikram ediyor. Ve, anlat hele diyor, seni bu ıssız yamaçlara, bu dağlara getiren şey nedir? Ve başlıyor anlatmaya Gılgamış...
Bir film gibi akıp gider Gılgamış. Ve içinde inanılmaz güzel diyaloglar, olaylar, meseller vardır.
M.Ö. 2800 yıllarındaki tüm Mezopotamya’yı, Fırat boylarını, Lübnan, Suriye, Irak topraklarını karış karış gezdirir size.
Ursula K. Le Guin’in "Yerdeniz Büyücüsü" serisinde büyü, asa sallamak ya da iksir yapmak değildir. Orada bir şeye hükmetmenin tek yolu, onun "gerçek adını" bilmektir.
Bir insanın, bir rüzgârın ya da bir ejderhanın Kadim Dil'deki gerçek adını biliyorsanız, onun üzerindeki mutlak güç size geçer.
Le Guin’in kurguladığı bu fantastik evren, aslında muazzam bir dil bilimsel tespittir: İnsan; adını tam olarak koyamadığı, sözcüklere dökemediği hiçbir duyguyla, korkuyla veya travmayla başa çıkamaz. Bir şeyi yönetebilmek, önce onu doğru isimlendirebilmeyi gerektirir.
İnsanlar neden saçma sapan şeylere bu kadar para harcar? sorusuna antropolojik, iktisadi, evrimsel ve psikolojik açılardan yaklaşan Veblen'in klasikleşmiş "Aylak Sınıfın Teorisi" kitabını okudum. Veblen, tüketimin rasyonel bir şekilde ihtiyaçları karşılamaya hizmet etmediğini, tarih boyunca servetin, boş zamanın ve lüksün toplumsal üstünlüğü görünür kılmanın araçları haline geldiğini anlatıyor. Geçmiş toplumlardan modern yaşama uzanan çizgide, insanların çoğu zaman faydadan çok saygınlık peşinde koştuğunu tarihsel örneklerle gösteriyor.
Yayımlanmasının üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmiş olmasına rağmen kitap hala güçlü bir açıklama gücüne sahip. Bugünün marka tutkusu, gösterişli yaşam biçimleri ve sosyal medyada sergilenen zenginlik kültürü, Veblen'in "gösterişçi tüketim" kavramını her gün yeniden doğruluyor. Tüketim kültürünün tarihsel kökenlerini ve sınıfların kendilerini nasıl görünür kıldığını anlamak isteyen herkese öneririm. @heretikyayin yayınlarından.
Biliyorum, Odyssey ve film uyarlaması hakkında "Şunu okumadan izlemeyin" türü öneriler son günlerde oldukça arttı. Ben ise bu konuyu gerçekten derinlemesine anlamak isteyenler ve ciddiye alanlar için farklı bir öneride bulunmak istiyorum. Homeros'un destanları da, ondan önceki toplumların mitleri, efsaneleri ve destanları da uydurulmuş çocuk hikayeleri değildir. Bunlar, ortaya çıktıkları toplumların üretim biçimini, inanç dünyasını, toplumsal ilişkilerini ve düşünme tarzını yansıtan tarihsel belgelerdir.
Mitolojiyi, yalnızca tanrıların ve kahramanların maceraları olarak görmemek gerek, bir toplumun nasıl yaşadığını ve dünyayı nasıl kavradığını anlamanın anahtarlarından biri olarak ele almak istiyorsanız, George Thomson'ın şu üç kitabını özellikle öneririm. @YordamKitap yayınlarından.
Thomson, mitlerin ve tragedyanın ardındaki toplumsal ve tarihsel dinamikleri son derece güçlü bir yöntemle inceliyor, sırasıyla:
1-) Tarihöncesi Ege
2-) İlk Filozoflar
3-) Aiskhylos ve Atina: Tragedyanın Kökeni
📍 Uluslararası Hemingway Ödülü’nü alan Uluslararası PEN Yazarlar Birliği Başkanı Burhan Sönmez ile konuştuk:
▪️ Gidip de dönemeyenler, bekleyip de kavuşamayanlar. Cumartesi Anneleri bunun en sembolik temsili. Kavuşamayanların da hikâyesi olmalı diye düşündüm
🎙️ Nezahat Doğan
https://t.co/7Yj3JJnoKO
Açlık grevindeki madenci:
"Nerede aç kaldıysak orada yok olalım," demiş.
Kendilerini madene kilitlemişler.
Bu eller de atanamamış bir öğretmenin elleri.
1200 metre yerin altında iletişim kesildi!
Yerin 1200 metre altında kendini kilitleyen ve açlık grevindeki madencilerle iletişim kurulan internet ve telefon hattı şirket yönetimi tarafından kesildi. Acil bir durumda dahi madencilere ulaşma imkânı ortadan kaldırıldı.
Madencilerin başına gelecek her şeyden Kiremitçiler Grup sorumludur.
#KiremitçiyeHuzurYok
@b_kalemim@kolektifkitap dilenciler ve kibirliler.çalmak,dilenmek suç mudur?düzen içindeki hiçbir şeye iştirak etmeyen kahramanlar ne kadar başıboşsa kurgu da o kadar derli toplu.uslüp,kahramanların hayata baktığı kadar sade.mükemmel bir hiciv anlatısı👌
okuduğum zamanki https://t.co/Zaa4vXkXlWçizane.
Arkadaşlar, yeni YouTube hesabımdır.. Bugüne kadar burada çalıp söylediğim türküler artık YouTube'da. Hem dinlemek isteyen arkadaşlar olabilir, hem de videolarım kaybolmasın yazıktır.. Alırım bir hayırlı olsun 😎
https://t.co/oqgnqVTkoe
tam da içinde bulunduğumuz toplumla birebir aynı olan victoria toplumunun ikiyüzlülüğünde bireyin ruhla bedeninin arzularının çatışması.mükemmel bir gotik edebiyat örneği👌çok kez filme uyarlanmış.1931 yapımını izledim,tavsiyedir.müzik filmin başlangıç müziği++
film de sinemada korku-bilim kurgunun iyi bir örneği.kitap film müzik.bu hayat daha bize ne etsin🌻
🌬kitabın özü yunus'tan;
bir ben vardır bende
benden içeru.
#okudukçagüzelleşeceğiz