Nato için köpekleri toplatan, ama kendi milletinin masum bebeklerinin hayatı için köpekleri toplatmayan yöneticilerimize hakkımız helal değil.
Bir emirle bu işi yapabileceğiniz fiilen görüldü.
Ama samimiyetinizi kaybettiniz.
Aklınız fikriniz rant, para, makam, mevki oldu.
Cahil olduğunuz halde kibirlenmeyin.
"Bilmiyorsanız ilim ehline sorun" (Nahl suresi 43).
🗣 Ayasofya Camii eski imamı Mehmet Boynukalın:
"NATO için sokak köpeklerini toplatan ama kendi milletinin masum bebeklerinin hayatı için köpekleri toplatmayan yöneticilerimize hakkımız helal değil.
Bir emirle bu işi yapabileceğiniz fiilen görüldü. Ama samimiyetinizi kaybettiniz.
Aklınız fikriniz rant, para, makam, mevki oldu.
Cahil olduğunuz halde kibirlenmeyin.
"Bilmiyorsanız ilim ehline sorun" (Nahl suresi 43).
İsmail Kılıçarslan, NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da 52 bin sahipsiz köpeğin toplanmasına ilişkin konuştu:
“Türk evladının canı kıymetli değil de NATO subayının paçası mı kıymetli?”
Reha Muhtar'ın kızı Mina, babasını son yolculuğuna uğurlamak için Barbaros Hayrettin Paşa Camii'ne Beşiktaş forması ve boynundaki haçla geldi.
Haç takınmış, namaz kılmıyormuş yada Allaha inancı yokmuş bunlar beni ilgilendirmez.
Allah ile kul arasında birşeydir.
Ama beni rahatsız eden şey Reha Muhtar gibi bir çok kişi hayatta iken dinle namazla uğraştılar yani islama karşı insanlardı ama ölünce camiye getirilip cenaze namazı kılınıyor işte beni rahatsız eden bu beni rahatsız eden bu namazı kıldıran imamlar şimdi diyeceksiniz adamlar para alıyor devlet görevlileri diye arakadaş ben anlamam gerçek bir Allah dostu olan imam din düşmanı birinin namazını kıldırmaz işte böyle para için imamlık yapanlar oldukça daha çok din düşmanlarının namazını kıldırırlar..!!
Müslüman olmayan birini niye camiye getirdiniz kiliseye götürseler cok makbule geçerdi!
Avukat @aslihan_ercan:
"Çocuğunuzun parçalanarak öldüğünü düşünün. Bu ateş bizim üzerimize düşmediği zaman biz çok kolay konuşuyoruz. Sokak hayvanı diye bir tabir yok.
2013'de Romanya bir çocuk parçalandığı için 65bin köpeği 20 günde itlaf etti. Çocuğunu korumayan devlet olmaz. Devlet çocuk içindir.
Sokaklara at salmıyoruz ama her yer köpek. Biz bunu niye anlayamıyoruz? Avrupa, Amerika bir sorun gördüğünde gerekeni yapıyor. Biz insanımızı korumak zorundayız.
Kentlerde köpek olmaz. Bu popülist düşünceyi terk etmek zorundayız. Bakamıyorsak itlaf ederiz. İnekte can, fare de can. Biz köpekleri niye ayrı tutuyoruz?"
Biz bu medeniyette "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" düsturu var zannediyorduk. Günümüzde bu düstur, "iti yaşat ki insan ve devlet ortada kalmasın" şeklinde değişmiş. Yoksa bu kadar bebenin ölümüne ve halkın tepkisine rağmen bütün idareciler ve siyasi partiler kulaklarının üzerine yatmazdı.
Önümüz seçim, halka harcanması gerekeni ite harcarsanız sandıktan olumlu sonuç beklemeyin. Azgın azınlıktan çekinerek kendi halkınıza ve seçmeninize kulak tıkamayın.
🔴 Taha Kılınç:
Çeteleşmiş saldırgan sokak köpekleri konusunda çok yazdım.
Hatta "Yine mi" dedirtecek kadar yazdım.
Ses çıkarırsak, bu kadar net ve halkın en az yüzde 80'inin çözülmesi noktasında müttefik olduğu böylesine bariz bir problemin halledileceğini umdum.
Ama sonra baktım ki mesele düşündüğümden derin.
Bir yanda "mama lobisi" olarak tanımlanan milyar dolarlık vurguncular, bir yanda "hayvan barınağı" inşası adı altında kamu malını israfta yarışanlar, bir yanda kendi korunaklı rezidanslarından sıradan vatandaşın yaşadığı gerçek acıları gör(e)meyenler, bir yanda tamamen saf duygularla karşımızdaki "biyolojik terör" faaliyetini fark etmeden hayvanseverlik yapanlar, bir yanda meselenin altını sözde islâmi delillerle doldurmaya çalışanlar…
Bu noktaya bir günde gelmedik elbette. İlk adımda, çarpık bir hayvanseverlik anlayışıyla, saldırgan
köpeklerin itlafı kanunla yasaklandı.
Ardından, doğası gereği yırtıcı olan bu hayvanlar, yine kanunla "can" olarak tanımlanıp koruma altına alındı.
Eş zamanlı olarak, İslâmî camianın birçok ünlü ismi "patili dost", "can dostlarımız", "Allah'ın dilsiz kulları" güzellemeleri yaparak kamuoyunu meseleye alıştırıp ısındırdı.
Dini açıdan mahzurlarını hiçe sayarak, kucaklarında köpeklerle pozlar verdi.
Tüm bunlar olurken yaylalardan meralara, çocuk parklarından okullara, hastanelerden restoranlara, her yer köpekle doldu.
Böylesine büyük bir problemin tek çözümü, doğasında yırtıcılık ve çeteleşme bulunan köpeklerin sokaklardan toplanarak kısa süre içinde topluca itlaf edilmesidir.
Aklın, mantığın, modern dünya standartlarının ve İslâm'ın, artık hangisini bağlayıcı görüyorsanız, öngördüğü çözüm budur.
İnsan eşref ve mükerrem bir varlıktır. İnsana zarar veren her canlı, zararsız hale getirilir.
Sivrisineğe nasıl acımıyorsak, köpeğe de acıyamayız. Köpek, kutsal ve dokunulmaz bir canlı türü değildir.
Peki, çözüm olabilecek mi? Uzun uzun yazdım, ama doğrusu zannetmiyorum.
Zira, problemi çözme iradesini elinde bulunduranların kafası karmakarışık ve meseleye maalesef insanın kıymeti zaviyesinden bakmıyorlar.
Hal böyle olunca, 21. yüzyılda çocuklarımızın köpekler tarafından parçalanmasını acı acı seyrediyoruz.
UYARI / YORUM
HÜKÜMET, BAŞÖRTÜSÜ MESELESİNİ DERHAL YASAL STATÜYE KAVUŞTURMAK ZORUNDADIR!
Başörtüsü meselesi zımnî toplumsal mutabakatla çözülmüş gibi duruyor!
Ama sadece “gibi”.
Yarın siyasî konjonktür değişirse ilk büyük yasak, başörtüsüne gelir ve Türkiye en az 50 yıl geriye gider.
Başörtüsü, bu toplumun Müslüman kalabilmesinin en hayatî göstergelerinden biridir.
Siyasî konjonktür değiştiğinde, ilk yapılacak işin, ortaokul ve liselerde başörtüsünün yasaklanması olacağından asla şüphe duymuyorum.
Ortaokul ve liselerde başörtüsünün yasaklanması, bu ülkenin çocuklarının İslâm’la ilişkisinin önce protestanlaştırılması, sonra da sıfırlanması sürecinin fitilini ateşleyecektir.
Sözün özü: Başörtüsü yasal bir statüye kavuşturulmalıdır. Yoksa bunun bedeli çok ağır olur bu topluma.
Benden uyarması!
-Devlet, herhangi bir ekonomik değer üretmediği halde personeline ortalama 80-85 bin lira maaş veriyor.
-Piyasa, ekonomik değer ürettiği halde, çalışanına ortalama 40 bin lira maaş veriyor.
-Devletin personeline ödediği maaş, mevcut kısıtlı şartlar altında, piyasanın ürettiği artı değerden karşılanıyor.
Sorun burada…
Serdar Arseven'in tesbitlerine, Eba Muslim Horasani üzerinden bir katkı!
“Onlar, zarar vermeyeceklerinden emin oldukları için dostlarını kendilerinden uzak tuttular. Düşmanlarını ise kazanmak ve kendilerine bağlamak için yakın tuttular. Sonunda dostlarını kaybettiler, düşmanlarını da kazanamadılar.”