BİREYSEL MANİFESTOMDUR!
Bundan sonra benim her kuruşum kıymetli...
Araba mı yıkatacağım; işletmedeki gazeteye, açık televizyon kanalına, genel tavıra bakacağım…
Nalbura mı işim düştü; inceleyeceğim…
Restorana, tatile mi gideceğim; kimmiş, ne paylaşmış bakacağım.
Konser mi? Sinema mı?
Değil şarkıcı, oyuncu, yapımcı kapıda bilet kesen kim; ona kadar araştıracağım…
Kitaplarımı artık nerelerden almayacağımı biliyorum…
Bu ötekileştirme mi?
Belki de…
İyi mi, hoş mu? Değil bence…
Berbat!
Ayrışma mı?
Bilemiyorum…
Öyleyse de ben başlatmadım…
Bugüne kadar da zerre böyle bakmadım.
“Yaşasın renklerin kardeşliği” modundaydım ama sen benim rengime hep kara çaldın, yok saydın.
Kardeş görmedin ki hiç!
Her yerde dışladın…
Yılbaşını oturup ailemle kutladım ona da karıştın ama yılbaşı malzemelerini de sen satıyormuşsun…
Satma o zaman!
En azından bana satma!
Müzik haram dersin, yabancı kafir, o eteğin boyu şöyle, böyle vs…
Ama o kafir dediğin, mini etekli sanatçıları da sen getiriyormuşsun...
Üstelik hain, düşman gördüğün bana da bileti saklanarak sen satıyormuşsun...
Alkollü turizm tesislerin, restoranların varmış sonra…
Alkol yasaktı, sakıncalıydı hani?
Bir kere samimi değilsin…
Çıkarın için her şekile girensin…
Niye geleyim ki sana?
Bu da benim tavrım...
Sessiz kalmayacağım.
Paramı da vicdanımla harcayacağım.
Suç mu? Ayıp mı?
Hem toprağımı zehirleyip hem de bana niye çiçek vermiyorsun diyemezsin…
#VicdanlaTüket
Ekrem İmamoğlu ile ilgili birkaç kelam etmek isterim. Yıllardır radyo programcılığı yapıyorum. Bu süre zarfında hiçbir resmi kurum tarafından ben, meslektaşlarım davet edilmedik, sorunlarımız sorulmadı. Bizler basın mensubu olarak tanınmıyoruz, sarı basın kartımız yoktur mesela…
Ekrem Bey, başkan seçildiği ilk yıl, Dünya Radyo Günü’nde, radyo programcılarını davet etti. Çok şaşırmıştım belediyeden davet için aradıklarında. İlk kez mesleğimiz bir makam tarafından ciddiye alınmıştı. Her görüşten radyo programcısı davetteydi. Normalde hiç bir araya gelemeyen radyo programcıları en azından senede bir, birbirimizi görme, tanıma, anlama imkanı, fırsatı buluyorduk bu davetlerde.
Ekrem Bey’in iyi bir radyo dinleyicisi olduğunu, radyoya önem verdiğini, yaklaşık üç saat süren bu davetlerde anladık.
Sonra bunu gelenek haline getirdi kendisi. Her sene, Dünya Radyo Günü’nde bu daveti aksatmadan, aralıksız tekrarladı. Mesleki sorunlarımızı anlattık, yapılması gerekenleri söyledik, İstanbul’da yaşadığımız, gördüğümüz eksikleri aktardık. Hepsini özenle not alıyordu.
İlk kez bir politikacı karşımızdaydı. Mış gibi yapmıyor, her birimizin gözünün içine bakarak konuşuyordu. Yüzüne eleştiriler de yapılıyordu, şakalar da… Tam olması gerektiği gibi…
Ben sokak hayvanlarının yaşam hakkıyla ilgili eleştirilerimi yapmış, çözüm önerilerimi sunmuştum misal… Bazıları gerçekleşince çok sevindim. Deprem ve kriz anında radyonun önemini, yapılması gerekenleri konuştuk hep birlikte.
Son toplantıda yine bir eleştirim oldu. Hepsinde olgunlukla dinleyip, teşekkür etti.
Senede bir topluca gerçekleşen bu davetlerin dışında ne gördüm ne konuştum kendisiyle. Yayınıma konuk olarak almayı bile başaramadım.
Bir fincan kahvenin bile kırk yıl hatırı vardır.
Şimdi bakıyorum; altı yıldır her Dünya Radyo Günü’nde, o davetlerde olup, sorunlarımızı dile getiren, şakalar yapan radyo programcısı meslektaşlarımın çoğu bugün sessiz. Olanı biteni sorgulayan, yazan, çizen çok az kişi var. Hiçbir şey olmamış sanki…
Hatta konunun haber değeri bile yok…
Konu benim için İmamoğlu’nun ötesinde adalet, adelet karşısında herkesin eşit değerlendirilmesi ve evrensel hukukun işlemesidir.
Yaşananları görmezden gelmek, sorgulamamak, en azından bir geçmiş olsun dememek de vicdanıma, duruşuma terstir.
✅ Ortaokulda biz öğrencilerden basketbol potası almak için para toplanıp, potayı almadıklarında gazeteye mektup yazmıştım. Mektubum gazetede yayınlanınca, müdür o gazeteyle dövmüştü beni… Bakanlık inceleme başlattı.
(O potalar alındı)
✅ Kenan Evren Süper Lisesi’ndeyken, bir darbecinin adı okulumuzun adı olamaz diye imza toplayınca okula polis gelmişti…
(Okulun adı İstanbul Anadolu Lisesi olarak değişti)
✅ Yine lisedeyken, başörtülü ablalarım üniversitelerine alınmayınca; Marmara Üniversitesi’ndeki eylemlere katılıp cop yemiştim…
(Artık böyle bir engel yok)
Ve sonrasında daha bir sürü şey…
Farkında olmadan bir aktiviste dönüşmüştüm zamanla.
Geri dönüp baktığımda, tarihin hep doğru yerinde durmaya çalıştım.
Bazı şeyler siyasetle değil, vicdanla ilgilidir. Vicdan sustuğunda, geriye hiçbir şey kalmaz.
İnsan darda kalmaya görsün…
Hepimiz oradaydık oysa…
Kahve fincanları da…
Kahvenin de mi hatırı yok?
Bir kez daha geçmiş olsun Sn. @ekrem_imamoglu
Duyuru: Hatay, Antakya'da baraj patladı iddiası yalandır. Kurtarma çalışmaları sürerken baraj patladı diye bağıran ve koşan kişiler halkta kasıtlı panik yaratıyor. Lütfen polis ve askerimizin anonslarını takip edin. Antakya'da zaten baraj yok... #hatay#antakya#depremzede#baraj
Herkesin dikkatine;
"Bangkok'taki 8,5 büyüklüğündeki depremin videosu"
diye atılan videoyu açmayın hemen silin, bu bir fidye yazılımı virüsüdür, özellikle cep telefonunuzda bankacılık uygulamalarına erişiyor.
lütfen her bir grubunuza iletin, kanmayın!.
Ocakli mah. Sehit harun taş sok. No 7 Hatay Dörtyol bebeğin 6 numara beze ihtiyacı var lütfen yardımcı olur musunuz #deprem#DepremAcil#hataydörtyol#ahbab
Hatay’da jeneratör kurmayı bilen gönüllü canlar, acil olarak @ahbapbvsk adresine DM atın!
Bulunduğunuz ilçe, iletişim numaranız ve bize yardımcı olabileceğiniz yetenekleri DM ile @ahbapbvsk iletin.
-ADIYAMAN- ACİLLLL
ÇADIR ÇOK ACİL KADIN HAMİLE ÇOK ZOR DURUMDALAR LÜTFEN YARDIMCI OLUN 🚨🚨Fatih mahallesi 2259 sokak no 7
Adıyaman
mehmet değirmenci:05392138102