bu köprü ve yolların 30 yıllık gelirini satmak millete atılan büyük bir kazık olur. yok illa satacam diyorsan da hepsini köprü ve otoyol aş diye tek bir kamu şirketi altında topla hisselerini halka sat. hiç değilse geliri halka gitsin. üstelik altın ve dövize yatırım yapan halkın bir kısmı buraya kanalize olur
2009’da cerrahpaşada başörtülü derse giremeyip şapka taktığımız, derslerden kovulduğumuz, tutanaklar yediğimiz zamanlarda; savunmamıza en azından bir şahit imzası atın dediğimiz kimse, bize destek olmamıştı. Bu video içimde gizli saklı kalmış bir yerlere o kadar çok dokundu ki.
Filistinli Sara Hamis, oldukça yüksek olan Filistin ortalamasına göre bile yüksek bir siyasi bilinç sergiliyor. Suriyelilerle ilgili verdiği röportajda “Zaten herkesin söylemesi gereken şeyleri söyledim neden böyle gündem oldu anlayamadım” diyor.
Ayrıca, kaçmak ve iltica etmek arasındaki farkı çok net açıklıyor: “Türkiye’ye gelenlerin çoğu kalifiye kişiler olarak geri döndüler ve kendi ülkelerini şuan inşa ediyorlar. Bu kaçmak değil iltica” diyor.
Muazzam bir bilinç gerçekten.
Ruhi Çenetin yahudilerle ilgili videosunu izledim. Valla samimiyetle söylüyorum iman eden bir topluluk gördüm. Batıl evet nefret ediyoruz evet ama dinleri için ciddi şeyleri göze almış bir topluluk gördüm. Bu övgü değil zıplamayın hemen.
Adam sabah 6'da başladım 10 saattir Tevrat okuyorum diyor. Aklınıza hemen Kur'an okumak gelmesin. Bunun mukabili 10 saat Kur'an okumak değil, o da olabilir ama yalnızca oraya indirgememek lazım. Eğer o adama başındaki haham git 10 saat yazılım öğren dese onu da aynı imanla yapacaktı. Ya da 10 yıl boyunca ticaretle uğraş dese de onu aynı şevkle yapacaktı. Benim rahatsız olduğum şey "bu köpekler yapıyorsa ben neden yapamıyorum, o irade bende neden yok ?" sorusuna verdiğim cevap : Tembellik.
Şunu da ekleyeyim ; yahudiye şeytan ve nefsi yardım eder. Bize ise seytan ve nefsimiz düşmanlık eder. İşlerimizi zorlaştırır. Ona dünyayı kazanmaları için dinini tatlı gösterir. Bize ise ahiretimizi kaybetmemiz için dünyayı tatlı gösterir. Onların bitmez motivasyonunun temeli de bu güçtür. Ama bu bizim kendimizi sorgulamamızın mahiyetini değiştirmez ancak şeklini, yöntemini değiştirebilir. Silkinip dünya ve ahiret işlerimizi hak üzere yapmaya dair sorgulamamızı ve aksiyonumuzu pasifleştiremez. Çünkü Allah Teala "bu kâfirlere rağmen" bizi bu dünya imtihanına memur kıldı.
Benim için turnusol Suriye’dir.
Böyleleri Filistin’i çok severler çünkü uzakta ölüyorlar, ne ekonomik ne fiziki külfeti yok;
Suriye’de öl, erkek hâlinle bile tecavüze uğra ama fırsat bilip fahiş fiyata verdiği evde oturursan, bak o olmaz işte!
En düşük fiyata çalıştırır, ezerim ama bodrum katında yaşadığın halde dışarda nargile içersen bak ona tahammül edemem işte.
Biz sizden beriyiz, kardeşimizden yanayız.
"ben de sudan çıkmış balık, denizde doğmuş köstebektim. ve bütün köstebeklerin suda, bütün balıkların karada yaşadığına inanıyor, herkesin nefesi kesilir, solumanın tabiatı böyledir zannediyordum."
Onsuz yaşamayı hayal bile edemediğim insana yıllarca ağrısının süreceğini bildiğim halde veda etmiştim. Ben bu ağrıyla baş ederdim ama bu ağrıya sebebiyet verenin o olmasıyla baş edemedim en sevdiği yere veda etmiş herkes beni anlar bazı evlere ve insanlara dönülmez.
Kimse sizi ahbap’a falan mecbur bırakmadı. İhh dahil memlekette bir ton yardım vakfı vardı. Yok, o dernek ve vakıfların hepsi dindarların, biz bizden olan başka bir dernek bulamadık ahbap dışında diyorsanız, o da sizin ahmaklığınız. Lafa gelince kültürlü, zengin, okumuş insanlarsınız. Cahil ve yobaz dediğiniz dindarların yüzlerce yardım vakfı varken, biz neden bir tane vakıf kuramamışız diye kendinizi sorgulayın. Belki kafanızda aydınlanan bir şeyler olur.
Depremzedeye el uzatmak gibi bir hayırdan mahrum kaldılar. Hiçbirinin bağışı yerini bulmadı. Kabil’in kabul edilmeyen kurbanından sonraki en büyük nasipsizlik olarak tarihe geçti.
Hiçbir öngörüsü gerçekleşmeyen ve peşinden gittiği hiç kimseye bugün güvenemeyen bir topluluk olarak artık şöyle iddialı cümleler kurmak yerine, bir durup “bizde de bir mallık olabilir mi” diye düşünseniz mi acaba?
Her açıdan tarihin en berbat dünya kupası maçları oynanıyor.
Dallas'ta Mısır takımının kamp yaptığı otelde Amerikan güvenlik görevlileriyle Mısır Milli Takımı yetkilileri arasında büyük gerilim yaşandı.
İsmail Kılıçarslan, NATO Zirvesi öncesinde Ankara’da 52 bin sahipsiz köpeğin toplanmasına ilişkin konuştu:
“Türk evladının canı kıymetli değil de NATO subayının paçası mı kıymetli?”
Lüblanlı 8 yaşındaki satranç oyuncusu, bir İsrailli rakiple oynamayı reddetti ve şampiyonadan elendi. Şu kızdaki yürek dünyadaki liderlerde olsaydı dünya bambaşka bir yer olurdu.