Önce Tolga Cömertoğlu ardından Levent Ördek ve son olarak Cem Koç.
Taraftarın gönlünde taht kurmuş isimler.
Teker teker açıklama yapıp, TC hiç bir zaman, diğer iki isim 'bir gün ama bugün değil' dediler.
Neden?
Bu ucubeye dönen yönetim sistemi nedeniyle.
Basın toplantısında bir başkan özür dilemekle yetineceğine 'küme düştük ertesi sabah para aradık' diyerek enkaz edebiyatı yaptı, ben yokum derken gelme ihtimali olanın önünü kapadı. Diğer başkan da cimnastik turnuvası yaptım ilgi göstermediniz 'neden istifa edeyim' diyerek aklımızla oynadı. Başkana yakışmayan bir üslupla gazetecileri suçladı. Toplantıdan sonra birinden özür diledi, diğerine abimsin dedi. Kalabalıkta başka tenhada başka.
İşte durum bu. Kapıyı içeriden kilitleyen birisinin kapıyı çalana 'gel' demesiyle aynı.
Kendileri istifa edip seçime gitmeden başkasının gelmeyeceğini biz biliyoruz, kendileri de biliyor.
Gitmezlerse, para da bulsalar bu futbol aklıyla başarılı olamayacaklarını biz biliyoruz ama onlar bilmiyor.
'Proje getirsinler bakalım' ifadesini kullanarak, sanki malıymış gibi 'derneği de vereyim dedim istemedi' diyerek kendilerini kulübün sahibi sananlarla kulübün gerçek sahipleri arasındaki bu mücadele trajik bir hal aldı.
En güzeli çıkın deyin ki, biz taraftarı dinlemiyoruz. İstifa de etmiyoruz, genel kurula da gitmiyoruz. Biz düşürdük biz çıkaracağız deyin, ona da itiraz etsek de saygı duyalım. Hiç olmazsa en azından bir kere de olsa saygı duyulacak bir iş yapmış olursunuz.
Antalyaspor AŞ, Antalyaspor Kulübü ve Antalyaspor Vakfı başkanlarına tepki büyük.
Şunu net görüyoruz; camianın çok büyük bir kısmının öncelikli isteği genel kurul falan değil.
Tek istek; İstifa.
Eski Başkan Sedat Peker de hiç eveleyip gevelemeden direkt duygulara tercüman olmuş zaten.
Kendi kendilerini seçecekleri genel kurul yapıp, bakın kimse talip olmadı diyebilecek potansiyelde olduklarını biliyoruz.
Neden kimse aday olmaz?
Çünkü bu 3 başlı sistemde kimse sadece AŞ'yi almak istemiyor.
Güçlerbirliği şart.
Kusura bakmayın ama kimse de aptal değil.
Zaten bugün ya da yarın açıklanır; 'istifa da yok, genel kurul da yok, sadece yönetim değişikliği ile yola devam kararı aldık' denir, bir de basın toplantısı yaparak destek istenir.
Beyler!
Bakın tekrar yazıyorum.
Genel kurula gitmeniz ya da yönetimi değiştirmeniz istenmiyor. İstifa etmeniz isteniyor.
3 başkanın da.
Ha derseniz ki istifa edersek kulüp sahipsiz kalır, ona da bir formül bulalım.
Siz istifa edin, genel kurul yapın, nasılsa 72 saat kala aday olacaklar listelerini vermek zorunda. Kimse liste vermezse yine siz aday olun, sizi destekleyelim, kulübü sahipsiz bırakmadığınız için de ayrıca teşekkür edelim.
Ben buradan söz veriyorum. Aday çıkmazsa en büyük destek benden.
Var mısınız?
Bugünkü basın toplantısı ile ilgili birşeyler yazmayacak mısın diye soran oluyor.
Hayır.
Yazmaya kalksam her bir cümlesi fiyasko olan açıklamaların analizi tez konusu olur.
Herkes her şeyi biliyor zaten. 3-4 trol dedikleri camianın büyük bölümünün zeka seviyesi tahmin ettiklerinden daha fazla çünkü.
Adımın da geçmiş olmasına rağmen söyleyenlerin de söylenenlerin de benim için bir kıymeti harbiyesi yok.
Tek üzüldüğüm konu, mesleğimle ilgiliydi.
TSYD Başkanı, AGC Başkan Yardımcısı ve önemli bir medya kuruluşunun genel koordinatörü olan Şifa Çiçek'e oturdukları koltuğa yakışmayacak üslupta söylenmemesi gerekenler söylendi, benim, meslek büyüğüm Vedat Gürhan ve bir haber sitesi ile ilgili mesnetsiz iddialarda bulunuldu, Şifa Çiçek hariç kimsenin sesi çıkmadı.
Hatta kendileri bile eleştirilen arkadaşlarımın o basın toplantısını terk etmesi gerekirken tek kelime bile etmemelerine açıkçası üzüldüm ve şaşırdım. Bu kadar tepkisiz kalmamalıydılar.
Basın toplantısının diğer kısmında ne söylendiği ile ilgilenmiyorum zira benim net ve nihai fikrim alttaki gibidir.
Yazarlar yazarlar susarlar devri bitti.
Siz ve koruduğunuz, kulübün bu durumda olmasında en az sizler kadar payı olan kulübün kamburları profesyonel habisler gidene kadar daha yüksek sesle:
İSTİFA!
İstanbul’da sahnelenen Kanye West konseri, sıradan bir müzik organizasyonu olarak kabul edilemez.
118 bin genç, para vererek inancımıza ve medeniyet değerlerimize aykırı söylem ve sembollerin sergilendiği bir gösterinin parçası hâline getirilmiştir. “I am a God” sözlerinin on binlerce kişi tarafından coşkuyla tekrar edilmesi üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir tablodur.
Üstelik okültizm ve karanlık sembollerle anılan Michèle Lamy’nin de bu organizasyonun etrafında yer alması, meselenin yalnızca müzik ve eğlence olmadığını göstermektedir.
Daha da düşündürücü olan ise, muhafazakâr kesimin de bu kültürel kuşatmanın bir parçası hâline gelmiş olmasıdır. Sahne ışıkları altında gençliğimize dayatılan bu yabancılaşmaya kimsenin itiraz etmemesi vahimdir.
Kültür ve Turizm Bakanlığımızı, milletimizin manevi ve kültürel hassasiyetlerini ilgilendiren bu tür organizasyonlarda çok daha dikkatli olmaya davet ediyoruz.
Bu milletin evlatları; küresel kültür endüstrisinin yönlendirmelerine değil, kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmalıdır.
ANTALYASPOR şehrin markası Arma sevdalıları şehrin marka değerini düşüren üç başlı ejderhaya karşı mücadele veriyor Susmayacak korkmayacak bir kıvılcım çakıldı büyüyerek kordon ateşe dönüşüyor 07 sadece bir grup adı değil şehrin sembolüdür 07 ayakta! Yönetim istifa @Antalyaspor
Şimdi bir bilgi aldım.
Antalyaspor'daki oyunculardan birine Fransa'dan resmi teklif var.
Teklif; Eski kulübüne olan borçtan dolayı Antalyaspor'un FİFA'daki bu oyuncu ile ilgili dosyasını kapatma ve sonraki satıştan %20 pay.
Antalyaspor vermek istemiyor.
Teklif yeterli görülmeyebilir ama reddetme gerekçesi ilginç;
"Transferi açamazsak bize lazım olacak"
Yani hala böyle bir opsiyonlarının olduğunu düşünüyorlar!
Not: Oyuncunun ismi ve teklifi sunan takım şimdilik bende kalsın.
Yapılabilecek en kolay şey yalanlamak. O gün yönetim kurulu toplantısına katılanlar doğru olduğunu biliyor.
Bakın. 7 aydır çalışmıyorum. Bir çok gazete ve internet sitesinden teklif geldi, hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim ama kabul etmedim.
Neden?
Bir şekilde baskı geleceğini, araya hatırlı kişiler sokulacağını, ricalar edileceğini biliyorum. Ne kendimi bağlayayım, ne görev yaptığım kurumu zora sokayım istemedim.
Nitekim Ankara'da bir arkadaşımızı patronuna şikayet etiler. Onu da zamanı gelince söylerim.
Çünkü tarzları bu. Nerede yanlış yapıyoruz diye sorgulamak yerine yanlışa yanlış diyeni susturmaya çalışmak. Başta kendilerini sonra kamuoyunu kandırmak.
Bizim de hatırını kıramayacağımız insanlar var elbette ama onlar da bilir; birileri dedi diye yazmayacağımı, ya da birileri dedi diye yazdığımı silmeyeceğimi. Teklif bile etmezler.
O yüzden boşuna uğraşmayın. Ara dediğiniz kişiler arar, nasılsın der, hatırımı sorar kapatır.
Camia sağ olsun bizi sosyal medyada da takip ediyor.
Ha! İlla bir yerde yazalım, konuşalım isterseniz o da olur.
Yakında.
Dün yönetim kurulu toplantısı vardı.
İletişimin i'sinden anlamadıkları ve camiaya kimse bilgi verme zahmetinde bulunmadığı için biz yazalım.
15-20 dakika süren toplantıda yönetim kurulu istifa etmeme kararı aldı. Belki genel kurul yapılır ama net olan şey göreve devam edelim kararı çıktı.
Toplantıdaki genel kanı, "biz düşürdük, biz çıkaralım" şeklinde.
Kısa zamanda bakan, vali, belediye ziyaretleri başlayacak.
Destek isteyecekler.
B planı olarak "10 milyon ile geliyoruz" dediniz ama siz ne kadar verdiniz de geldiniz diye sorsak yarısını bile veremediğiniz ortada. Onu da alacaksınız zaten.
Çevrelerine "şu kadar para getirene kulübü veririz" diyecek kadar da kulübün sahibi sanıyorlar kendilerini.
2.5 milyon TL'lik hatır çekiyle başkan vekili olunan yönetim pazarlık yapıyor.
Toplantıda devam edilmesi yönünde yukarıdan telefon geldiğini söyleyen başkan, bu kişiye 'takım düşerken neredeydiniz' diye sormuş mudur acaba?
Asıl soru, bu yukarıdan gelen telefon kimden geldi?
Sizin, bizim buralarda yazdıklarımızın, fikrimizin falan hiç önemi yok.
Kim getirdiyse onların fikri önemli. Onların icazet vermesi yeterli. Getirenler 'gidin' demediği sürece gitmeyecekler.
O telefondaki ses 'gidin' diyene kadar buradalar anlayacağınız.
#BizAntalyasporuz
Aklımızla dalga geçmeye devam.
AŞ Başkanı güvenoyu alacağız diyor, güvenoyu verecek olan makam ertesi gün AŞ başkanının arkasındayım diyor.
Bu kadar belli etmeseydiniz bari.
Körfez Gazetesi'nden Ertuğrul Gün'ün haberinde; Yönetim kurulunun olağanüstü toplantısının bugün yapılacağı belirtiliyor ama aynı haberde "yönetim kurulu olarak olağanüstü genel kurul kararı aldık" deniliyor.
Toplantı yapmadan toplantıdan çıkan kararın açıklandığına da ilk kez şahit oldum.
Geçmiş dönemle ilgili enkaz edebiyatı yapanlara da sesleniyorum;
Transferde 450 bin euro'ya anlaşılan oyuncuya neden 750 bin euro verildiğini sordunuz mu mesela?
5 milyon liranın üzerindeki harcamaları soracaktınız ya hani!
Enkaz edebiyatının, sizden sonra gelmeye niyeti olanları korkutmak için yapılan bir hamle olduğunu artık 12 yaşındaki çocuklar da biliyor.
AŞ yönetimini kimse size zorla vermedi. Siz zorla aldınız. Sizi oraya getirenlere verilen talimatla.
Önceden söylediğiniz sözleri söylemedim demenizi normal karşılıyorum, yazılanı okursanız kendiniz söylememiş sayılabilirsiniz.
Size çaldınız çırptınız diyen oldu mu bu güne kadar? Onun hesabını mali genel kurulda verirsiniz. Bakalım borcu ne kadar artırdınız, takımın değer kaybı nerelere geriledi, kulübün marka değeri nerelere düştü, bunu zamanla göreceğiz.
Eleştirildiğiniz konu, kötü yönetiminiz ve el birliğiyle takımı düşürmeniz.
İsteseniz 30 milyona 3 futbolcu falan da alamazdınız. Peşinat veremediğiniz için eşiyle birlikte kulübe kadar gelen Selke'yi kaçırmazdınız yoksa.
Biz balık hafızalı değiliz. Ne söylendiğini anlamayacak kadar da aklımız yerinde şükür ki.
Rıza Perçin kendisini istifaya davet edenlere kızacağına genel kurula kısa bir süre kala vazgeçmişken kendisini ikna edenler bugün nerede, kendisine ne kadar destek oluyor, bir de ona baksın.
Kulübün ve kendi iyiliğini düşünenler yerine şahsi menfaatleri için kendisini yanıltanların muhasebesini yaparsa belki doğru yolu bulacak ama akbabalar adamın yakasını da bırakmıyor.
Yaptığınız yanlışlara kim ses çıkardıysa, ayağınıza kim dolandıysa kurduğunuz düzeninize kim çomak soktuysa kulüpten gönderdiniz.
Abilerinizi de yöneticilerinizi de hep yalan yanlış bilgilerle kandırdınız.
Adem Kart ve Burak Uysaloğlu önce siz gideceksiniz.
Umarım bu stattan son çıkışınız olur.
@mrtzgn Tek başına mücadele ediyorsun karşılığında duyduğun tazminatını alıp sustuğun. Gece gündüz susmayan telefonun, Antalyasporlu gerçek taraftarların sana olan desteğini görmesem yeter derdim Vicdan ve en rahat yastıktır Yazmaya Devam! En büyük @Antalyaspor ❤️🤍
Ticaretten çok anlamam. İşletmesi olanlar fikir verebilir.
Diyelim ki bir anonim şirketiniz var. Şirketinizin banka hesabının uygulamasını şirket müdürünüzün cep telefonunda.
Yani istediği gibi ödeme yapıyor, istediğine yapmıyor.
Şimdi basiretli bir tacir, şirketini düşünen, işini bilen bir patron olarak şirketinizin banka hesabını müdürünüze teslim eder misiniz, etmez misiniz?
Sadece soruyorum. Merakımdan.
@Antalya07_ Niye deplasman yorgunluğu çeksinler ki? Kendi göbeğini keseceksin Çıkacaksın Alanya’yı yeneceksin Antalyaspor’umuza spordan anlayan bu şehri kendi şehri olmasa da öyle benimseyen masaya gerektiğinde yumruğunu vuracak kendi belini değil @Antalyaspor ‘u arındıracak Yönetim gelmeli
Hepiniz gideceksiniz hepiniz!
Bu akşam istifa edeceksiniz!
AŞ, Dernek, Vakıf, tüm yönetimler!
Kulübe çöreklenmiş genel müdüründen sportif direktöre kadar hepiniz!
İki elim yakanızda. Bu camiaya sözüm olsun siz gidene kadar bana da bu kulübe de rahat yok.
G İ D E C E K S İ N İ Z !!!