@ErenlerBelediye Eski Çarşamba pazarı kavşak çevresi ve merkeze giden yol kaldırım boyunca çöplük içinde. Belediye binasının da olduğu caddeye o görüntüler hiç yakışmıyor. Bilginize...
@mr4933350265401 Öyle de güzel alıyorlar ki, okulumuzda akademik eğitim ve değerler eğitimini birlikte veriyoruz. Çocuklar ilimle imanı pekiştirerek öğreniyor.
Gazze'deki gazeteciler dünyaya sesleniyorlar:
-"Filistinlileri asarak öldürmeyi öngören İsrail yasası Nazilerden daha kötü."
Farkındalığı artırmak için lütfen bu videoyu yayalım.
Doktor Hossam'ın avukatı: "Kalbi tükenmiş, vücudu sürekli işkenceden dolayı harap olmuş durumda ve hücresindeki dondurucu soğuklar acısını daha da artırıyor. Soğuk duvarlar arasında, yüzlerce çocuğu ve yaralıyı kurtaran doktor, yeterli yiyecek ve ısıtma olmadan yatıyor ve sağlığı gün geçtikçe kötüleşiyor. Sessizliğin her anı, onun acısına ortak olmaktır. Onu kurtarmada yaşanan her gecikme, hayatını kaybettiği an olabilir. Ondan bahsedin, adını duyurun, hayat kurtaran doktorun sesinin susturulmasına izin vermeyin." #FreeDrHussamAbuSafiya
@Sibaveyh2024#okulöncesi alanında çalışıyoruz. Bu saydıklarının hepsini doktor, mühendis, avukat vs. gibi eğitimli meslek sahibi ebeveynlerin çocuklarına da biz öğretiyoruz.
LÜTFEN DUYURALIM ⚠️
Uygur Türk’ü baba Çin’e iade riskiyle karşı karşıya.
24 Şubat sabaha karşı Uygur Türkü Yakup Celil, İstanbul’daki evinde gözaltına alındı ve aynı gün
geri gönderme merkezine sevk edildi.
Yakup Celil evli ve iki çocuk babası. Çocuklarından biri 3 yaşında, diğeri ise henüz 7 aylık bir bebek.
Gözaltından iki gün sonra, 26 Şubat gecesi Yakup Celil ailesine telefonla ulaştı.
Geri gönderme merkezinde bulunduğunu ve sınır dışı edilebileceğinin kendisine bildirildiğini ifade etti.
Yakup Celil’in ailesi perişan ve endişeli.
Olası bir iade, hayatının tehlikeye girmesi demek.
Merhametin, affın ve vicdanın ayı
🌙 Ramazan 'dayız...
İki küçük çocuk her gün babalarını soruyor.
Bir yanda belirsizlik, bir yanda “Çin’e gönderilir mi?” korkusu…
Lütfen duyuralım, paylaşalım!
Yetkilileri etiketleyerek Uygur Türkü Yakup Celil’in sesi olalım.
Dönüşü olmayan bir yanlışla karşı karşıya kalmayalım.
@adalet_bakanlik - @abakingurlek
Efendiler, bizi unuttunuz!
Arabalarınızın anahtarlarını, cep telefonlarınızı, kol düğmelerinizi değil bizi unuttunuz!
Sizi, doların yükselişi ve insanlığın alçalışı kadar telaşlandırmadı bu ölüm.
Günler öncesinden beklediğiniz dizinizi izlemek için haftalar öncesinden katledilip kaldırımlarda çürüyen bedenlerimizi unuttunuz!
Size benim ne kadar öldüğümü değil, bana sizin ne kadar suskun olduğunuzu gösterdiler.
Siz, kahvenizi nasıl içtiğinizi unutan işçilerinize kızarken, benim altı kurşunla nasıl öldüğümü unuttunuz!
Ayağa kalktığınızı biliyorum ama bizim için değil, sevdiğiniz futbolcuları ve oyuncuları görmek için.
Hesap lütfen diye bağırdığınızı biliyorum ama zalimlere değil, kürdan eskittiğiniz lüks masaların garsonlarına.
Sizi uyutmayan bizim şehadetimiz değil, sizi uyutmayan tabaklar dolusu yediğiniz gıybetin ve hasetin sefil şişkinliği.
Üzülüyorsunuz biliyorum ama bedenlerimize kaç kurşunun girdiğine değil, büyük protokoller için sakladığınız elbiselere giremeyen bedenlerinize. Ne büyük gam, ne büyük keder!
Bu zalimler beni değil, Mescidi Aksâ’da secdeye gidecek olan bir başı vurdular.
Biliyorum ki siz sıklaştırıyorsunuz evet ama safları değil dünya ile muhabbeti.
Biliyorum ki dolduruyorsunuz evet ama kardeşinizin yerini değil, Pazar bulmacalarını ve riyanın boşluklarını.
Biliyorum ki, toplanıyorsunuz evet ama biz mazlumlar için değil, bizim kaç ölü yaptığımız konuşulurken sizin bulutlara bakarak ağzı açık uyuduğunuzu görmesinler diye gevşekliğinize çeki düzen veriyorsunuz.
Tavana bakıp, esvaplarınızın ucuyla gözlük camlarınızı silerek not aldıklarınız arasında, uyandığınızda unuttuğunuz eksilmiş kardeşlerimizin isimleri var. İşte biri daha.
Kayıtlara geçerken bir Filistinli… Ailesi için bir cenaze işlemi… Ümmet için sukut… Beni sessizliğiniz defalarca kefenlemiştir ama sizden daha fazla haykıran toprağa ilk defa gireceğim.
Bana şans dile ey unutan!
Sizden dilendiğimiz ‘birlik olmaktı’ ama beyhude. Siz size bizi unutturan zalimleri sevdiniz. Birbirinize ‘iyi şanslar’ dilerken, bir köpeğin bedenlerimiz üstünde şansını kurşun kurşun denediğini görmüyorsunuz.
Bize şans dile, ey rehavetin, ey sefaletin sahibi! Ey mazlum kardeşinin ahından başka mülkü olmayan! Ey benim sesime sağır!
Şehadetin hafiflettiği bedenlerimizden kalan o büyük vebale isabet ol!
İşte bu yüzden etkileniyorsunuz evet ama eksilmemizden değil, bizleri son dakika haberi olarak sunan sunucunun neon yeşili ceketinden!
Bu zulmün içinden nasıl çıkacağımızı değil, bir selfielik pozlarda nasıl çıktığınızı konuşuyorsunuz!
Biz, bulduğumuz şehadete sarılıp umduğumuz cennete gidiyoruz.
Bizim bundan sonra eve dönüşümüz olmasa da gidecek bir cennetimiz var. Bizi belki zaferlerle gömecekler lakin zalimleri çaldıkları topraklarımız bile örtmeyecek.
Kendi vatanının yanağından böyle sessiz bir gözyaşı gibi süzülerek gidenin adıdır Müslüman.
Bir kardeşi Kelime-i şehadetin içinde çağlarken ,
Diğer kardeşi Kelime_i rehavet içinde susturan neydi?