Sultan II. Mahmud, emirlerini yerine getirmeyen memurları nazikçe (!) uyarıyor :)
"Ancak bunlar kendilerinin haklarında ne vechle muamele edeceğimi düşünmüyorlar mı? Sonra kendilerine yazık ederler. Pişmanlık fayda etmez!"
Rüzgar sıcak esti mi buzdan dağ olsa dayanmaz. Rahmeti ilahi esiyor. Şu buzlar rahmet ile su olacak, sonra buhar olup kendileri de rahmet olacak biiznillah.
Haddi aşıp sert dalaşmamak lazım. Bugün dalaştıklarımız, yarın can kardeşlerimiz olacak inşallah.
-Al Capone
"Çocukken her akşam yatmadan önce bilimin bana bir bisiklet vermesi için deney yapardım. Bir gün bilimin çalışma tarzının bu olmadığını anladım. Ertesi gün gittim Fatih Altaylı'nın programında bilim için bağış topladım.''
noldu lan hani tarikatlare cemaatlere laf sayıyordunuz. o cemaatler hatay'da erzak dağıtımı, çadırlar, aşevleri harıl harıl çalışırken, "ihh ne abi, haluk levent yaaa" diye iyilik meleği yaptığınız adam kumarda sizin parayı çatır çatır ezmiş. hiç sesiniz çıkmıyor konuşsanıza.
İsmet Özel'in 1980 yılında yayımlanan "İnanmış Aydının Problemleri" başlıklı bir kitap için verdiği röportaj tam bu ifadelerini tamamlar nitelikte:
"Soruyorsunuz: İslam düsüncesi bir kalkınma ideolojisi olabilir mi? Soruyorsunuz; İslam düşüncesi anti-emperyalist bir mücadele programında temel unsur haline gelebilir mi?
Soruyorsunuz: İslam düsüncesi komünizme karşı bir silah olarak kullanabilir mi?
Bunların hepsi yirminci yüzyılda yapılmıştır ve yapılmaktadır. Ama bütün bu olup bitenin, devam etmekte olanların kelime-i tevhid ile müspet manada bir ilgisi olduğunu sanmıyorum. İslam'ı bir araç olarak görmek İslam'dan daha üstün hedeflerin bulunduğunu kabul etmek anlamına gelir. Eğer İslam'dan, yani Allah'a teslimiyetten daha üstün değerler varsa Müslüman olmaya ne gerek var?"
Şu dinin gözünü seveyim.
Namaz kılan adama en azından kerat cetveli düzeyinde matematiği rekat, tesbihat sayısı filan hesaplatırken öğretir. Matematiğe kızdığı için cuma kılmayı bırakanlar...
Namazı fiziksel dinçlik için kılmak tartışması off matematik öğrenmek için kılmak on
Kerbelâ Hadisesi ile ilgili kaleme alınmış şiirlerin (Muharremiye) en çarpıcı örneklerinden biri de Ziya Paşa'ya aittir:
Budur, bir vâkıa-i mâtem-fezâ kim olmayan dil-sûz
Meger İbn-i Ziyâdü yâ Yezîdü İbn-i Mülcemdir
Kemîne bende-i Âl-i Abâ’yız kavm-i Süfyân’a
Demâdem la’net etmek farzdır hem farz-ı akdemdir.
Günümüz Türkçesi:
Bu, öyle büyük bir matemdir ki buna üzülmeyen, içi yanmayan kişi olsa olsa İbn-i Ziyad, Yezid veya İbn-i Mülcem (Ehl-i Beyt düşmanları/katilleri) gibidir.
Biz Ehl-i Beyt'in aciz köleleriyiz, Süfyân soyuna (Yezid ve taraftarlarına) her an lanet etmek bize farzdır, hem de farz-ı akdemdir.
Kazım Karabekir Paşa da Yeşilköy'deki (Ayastefanos) Rus Abidesi'nin varlığından en çok rahatsız olanlardan biriydi. Paşa hatıralarında, 1905'te Erkân-ı Harbiye'den mezun olduktan sonra görev yeri olan 3. Ordu'ya hareket etmeden evvel, adeta kinini canlı tutmak için, Rus Abidesi'ni ziyaret ettiğinden ve kendini tutamayıp yapıyı tekmelediğinden bahseder:
"Artık hareket günlerim yaklaşıyordu. Son ziyaretlerden olmak üzere resmini gördüğüm Ayastefanos’taki son mağlubiyetimizin bağrımıza diktiği abideyi görmek, vatan ve milletimizin istiklal ve hürriyeti uğrunda bütün kudret ve kabiliyetimle uğraşacağım hakkındaki ahdimi bir de düşman abidesi önünde vermek için Ayastefanos’a gittim. Yaya olarak oraya gittim. Etraf duvarı kale bendi tarzında köşeler burç gibi. Kanunusani’nin 24’ü olmasına rağmen hava yaz gibiydi. On adım kala kendimi tutamadım. Hücum yürüyüşüne geçtim ve duvarını tekmeledim, tükürdüm ve haykırdım: “Seni mutlaka yıkacağız! İnşallah, seni yapanları da beraber..."
Ayastefanos'taki Rus Abidesinin yıkıldığı gün Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı için Cihâd-ı Ekber ilan ettiği gündü. Şeyhülislam'ın Fatih Camii'nde cihad çağrısında bulunmasından sonra İstanbul'da İngiliz, Fransız ve Ruslara ait bazı yapılara, iş yerlerine saldırılarda bulunulmuştu. Ahaliden bazı kimseler de ellerindeki kazmalarla Abide'nin önüne gelerek burayı yıkmaya çalışmışlardı. Kalabalığın artmasının ardından Abide'nin muhafazasından sorumlu Rus askerler de bölgeden uzaklaşmışlardı. Nümayişlerin artmasıyla Cemal Paşa bir istihkâm bölüğü göndererek Abide'nin yıkılmasını emretmişti. Ancak o sırada İstanbul Emniyet Umum Müdürü bir hükümet kararı olmadan Abide'nin yıkılmasına izin verilemeyeceğini söyleyerek yıkıma engel olmaya çalışmıştı. Bunun üzerine bölük komutanı Fahri Bey, Emniyet Müdürüne hitaben "Beyefendi, 33 senedir milletin sinesinde dikili duran Moskof’un bu meşum abidesini yıkmak için daha 33 sene mi beklemek lazımdır? Hükümet yıkmak istemiyorsa bile bunu yıkmak milletin hakkıdır! Milletin şahlanmış iradesini durdurmak elinizde ise buyurun, biz şimdi abideyi yıkacağız.” diyerek yıkımı başlatmıştır. Nihayet yapının temel ayaklarına dinamitler yerleştirilmek suretiyle Abide saniyeler içinde yerle bir edilmiştir.
İsrail Lübnan'da Coğrafya'ya yenilecek. Artık düz ova yok tepeler ve vadiler var ve Tepelere Hizbullah hakim. İlerleyen günlerde ne dediğimi anlayacaksınız
🔴 Dünyaca ünlü Breaking Bad dizisiyle bilinen Amerikalı oyuncu Giancarlo Esposito, Suudi Arabistan’daki çekimler sırasında İslam’ı kabul ediyor ve namaz kılarken görüntüleniyor.
(Turki el Şeyh)
Diyanet İslam Ansiklopedisi için hazırladığım Sadrazam Mehmed Selim Paşa maddesi yayımlandı.
Paşa'nın Sarbanbaşılıktan Sadrazamlığa uzanan iniş-çıkışlarla dolu hayat hikayesine aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. 👇
https://t.co/KkI1AFHAM6
Alexandre Dumas'ın, II. Mahmud'un kıyafet reformu hakkındaki ifadelerine benzer görüşler Moltke'nin mektuplarında da karşımıza çıkıyor. Muhtemelen Dumas'ın romanını kaleme aldığı yıllarda Osmanlı Devleti'nde askerî müşavir olarak görev yapan Helmuth von Moltke, mektuplarında eski Osmanlı kıyafetlerini överken yeni kıyafetleri tıpkı Dumas gibi başarısız bir taklit olarak vasfeder.
"Memleketin ileri gelenleri arasında, eski güzel Türk kıyafetini Avrupa biçimi üniformanın zevksiz ve rahatsız taklidiyle değiştiren ilk o (Hüsrev Paşa) olmuştur."
"Kavuk şimdiye kadar Müslümanların alamet-i farikasıydı ve paşayı, hekimi, ulemayı, tüccarı hülasa toplumun her sınıfını ayırt ettirirdi. Yeniçerilerin yok edilişi sırasında sadece dirilerin başlarını kesmekle yetinilmedi, ölülerin kavukları da koparıldı, bugün hala bu kafası koparılmış mezar taşlarından birçoğu görülebilir. Zamanımızda serpuş herkes için aynıdır ve bu mavi püsküllü çirkin kırmızı fes ise ne mezarlarda ne de dirilerin başlarına kavuktan daha güzel durmaktadır."
Birisi ona Ebu'l Berekat Nesefi desin. ''Bereketler'' isminde bir kızı ya da oğlu olmadığını öğrenince, hayret verici bir bilgi olarak bunu bize sunar az biraz neşe olur.