bayram çekilişi yapalım 🌿
bu twiti rt yapan veya yorum yazan takipçilerimden birine görseldeki minik eserlerden birisini hediye edeceğim. bayram sonu açıklarız 🌺
ben 6 yaşındayken saddam canlı yayında idam edildi. ortaokuldayken falan kaddafinin linç videoları haberlerde veriliyordu. ne psikolojiymiş arkadaş bi biz sağlamız herhalde. asıl seminerleri velilere vermek lazım da neyse
okulumuza x-ray cihazları geldi. Bir veli idarecime mesaj atmış: “Hocam, bu çocukların psikolojisi bozulmaz mı, suça sürüklenmezler mi? X-ray cihazları buna sebep olmaz mı?” demiş. Gerçekten ne istiyorsunuz, soruyorum: NE İSTİYORSUNUZ?
Biz o bankta oturmuşuz
Kalu Bela'dan beri.
Kaç bahar görmüşüz kim bilir kaç zemheri...
İlk kez ayın halesine sırnaşığım; yaşım yirmi altı.
Sana kırk senedir aşığım.
Ebeveynler efendilerini doğuruyor. Pamuklar içinde yetiştirdikleri çocuklarının hiçbir zorluk çekmesini istemiyorlar. Çantalarını hazırlıyor, onları taşıyor, ödevlerini yapıyor, ağızlarına lokmalarına kadar koyuyorlar. Çocuk büyüyünce küçük bir tanrıcık oluveriyor sonra.
Her milletin belli karakteristik özellikleri var. Bizimki de cesurluk. Tarih boyunca cesur ilerlenmiş boyunduruk kabul edilmemiş. bu özellik islamla da birleşince hakikaten güçlü bir müslüman profili ortaya çıkıyo. Türkler İslamla şereflenmiş.Sonrasında İslamiyeti güçlendirmiş.
Şair, yazar İsmet Özel'in İslam=Türk, Müslüman/lık=Türk/lük tarzı iddiaları bir kısım Müslümanları etkilemiş ve zehirlemiş görünüyor.
Arkadaşlar!
Allah'ın cc hâşâ kelime sıkıntısı mı vardı da Ümmet dedi? Allah Rasulü sav de aynı şekilde!
Sizin iddialar makul ve mantıklı olsaydı Allah da Rasulü de Türk derdi.
Türk'e yaptığınız vurgunun altını her neyle doldurursanız doldurun bu iddialarınız Türk olmayan hiç bir müslümanı olumlu etkilemeyeceği gibi tam tersine sizden uzaklaştıracak belki Türk'ten nefret etmesine sebep olacaktır.
Irkçılık özellikle son yüzyılın en tahripkar toplumsal hastalıklarından biri. Hatta -bilmiyor olamazsınız- Osmanlı'nın yıkılış sebeplerinden biri.
Arap, İran, Afrika, Avrupa ırkçılıklarına destek vereceksiniz bu anlamsız tavrınızla.
Yarın bir gün Fransız İslamı, Avrupa islamı ve benzeri söylemlerle karşılaşırsak bu iyi mi olur?
Ya hu şurada yaptığınız Türk vurgusu neredeyse ülkeyi parçalayacak, görmüyor musunuz?!
Etki tepkiyi doğurur.
İslam kucaklayıcıdır.
Hacda Müslümanları gözyaşları içinde birbirine kenetleyen ırk bağı mıdır? Yoksa iman kardeşliği mi?
Kuran'da 64 defa, sadece Buhari ve Müslim'de 312 defa geçen Ümmet kavramı sizi niye tatmin etmiyor?!
Yapmayın!
Ümmet kavramı kucaklayıcıdır.
İman bağı kucaklayıcıdır.
İslam Birliği ideali kucaklayıcıdır.
Irk vurgusu dışlayıcı, parçalayıcıdır.
Kendimizi kandırmaya gerek yok.
ha bu kelime oyunudur ya da değildir türk=müslüman denklemini benimsemek, doğru kabul etmek zorunda mıyız? Hayır tabi. Her ifade söyleyen kişinin ideolojisinden izler taşır. Çok da şey yapmamak lazım. Müslümanız. Müminlerin ancak kardeş olduğuna inandık kabul ettik.
yüzüklerin efendisi ve harry potter kesinlikle izlenmeli ya. insan zihnine olan hayranlığım artıyo bu kurgular karşısında. yeni bi dil oluşturmuş adam. onunki de zihin bizimki de zihin. popüler kültür ürünü oldu diye bunu görmeden ölemezdim ✌️
annemler anlatır eskiden kadınlar "çamaşır yıkasak da yıkarken bi dinlensek" derlermiş. tüm bu hikayelerle büyüyen kız çocukları daha celalli oluyo haliyle. biraz da erkeklerin bu alanı eşlerine açmaları lazım aslında. bizi fonlayın biz de hobilerimize yönelip dişil kalalım ssjjd
konuya başka bir pencere açarsak, anadoluda kadına hiç dişil olma şansı verilmedi. böyle bi vakitleri de imkanları da yoktu. kadın hep "çalışan" konumdaydı zaten. tarlada, bahçede, evde. üstüne eşleri tarafından psikolojik şiddet de cabası. herkes değil belki ama çoğu böyle.
bazen erkek kardeşler, kadınların erkekleştiğinden şikayet ediyor.
bir gün hep beraber kısır çay yaparken "ya biz bundan sonra eril eril erilelim, gerisini koyverelim!" falan demedik, önce orada anlaşalım.
"kariyer de yaparım, çocuk da" diye diye kadının sırtına iki kişilik değil, beş kişilik yük vurdular güzel kardeşim. "ayaklarının üzerinde dur" dediler, durmaktan varis olduk yemin ederim.
sonra sistem kadına "erkek gibi çalış, ama kadın gibi görün, üstüne bir de anne gibi şefkatli ol, ha bu arada evi de otel gibi temiz tut" dedi. bu kadar bölünmüşlükten şizofreni çıkar, sen kalkmış "dişil enerji" arıyorsun.
e motor mu bu? su kaynattı tabii!
hani bir de sen sıkıntıya gelemem yok ıssız adamım, yok efendim "i am going my way" (mgtow) falan tiplerinde gezerken o kadın klozeti tamir etmek zorunda kaldı ya güzel kardeşim, biz galiba o sırada da az buçuk kaybettik dişil enerjimizi. “ama onlarda…” deme hemen bir dur.
şimdi o sabahın 07.00'sinde metrobüs kuyruğunda, havasız ofislerde, bitmeyen "deadline"ların, ödenmesi gereken kredilerin, kapıya dayanan faturaların arasında kadın nasıl "dişi" kalsın, sen söyle?
patronun "ciro" diye tepene bindiği, bankanın "faiz" diye gırtlağına yapıştığı, ev sahibinin "zam" diye kapıyı aşındırdığı bir dünyada sen kadına "yavaşla, hisset, e arada da süzül" diyorsun.
süzülemez…
ama yine de bir umutla ajda bilezik takmaya, tuzlu su boca etmeye o da olmadı salamura olmaya falan çalışıyoruz dişil enerjimiz artsın diye. gerçi o "dişil enerji" dediğin şey hazır çorba da değil yani sıcak suyu dökünce kıvamı tutsun. tutmuyor.
öyle kamyoncu gibi küfretmeye, racon kesmeye, elimizi masaya vurmaya bir günde karar vermedik.
kadınların "celal" ismine, erkeklerin de "cemal" ismine doğru zorla sürüklendiği bir dünyada ne yapacağız bu işi nasıl tersine çeviririz bilmiyorum.
ama her şeyden önce birbirimizi anlamamız gerekiyor sanırım. sonra da birbirimize sahip çıkmamız.
5 ocak 2026 /ankara
ezgi akgül
@tcmeb Bundan sonrasında akademi sebebiyle süre daha da uzayacak malum. Aileler bölünmek zorunda kalıyor. Hele bir de çocuk varsa yeni atananlar için durum daha da zor. Bu süre hakkında yeni bir düzenleme getirilirse aile birliğimiz açısından daha iyi olacaktır.
@tcmeb Aile yılı ilan edildi fakat Doğu görevi süremiz sebebiyle pek çok evli çift birbirinden ayrı yaşamak zorunda. Yeni evlenip atananlar üç yıldan önce bir araya gelemiyor. Bu aynı zamanda evlilik yaşının gecikmesine de sebep oluyor. +
Aslında mesele gemilerin limana varıp varamaması değil, sokaklarda insanlar bu filoyu konuşuyor, liderler hesap vermek zorunda kalıyor. Yani mesele birkaç gemi değil, toplumların yeniden uyanışı. Sessizlik artık eski sessizlik değil.