Çocukluktan gs'li milli takım kaptanı Inter'in 10 numarası Hakan Çalhanoğlu'na FENERBAHÇE forması giydirmenin hazzını domuzbahçeliler anlamaz zaten amınakodumun fifa bağımlıları gidin fm'de kadro kurmaya devam edin siz
Buraya geldiğimizde havaalanında Fenerbahçe taraftarımız sağolsun bizi çok güzel karşıladılar. Ama daha önce tuttuğum takımın taraftarı bana gerçekten karakterin dışında da çok ağır sözler sarf etti. Onun üzerine ben de kendisiyle yumruklaştım, bu bir gerçek.
- Hakan Çalhanoğlu
Burdan bütün Türkiye'ye söylüyorum. Biz burada kaybettik çok üzgünüz. Leventmiş adı buradan söylüyorum önce adam olsun herkes. Biz kaybederiz ya da kazanırız önemli değil. Böyle kazanıp böyle adam olmayan heriflerle muhatap olacağımıza kaybetmeyi tercih ederim
- Hakan Çalhanoğlu
Ortaokulu Almanya'da okudum. Babam DİTİB camisinde imamlık yapıyordu. Avrupa'da Türk camileri dini ve kültürel bir merkez olarak işlev görüyor. Gurbetçilerin hem dini hem de milli kimliklerini yeniden ürettikleri mekânlardır Avrupa'daki camiler.
Haftasonları insanlar camilere gelip sosyalleşiyordu. Çocuklar cumartesi pazar günleri din dersi görüyor ve caminin avlusunda futbol oynuyordu. Çocukların vakit geçirebileceği sosyal alanlar mevcuttu. Aynı zamanda camilerde sanatsal ve kültürel kurslar da açılıyordu. Yine camiler arası dini yarışmalar ve futbol turnuvaları düzenlenirdi. Bu yarışmalar ve turnuvalar önce bölgede sonra eyaletlerde yapılır, akabinde Almanya finali gerçekleşirdi.
Camilerin lokalinde hafta sonu akşamları o zamanki ismiyle Lig Tv'de maçlar izlenirdi. Öyle ki bazı namazların maçların devre arasında kılındığını hatırlıyorum. 2003-2006 arası sezonlar bende tamdır. Trabzonspor'un da fırtına gibi estiği dönemdi. Unutulur mu..
Dini günlerde camiler çok daha canlı olurdu. Özellikle Ramazan'da camide her akşam iftar verilir, akabinde teravih ile gün tamamlanırdı. Her gün bir kişi iftarın masrafını karşılıyor, hayır işliyordu. Yemekler caminin mutfağında pişerdi. Yine 23 Nisan'da çocuk şenliği yapılırdı. Bu şenlikte çocuklar için çeşitli etkinlikler olduğu gibi yetişkinler de güzel vakit geçirirdi. Hatta sivil toplumdan ve bürokrasiden bazı Almanların sembolik olarak bu etkinliklere katıldığını hatırlıyorum. Camiler, okyanustaki Türkiye adacıklarıydı adeta. Hâlen de öyle.
Çocukluğuma dair en güzel anları o caminin avlusunda yaşadım. Oradaki tecrübeyi görünce Türkiye'deki camilerin çok işlevsiz olduğunu fark etmiştim. Keşke Türkiye'deki camiler de tüm mahallenin ortak alanı olarak kullanılsa, ya�� fark etmeksizin tüm herkese hitap eden etkinlikleri kapsasa diye düşünürüm. Fakat Türkiye'de camiler büyük oranda sadece ibadet edilen soğuk mekanlar olarak varlığını sürdürüyor. Yeni yeni girişimler olsa da henüz çok geride ne yazık ki. Diyanet'in hantal yapısıyla bunu aşmak da mümkün görünmüyor.
ABD'deki Türk Sivil Toplum Kuruluşu temsilcileri, bir Galatasaray sempatizanı olan Kongre üyesi Baumgartner'e Galatasaray futbolcuları tarafından imzalanmış Galatasaray forması hediye etti.
Adana'da mezarlıklarda "sahte hoca" denetimi yapıldı:
+ Okuduğum duaya devam edin lütfen.
- İnne ashabel... Eee... Ee...
+ Tamam devam edin.
- Eee...
+ Arkadaşı dışarı alalım.
Bu projeyi İstanbul’a yapan seçim falan kaybetmez
Ama bizde proje üretmek, AR-GE yapmak, şehir planlamak yerine; yapay zekâyla hazırlanmış videoları izleyip “vay be” demekle yetiniyoruz.
Tabi bizim siyasetimiz şu an başka şeylerle meşgül.