Hicret, zamanı ve mekanı değiştiren bir yolculuktan çok insanı ve toplumu değiştiren bir diriliştir.
Yeni hicri yılımızda âlem-i İslam’a ve bütün insanlığa yeni bir diriliş niyaz ediyorum.
1448. Hicri Yılımız hayırlı ve mübarek olsun.
Ramazan, Kur’an’ı manasıyla tedebbür, tilavetiyle taabbüd ettiğimiz; gündüzü sıyâm, gecesi kıyam, nihayeti ise bayram olan mübarek bir aydır.
Cenab-ı Allah, sıyâmımızı nefislerimizin kötülüklerden kalıcı ve hakiki imsâkine vesile kılsın. Kıyamımızı, her daim O’nun huzurunda olduğumuz şuurunun şiârı eylesin. Tedebbürümüzü amelle, ilimle, fikirle, hikmetle ve basiretle ikmâl eylesin. Tilavetlerimizi kalplerimize nur, hanelerimize şifa eylesin. Bayramlarımızı, bütün müminlerin sevinçle, huzurla, sıla-i rahimle, emn ü emânla ve vahdetle birleştiği bir ümmet bayramı kılsın. Başta Gazze, Filistin, Lübnan ve İran olmak üzere Müslüman beldelere saldıran zalimlerin hilelerini bozsun; bütün mazlumlara kurtuluş ve zafer nasip eylesin. Müminlere, birbirlerine karşı vazifeleri konusunda basiret, iz’an ve intibah versin.
Yüce Rabbimizden, bütün müminlerin hayırlı ve huzurlu bir bayram geçirmelerini niyaz ederken bir tedebbür vesilesi olarak aşağıdaki hadisi, akl-ı selim ve kalb-i selimle birlikte düşünmek üzere kardeşlerimin dikkatine sunarım.
Kays b. Ubâde’den şöyle rivayet edilir: Ben ve Eşter, Ali (r.a.)’ın yanına gittik ve ona: “Resûlullah sana, insanlara genel olarak söylediğinden farklı bir şey emanet etti mi?” diye sorduk. Ali (r.a.) şöyle dedi: “Hayır! Ancak şu yazıda bulunanlar dışında bir şey yoktur.”
Sonra kılıcının kınından bir yazı çıkardı. Orada şöyle yazıyordu: “المسلمون تتكافأ دماؤهم ويسعى بذمتهم أدناهم ويرد عليهم أقصاهم وهم يد على من سواهم / Müminlerin kanları birbirine denktir. Onlar, kendileri dışındakilere karşı tek bir el gibidirler. En aşağı derecedeki birinin verdiği güvence (zimmet) de hepsi adına geçerlidir.” (Buhârî, Müslim, Ebû Dâvûd, Nesâî, Ahmed b. Hanbel)
Gün vahdet günüdür. Gün birlik günüdür. Gün, hiçbir mezhep ve meşrep ayrımı yapmadan bütün mazlumlara dua günüdür.
Maden ocaklarında sopalarla düzeltilmesi gereken sırtlanları, çiçek gibi öğretmenlere teslim ediyorlar.
Kuzuya diyorlar ki bu sırtlanı adam et. Yazık değil mi öğretmenlere, yazık değil mi diğer çocuklara?
Eli bıçaklı bu katiller sadece öğretmene mi tehlike? Kendi çoluk çocuğunuza hiç mi düşünmüyorsunuz?
Fatmanur öğretmene Allah rahmet eylesin.
Zalim, zulüm, mazlum… Hepsinin kökünde karanlık anlamı vardır.
Zulüm, karanlıktır.
Zalim, karanlık adamdır.
Mazlum, karanlıkta bırakılandır.
Israil’in gemi baskınlarını karanlıkta yapması, zulmü sevmesindendir.
Bu gece Sumud halkı mazlumdur.
Onlara seyirci kalan zalimdir.
Her hâl zıddı ile kaimdir. İnsan fıtrat gereği itidal üzere yartılmıştır. Duygular tek başına değil, çeşitliliğiyle zenginleşir, anlam kazanır. Öfke anında gülmek gibi. Yani mutluluğun vermiş olduğu duygusal rahatlamanın, huzurun bir mukabili, bir lisân-ı hâlidir ağlamak.