Kürlüğün yüz karası, Kürt İş insanları...
Ahbap başkanı Haluk Levent bu videoda müjdeyi veriyor: "Hakkarili (Kürt) bir iş adamı 10 milyon dolar destek verdi." Ardından dalga geçerek kahkahayı basıyor...
Bu rakamı aklınızda tutun: 10 milyon dolar. Birazdan 100 dolara geleceğiz.
Kürt iş insanı böyledir: Kürtlüğe düşman biri küçük bir çağrı yapar, milyonlar oraya akar. Ama Kürtlük için destek isteyen kendi soydaşına bir kuruş vermez. Vermez, ama medyada Kürtlük üzerinden parlamayı da ihmal etmez.
İnanmayan üç örneğe baksın.
Bitlisname. Yöneticileri yıllar boyunca Bitlis'in tarihine ve kültürüne dair binlerce kadim ve modern orijinal belgeyi topladı, yayımladı. Kürt'e ve Bitlis'e dünya çapında giydirilen kara algıyı kırıyor, bu şehre onurunu iade ediyorlardı. Sonra ne oldu? Yıllık bütçede sadece 100 dolar eksik kaldı. Sistem yenilenemedi, site kapandı; on yılın emeği, bütün arşiv yok oldu. Koca dünyada o 100 doları verecek tek bir Kürt iş insanı bulunamadı. Bitlisli iş insanları için utanç verici...
Riya Teze. 1930'dan beri Kürt akademisyen ve aydınların omuzlarında yayımlanan, neredeyse yüz yıllık Kürtçe gazete. Rusya ve eski Sovyet coğrafyasının en zenginleri arasında Kürtler de var ve sık sık Kürtlükleriyle övünürler. Gazete birkaç yıl önce kapandı. Sebep: yılda 1000 dolarlık temel masraf bulunamadı.
Saladin (@Yusufsaladin22). Yirmili yaşlarında bir Kürt genci. Üniversitelerin ve devlet kurumlarının yapacağı işi tek başına, imkânsızlıklar içinde yapıyor: Kürt tarihinin birinci el belgelerini topluyor. Onlarca kez destek istedi. Tek bir Kürt iş insanı çıkıp "Bu para benim için hiçbir şey, senin için ve Kürt tarihi için hayat kurtarıcı; sen başka işe muhtaç olma, çalışmana odaklan" dedi mi? Demedi. Demezler.
Ama Kürt düşmanı bir çağrı yapsın, hemen hizaya girip destek yağdırırlar.
Bu tahmin değil durum tespitidir: Kürt milli bilincine düşman olan kişi ve kurumlara, Kürt iş insanlarından her ay onlarca bazen aylık yüzlerce milyon dolar para akıyor. Kendini Kürtlüğe adamış kişi ve kurumlara verdikleri tek şey ise kuru laf: "Seninle gurur duyuyoruz, helal olsun."
Alkış bedava. Hafıza değil.
TEŞHİR EDİYORUZ !!!
IRMAK KOPARAN ÖĞRETMEN'E,
"70 bin lira maaş alıyor, günde 2-3 bin lirayı da yola versin, ne olacak?" diyerek mobbinge maruz bırakan İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü unuttuk mu sandın?
İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş görevden alınıp derhâl tutuklansın.
Siverek Cezaevi’nde tekli hücrede tutulan Abdullah Yalçın yaşamını yitirmiş halde bulundu. Yetkililer “intihar” diyor.
Ama sormak gerekiyor:
Bir insanı günlerce tek başına, dört duvar arasında, sosyal ilişkilerinden ve insani temaslardan kopararak izole etmek nedir?
Tekli hücrede tutulan bir insan gerçekten yalnızca kendi canına mı kıymıştır; yoksa onu ölüme sürükleyen tecrit politikaları mıdır?
İnsanları yaşamdan koparan, ruhsal ve fiziksel olarak çökerten ağır izolasyon koşullarının sorumluluğu kimdedir?
Abdullah Yalçın’ın ölümüne ilişkin tüm gerçekler açığa çıkarılmalı, bağımsız ve etkin bir soruşturma yürütülmelidir.
Tecrit yaşatmaz. Tecrit, insanı yavaş yavaş ölüme gönderir.
Erkan Baş’tan ‘Ana dili Kürtçe olan bir adayda ortaklaşmayabiliriz’ sözlerine düzeltme
🔸TİP Genel Başkanı Erkan Baş’ın, DEM Parti ile olası seçim iş birliklerine ilişkin yaptığı değerlendirmeler tartışma yarattı.
🔸Erkan Baş’ın, “Ana dili Kürtçe olan bir adayla çıkmak isteyebilirler. Biz burada ortaklaşmayabiliriz” sözleri üzerine gelen tepkilerin ardından yeni bir açıklama yaptı
🔸Erkan Baş, DEM Parti’nin seçim sürecinde farklı bir siyasi tercih yapabileceğine işaret etmek istediğini belirterek şunları söyledi:
“Düşündüğüm ile ifade ediş biçimim arasında tam bir uyum oluşmadığını gördüğüm bir bölüme dair kısa bir ekleme yapmak istiyorum.
Söyleşide geçen ‘ana dili Kürtçe olan aday’ ifadesiyle anlatmak istediğim durum tam olarak şuydu:
Biz Türk ve Kürt emekçilerinin mücadele birliğini, dostluğu ve dayanışmayı esas alan bir yaklaşımı benimsemekle birlikte, ortada iki ayrı siyasal hareket olduğu gerçeğini de unutmamak gerekir.
Bizim için esas olan ortak mücadeledir. Ancak örneğin mücadelenin sadece bir alanı olan seçim sürecinde DEM Partili dostlarımız Kürt sorununu tek gündem olarak ele alan bir yaklaşım benimseyebilir; böyle olacak demiyorum ama bu da bir olasılıktır ve kendi açılarından bir tercihtir. Böyle bir tercih durumunda bu ne kadar meşruysa, bizim de kendi çizgimiz doğrultusunda başka bir tercih ortaya koymamız o kadar meşrudur.
Yoksa Türkiye’nin sorunlarına bütünlüklü yaklaşan, tüm yurttaşlarımızı kucaklayan ortak bir adayın etnik kökeninin; Kürt, Türk, Laz, Çerkes ya da Arap olmasının bizim ve partimiz açısından en ufak bir önemi yoktur, olamaz. Yanlış anlaşılmaya müsait bu ifademe bu vesileyle açıklık getirmiş olayım.”
Bu halk ne gerizekalı ya
Şunun farkında değiller. Eğitim öğretim 36 haftadır.Tatil nerde olursa olsun seneye yayılır.Kasımdan kalkan hafta eylülün başını açacak yani yer değiştirecek.Senin çocuğun bir hafta yine Eylül başında senin başında kalacak.Göndereceğin bir yer olmayacak
Ara tatil diye bir şey yok normalde yer değiştirmiş tatil var. En azından kasımda öğretmenler ve öğrenciler bir hafta bir ara veriyordu.
Gerizekalılar yemin derim. Sanıyorlar ki bir hafta daha çocuğumu başımdan savıcam .
Sanıyorlar ki iki tane 50 kuruş 5 lira ediyor
Anaokulu Müdürü Ö.A., konuyla ilgili açıklama yaptı:
“Öncelikle açıkça ifade etmek gerekir ki, haberlere konu olay ‘Basit bir tartışma’ değildir.
Barış Altuntaş, görev yaptığım okula gelerek odamın kapısını kilitlemiş, 8 yaşındaki çocuğumun gözü önünde tarafıma fiziksel saldırıda bulunmuş, hakaret etmiş ve açık şekilde ölüm tehdidi içeren ifadeler kullanmıştır.
19 Ocak tarihinden sonra boşanma sürecinde olduğum eşim, evliliği sürdürmek istediğini defalarca ifade etmiş, tarafımda yönelik barışma girişimlerinde bulunmuş ve ailemin yanına geçici olarak uzaklaştığım süreçte dahi bu yöndeki ısrarını sürdürmüştür.
Ancak tarafım, maruz kaldığım tutarsız, saygısız ve baskıcı davranışlar nedeniyle evliliğin sürdürülebilir olmadığı kanaatine varmış ve 26 Mart tarihi itibarıyla boşanma ve ayrı yaşam kararı almıştır.
Haberde yer verilen, mesleki ilişkilerime yönelik ima ve değerlendirmeler gerçeği yansıtmamakta olup, tüm iletişimlerim görev ve iş sınırlarının içerisindedir.
Süreçte zaten mevcut olan evlilik problemlerinin devamında bu kıskançlık meydana gelmiştir.”
MÜDÜR ve MÜDÜRE dosyasını açalım 🤬
Bildiğiniz üzere Bolu Milli Eğitim Müdürü Fatih Öncü benim paylaşımlarım sonrası 28 Ocak 2026 tarihinde istifa etmişti. O zaman Anaokulu müdüresi kadın öğretmeni mağdur olarak yazmıştım fakat edindiğim bilgiler ve karakol ifadelerine göre maalesef işin Öyle olmadığı anlaşıldı. Șimdi detayları yazalım...
Milli Eğitim Müdürü Fatih Öncü, Bolu'da bulunan bir anaokuluna 40 günde 5 kez denetim bahanesi ile ziyarete gidiyor. Diğer okullara ise belki de aylarca uğramadığı halde gidiyor Bu konu çok önemli. En son gittiği 15 Ocak 2026 tarihinde resmi araç yerine kendi özel şahsına ait olan Mercedes marka araçla anaokuluna gidiyor. Saat 12.00 sıralarında okul bahçesine girerek aracını park ediyor ve saat 13.30'a kadar ilgili Anaokulu müdüresi kadın öğretmenin odasından hiç çıkmıyor. BU bir buçuk saat zaman diliminde kamera kayıtları durduruluyor...
Okulda çalışan personeller odaya çay kahve su ve yemek götürüyorlar. Fatih Öncü denetim için gittiğini söylese de okulun başka Milli Eğitim görevlisi tarafından denetlendiği ortaya çıkıyor...
Anaokulu müdüresi kadın öğretmenin kocası Müdüre hanımın hareketlerinden şüphelenip daha dikkatli davranmaya başlıyor... Bu esnada kadın öğretmen müdürenin doğum günü oluyor... Milli Eğitim Müdürü olacak şahıs kadın müdüreye "ÇOK GÜZELSİN" şeklinde mesaj atıyor... Müdüre'nin kocası hemen telefonuna gelen mesajı açmasını istiyor ve Milli Eğitim Müdürlüğü attığı mesajı görüyor.... Kadın öğretmen bunu bana nasıl yazabilir bilmiyorum istiyorsan arayalım diyor... WhatsApp'tan görüntülü arama yapıyor fakat Milli Eğitim Müdürü görüntülü aramayı açmıyor... arama sona erer ermez "SENİ GÖRMEMİ Mİ İSTİYORSUN" şeklinde bir mesaj daha atınca kocası çıldırıyor ve milli eğitim müdürünü telefonunu arıyor... müdüre kalıcı konutlarda bir kafenin adresini veriyor ve buraya gelip olayı açıklaması gerektiğini söylüyor
Eşine gelen mesajları fotoğraflayan koca kafeye gittiğinde Milli Eğitim Müdürü ile 3 dakika görüşme yapıyor ve kendisine EŞİMDEN UZAK DUR. SENİ VALİLİĞE VE MİLLİ EĞİTİME ŞİKAYET EDECEĞİM" diyerek kafeden uzaklaşıyor... Daha sonra koca ertesi günü Milli Eğitim Müdürlüğü'nde Fatih öncü'nün makamına gidiyor... kendisine neden eşinin okuluna devamlı gittiğini soruyor... Aklına takılan bazı soruları da sorduktan sonra sinirle oturduğu sandalyeyi duvara doğru fırlatıyor ve şikayetçi olacağını söylüyor. Eşini de yanına alarak karakola gidiyor... karakola giderken yolda eşiyle birlikte konuşup Milli Eğitim müdüründen şikayetçi şikayet olacakları konusunda anlaşıyorlar... fakat sonra koca öğreniyor ki eşi Milli Eğitim müdüründen şikayetçi olmuyor..
Şikayetçi olmaması kocayı daha da fazla şüpheye itiyor ve eşinin anaokuluna giderek, "telefonunu resetleyerek sıfırladığını ve milli eğitim müdürü ile defalarca kez WhatsApp üzerinden konuştuğunu öğrendim. Ayrıca çocuklarımızla kafa dinlemeye gittiğimiz falanca şehirde neden kiralık ev ve öğretmenevine baktın" diyor. Tartışmanın büyümesi üzerine Koca okuldan çıkarak evine geçiyor Bir müddet sonra polisler eve gelerek eşinin kendisinden şikayetçi olduğunu ifadesi alınması gerektiğini söylüyor... polis aracına binerken babası görüyor Ve bir şey olup olmadığını soruyor... oğlu da eşini şikayetçi olduğunu ifade verip geleceğini söyleyince Babası da arkalarından arabayla karakola gidiyor. Hal Pazarı'nın yanında bulunan Karakolun önünde baba kalp krizi geçirerek hayatını kaybediyor... kalp krizi haberini alan hanımı ise hastaneye kaldırılarak Anjiyo oluyor...
Bu yaşananlar sonrası kadın müdüre Can güvenliğim Yok diyerek kocasından uzaklaştırma alıyor ve tayinini istiyor... ışık hızıyla Bolu'ya 3 saat uzaklıktaki bir şehire tayini çıkıyor ve bu çarşamba Tayini çıkan yerde göreve başlayacak.
Edinilen bilgilere göre şu soruları sorabiliriz;
*_ Bir Milli Eğitim Müdürü 40 gün içinde neden aynı okulu ziyarete gider ve en son gittiği ziyarette Kamera kayıtlarını neden durdurur.
DEVAMI 👉👉👉
Karısına asılan müdürü dövmeye giden adamı, kendi karısı polise tutuklatıyor.
Adamın babası üzüntüden ölüyor. Kadın ise kendisine sarkan müdür için şikayetçi değilim diyor.
İşte kurtarıcı şövalye olacağım diye kuralları bilmemenin sonuçları.
Bir kadın başkasından o mesajları alıyor ve o sınırı baştan çizmiyorsa, konu sizin için kapanmıştır.
Sizin işiniz gidip adamla koltuk fırlatmaca oynamak değil, size o saygısızlığı yapan kadını saniyesinde hayatınızdan söküp atmaktır.
Kadın seçerken gözünüzü açın. Kırmızı bayrakları görmezden gelmeyin. Eğer çürük elmayı eve soktuysanız da, o gücü kendinizde bulup tek kalemde üstünü çizin. Erkeğin asıl gücü vazgeçebilmesindedir.
@ajansmuhbir1923 Nerede bir o***** çocuğu varsa makam mevki veriyorlar,makamları olmasa kimsenin yüzüne bakmayacağı pezevenkler herkeste şansını deniyor.Bu düzenin oluşmasını sağlayan,düzene su taşıyan,oy veren kim varsa topunun AQim.
Neyseki Kürt değilmiş. Yoksa bütün gün başımız ağrıyacaktı ırkçı paylaşımlar yapılacaktı. Bu çocuk tam Türk. Baba polis, anne öğretmen. Demek ki neymiş bu işin ırkı yokmuş. Nerede Bengi Başer? Hırt postu gelmedi mi kendisinden? Baştan aşağı tüm kurumlarıyla batmış bir ülke Muz Cumhuriyeti.
BU BİR İHBARDIR!
Müdür yardımcısı olarak görev yaptığım okulumun önünde; bu akşam mesai bitimime yakın, serseri edasıyla takılan, ailerilerinin veremediği terbiyeyi okulda vermeye çalıştığımız kendi okulumdan 4-5 öğrencime “evlerinize gidin evladım, buralarda dolanmayın” dedim. Baktım laftan anlamıyorlar birinin sırtından HAFİF İTEREK “hadi olum dağılın, doğru evlerinize gidin” dedim.
Öğrenciler biraz uzaklaştıktan sonra sırtından iterek uyardığım öğrenci geri döndü ve “buna hakkınız yok hocam, burası okul dışı, beni itemezsiniz” dedi.
İki gündür yaşanan olaylara zaten canım sıkkın, o hışımla öğrencinin yanına gidip nelere hakkım olup olmadığı hususunda, fiziksel bir müdahelede bulunmadan kendisiyle fikir alış verişinde bulundum.
Hani olur da; sesimi yükselterek öğrencinin psikolojisine olumsuz etkide bulunmuşumdur, bağırarak öğrenciyi incitip moralini bozmuşumdur, o öğrenci yarın bir gün beni yetkili makamlara şikayet ederse, şimdiden KENDİMİ İHBAR EDİYORUM.
Zamanında bir milli eğitim bakanının “Senin saçını keserlerse bana söyle, ben de müdürün saçını keserim”, “Velimi üzeni, ben de üzerim” saçmalığıyla başlayan yozlaşmanın geldiği bu durum içler acısı maalesef. Kimler doğrudan veya dolaylı olarak bu berbat durumdan sorumluysa yatacak yerleri yok.
Yazıklar olsun…
#Kahramanmaraş #Şanlıurfa
🔴Van ilinde kurumlara yerleşen çeteyi hepimiz tanıyalım.
Sema Biçek ve Deniz Aygen’in Halk Eğitim Merkezi’nde kursiyerlere uyguladıkları mobbing ve baskıyı; asgari ücretle çalışan emekçi kadınların ürettikleri dikiş, nakış ürünlerini ve dikilen takım elbiseleri çalarak açtıkları mağazada sattıklarını daha önce sayfamızda dile getirmiştim.
Sema Biçek’in, önceki dönemde görev yapan valinin evinde temizlikçi olarak çalıştığı, ardından AKP vekili Kayhan Türkmenoğlu sayesinde Deniz Aygen ile birlikte birçok alanda görevlendirildiği bilinmektedir.
Deniz Aygen’in, Kayhan Türkmenoğlu ve vali Ozan Balcı’nın desteğiyle Büyükşehir Belediyesinde işe aldırdığı kardeşi Veysel Çelik ve eniştesi Sefa Dursun’u da tekrar hatırlatmak isterim.
Daire içine aldığım kişi, Deniz Aygen’in eniştesi Sefa Dursun’dur.
Gündeme getirdigim her paylaşımda, sahte hesaplarla küfür ve hakaret içeren yorumlar yazan şahsiyetsizlerden biridir.
Sefa Dursun hakkında pek iyi şeyler duymadık; sizler de bu çetenin elemanlarını tanıyın istedim.
Eğitim Bakanı olsaydım, görev tanımı dışında iş yapan öğretmenler hakkında derhal işlem başlatırdım ve onları kovardım.
Köy öğretmenleri, lütfen artık bu tür erdem gösterilerine son verin, gerçekten kabak tadı vermeye başladı.
Sizler amele misiniz? Boyacı mısınız? Görev tanımınızda okul boyamak gibi bir sorumluluk bulunuyor mu?
The whole world is talking about Sabrina Carpenter disrespecting Arab culture because she called the zarghouta weird. Arabs are angry because of this.
Meanwhile Turks think it was a Kurd performing the zarghouta. At this point I really think Turks are living in their own simulation. Their whole reality is centered around being obsessed with Kurds.
@ajansmuhbir1923 Allah verirse elin oğluna taştan veriyor, vermezse de gotunu yirtsan boş. Atalar boşuna dememiş, Kısmet ederse Mevla, el getirir, yel getirir, sel getirir.
türkçülerin kafasında sürekli Kürtlerin bedavaya yaşadığı gerçeği öyle böyle yarmıyor aq adamlar nefes alırken bile Kürt diye nefes alıp uyurken bile Kürdün ne yaptığını düşünüyor tüm gün Kürtlerle kafayı bozmuşlar aq yetmiyor yurtdışından ırkçı ithal ediyorlar fena yarıyorlar
‼️Bugün İstanbul'da bir saat otopark ücretine 300 tl verdim. Park yeri bir Öğretmenden daha çok kazanıyor (öğretmenlerin 1 saat ek ders ücreti 167 lira).
✅ Öğretmenlerin ek ders ücretlerine acilen %100 zam yapılmalıdır!
✅ Öğretmenlerin ek ders ücretlerine acilen %100 zam yapılmalıdır!
✅ Öğretmenlerin ek ders ücretlerine acilen %100 zam yapılmalıdır!