SİZE ÇOK ÖNEMLİ BİR MESAJIM VAR:
Hasidik Yahudiler’in siyonist kolu Chabad’lar ile ilgili yayınladığımız belgeselimiz 2 haftada 69 milyon kez izlendi. Bu bizim için bir rekor.
Bu konu daha önce defalarca kez başkaları tarafından çekilmiş olsa da, bizim belgeselimize gösterdiğiniz özel ilgi için teşekkürler.
Ancak geçmiş yıllara ait bazı görüntüler sanki bu belgeselde yaşanmış ve yeni olaylarmış gibi her yerde paylaşılıyor.
Yine bu etkileşimin neticesinde toplumumuzdaki bazı kesimler tarafından adeta abartılarak kahramanlaştırıldığımı da görüyorum.
Ve tüm bunların çok daha önemli bir gerçeği gölgede bırakmasından rahatsızlık duyuyorum.
Bu yüzden şu an sahip olduğum popülerliği işte bu önemli gerçeğe dikkat çekmek için değerlendirmek istiyorum; dünyanın en büyük hapishanesine dönüşen Gazze’ye.
Sadece İstanbul’daki Beykoz ilçesi kadar küçültülmüş bir alanda 2.000.000 milyondan fazla insan yaşam mücadelesi veriyor. Ve ne mizah akımının, ne sahte Amerika karıştı görüntülerinin, ne de benim abartılmamın bu insanlara hiçbir faydası yok.
Bugün daha önce hiç olmadığım kadar gündemdeyim.
Eğer bu kadar büyük bir ilginin, milyonlarca görüntülenmenin ve sosyal medyada oluşan bu enerjinin bir anlamı olacaksa size çağrım şudur.
Filistin’de kaderine terk edilmiş ve yardıma muhtaç yüzbinlerce insan var. Size bir bağış linki vermiyorum. Ama siz de eğer benim gibi düşünüyorsanız, güvendiğiniz yardım kuruluşları aracılığıyla bu insanlara yardım edin. Özellikle çocuklar. Bazıları evini, bazıları ailesini, bazıları geleceğini kaybetti. Bu çocukların sesi yeteri kadar duyulmuyor.
En azından, gündemin ürettiği bu enerjiyi sosyal medyada doğru paylaşımlar yaparak bu çocukların sesi olmaya dönüştürün. Türk Aklını kullanın.
🚨 Trump’ın çok konuşulacak o sözleri:
— Netanyahu’nun Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile ilgili söylediği şeyleri sevmiyorum.
— Erdoğan Netanyahu’yu sevmiyor, Netanyahu da Erdoğan’ı.
— Türkiye’yi sevmemeleri normal çünkü Türkiye çok büyük bir askeri güç.
— Ve artık F-35’leri de alacaklar.
“Dünyada ilk defa Türkiye’nin envanterine girecek olan insansız savaş uçaklarının öncüsü ANKA-3, NATO devlet başkanlarının üzerinde gösteri uçuşu yaptı. Felaket gurur anı. 🇹🇷” @TUSAS_TR
İLBER HOCA'NIN BİLİNMEYEN HASSASİYETİ ; DUA BEKLEYEN KİMSESİZ CARİYE VE SARAY AĞALARI
Prof. Dr. İlber Ortaylı hocamızın Müslümanlığına dair bir şeyler yazmayı ayıp ve de yersiz addederim. Fakat hakkında yazılanlar bu yazıyı yazmaya beni mecbur bıraktı. Hoca aleyhinde yanlış zan sahibi olabilecekleri hem aydınlatmak ve hem de tarihe not düşmek için bu yazıyı yazdım. Merhum Ortaylı hocamız samimi bir Müslümandı, fakat bunu birilerine göstermekten hassaten ictinab ederdi. Allah ile kul arasında olan ve başka kulların da haberdar olmasının gerekli olmadığı çok güzel hasletlere sahipti.
Fazla kişinin bilmediği, hocamızın hassasiyetini gösteren aşağıda anlatacağım olay ise ibretlik tarihi bir hadisedir. İlber hocamız 2005 yılında Topkapı Sarayı Müzesi müdürü tayin edildi ve bu görevde 2012 yılına kadar kaldı. Göreve geldiğinde ilginç bir âdet başlattı. Müdür tayin edildiği senenin Ramazan ayında Topkapı Sarayı’nda görev yapmış ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için hatim okuttu. Hatim bittiğinde küçük bir katılımcı grubu ile duasını okuttu. Kasım 2005 tarihindeki hatim duasına davet edilen birkaç kişiden biri olan değerli dostum Murat Kargılı o gün yaşananları şöyle anlattı: “2005 Ramazan ayında [5 Ekim-2 Kasım] İlber Hoca beni aradı ve ‘Yarın (Salı) Hırka-i Saadet’i açacağız ve siz de gelir misiniz’ dedi. Ben de severek davete icabet ettim. Saat 11.00 gibi Topkapı Sarayı’na intikal ettim. Salavatlar eşliğinde Hırka-i Saadet açıldı. İlber hoca daha önceden destmâller hazırlatmıştı. Hırka-i Şerif’in açılması töreninden sonra Hocamız bana ‘Murat, akşam iftar yapacağız gelir misin’ dedi ve gelmem hususunda ısrarcı oldu. İftardan sonra Fatih Çollak Hoca bir aşir okudu. İlber Hoca aşir kıraatinden sonra elime ekte fotoğrafını yayınladığımız belgeyi verdi. Fatih Hoca, İlber hocanın listesini hazırladığı ağaların duasını yaptı. Duadan sonra İlber hocanın listesini aldım, hocaya imzalattırdım ve tarih attırdım. Hoca o sırada bana ‘Bu sarayın sahipleri sultanlar değildir, asıl sahipleri bunlardır, bunların adı sanı unutulmuştur ve bazılarının nesepleri kesilmiştir, kimseleri de yoktur' dedi'.
İlber Ortaylı hocamız müdür olduğunda başlattığı bu âdedi sonraki yıllarda da devam ettirdi. Her Cuma muhakkak ağalar ve cariyeler için hayır yapar, Kur’an okur ve okuturdu. 2005-2012 yılları arasında hiç ara vermeden Ramazan aylarında Topkapı Sarayı’nda ağalar, cariyeler, Enderun hizmetlileri ve diğer hizmetlilerin ruhu için hatim duası okuttu. Bunu özellikle Osmanlı teşrifatına uygun bir şekilde Hırka-i Saadet ziyaretlerinden sonra yaptırırdı. Hatim duasına davet edilenler arasında muhakkak Saray’ın o dönemdeki “çalışanları da” bulunurdu. Bu hadiseye şahit olanlardan biri de hocam Prof. Dr. Mehmet İpşirli’dir. İpşirli Hocamız şahit olduğu töreni şöyle anlattı: “İlber, Saray’a müdür tayin edildiğinde Ramazan ayında bir gün beni aradı. Akşam hatim duası yaptıracağını ve duayı da benim yapıp yapamayacağımı sordu. Ben de hukukumuza binaen kabul ettim. Akşam yaklaşık on kişinin katıldığı bir iftar yemeği verildi. Yemekten sonra bizzat İlber’in okutturduğu hatimin duasını okudum. Katılımcılar farklı meslek gruplarından idi. İlber, hatimi Saray’da hizmet etmiş ağalar, cariyeler ve diğer hizmetliler için yaptırdığını, çünkü bunların arkalarında kendilerine dua edecek ve Kur’an okuyacak kimselerin bulunmadığını söyledi. Duadan sonra tatlı bir sohbet oldu ve daha sonra dağıldık”.
Ekte bu hadiseye dair ilginç bir belge yayınlıyorum. Belgeyi değerli dostum Murat Kargılı gönderdi. Merhum Hocamız, Topkapı Sarayı Müzesi müdürü olduğu 2005 yılı Ramazan’ın da ağalar ve cariyeler için hatim indirttiği gibi kendisi de 50 Yasin-i Şerif adamış. Fotoğraftaki listeyi bizzat İlber Hocamız, Murat Bey’e bir hatıra olarak vermiş. Listede kimler için dua edildiği yazıyor. İlber hocamız bizzat kendisi “50 Yasin-i Şerif adadım” yazmış.
78 yaşında hayatını kaybeden İlber Ortaylı'nın katıldığı bir etkinlikteki konuşması:
"Mühim olan şey tayin edemeyeceğiniz bir ömrü verimli hale getirmek."
MİT Başkanı İbrahim Kalın:
- Ben yeri gelir, Nietzsche'nin kapısını çalarım.
- Yeri gelir, Heidegger'le varlık meselesini, Wittgenstein'le, dil meselesini, Sartre'la egzistansiyalizmi konuşurum.
- Ama bütün bunları yaparken pergelimin iğnesinin nerede sabit olduğu bellidir.
- Onun sayesinde de ben bilirim ki İbn Arabi de burada, İmam Rabbani de burada, İmam Gazali de burada.
- Buranın derinliği, buranın zenginliği öyle göz ardı edilecek, öyle birkaç kitap okuyarak, birkaç başlık atılarak ortaya konacak bir zenginlik değil, bir ömür belki çalışmayı, okumayı, derinleşmeyi gerektiren bir çabadır o, bir yolculuktur.
* Turkish Intelligence Chief İbrahim Kalin
Allah seni, aileni, sevdiklerini korusun hocam.
Dürüst, örnek alınacak, ahlaklı, zeki, kültürlü bir Türk. Anadolu Türklüğünün ete kemiğe bürünmüş hali.
🌹 Ilia Topuria'nın IG paylaşımında yer alan not:
"Benim problemim, en tepeye çıkmak isterken, aslında orada beni görmek bile istemeyen insanları yanımda götürmeye çalışmaktı."