Yabancı bir turist, 10 Kasım sabahında insanların Atatürk için saygı duruşuna durmasına tanık oldu.
Tüm dünyanın saygı duyduğu tek lider Atatürk…Sonsuz saygı ve minnetle…🇹🇷 ᨖ
Muhteşem bir hizmet,
Anıtkabir derneği Atatürk’ün okuduğu tüm kitapları, altını çizdiği yerlerle beraber, kitap haline çevirmiş, bu linkten PDF olarak ulaşmak mümkün.
Müthiş bir arşiv çalışması, ilgilenenlere:
https://t.co/gIOKDAFWMh
Freddie Mercury 5 eylül günü anıldı.
Paris’te yaşanan, 30 sanatçının şu Bohemian Rhapsody yorumu şahane.
Bir de “yaşam sevincini” şöyle paylaşmak var..
Dinleyin🎈
Ben sayın Cenk Eren kadar iyi niyetli biri değilim. Hangi vicdansız makam sahibi sokağa atılmış masum hayvanların beslenmesini yasaklayıp onları açlıktan ölmeye mahkum ediyorsa, yedi sülalesi açlıktan ölsün, gün yüzü göremesinler…
Afyon’a gitmişsiniz sokakta sahipsiz bir eşek gördünüz mesela, hayvan susuzluktan bayılmak üzere, işte o eşeğe su veremiyorsunuz. Çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Ya da yavruları olan aç bir anne köpek gördünüz, besleyemiyorsunuz çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Arabanızın kaputundan yavru bir kedi çıktı bir yudum su veremezsiniz, çünkü fotoğraftaki kişi yasakladı.
Güvercinleri filan da yemlemeyin ne olur ne olmaz, sahipsiz hayvan demişler, isim vermemişler.
Şimdi hedef gösteriyorsun filan diyecekler için valiliğin açıklaması aşağıda.
Söyleyeceklerimizin hepsine tercüman olmuş @nevsinmengu cidden artık kötülük kol geziyor her tarafta. Her canlı için tehdit oluşturuyor her yeni doğan gün.
Fatih Altaylı ceza evinden harika bir hesap yapmış. Mektubunda şöyle diyor;
“..Cezaevi kantinininden alışveriş limiti haftalık 3500₺. Bu çoğu zaman yetmiyor. İyi haliniz varsa limit arttırılabiliniyormuş. Bir çok insan limit arttırım talebinde bulunuyormuş.
Burada kira ödenmiyor, elektrik, su, günde 3 öğün yemek bedava. Bu haliyle bile aylık 14.000₺ yetmiyor. Siz bir de dışarıda emekli nasıl yaşasın bir hesap edin. Bunu Mehmet Şimşeğe iletin”.
İletelim..
@memetsimsek
mektubun tamamı için👇👇
https://t.co/xj9u0K8KSF
Bir kez daha yanılttınız Sn. Kılıçdaroğlu…
Arkadaşlarınız bir bir içeri alındı…
Kimi sabaha karşı götürüldü,
kimi doğum gününde
çocuğunun pastasını üfleyemeden…
Siz sustunuz...
Sadece sustunuz.
Oysa böyle durumlarda susmak bazen tarafsız olmak değil,
apaçık taraf olmaktır.
Sustunuz ama futbol, basketbol takımlarının zaferini, anneler-babalar gününü, karne alan öğrencileri kutlayan vb. tweetler attınız bunca hüznün, endişenin, yangının, acının içerisinde hiçbirini kaçırmadınız…
Yangın yerinde telaşa, endişeye düşmüşken insanlar; umursamadınız…
Bir damla su da benden olsun demediniz…
Futbol, basketbol takımlarına bile kutlama mesajınız vardı ama bir annenin hapishane parmaklıkları ardından
çocuğuna sarılamadığı ana dair
tek bir kelimeniz yoktu.
Çınar’ın doğum günü vardı o gün annesi hapise girerken
ve siz ucundan, kıyısından bile bir cümle yazmadınız…
Ne acı!
Bekledim… Bekledik…
Defalarca twitter hesabınıza baktım…
Belki bir cümle…
Belki bir “yanınızdayım”…
Belki bir ses…
Bu ara kutlamaları kaçırmazken bir “doğum günün kutlu olsun evladım” mesajı…
Yoktu…
Ama anlaşıldı...
O meşhur sakinliğiniz aslında
bir bilgelik değil boşlukmuş.
Bomboşlukmuş…
Sahi, mahkeme kararıyla yeniden genel başkanlığa dönebileceğinizi düşünüyor musunuz?
O koltuk, kimseye sığınak değil…
Ne genel başkanlığı?
Halk, susanları değil,
konuşanları ararken ne genel başkanlığı?
Söz vermiştiniz; yeni bir yol bulacağız demiştiniz…
O yol, hep döndü dolaştı aynı kapıya çıktı…
Aynı masaya, aynı insanlara,
aynı hamle hatalarına…
Sustunuz… Öylece sustunuz…
Bunca insanın hislerine, beklentilerine, umuduna, yeni bir heyecan, soluk arayışına sırtınızı döndünüz…
Size inanıp, güvenmişlerdi...
Omuzunda umut taşımaktan yorgun düşmüş olanları hayal kırıklığına uğrattınız…
En çok ihtiyaç olduğunda
yoktunuz.
Zor zamanlarda bir yudum cesaretin yerine, kişisel hesapların gölgesinde koca bir sessizlik sundunuz...
Bir umutla çıkılan yolun taşlarını
sizin sessizliğiniz döşedi.
O taşların üstünden yürüyenler şimdi
sesleri bastırıyor.
Ve siz hala susuyorsunuz…
Yokluğunuz, varlığınızdan daha çok ses getirdi…
Tweetlerinizin altındaki yorumları okuyorum…
Hemen hepsi aynı.
Herkes benzeri kırgınlığı bazen de öfkeyle dile getirmiş…
Size kırgın olmaya, öfkelenmeye bile değmez artık...
Kırgınlık da, öfke de bir bağdır çünkü...
Bunca yaşanana susanla ne bağ kurulabilir?
Geride kaldınız artık…
Çok geride…
Pişmanlık yolunda geride kalan kilometre taşları derin izlerle dolu…
O kilometre taşlarında Ekmeleddin yazıyor…
“Tıpış tıpış oy vereceksiniz” yazıyor…
“Anayasa’ya aykırı ama evet diyeceğiz” yazıyor…
Mühürsüz oylara sürdürülebilir, son aşamaya kadar itiraz etmemek yazıyor…
Siz bir susuşsunuz artık…
Ama kimse o suskunluğun içinde ardınızda yetim kalmadı…
Çıktı konuştu…
Öğrencilerin önüne kattığı; hiç alışık olunmayan aktivist, enerjik, genç, dinamik bir duruşla tanıştı…
Umutlarını bir kişiye değil,
bir ülkeye, bir hayale, adalete bağlamış olanların inancı sizden çok uzak düştü…
Siz susmuşken, durmuşken yürümeye devam ettiler… Ediyorlar…
Siz bir susuşsunuz artık…
Susuşunuzun ardında var olmaya çalışan cümleler, umutlar size rağmen yeşermeye devam ediyor…
Gelecek, sizin sessizliğinizin enkazı üzerinde değil; susmayanların sesiyle yükselecek.
Gelin hele gelin… Mutlak butlanla mı, neyle geliyorsanız gelin de halk da bir karşılığınız kalmış mı görelim…
Anayasa Mahkemesi'nin, Chp'nin 7527 Sayılı Katliam Kanununun iptali istemiyle açtığı davayı reddettiğini medyadan öğrenmiş bulunuyoruz.
📌Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten bu yana, bu Kanundan güç alan belediyeler ve psikopatlar türlü türlü katliamlar yapıyor.
Bu katliamlarda yok olan canlarımızın vebali boynunuzdadır. Sayın AYM Başkan'ının da dediği gibi Mizan Kurulup, defterler dürüldüğünde, Yaratan'ın bu sessiz kullarının yok edilmesinde dahli olan her kim varsa ilahi adaletin terazisinde suçlarının bedelini ödeyecektir.
📌Bu katliam Kanunuy'la Türk milletinin, merhametli, vicdanlı genetik kodlarına format atılmaya çalışılmıştır.
Ancak, siz bu milletin şanlı genetik kodlarını çıkarttığınız Kanunlarla DEĞİŞTİREMEZSİNİZ. Biz sizin bu rezzil kanunuza rağmen KORUMAYA ve YAŞATMAYA DEVAM EDECEĞİZ.
📌Türlü yalan haberlerle yürütülen büyük bir medya operasyonuyla toplumsal zemini hazırlanmaya çalışılan bu Kanlı Yasa’nın neye hizmet ettiği büyük bir soru işaretidir.
📌 Bilim insanlarının ve sivil toplum örgütlerinin görüşü alınmadan, bir oldu bittiye getirilerek çıkartılan bu yasanın, sorunun çözümüne katkı sağlamayacağı açıktır.
Üstelik bu husus yetkililer tarafından da bilinmektedir. Zira öldürmenin çözüm olmayacağını sadece biz değil Dünya Sağlık Örgütü de vurgulamaktadır.
📌Hal böyle iken öldürmek için bu ısrarınız neden?
Öldürmekteki ısrarınızın Paris İklim Anlaşması’yla ve Karbon pati izinin azaltılmasıyla bir ilgisi var mıdır?
Evlerde beslenen sahipli hayvan sayısının kısıtlanmasına kadar varan ısrarınızın sebebi küresel dayatmalar mıdır?
📌Bu millet sizi asla affetmeyecek ve tarihe KATLİAMCI YÖNETİM olarak geçeceksiniz.
#Yasamhakkinadarbe