@edebiyatcephesi Sen bilemezsin bu türlüsünü ölümün
Bilemezsin, bir tek kibritin cılız aleviyle
Benzine bulanmış bir insan nasıl tutuşur?
Bu belki sevmektir bir yerde, belki unutamamak
Bu, kişinin kendi içinde eriyip, yok olmasıdır
Bilmesen de anlamaya çalış biraz, ne olur.
Ümit Yaşar Oğuzcan
Sırrı Süreyya Önder’in cenazesi ruzi mahşer gibiydi.
Sırrı Ağabey’in cenazesi, Hrant’tan, Tahir Elçi’den sonra gördüğüm- bildiğim en kalabalık cenazeydi.
Çok ağladık. Çok üzüldük.
Ama inanıyorum, her şey onun istediği gibi oldu.
Ama protokol kısmı…
Anlatılmaz, yaşanır. O bambaşka bir hikâye.
Parti temsilcileri koruma ordularıyla geldi.
Kendi aralarında çocuk gibi kavga ettiler.
��Çekilin lan!”lar, dirsekler, itiş kakışlar havada uçuştu.
Biz arkadan izliyorduk.
Ve bir noktada gerçekten bağırdık:
“Çocuklar! Burası oyun alanınız değil!”
Sonra… en komik, en acayip an geldi.
Senin arkasında saf tutulmasını istediğin,
“Gezi imamı” dedikleri İhsan Eliaçık’ın arkasında,
yıllarca onu mürted, dinsiz, şovmen ilan eden o protokol,
ciddiyetle saf tuttu.
Yemin ederim, yukarıdan kıkır kıkır güldüğüne eminim.
Bu senin son şakandı.
Ve çok iyiydi.
Bir kaşık suda boğmak isteyeceğimiz protokol dibimizdeydi. (Hani seni,bizi terörist ilan edenler! Hapse atanlar, sürgün edenler …)
Ama boğamadık.
Çünkü Sırrı’nın hatırı vardı.
Senin hatırın, öfkemizden daha ağır bastı.
Hadi, yine yaptın yapacağını.
Siyasetle uğraşıp bu kadar sevilmek kolay değil.
Şüphe etmeden “ hakkımız helal olsun” dedirtmek kolay değil.
Kimse senin barışa olan inancından, imanından şüphe etmedi.
Acayip bir gündü gerçekten.
Demem o ki:
İyiliğiyle, eksikleriyle, öfkesiyle, sevgisiyle, inadına barışıyla…
çok değerli bir insanı kaybettik.
Bu kadar ağıt, bu kadar zılgıt boşuna değildi.
Sana borçluyuz. Barışı borçluyuz.
kızın Ceren’e barışı borçluyuz.
Keşke daha fazla zamanın olsaydı.
Çok zamansız bir ölüm oldu.
Ve biz şahidiz.
Biz senden razıyız.
Allah senden razı olsun.
Bir tane mezarın yok ki, on milyonların kalbine gömüleceksin. Hangi birini ziyaret edem, hangisine yüzüm sürem gardaş.
Git, yolun açık olsun abe can, her daim kıymetlimizsin. Ama gülüş değil ki, bıyık değil ki sana yakışsın; ölüm sana yakışmadı, olmadı gardaş.