Şu benim dîvâne gönlüm Yine hubdan huba düşdü Mah cemâlin şu'lesinden Çalkalanıp göle düşdü
Ah ben nidem Mevlam nidem Ya ben nidem Şeyhim nidem Yaralıyam kime gidem Ya hâlim kime arz idem
Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Safi Arpaguş, Diyanet Akademisi Başkanlığında düzenlenen Diyanet Akademisi Müdürleri İstişare Toplantısı’na katıldı.
https://t.co/sGzl42WOCS
Çalıştığım markete öyle insanlar geliyor ki bazen düşünmeden edemiyorum. Amcalar var sanayide, inşaatta ağır işlerde çalıştıkları her hâllerinden belli. İş kıyafetleri üstlerinde, elleri kupkuru, nasırlı, yara bere içinde… Öyle eller ki bakınca insan o evin geçiminin nasıl kazanıldığını anlıyor.
Yanlarında eşleri, kızları… Birinin protez tırnakları, diğerinin sıktığı parfümün kokusu marketi dolduruyor. Alışveriş arabası hazır gıdalarla, abur cuburlarla, fırına atılacak böreklerle, köftelerle doluyor. Her şeyin en iyisi, en kolayı… Oysa karşılarında ömrünü çalışarak geçiren bir adam var. Ellerine bakınca insanın içi sızlıyor.
Hiç mi insan dönüp de kocasına, babasına bakarak içinden bir şeyleri dert etmiyor? Bu adam bu kadar ağır işte çalışırken ben de evime, eşime destek olayım; her şeyi hazır almayayım, biraz da kendim uğraşayım demiyor mu? Babasının o halinden utananı da gördüm, içtiği sigarayı bile babasına aldıranı da…
Kimsenin evinin içini, hesabını kitabını bilemem elbet. Ama bazı görüntüler insanın aklına takılıyor işte. Belki de ben böyle yetişmediğim, emeğin ve alın terinin kıymetini başka türlü öğrendiğim için bu kadar dikkatimi çekiyor.
İnsan bazen bir çift nasırlı ele bakıp bir evin içindeki bütün hayatı düşünüyor. Birinin ömrü çalışmakla geçerken diğerinin o emeğin kıymetini ne kadar bildiğini bilemediğini sorguluyor. Ne diyeyim herkesin yetiştiği ev, öğrendiği hayat başka. Ama ben emeğin bu kadar görünür olduğu yerde, kıymetinin bu kadar görünmez kalmasına üzülüyorum.
Dersin bitmesine sadece 1 dakika kala birkaç talebe yerinden kalkıp yürümeye başlıyor.
Şeyh Sâlih okumayı kesiyor, gidenlere bakıyor ve kalanlara şu soruyu soruyor:
"Şu yürüyen kardeşlere icazet verelim mi, vermeyelim mi?"
"Kürsüde oturduğum için beni Allah’a sizden daha yakın zannetmeyin. Belki şu kalabalığın içinde ilmin edebiyle oturan, ihlasıyla Allah'a yönelen biri vardır ki; Allah katında hepimizden daha ileridedir."
"İlim sadece işitmek değildir."
“Bazı kalabalıklar insanı yalnız bırakmaz; ama insanın kendisiyle baş başa kalmasına da izin vermez. Bir süre sonra taşınan şey insanların kendisi değil, onların bıraktığı duygular olur.”