Bir ağıt ısmarlamak isterdim.
En uzak coğrafyanın dilini bilmediğim bir yaşlısına..
Başlamadan yarım kalmış bir aşk için ağıt.
İçinde yırtılmış gökkuşakları
Eski ahşap trabzanlar…
Baktım akşam herkesin kabul ettiği kadar akşamdı.
Hiçbir meşru yanı kalmamıştı hayatımın.
Sözlerimin anlamı beni ürkütüyor
Böylesine hazırlıklı değilim daha.
Bilmek.
Bu da ürkütüyor.
Gene de biliyorum:
Kapanmaz yağmurun açtığı yaralar çocuklarda.
Şerefle bitirilmesi gereken en ağır görev hayattır.
Bu nedenle;
Bir lokma ekmek için şerefini ayaklar altına almaya, Bir anlık zevk için namusunu lekelemeye,
Bir zamanlık mevki için ayak öpmeye,
Bir günlük menfaat için faziletini karartmaya
Değmez.
Bu dünya soğuyacak günün birinde,
Hatta bir buz yığını
Yahut ölü bir bulut gibi de değil,
Boş bir ceviz gibi yuvarlanacak
Zifiri karanlıkta uçsuz bucaksız..