“Burada hiç kimse yeryüzünü cennete çevirmekten söz edemezdi. Cennet yerli yerindeydi. Başka yerlerde herkesin kurnazca örtbas ettiği haksızlıklar, zulümler, bayağılıklar ise burada güzel güzel serpilip gelişiyordu.”
-Graham Greene, Meselenin Özü, Türkiye İş Bankası, s. 35.
Bugün Anneler Günü.. Gelin size kendimden değil de başka annelerden bahsedeyim önce. Bu geçtiğimiz sene, hayatımda yakından tanıdığım annelerin sayısı belirgin ölçüde arttı. Ve ben:
- Eşi yanında olmasına rağmen doğru düzgün hiçbir destek alamadığı için sırtında çocuklarının bütün yükünü taşıyan,
- Boşandığı eşi hiçbir sorumluluğu gerçek anlamda üstlenmediği için çocuklarının her şeyi olmak zorunda kalan,
- Çocuğu okulda zorlandığı / dışlandığı / yetersiz hissettiği / uyum sağlayamadığı için onlar için, onlardan daha çok çırpınan,
- Bedensel sağlığını hiçe sayıp çocukları için her yere ve her şeye koşan,
- Çocuklarına yeterli ilgiyi verebilmek için kendi mesleğini arka plana atmak durumunda kalan,
- Çocukları daha iyi eğitim alsın ya da içinde bulunduğu alanda daha da çok gelişsin diye sabah-öğlen-akşam durmaksızın çalışan, koşturan, para kazanmak için didinen,
- Eşi ya da ailesinden başka birileri bir hastalıkla boğuştuğu için aynı anda hem o kişiye bakım veren hem de çocuklarını eksik bırakmamaya çalışan,
- Çocukları boşanma sürecinin etkilerini en az hissetsin diye canı çok yanmasına rağmen babaları kötü göstermemeye uğraşan
birçok kadının hikayesine yakından şahitlik ettim. Kimi zaman birlikte ağladık, kimi zaman birlikte çözüm aradık, kimi zaman çaresizlik içinde oturup kaldık. Ama sonunda hep bir şekilde ayağa kalkıp devam ettik.
Annelik, üzerinde çok fazla “oyun oynanan” kavram bence.. Ters giden ne varsa anneliğe yüklenebilir ne de olsa.. Üstelik kendi içinde zaten sürekli yetersiz hissettiğin bir rol olduğu için (çünkü bir “en iyi anne” mertebesi yok, bir kullanım kılavuzu yok, bir onay mercii yok - çok şükür ki yok bir yandan da) kendimizi sürekli daha iyisini yapmayı hayal ederken buluyoruz.
Bir anne olarak kendime de sürekli hatırlatmaya çalıştığım şu bilgiyi bugün bir kez daha burada paylaşmış olayım: Çocuk, mükemmellikten beslenmez; çocuk çabadan beslenir. Çocuk bir şekilde orada kalmayı başarmanızdan beslenir, çocuk her şeyin en iyi şekilde yapılmasından değil, hatalardan ders almaktan beslenir. Tersine, mükemmellik çocuğa ulaşılmaz bir hedef gibi hissettirip bizden uzaklaştırabilir bile.
Hepimiz için dilerim ki çocuklarımızla birlikte hata yapalım, birlikte ilerleyelim, birlikte düşelim, birlikte kalkalım, birlikte öğrenelim, birlikte yol alalım.
Yüreğinde anneliği hisseden, anne olmak adına çabasını hiç eksik etmeyen herkesin Anneler Günü kutlu olsun 🤍
Rahmin ne olduğunu biliyor olmanız, şeklini şemalini çizerek tarif etmeniz, çalışma prensiplerini ezberlemiş olmanız… bunların hiçbiri bir rahimle yaşamanın ne demek olduğunu bilmek değildir. Bilgi, deneyimin yerine geçmez. Anatomiyi bilmek, onun duygusal ve bedensel ağırlığını taşımak anlamına gelmez. Bu ‘ben bilirim’ hali tuhaf bir özgüven gibi görünse de şaşırtıcı değil, erkek egemen sistem kadın deneyimini bildiğini, hatta tanımlama hakkının kendisinde olduğunu her zaman iddia etti. Lacan’ın söylediği gibi: ‘Kadın yoktur.’ Yani kadının kendi varlığı ve deneyimi değil, erkeğin kadın hakkında kurduğu algı merkezde tutulur.
Maalesef dil öğrenmeyi çoğu zaman o dilin gramer kurallarını öğrenip kelimelerini ezberlemekten ibaret sanıyoruz. Hâlbuki bir dili matematik, fizik, coğrafya öğrenir gibi öğrenemeyiz.
Çok basit bir örnek: Futbol oynayabilmek için elbette ki öncelikle oyunun kurallarını bilmemiz gerek. Bunun yanında topa nasıl vuracağımızı, ne şekilde koşacağımızı, nefesimizi hangi yöntemlerle kontrol edeceğimizi anlatan onlarca kitap da okuyabiliriz. Tüm bunları yaptıktan sonra "Tamamdır, ben bu işi çözdüm artık" deyip sahaya inersek kalakalırız, çünkü pratik olmadan teorik bilgilerin kendi başına hiçbir işe yaramadığını o anda fark ederiz.
Dilde de benzer bir mantık işliyor: Tabii ki temel kuralları bilmek gerek; ama bu kuralları okuyarak, konuşarak, tartışarak pratiğe dökmediğimiz sürece bu dildeki kaslarımız gelişmiyor. akademiFR'de Fransızca programlarımız tam da bu yüzden teorik bilgilerin yanında okuma, konuşma, rol yapma, çeviri, Fransız edebiyatı gibi haftalık etkinliklerden oluşuyor. Fransızca dili bizim için varılacak nihai bir hedef değil, yeni bir kültürün kapısını açabileceğimiz bir anahtar.
Siz de aramıza katılmak isterseniz bekleriz: https://t.co/AJ0hdgLFPn
(Tüm ana dersleri ben veriyorum ama yine de #reklam)
Basına konuşmadığına dair çıkan haberler üzerine, Gazze'deki ablukayı kıran Mikeno teknesindeki tek Türk olan kıymetli kardeşim Muhammed Huzeyfe ile konuştum. Ve ona kameralara neden konuşmadığını sordum. Bana şu cevabı verdi ve herkese de iletmemi istedi;
Gerçek kahramanları unutturmanın bir parçası olmamak için basına konuşmuyorum. Çünkü gerçek kahramanlar Filistin halkı.
Ve gerçek kahramanlar, şuanda İsrail hapishanelerinde açlık grevi yapan erdemli arkadaşlarım.
Yine tekrar ediyorum ki, gerçek kahramanları unutturmanın bir parçası olmayacağım.
Free Free Palestine
The Guardian confirms reports that one Sumud Flotilla boat out of the 44 that were sailing, Mikeno, broke through the blockade and reached Palestinian waters for the first time since 2009 -- another reminder that history did not start on October 7th.
Absolutely incredible.
The IOF must release the hostages it took on international waters today and release the thousands of Palestinian hostages it’s been abducting for decades. Free Palestine.
🚨🚨🚨İsrail donanması unsurlarının aralıksız saldırılarına rağmen Sumud Filosu'ndan 30 gemi, 46 deniz mili uzaklıktaki Gazze'ye doğru yol almaya devam ediyor
Canlı yayında, uluslararası sularda, Gazze’deki hukuksuz ve insanlık dışı ablukayı kırmak amacıyla yola çıkan sivil ve barışçıl filomuza İsrail askerleri müdahale etmiştir. Bu hukuka aykırı saldırı, İsrail’in Gazze’de yıllardır sürdürdüğü savaş suçlarını ve insan hakları ihlallerini bir kez daha tüm dünyanın gözleri önüne sermektedir.
Hiçbir uluslararası hukuk kuralı, sivillere, insani yardım taşıyan gemilere ve barışçıl aktivistlere yönelik bu tür saldırıları meşru kılamaz. Gazze halkının temel insani ihtiyaçlarına ulaşmasını engellemek, yalnızca bir abluka değil; toplu cezalandırma, yani uluslararası hukukta açıkça tanımlanmış bir savaş suçudur.
Bugün yaşanan müdahale, İsrail’in işlediği suçların yeni bir halkasıdır. Dünyanın dört bir yanından vicdan sahibi insanların bir araya gelerek oluşturduğu bu filo, şiddete başvurmadan, yalnızca insan onurunu ve adaleti savunmak için yola çıkmıştır. Ancak İsrail, bir kez daha barışı, vicdanı ve hukuku hedef almıştır.
Bizler, uluslararası toplumu acilen harekete geçmeye çağırıyoruz:
Tüm aktivistlerimizin derhâl serbest bırakılması,
El konulan gemilerimizin iade edilmesi,
İsrail’in bu hukuksuz ve saldırgan tutumuna karşı yaptırım uygulanması,
artık ertelenemez bir sorumluluktur.
Bugün burada olan, yalnızca Gazze için değil; insanlığın onuru için verilen bir sınavdır.
#GSFUpdate #GSFAlert #BreakTheSiege #FreePalestine #SailToGaza #GlobalMovementToGaza #GlobalSumudFlotilla
Değerli Arkadaşlar, Gazze'deki soykırım ablukasını delerek başta çocuk ve kadınlar olmak üzere herkese insani yardim ulaştırmak için yola çıkan Sumud Filosu'nda Deir Yassin Gemisi'nde bulunan kızım S.Sena Polat israil Silahlı Güçleri tarafından uluslararasi kurallar çiğnenerek kaçırılmıştır..Bu videoları paylaşarak lütfen Gazze'nin ve Sumud'un sesi olun..
#SumudFlottilla
Sumud filosu Gazze sınırlarına geldiği noktada saldırıya uğruyor. Tam bu esnada aynı lokasyondaki Türkiye’den İsrail’e giden ticari gemileri görüyorsunuz. Tarih bu utancı unutmayacak!
Maria isimli bu kız, süt kabıyla oynuyor, annesine süt yok diyor. Annesi de bütün dünyaya şu soruyu soruyor:
“1,5 yaşındaki bir kızı, süt olmadığına nasıl ikna edebilirim? Son nefesime kadar bizi böyle bırakanları affetmeyeceğim.” #HearGazasCry
Abdurrahman'ın fotosuna ulaşamamıştık, iş cinayeti haberini öyle duyurduk. Görünce ağlamaklı oldum... 14 yaşında bir fidanı birileri ucuz emekle daha çok para kazansın OSB bataklığında kuruttular! Son 12 yılda sanayide, şantiyede, tarlada, vd. işkollarında en az 750 çocuk öldü.
14 yaşındaki bu çocukları eğitimden koparan derin yoksulluk... Sadece 2023-2024 yılında okul dışında kalan toplam çocuk sayısı, 612 bin 814 @tcmeb#AbdurrahmanÖzkul
Latin Amerika edebiyatının en büyük yazarlarından Mario Vargas Llosa'yı kaybettik.
2019 yılında Louisiana Channel'a verdiği söyleşiden aldığım bu videoda Llosa edebiyatın toplumsal rolüne dair çok önemli bir noktaya değiniyor:
"İyi edebiyat eserleri okuduğunuzda, olduğu hâliyle dünyaya daha eleştirel bir gözle bakmaya başlarsınız. Bu yalnızca edebiyat için değil, toplum için de iyi bir şeydir. Olduğu hâliyle dünyadan memnun olmayan vatandaşlara sahip olmak toplumu ileriye taşıyan bir şeydir."