Malatya’da görev yapan bir hâkim hanım vardı. Depremden sonra evi yıkılan bir teyze, adliyede ne yapması gerektiği konusunda birilerine soru sormaya çalışmış. Çok da yardımcı olunmayınca koridorda oturup beklemeye başlamış.
Bu hâkim hanım teyzeyi odasına almış, çay ikram etmiş, ilgilenmeyenlere de güzel bir fırça atmış. Sonra cebine bir miktar para koyup uğurlamış.
Abi, insan var insan var. Allah, adliye koridorlarına işi düşen herkesi kendisine rehber olan, devletin şefkatli yüzünü gösteren insanlarla karşılaştırsın.
Cezaevlerinin hali bu. İnsan onuruna aykırı biçimde cezalarını çekmeleri bekleniyor. Üstelik geçici paketlerle sırf cezaevlerindeki mahkum sayısını azaltmak için hareket edilse de çözüm toplumun neden bu kadar suç işlediğinin üzerinde durmaktır.
Yakın çevremizde füzeler havada uçuşurken 86 milyonun tek bir ferdinin dahi kılına zarar gelmemesi için dikkatli, temkinli, sabırlı fakat haksızlıklar ve haydutluklar karşısında da bir o kadar dirayetli olmaya devam edeceğiz.
İnfaz kanunu yapılırken, suç türlerine göre şartlı tahliye süreleri uygulamasından vaz geçilmelidir. Denetimli serbestlik ile ilgili düzenleme yeniden ele alınmalı, farklı suç tarihleri ve farklı kesinleşme tarihlerine göre farklı denetimli serbestlik uygulaması sona ermelidir.
Çok üzülüyorum böyle haberlere çünkü kararı veren hakimler bile bu çocukların suçlu olmadığını biliyor. Zarar da ödeniyor ama ceza veriyor. Suç işleme kastı yok savunması hayatın olağan akışına uygun çünkü ülkede paranın değeri kaybolunca kısa yoldan para kazanmak isteyen dolandırıcılar başka şahısların bilgilerini kullanıp kendilerini aradan çıkartıyor ve suç işlemeye devam ediyor. Özetle TCK 158/1-f zulme dönüştü.
Türkiye'de bazı kesimler farklı etnik kökene sahip birisi kimliğini ifade edince 'özgürlük ve demokratik hak'' olarak görüyorlar. Türk'üm diyince 'ırkçılık, faşizm' olarak yorumluyorlar. İsteyen kendi kimliğini istediği gibi ifade eder. Hiçbir engel yoktur. Ancak bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar. Biz Türkiyeli değil Türk'üz.
Her evden HDP oy isterlerken şehitlerimiz akıllarına gelmedi.
DEM ile ittifak yaparken gazilerimiz akıllarına gelmedi.
Hep birlikte Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklerken Milliyetçilik akıllarına gelmedi.
Ne zaman Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli, Terör örgütü elebaşı Apo'dan PKK'nın lağvedilmesi yönünde çağrı yapmasını istedi.! İşte o zaman şehitlerimiz gazilerimiz ve milliyetçilik akıllarına geldi! Yerseniz?
Sizin derdiniz Vatan, millet değil.! Siz Türk milletinin hayrına olacak her işe karşısınız. Bu yüzden milletimiz size inanmıyor güvenmiyor…
Cumhur İttifakı Var olsun🇹🇷
Yine bir TCK 158/1-f vakası. Benzer dosyalarda iş vaadiyle, hesaplarında bloke olduğu bahanesiyle, ticaret yapılacağı ve komisyon ödeneceği bahanesiyle onlarca dosya açılan ve hayatları karartılan yüzbinlerce insan var. Ezbere cezalarla adalet sağlanmaz çözüm belli !!
Sayın Adalet Bakanlığımız IBAN kullandırma suçu çığrından çıkmış bir vaziyette bir müvekkilimin nerdeyse 50ye yakın dosyası bir müvekkilin ise 23 dosyası var dosyalarla başa çıkmak imkansız bir hal aldı hem mahkemeler hem bizler hem de müvekkiller açısından +
TCK 158/1-f Nitelikli Dolandırıcılık suçunda ezbere savcı mütalaalarından bıktık artık. Sadece hesabına para giden herkese ceza istemek kolay tabi. Suç işleme kastı yok delil yok zararı karşılıyorsun şikayetçi yok yine de ezbere mütalaa ve ezbere ceza. Adalet bu değil..
CHP destekli İstanbul Barosu'nun savunduğu sözde gazeteci, gerçekte ise PKK'lı bir terörist olan kişi bu. PKK'lılarla birlikte çatışmaya katılıyor, çatışma sırasında PKK siperlerinde ve mağaralarında bulunuyor. Teröristlerle aynı araçlara binip çatışma bölgelerini geziyor. İşte bu terörist öldü diye CHP destekli İstanbul Barosu Türkiye Cumhuriyeti'ne savaş suçu işledi iftirası atıyor. Bunu da teröristin ölümüne dair PKK'nın haber kaynaklarının verdiği yalan bilgiyi kullanarak yapıyorlar.
“Şam'a göz dikenler, Tel Aviv ve Kudüs'te Osmanlı şamarı yiyeceğini bilmelidir.
Tarih bize diyor ki; Kudüs'ün ilk durağı Şam'dır. Şam güvendeyse günü geldiğinde Kudüs de güvende olacaktır.”
Devlet BAHÇELİ
Yargıtay aşağıda sunduğum kararı ile #bankaHesabını asıl dolandırıcı ile tanışıklığından dolayı ona duyduğu güvenle paylaşan kişiye ceza verilemeyeceğini belirtilmiş ise de mahkemeler ceza vermeye devam ediyor. Bu suç #UZLAŞMA kapsamına alınmalı ve mağduriyetler giderilmelidir