📌Sarılmak istediğim müzeler listesinde bir durak: Bitmiş İlişkiler Müzesi
✒️Nayat Karaköse (@_nayat_)
▪️Zagreb’teki “Bitmiş İlişkiler Müzesi”nde Almanya’dan ABD’ye kadar dünyanın dört bir yanından, hiç tanımadığınız insanların kalp kırıklıklarına, hayal kırıklıklarına, elemlerine, mücadelelerine, aşklarına ve biten sevgilerine sergilenen eşyalar üzerinden tanıklık ediyorsunuz.
https://t.co/usRawYBDxc
📌Hafıza: Bir varmış bir yokmuş
✒️Maral Dink/Yerevan
▪️Tam da Ermenistan-Türkiye normalleşme süreci ve sınırların açılması konuşulurken, Başbakan Paşinyan 24 Nisan konuşmalarında dilini yumuşatıp riskli adımları göze almışken, “Sen ne diye şimdi 1915 konusunu açtın?” diyen olabilir. İlişkilerin başlaması için soykırımın resmi olarak tanınması şartının masadan kalkmış olması müthiş bir fırsat çünkü. Şimdi soykırımı siyasi bir pazarlık konusu olarak değil, insani bir mesele olarak konuşabiliriz.
https://t.co/jj8etjCPDM
🔴 Arat Dink:
🗨️ Babam bir programa çıktığında her zaman kaygıyla televizyonun etrafında deli dana gibi dolaşırdım, belki “Hadi, gidiyoruz buradan” demeliydik
✍️ Murat Sabuncu'nun söyleşisi...
https://t.co/W7KS6THw4I
@muratsabuncum
Bugün saat 14.30’da, Hrant Dink’in öldürüldüğü yer olan Agos Gazetesi’nin eski çalışma ofisinin bulunduğu Sebat Apartmanı önünde bir araya gelerek Hrant Dink'i anıyoruz. Onu çok özlüyoruz. 🕊️
“Gelin sizinle ‘renkçilik’ oynayalım bugün. ‘Renk körü’yüm ben aslında. Tanrı vergisi, kul ne yapsın? Bir türlü ayıramıyorum kırmızıyı yeşilden, yeşili kırmızıdan.
…
Gelin sizinle ‘renkçilik’ oynayalım bugün. Tek rengin hakimiyeti ne ifade eder sizin için? ‘Ussal gözünüzle’ bir yoklayın bakalım. Denenmedi mi sanki bunlar tarih boyunca? Kızıl rengin hakimiyeti neyi çözdü, Stalin Rusyası’nda, Mao Çini’nde. Yeşil rengin hakimiyeti neyi çözdü Humeyni İranı’nda, Kaddafi Libyası’nda. Ya kara rengin hakimiyeti? Neyi çözdü Hitler Almanyası’nda, Mussolini İtalyası’nda? Tüm bu ülkelerin dayatmacı tek renk hakimiyetleri, engelleyebildi mi diğer renklerin de yaşamalarını?
Kızıl, yeşil ya da kara, tek renk hakimiyeti faşizmin ta kendisi aslında.
Şeyy... Sahi, siz hiç merak ettiniz mi? Bütün renkleri bünyesinde barındıran bayrak var mı şu yeryüzünde?
…
Ben diyorum ki şu namussuz dünyada, ‘renk körü’ olmak doğanın canlıya bahşettiği bir ayrıcalık aslında. Bunun eksisi yok, artısı var. Bir renge bağlanıp da, körü körüne ona kul köle olanların ‘beyin körlüğü’nün yanında bizim renk körlüğümüz, inanın bal kaymak.
Şeyyy... Sahi, siz hiç ‘Renk Körleri Birliği’ adlı evrensel bir örgütlenmenin varlığını işitmediniz mi?
Bırakın öyleyse her akşam televizyonlarınızın karşısında, ‘renkli dünyalar’ın tükenmiş izleyicileri olmayı.
Katılın birliğimize.”
Hrant Dink, "Renk Körü"nden Renkli Sorular, Agos, 17 Ocak 1997
Yazının tamamı için: https://t.co/2FjrsGOJuB
19 Ocak'ta saat 14.30’da, öldürüldüğü yerde, Sebat Apartmanı önünde bir araya gelerek Hrant Dink’i anıyoruz ve adalet talebimizi bir kez daha dile getiriyoruz.
💗Sebat Apartmanı’nda Hrant Dink için bir kalp atıyor
💗19 yıl önce aramızdan alınan Hrant Dink'e bir selam vermek isterseniz, önünde vurulduğu Sebat Apartmanı'nın yanından geçerken kafanızı şöyle bir yukarı kaldırın. Hrant Dink, Ohannes Şaşkal'ın yansıtmasıyla bugün ve yarın 19.00-23.00 saatleri arasında Sebat Apartmanı'nda olacak.
✒️Ilgaz Gökırmaklı (@ilgazgo)
📽️Antranik Bakırcıoğlu (@KristMoltisanti)
https://t.co/ycfWYHqGBT
Tam 24 yıllık arkadaşlık.
Ömrümüzün yarısından fazlasını birlikte geçirdiğimiz üç samimi arkadaş. Yolculuğumuz Silivri’de kesişti. @akgungurkan, @tayfun_kahraman ve ben. Tabi ki tesadüf değil. Bazen avukat görüşlerinde görüyorum uzaktan. Konuşmaya gerek kalmıyor bile.
Tayfun üst dönemdi. Ama hep bizle takılırdı. Ben Ankara'nın bozkırından, Gürkan Sürmene’nin bağından Mimar Sinan’ın rıhtımına, o güzel boğaz kokan okula gelmiştik. İnsan 7’sinde neyse 70’inde de o misali o yıllardan bugünlere izlerimiz, anılarımız var inanın. Rıhtımda daha 1. Sınıfta Tayfun’un bize rektör seçimlerini anlatmasını ve bizim ona “Abi daha 1. sınıfız rektör seçimi falan gündeme giremedik.” diye geyik yapmamız. Gürkan’ın her koşuldaki engin sakinliği ve dinginliği. Atölye çalışmalarındaki teslime son 4 saat kala bir grubun yükünü alan Arap atı performansı. Unutulur gibi değil… Benim de sanat, bienal ve modern sanat iştahım, hevesim ama arkadaşlarımın akran zorbalığı ve dalgalarıyla bir türlü cesaret edemeyişim… Karton çay bardaklarını rıhtımdaki banka dizip “Emrah gel gel bienal var burda!” diyen bir arkadaş grubunuz varsa hele.
Ve o 24 sene; hayatı ciddiye alma, dalgaya vurma, bu dostlukla yaşlanarak birlikte sürmüşse; Silivri’de yan yana olmamız inanın tesadüf değil.
O değil de Gürkan’a çarpan serçeyi hiç ama hiç unutmayacağım. Rıhtımda boğazın, İstanbul’un keyfini çıkaran Trabzon’un has evladına İstanbul ilk “Merhaba”sını bir serçeyle yapmıştı.
Tayfun o kadar içselleştirmişti ki hoca olmayı, bazen atölye derslerine gelir paftalara yorum yapardı. Sanırsın bir hoca. Sonunda da oldu zaten. Aralarında en kötü ve acımasız senaryolarda şakaları yapan hep ben oldum ama. Gitar çalan güzel bir dostumuza yaptığım “Deep Purple alt grubu seçildiniz otel lobisine gitarla gelin.” şakasından sonra gelen yoğun arkadaş tepkisi sebebiyle durmuştum.
Bizim için hayat hem çok ciddi hem de çok dalga geçilecek bir işti hep. En ciddi konuda bile birden bandı sarabilirdik. Çünkü hepimizin derdi ve hepimizin buluştuğu zeminler aynıydı.
Tüm bunların yanında İstanbul’da planlama okumak ciddi bir işti. Tayfun, meslek odası mücadelesinde; Gürkan, İstanbul’un dönüşüm mahallelerinde halk toplantılarında doğruyu anlatmak, o kentin gerçek sahiplerinin barınma hakkının yanında mücadele etmek için geziyorlardı İstanbul’u. Ben daha çok Roman mahalleleri ama en çok Sulukule için mücadele peşindeydim. Ev ev gezip, rahmetli İmam Asım Amca ile birlikte Sulukule bugünkü gibi olmasın diye mücadele ediyordum. Hiç bitmedi bu halimiz. Cebindeki son akbille mahalle toplantılarına giden bu üç plancıdan bir Meslek Odası Başkanı bürokrat, bir İBB Genel Sekreter Yardımcısı, bir Belediye Başkanı çıktı.
Kariyerimiz hiç öyle CEO, CFO kademeleri gibi yıldızlı olmadı inanın. Öğrenciliğimizde tozlu kafelerde değişimli vestiyerlik de yaptık, afiş de astık, işsiz de kaldık. Ama derdimiz hep aynıydı. Aynı şeylere gülerken aynı şeylerle dertlendik. Bu kentin eşitsizliği, adaletsizliği ve planlama ile bunlara karşı yapacağımız mücadeleyle yeni sözü kurma çabasıydı bizimki…
Son üç sene Tayfun’a Silivri’de görüşçü olduk Gürkan ile. Ve son 8 aydır yan yanayız.
Şimdi siz 24 yılı böyle geçirmiş, harcı sağlam bu zemini yıkabilir misiniz?
Ukraynalı meslektaşlarla araştırmamız⬇️
Ukraynalı 510 yetim çocuk, işgal sonrası Antalya'da otellere yerleştirildi
🔺İhmal, şiddet, güvenlik zafiyeti yaşandı
🔺Otel çalışanları iki kız çocuğunu hamile bıraktı
🔺Ukrayna ve Türkiye’de soruşturmalar kapatıldı
https://t.co/NKh7zZ5Av4
Toplumun farklı kesimlerinden pek çok ismin yolunun kesiştiği, 2000’li yılların siyasetine damga vuran Silivri Cezaevi’nin hikâyesi…
Fayn için hazırladığım "Silivri: 'Toplama Kampı'" videomuz yayında! Tüm ekibin emeklerine sağlık. @faynstudio
https://t.co/uTyn5BeWrx
Kardeş Türküler ile 30 yıl belgeseli Türkiye’nin yakın tarihinde ve kişisel tarihimize özel ve hasret dolu bir yolculuktu. Çok etkileyici bir film olmuş. Çayan Demirel’e, Ayşe Çetinbaş’a, Koray Kesik’e, Kardeş Türküler,Surela Film’e ve tüm emeği geçenlere çok ama çok teşekkürler!
📌Bir hafıza yolculuğu: "Kardeş Türküler ile 30 yıl"
▪️90’lı yılların ilk yarısından bu yana yürüttüğü çalışmalarla Türkiye müzik tarihine damga vuran Kardeş Türküler’in 30 yıllık müzikal yolculuğu bir belgeselle anlatıldı. Çayan Demirel ve Ayşe Çetinbaş imzalı “Kardeş Türküler ile 30 Yıl” belgeseli, Türkiye'nin çok dilli kültürel ve politik tarihine de ayna tutuyor.
https://t.co/cTOQnXB5eH
📸: Berge Arabian
Özgür Özel, dokunulmazlıkların kaldırılması sürecinde CHP'nin tutumu için özür diledi:
"Partinin bugünkü genel başkanı olarak tarih önünde o günkü kusur için tüm Türkiye’den özür diliyorum"
https://t.co/yKv12lAVpP
Bir kenar mahallede ve berbat bir işte solarken; arkadaşsızlıktan, yalnızlıktan, homofobiden, zorbalıktan çürürken “neden” diye dövünüyordum bir gece; bu şarkı çaldı Özgür Radyo’da. Hayatımı kurtardığın için teşekkür ederim, Ahmet Kaya. İyi ki doğdun. https://t.co/8s2B5ZBERQ
🟣 Bir kadının ne kadar canı olabilir?: Ozan Güven ve lütfeden failler
📌 Ozan Güven’in inkar şovunun yerini bulmamasının tek bir sebebi var, o da kadınlar. Deniz Bulutsuz’un cesaretiyle başlayan, kadınların ona inanıp elini tutmasıyla devam eden bu hikâye kadın mücadelesinin ve dayanışmasının her şeye rağmen ne kadar güçlü ve sabırlı olduğunun bir kanıtı
✍️ Binnaz Saktanber'in yazısı...
https://t.co/ns4QOKHQU1
@loonybinsblog