Bolu Grand Kartal Otel yangınında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay:
"Danıştay 1. Dairesi, Turizm Bakanlığı kamu görevlileriyle ilgili olarak soruşturma izni vermiş ve 'Bunları yargılayayın' diye Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndermiş olmasına karşın 10 ay geçti hala bir iddianame hazırlanmış değil"
DUYURU
Meslektaşlarıma büro mobilyaları armağan etmek istiyorum .Bunun için iki seçenek öneriyorum.
Birinci seçenek:
Mülkiyeti bir başkasına ait çok donanımlı büroyu, bana ait çok sayıda mobilyaları ile birlikte. örneğin dört arkadaşın anlaşıp kiralamalarıdır.
Büro, Kadıköy Bahariye Caddesi Saray Muhallebicisi arkasındaki Miralay Nazım Sokak No: 23, Kat:2’de çok geniş iki salonlu, kombili, klimalı tuvaleti, mutfağı olan geniş aydınlık bir bürodur.
Büroda bana ait mobilyaların dökümü:
İkisi camlı, ikisi maun (4) adet büyük masa ve deri koltukları
İkisi camlı, dördü geniş ve yüksek (6) adet kitaplık
Bir adet büfe, bir adet portmanto
Konuklar için (4) adet deri koltuklar ve sehpalar.
Büroyu satın alan aylık 50.000 TL. kira parası istiyormuş. Pazarlık edilebilir.
Eğer dört arkadaş anlaşıp kiralarsanız, mobilya taşıma külfeti olmadan, büroya gelip yerleşeceksiniz.
İkinci seçerek:
Eğer kiralayan olmazsa, dileyen gelip bürodan istediği mobilyaları alıp götürebilir. Özellikle genç meslektaşlarımız için bu bir fırsattır.
Başvuru: Av. Muhlis Eren 0532.385 36 43
(Sn. Eren’den uygun olduğu saatte randevu alarak gelip görebilirsiniz.)
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Tutuklanma nedenlerimden biri de hakim-savcı mülakatını anlatıp bunu eleştirmemdi.
Yazılı sınavda yüksek puan alan hakim-savcı adayları mülakatta eleniyor. Bu da yargıda siyasi kadrolaşmanın önünü açıyor. Buyrun👇
Deniz Göktaş’ın avukatı Metin Aslan ile konuştum. İki özel bilgi paylaştı…
Bir: Deniz tutuklama sonrası avukatlarına “neşemizi çalamayacaklar” demiş.
İki: Kendisiyle görüşen Kılıçdaroğlu’na “CHP’yi salın” demiş.
Genel Başkanımız Erkan Baş:
"Birkaç gün sonra dünyanın savaş baronları, masum insanların üzerine bomba yağdıran alçaklar, namussuzlar, haysiyetsizler, Epstein belgelerinde adı geçen sapıklar Türkiye'ye gelecekler diye duvarların önüne brandalar çekiyorlar. Harıl harıl boya yapıyorlar. Oraya buraya çiçek dikiyorlar, görüntüyü düzeltmeye çalışıyorlar.
Şu yaşadığımızı dünyanın görmesinden utanıyorlar! Bizi dünyanın görmesinden utanıyorlar ama bunları bize yaşatmaya utanmıyorlar!"
Hukuk/adalet dışı yollarla tutuklu olan babalar yine çocuklarından uzakta! Selahattin Demirtaş, Ekrem İmamoğlu, Tayfun Kahraman, Can Atalay, onlarca CHP’li belediye başkanı, bürokrat, yıllardır, aylardır tutuklu! Öncelikle onların babalar gününü kutluyorum.💐
Kayyum Kemal’in kaybettiği seçimler; sıralı tam liste. Paylaşın, paylaştırın. Butlancıların gözüne sokun ki bir seçim daha kaybettirme gafletine düşmesin!
Çatır çatır İngilizce konuşuyor..
Bizim kızlarda,
Liyakat desen var.
Kültür desen var.
Eğitim desen var.
Başarı desen var.
Sadece araplık ve dini kullanmak yok.
Şu şekil gittikleri Amerika’dan şampiyon olup döndüler erkek futbol takımına ise villa verildi özel uçaklar tahsis edildi ülkenin tüm imkanları seferber edildi sonuç dünya kupasından elenen ikinci takım oldular ülkeyi rezil ettiler
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“Ne yapmalıyım diye çok düşündüm. Ferdi’nin sesi kulaklarımda çınladı. Gitmem gerekirken her gidemediğimde bana; ‘Abi sen orada lazımsın, biz burayı hallederiz’ derdi.
Ben yarın burada lazımım. Grup toplantımızı yapacağız. Ferdi’yi kürsüden anacağız.”
Sayın Rahmi Koç bir bir nükte yapmış arkadaşlar da incinmiş.
Yıllardır lazların aklı saat 12’den sonra çalışmaz deyip Karadenizliler ile alay edilirken biz hiç böyle tepki vermedik. Sizin bu hassasiyetiniz nereden geliyor? Açıklarsanız seviniriz.