Herkese selam
Aylardır yazıyoruz çiziyoruz, hatta 2 yıl oldu ben burada yazmaya başlayalı
Ne kadar işe yarıyor bilmiyorum.
Safsata yayıcılar kadar düşmüyor önünüze biliyorum.
Muhtemelen siz de çoğunluk gibi kafası karışmış bir vatandaşsınız.
Şimdi tam burada yazacağım şeyler özelinde belki bir iki hayata pozitif dokunuruz diye yazıyorum bunları.
Hepiniz birer evlat, çoğunuz eş, kiminiz anne, babasınız Hissettiklerinizi ve koruma içgüdünüzü anlıyorum.
En büyük güven sarsan da şu değil mi, diplomalıların birçoğu aşılamanın öneminden bahsederken az sayıda da olsa bir kısım diplomalılar tam tersini söylüyor ve baya ikna edici hitap tarzları var.
Bu durumda diyorum ki belki beni de etkilerdi bu adamlar, eğer ki bir hekim ve hayatını bu konuya adamış bir mikrobiyolog olmasaydım.
Şimdi birkaç cevap vereyim, belki sizi, iyi niyetle doğruyu arayan insanları doğruya yönlendirebilirim.
Öncelikle topuk kanından başlayalım.
Topuk kanı ile tespit edilebilen birkaç metabolik hastalık var.
Birisini örnek vereyim mesela FKU.
FKU gıdalarda bulunan bir aminoasidin metabolize edilmemesi ile zihinsel gelişimi olumsuz etkilemesiyle giden bir hastalık.
Bazı insanlarda bu metabolizmayı gerçekleştirecek yolakta bir eksiklik oluyor.
Dolayısıyla bu aminoasit artık bir toksin halinde kişiye zarar veriyor.
Ne kadar erken farkedilir özel mama ve diyetlerle ilgili aminoasidin alımının önüne geçilirse çocuk da o kadar normal bir hayat yaşıyor.
Eğer hiç farkedilmezse ise ne yazık ki mental retarde oluyorlar.
Şu an FKU hastalığı farkedilmediği için birçok mental retarde birey varken, FKU hastalığı farkedilir buna uygun takip edildiği için tamamen normal birçok birey var.
Yurtdışında ünlü aktör vb var.
Bunun gibi birkaç hastalık daha var taranan.
Bu kadar önemli ve hayat kurtarıcı bir test insanların hakkı olarak büyük masraflar edilerek tarama programlarına dahil ediliyor.
Bizler esas taranabilecek daha fazla test varsa onlar da karşılansın diye talep etmektense, olanlara bile karşı çıkanlarla uğraşıyoruz.
Ne için biliyor musunuz ?
Bu algıyı yapan doktorlar çalışmayı sevmez, dolayısıyla bilim camiasında kabul görmez.
Kendilerini bilim dilinden anlayan insanlara önemli insan gibi gösteremezler.
Ama büyük insan olma isteği ve grandiyöz hezeyanları var.
Nasıl tatmin olacak?
İşte masum insanlarla bilim arasına nifak tohumu sokup büyük oyunu açıklıyormuş gibi davranarak.
Asla çığır açacak çalışma yapamayacak bu adamlar, sisteme laf edince halk tarafından ilgi görür ve kendilerini önemli hissederler.
Durum bu.
Hele bir de arkalarına aldıkları organize olmuş bir grup var ki karşılarında doğruları savunmak mümkün değil.
Adam komplo teorisi üretiyor, kimsenin bilmediği gizli bilgileri biliyor gibi anlatıyor ve olumlu dönüş aldığında hem manevi olarak iyi hissediyor hem de abuk subuk tedaviler pazarlıyor.
Reklamlar yapıyor sekonder çok sağlam kazanç sağlıyor.
Kısaca aşılardan da bahsedeyim.
Çocukluk çağı aşılarıyla alakalı trilyon tane çalışma var. Çeşidine göre genelde subkutan veya kas içi yoldan yapılırlar.
Aşının içeriğinin kontaminasyondan korunması için kullanılan civa içerikli timerosal, çocukluk çağı aşılarında BULUNMAZ.(Çoğu a��ıdan da kaldırıldı, ancak zaten ABD'de otizmle ilişkili olmadığı da gösterildi de, neyse)
Adjuvan maddeler ise kas içi veya subkutan verildiğinde sistemik dolaşımda olumsuz etki oluşturacağı düzeylerin 1000’de birine bile ulaşamaz.
Bölgesel olarak orada bulunan savunma sistemi hücreleri tarafından yok edilirler.
Bu aşılar gerçekten damar içine verilirse ancak dedikleri olumsuzluklara sebep olabilir ki damar içi kullanılan aşı şu an itibariyle yok zaten.
Eskiden çocuk felci, kızamık vb hastalıklar nedeniyle bir sürü çocuk kaybedilirken, sakat kalırken bugün gelişmiş ülkelerde bu durum sıfıra indi.
Hepsi aşılar sayesinde.
Diyeceksiniz ki e aşı olmasın kızamık geçirsin bağışıklık kazansın.
O zaman da şöyle bir ihtimal var:
Çoğu virüs klirens olmaz, yani tamamen temizlenmez.
Bir yerlerde latent veya dormant kalırlar.
Siz iyileştim sanırsınız 30 yıl sonra SSPE adı verilen inanılmaz tehlikeli bir ensefalit tablosuyla geri dönebilir. Düşük ihtimal ama bu riski almaya değer mi?
Evet aşıların yan etkileri var, tıpkı tüm ilaçların olduğu gibi ama inanın bana tam aşıların yan etki olasılıkları, aşı olmazsa başına o hastalık gelme ihtimalinden ve hastalığın olası komplikasyonlarından çok daha düşük ihtimal.
Mesela son olarak şu asıl kırılmayı yaşadığımız mRNA aşılarından bahsedelim.
Evet mRNA aşıları myokardit yapabiliyor değil mi?
Tıpkı birçok ilacın yan etkisi olduğu gibi onun da böyle bir etkisi olabilir.
Doğrudur.
En sık olarak genç erkeklerde 2. dozdan sonra görülür. Ama yine inanın bana bu grupta bile aslında oldukça düşük ihtimaldir.
Yakın zamanda 20 milyon kişi üstünde yapılan çalışma bu konuya bilim dünyasında son noktayı da koydu zaten ama tabi safsatacılar bunları size ulaştırmadı, farklı algılara devam ettiler.
Bu çalışmaya göre COVID ile enfekte olanların mRNA ile aşılananlara göre kalp rahatsızlığı geçirme ihtimali anlamlı bir şekilde daha yüksekti.
Zaten myokardit ve perikardit viral enfeksiyonlardan sonra görmeyi beklediğimiz önemli komplikasyonlardır ve size ilginç bir şey söyleyim.
Aşıya bağlı gelişen myokardit daha iyi seyirli giderken, viral etkenlere bağlı gelişen myokardit çok daha ölümcül seyreder. Hem ihtimal daha yüksek, hem ölümcül seyrediyor.
Ama aşıya bağlı ihtimal çok daha düşük, gelişirse de selim seyirli.
O ekranlarda sürekli size gösterilen pıhtılar da genelde algı yapmak için alakasız trombozu olan hastaların vb fotoğrafları.
Aşıyla alakası yok yani.
Umarım faydalı olmuştur.
Herkese iyi akşamlar.
Acıyı fırsata çevirmek” adlı çalışma olmuş.
Görgüsüzlüğü ile Instagram’da bilinen fenomen Nevra Bilem, güya okulları eleştirirken, çok üzgün olduğunu anlatırken bir yandan da parfüm sıkıyor, arkasına parfüm linki veriyor.
Bunları takip edenlere yazıklar olsun.
"Dün komşumuz açlıktan öldü, bugün cenazesinde kurban kestiler."
Narin'in mezarını türbeye çevirseniz nafile, bu ülkeden bir yaşam alacağı var!
Hediyelerinizi o ayıcıklara bakan, iç çeken, farkedilmeyi bekleyen kız çocuğuna verseydiniz keşke!
#Tavşantepe Yüksel Güran Tekirdağ
Bu çocuğa ne olur yardım edin.
İstanbul'da Anne-babasını kaybetmiş ve kemik erimesiyle mücadele eden Yiğit, yaşama dedesiyle tutunuyor.
Amca sırtında çocuğu taşırken o anlar kameraya yansıdı. Yardım edin bu aileye lütfen duyurun.
O kadar çaresiz hissediyorum ki. Kim bilir kaç çocuk böyle istismara uğruyor. Bilmediğim görmediğim yerlerde bu yükü yaşamak zorunda olan bütün çocuklardan özür dilerim. Keşke bize sunulan hayatlar bu kadar acımasız olmasaydı.#musasenoltutuklansın
Spor yaparken aynı zamanda kızıyla da eğlenceli vakit geçiren baba sosyal medyada beğeni topladı.
_
#DilanPolat | Galerici Şahin | Ganyotçu Arif | Deniz Gezmiş | #sigara https://t.co/PjNMCC0ujG
O titrek iç çekişler… 😔
Bu yavrunun masum ve korkuyla bakan gözlerine sebep olanların hesabını sen sor Allah’ım..
——
Muhammed Yakut #ElKassamTugayları Çorum Ender Saraç Resmi Gazete'de Recep Tayyip Erdoğan