Düşmesin bizimle yola:
evinde ağlayanların
gözyaşlarını
boynunda
ağır bir
zincir gibi taşıyanlar !
Bıraksın peşimizi
kendi yüreğinin kabuğunda yaşayanlar !
Nâzım Hikmet
Opinião impopular: homens se sentem mais livres pra trair durante a gestação e o puerpério pq usam o filho pra prender a mulher a eles já que na cabeça deles nenhum homem vai querer uma mulher com filho
kadının en basit duygusal ihtiyaçlarını bile 'taş fırın erkekliği' adı altında görmezden gelen sorumsuz bir eş örneğiydi. karısı talebini açık açık dile getirmesine rağmen önemsemiyordu.
one of the biggest signs your self concept is evolving is that you stop taking everything personally. someone else’s mood doesn’t automatically become your responsibility, a delayed response doesn’t instantly become proof you’re unwanted. you stop treating life like it’s happening against you. your mind isn’t constantly trying to make every event mean something about your worth.
Kadının çalışması meselesine hep iki uç noktadan bakıyoruz. Çalışmamayı tembellik, çalışmayı ise fıtrata ters görme algısı arasında gidip geliyoruz.
Çalışanlar ürettikçe iyi hissettiğini söylüyor, çalışmayanlar ise çalışanları eleştiriyor. Halbuki meseleye şöyle baksak?
İnsan durağan değil, üreten bir varlık. Üretmek, anlam katan işlerin peşinde olmak insana şifadır; boşluk ise depresyondan tutun her türlü hastalığa davetiye çıkarır. Bir kadın evde sadece duruyorsa, bütün gün televizyon başındaysa, kendine ve çevreye hiçbir katkısı yoksa bu elbette tembelliktir ve fıtrata terstir.
Ama saatlerce evden uzak kalıp, dışarıda erkek dünyasının kurallarıyla yarışıp yıpranmak, dönüşte bir de ev işi ve çocuk sorumluluğu taşımak da kadına zulümdür. Çünkü kadının fıtratı ev eksenli yaşamaya daha uygundur.
Asr-ı Saadet’e baktığımızda da bunu görürüz. Kadınlar hayatın tam merkezinde, üretimde aktif rol alıyorlardı ama yaşam alanlarını feda etmeden yapıyorlardı bunu.
Hatırlayalım; Fatıma radiyallahu anha evinde un eğirirken elleri nasır tutacak kadar emek veriyor, yorulduğunda Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'den bir yardımcı istiyordu. Zeyneb annemiz evinde deri işliyor, el emeğini satıp onunla sadaka dağıtıyordu, hatta bu üretkenliğiyle bilinirdi.
Aralarında evini bir nevi güzellik merkezine, kuaföre çeviren, kadınlara orada hizmet veren sahabe hanımlar vardı. Aişe radiyallahu anha ise evini bir üniversiteye, ilim yuvasına dönüştürmüştü; ümmetin dini orada şekilleniyordu.
Yani kadının emeği vardı, parası vardı, ilmi vardı ama mekanı ev eksenliydi.
Üstelik fıtrat sadece cinsiyetten ibaret değil; mizaç, zeka ve beden gücü de fıtridir. Kimi kadın daha narindir, evde kalmayı sever; kimi bedenen daha güçlüdür veya zekası pratik üretime çok yatgındır, daha hareketli bir hayat ister.
Bu tartışmalar ne zaman son bulacak, ne zaman doğru değerlendirmeler yapacağız?
Ne zaman ev hanımı denilince akla sadece tv izleyip dedikodu yapan profil gelmekten çıkacak ve çalışan kadına yüklenen bu ağır zulüm ne zaman bitecek?
Ve en önemlisi; bu kadınlar aynı gemide olduklarını fark edip birbirine sataşmayı ne zaman bırakacak?
Tabii bir de meselenin erkekler boyutu var. Kadının sırtındaki bu ağır yükü hafifletmeye yönelik somut bir adım atmadan, uzaktan kadın fıtratı üzerine teoriler üretmek, bu alanda durmadan atıp tutmak maalesef çok can sıkıcı. Pratik bir sorumluluk üstlenmeden sadece fikir beyan etmek, çözüme hiçbir katkı sağlamıyor.
Bir kadını sadece doğurganlığı üzerinden değerlendirmek, kadının hayattaki yegane görevi ve işlevi doğurmakmış gibi düşünmek, tüm hayat planını doğurmaya yönelik yapmak, bu doğurganlığa kendinizce -doğruluğu olmayan- bir sınır koymak, o sınırı aştıktan sonra işlevselliğini yitirmiş gibi muamele etmek, kadını bir birey olmasından önce doğurganlığı ile değerlendirmek bunlar tamamen taş devrinden kalma şeyler. 2026 yılını yarıladık taş devrine geri dönmeyi nasıl becerdiniz merak ediyorum doğrusu. Hele de bunu ifade eden kişinin kadın olması çok daha üzücü. Bu arada 30 yaşından sonra da pekala sağlıklı bir gebelik geçirebilirsiniz kaldı ki 22 yaşında riskli bir gebelik de geçirebilirsiniz. Bu dediklerimi dikkate alın bi bildiğimiz var da konuşuyoruz