Kahramanmaraş'taki okul saldırısında hayatını kaybeden 11 yaşındaki Adnan Göktürk Yeşil'in babası:
Okulunda 5. sınıftaydı ve deneme sınavında okul ikincisi olmuştu. Madalya taktılar, çok mutluydu.
Rahmetli olan öğretmenini, özellikle matematik öğretmenini çok seviyordu.
Başarılıydı, çalışkandı. İnançlı, dürüst, vatanını milletini çok seven bir evladım vardı.
ABD hava saldırısında hayatını kaybeden 3. sınıf öğrencisi Mikaeil Mirdoraghi’nin annesi:
• Akşam yemeğini onun için hazırlamıştım. Yemek yerken bana şöyle dedi:
“Anne, yaptığın yemek cennet gibi.”
• Ben de ona, “Oğlum, bunu neden söylüyorsun? Daha önce hiç böyle dememiştin.” dedim.
• O gece yaptığı tüm bu şeyler sanki ona ilham edilmiş gibiydi. Bütün bunları öldürülmeden bir gece önce yaptı. O gece ayrıca dua etti ve Kur’an okudu.
• Sabah olunca bana, “Anne, benim fotoğrafımı çek.” dedi.
• Bu çocuk bir melekti. Sürekli şöyle derdi:
“Benim adım Mikaeil. Mikaeil, Tanrı’nın meleği demektir. Bir dileğiniz varsa bana söyleyin, yerine getireyim.”
• Gerçek tam olarak budur. Hiçbir şüpheli şeyin olmadığı bu okula füze atan kalpsiz Amerika’ydı. Ben kendim Minab’da dört yıl yaşadım.
Sonuçlar efsane ahahaha erkekler kedilerin verdiği sinyalleri pek anlamadığı için, kediler onlara daha fazla sesleniyormuş ama kadınlar daha dikkatli olduğu için çok seslenme ihtiyacı hissetmiyormuş kediler ahahaha
Chelsea have beaten Champions League, Europa League, English, Spanish, and French league champions but they couldn't beat Arsenal because Arsenal haven’t won anything.
Ben Ünyeliyim. Hocamızı da bizzat Ünye’den biliyorum.
Hiç yoksa Abdullah hocamın yetiştirdiği 50 arkadaşım vardır.
O arkadaşlarımın hepsi de vatana, millete faydalı insanlar olabildiysek hocamızın sayesindedir derler bugün hala.
Kendisi iki doktor babası, dede, yüzlerce öğrencinin öğretmeni ve harika bir insandı.
İleri evre akciğer kanseriydi, iyileşme ihtimali çok düşüktü ama Göğüs hastalıkları uzmanı olan kızının da yoğun çabasıyla yakın zamanda bir mucize gerçekleşmişti.
Kanseri yenmişti Abdullah hoca.
Giresun’da maddi hasarlı bir kaza sonrası İLHAN İHTİYAROĞLU denen 38 yaşında bir şerefsiz tarafından demir levyeyle katledildi.
68 yaşında, kanseri yeni atlatmış savunmasız bir adamı canavarca hislerle katleden bu şerefsizin gün ışığı görmemesi gerekiyor. #AbdullahCoşkun için ADALET İSTİYORUZ!!!
Prof. Dr. Erhan Afyoncu:
• Kürtçülüğün önüne geçilmeli. Terörün altyapısını hazırlayan bu fikir ve yoldaşlarıdır.
• Devletin zeminine dinamit konmak isteniyor.
• Acil müdahale edilmeli.
• Dünya'nın başka bölgelerinden mesela Çin'de yaşam zorluğu çeken Türkleri(Doğu Türkistan) getirmeliyiz. İsrail bu sistemi uyguluyor.
• Bugün Amerika olmasın, Rus ordusu İspanya'dan çıkar. Karşısında durabilecek hiçbir ülke yok.
•Çünkü Avrupa, İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaşma kabiliyetini kaybetti.
•Dünyada şu anda fiilen savaş vermekte olan 3 ülke kaldı; ABD, Rusya ve Türkiye...
• Osmanlı Devleti, Doğu'dan mütemadiyen devam eden Türkmen göçü sayesinde kuruldu ve bir imparatorluk oldu.
• Fethettiği yerlere kalabalık Türkmen kitleleri yerleştirebildiği için Rumeli vatan oldu.
• Türkmenler’in göçü 16. yüzyılda Safevî Devleti’nin kurulmasına kadar devam etti. Safevî Devleti'nin kurulmasından sonra Türkistan ile Anadolu arasındaki bu göç kanalı kapandı.
• Osmanlı Devleti, Orta Avrupa'da yeni fethettiği yerlere yerleştirecek Türk nüfusu bulamadığı için bu bölgelerdeki hakimiyeti Balkanlardaki kadar kuvvetli olmadı.
• Türkiyeli diye bir şey olmaz. Kalkıp bizim kendimizi nasıl ifade edeceğimize başkaları karar veremez. Biz kendimizi ifade ederiz.
Biz Türk'üz. Bu ülkede kimliğimizi söyleriz.
•Türkler, cesurca "Türk’üm" diye haykırmadıkça, azınlıklar azıtıyor.
•Yunanistan'a:
“Bizim en kötü zamanımızda Anadolu'yu işgale kalktınız, Atatürk sizi Ege'de denize döktü.Bu savaşı kazanma ihtimaliniz yok.”
•Rum yok, Bulgar yok, Türk yok; hepimiz Osmanlıyız.’
Bu, bugünkü ‘Türkiyelilik’ kavramına benzer.
Dün tutmamıştır, bugün de tutmaz.
•Üniversite mezunu 25.000 TL'ye çalışırken, eli tornavida tutan 4-5 katı para alacak.
Türkiye böyle bir duruma gidiyor.
• Eğitimde reform şart.
Zorunlu eğitim 12 yıldan 8'e düşürülmeli.
Üniversite kontenjanları ve eğitim süresi azaltılmalı.
İlkokullarda öğretim yerine eğitim ön plana çıkmalı.
•Devrin şartlarına intibak edemezseniz yok olursunuz. Nüfus meselesini çözmediğimiz takdirde yok oluruz, açık ve net söylüyorum.
Devletin ailelere teşvik vermesi lazım. Bugün en önemli problemlerden biri, kadınlar çalıştığı için çocuk yapamıyor. Kadınlar çalışmak zorunda.
Devletin annelere en az 2 yıl ücretli izin vermesi lazım. Eğitim meselesinin çözülmesi lazım. Teşvikler artırılırsa, eğitim kalitesi artırılırsa ve bunlar hızlı şekilde yapılırsa nüfus sorunumuz çözülür.
•Bizim kimliğimizi sınırlamaya kalkmasınlar, biz Türküz!
Otobüsü 15 dakika geciktiği için bir jandarma personelinin silahla vurmaya kalktığı 20 yaşındaki personel genç:
"Otobüs 15 dakika geç geldi diye bir jandarma personeli tarafından silah çekilip, tetiğine basılıp, silah tutukluluk yaptı diye ölmeyen bir kardeşinizim."
Bugün Erem Şentürk’ü dinlerken konuyla ilgili kafamda bir aydınlanma oldu. Araştırdım: Avrupa’da, Amerika’da doğum oranlarını artırmak için neler yapılmış? Ortak ebeveyn izinleri, maaş destekleri, nakdi teşvikler… Ne ararsan var. Sonuç? Sıfır!
Çünkü meseleye yanlış yerden yaklaşılıyor. Bir anneye iki yıl izin vermekle kimse “dur, hemen çocuk yapayım” demez. Ya da “emekli maaşına bağlanırım, o halde altı çocuk yapayım” diye düşünmez.
Asıl mesele, çok çocuk sahibi olmanın kültürel olarak prestij sayılması. Kazakistan’da teşviklerin karşılık bulma sebebi bu! Çünkü kültürel altyapı hazır. Ekonomik teşvikler orada yalnızca süreci kolaylaştırıyor.
Kritik nokta şu: Eğer çözümü sadece ekonomik desteklerde ararsak, en hayati meselemizi yanlış yerden ele almış oluruz. Bu öyle bir alan ki, “yanıldık, baştan deneyelim” deme lüksümüz de yok. Tren kaçtı mı kaçar!
Nüfusu artırmak isteyen bir ülke, önce kültürel zemini inşa eder. Mesela 1+0 konutlara ruhsat vermez! Zira o mimari tercih bile tek başına bir hayat tarzını dayatır. Aynı şekilde toplu konutları geniş avlularla, çocuk oyun alanlarıyla tasarlar. Dizilerde ve reklamlarda küçük ama yalnız hayatları değil, çok çocuklu ve güçlü aileleri yüceltir. Okullarda aile sosyolojisini ders yapar, üniversite burslarını çok çocuklu ailelerin evlatlarına öncelikli kılar. Şehir planlamasını park, kreş, çocuk kütüphanesi ve güvenli ulaşım ağı üzerine kurar. Vergi sisteminde ve iş dünyasında çok çocuklu aileleri destekler, onlara özel avantajlar tanır.
Çünkü nüfus “para” ile değil, mimariyle, kültürle, eğitimle ve prestijle büyür. İnsanların yaşadığı evden izlediği diziye, çocuğunu götürdüğü parktan işyerindeki statüsüne kadar her şey, aileyi ya daraltır ya da genişletir!