Bilgi Üniversitesi olayı bize ne anlatıyor, ne anlatmıyor?
Öncelikle verilen yanlış kararın geri alınmasına tüm kalbimle sevindim. Fakat sevincim sistem ya da üniversiteyle ilgili değil. Sevincim mağdur olacak öğrenciler, akademisyenler ve diğer emekçiler için.
Kararın geri alınmasına bakarak, demek ki karar alma sistemi yanlışından dönebiliyor ya da toplumun sesi karar alma mekanizmasında yankı buluyor gibi okumalar yapmak doğru değil bence. Boğaziçi Üniversitesi direnişi 2021'den beri devam ediyor. Orada yapılan haksızlıkların, yaşanan mağduriyetlerin bini bir para. Daha birkaç gün önce, yıllardır maruz bırakılmadığı baskı kalmayan, hastalığını bile, hasta hasta hastaneye giderek ispatlamak zorunda bırakılan Tuna Tuğcu hoca hukuksuz bir kararla işinden atıldı. Hocanın bahar yarıyılında verdiği ders, o dersi alan öğrenciler ne olacak kimse bilmiyor. Kimin umrunda?
Bir cumhurbaşkanı kararıyla üniversite kapatılmamalı. Kesinlikle. Ama bir cumhurbaşkanı kararıyla köylülerin evleri, toprakları, köyleri, zeytinlikleri ve ormanları ellerinden alınıp maden şirketlerine veriliyor. O köylüler bu hukuksuzluğa karşı çıktıkları için türlü türlü baskıyı göğüslemek zorunda kalıyor. Esra Işık tutuklanıp hapse atılıyor. Kimin umrunda?
Bir cumhurbaşkanı kararıyla üniversite kapatılmamalı. Kesinlikle. Ama bir cumhurbaşkanı kararıyla halkın ormanları, sen artık orman değilsin denilerek ranta açılabiliyor. Yıllardır bağıra bağıra sesimiz kısıldı. Kimin umrunda?
Bilgi kararının geri alınmasında hangi mekanizmalar işledi, hangi hesaplar yapıldı bilemem. Bildiğim tek şey, konunun demokratik tepkilerle, hak-hukuk mücadelesiyle ilişkili olmadığı. Bildiğim tek şey, berbat işleyen bir sistemin kapatma kararında olduğu gibi geri alma kararında da işlediği. Bilgi'de okuyan, emeğinden başka gücü olmayan binlerce öğrenci olduğu gibi parasının gücüyle var olanlar da var. Tahmin ediyorum ki geri alma kararında onların çevresinin etkisi çok büyüktür. Kamuoyunun ve üniversite bileşenlerinin demokratik tepkilerinin etkili olduğunu hiç ama hiç sanmıyorum. Keşke öyle olsa. Keşke Boğaziçi'nde, Akbelen'de, ülkenin dört bir yanında yaşanan haksızlıklar da ortadan kaldırılsa. Ama hayal görmeyelim. Onlarda para yok çünkü.
Uzun sözün kısası, kapatılma kararının geri alınması güzel. Ama kapatma kararı gibi geri alma kararı da kötü işleyen bir sistemin ürünü. Esas mesele bu sistemin kapatılması.
Her şeye rağmen, öğrenciler, akademisyenler ve diğer emekçiler adına mutluyum. Bu da bir şey.
Bu rektör yokken Türkiye'nin en yüksek puanla öğrenci alan bölümü olan Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümünün eski başkanı, ülkenin teknik bilgisi en yüksek bilgisayar hocası Prof. Dr. Tuna Tuğcu, savunma hakkı bile kullandırılmadan kamu görevinden çıkarıldı.
8 yıl önce Atatürk Havalimanı’ndan 45 kişiyi katleden IŞİD’ciler tahliye edildi.
46 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan katiller serbest bırakıldı;
...ama Silivri, tüm muhaliflerle dolu
''Artık "ileride düzelir" diyemezsiniz. Artık "şimdi olmaz, zamanı değil" diyemezsiniz.'' Kübra Evliyaoğlu yazmış: (Bu hayatı daha önce yaşadın) https://t.co/z2gumA7Hr3 @_Hypatiawoman_
2010'larda askeri birliklerin İstanbul’dan taşınması tartışılırken AKP'liler, boşalacak arazilerin asla satılmayacağını, imara açılmayacağını, yeşil alan olarak kalacağını ya da en fazla “kamusal fayda” için kullanılacağını defalarca vaat etti.
23 yıllık AKP iktidarında İstanbul’daki 171 bin 998 hektarlık askeri alanın %90’ı imara açıldı.
Mert adamlar değil mi?
Ülke hırsızlar için cennet vatan haline geldi.
THY ile yaptığım seyahatte, kabin içinde arkadaşım para çaldırdığı için ihtiyaten, valize yedek cüzdan koydum. Ülkeye döndükten sonra kilitli teslim edip kilitli teslim aldığım valizin açılarak içinden paraların alındığını gördüm.
İnşaat toprağı falezlerden aşağı dökülmüş. Kimsenin umurunda değil. Önde görünen koltuk da doğaya atılmış bir koltuk takımı.
Ne çok severiz oysa şu güzel toprağı!
Antalya Altıntaş
Biz size ne yaptık ya?
"14 senelik maden işçisiyim 5 aydır maaş alamıyorum. Sesimi duyurmak için 9 günde 190 km yolu adım adım yürüdüm geldim. Gözaltına alındım."
#MadencininEliniTut
Türkiye’nin çocuklarını kim kurtaracak sorusunun cevabı da burada yatıyor. Onları, felaket sonrası yüksek sesle konuşanlar, tv yorumcuları, sıcak gündeme dair bir hafta sonra unutulacak röportajlar değil felaket gelmeden önce sessizce, istikrarlı biçimde çalışanlar koruyabilir.
Ama bunun için bir yüzleşme şart. Seyirci kalmayı bir hak, sorumluluk almayı bir saflık olarak gören bu kolektif zihniyet değişmeden, hiçbir öneri, hiçbir “çözüm listesi” gerçek bir karşılık bulmaz.
Bu bile yetmez, toplumun bu kendi birikimi etrafındaki çözümleri siyasetin bir taahhüdü haline de getirmesi gerekir. Başkanların belirlediği listelere oy vererek iktidarı değiştirebilirsiniz ama düzeni değiştiremezsiniz.
dehşete düşmüş bir toplumun bütün arızalarını ortaya dökmesi sürecin bir parçası, bana göre asıl sorun bunları ele alacak ve bilinçlendirecek, çözüme doğru ilerletebilecek politika üretiminin ne sivil toplum yoluyla ne siyasetteki mekanizmalarla yapılamaması, basını da unutmayalım
iki çocuk dışarı çıkıp birer simit yiyip birer meşrubat içse 500 lira. iki ergen bi sinemaya gidip birer kahve içse 1.000 lira. çocukları sanal dünyaya hapseden sizsiniz
Hah çocuğun otizmli olduğuna dair söylemler de başlamış hemen. Aferin, suçu direkt psikiyatrik sorunlara atın da hali hazırda eğitim hakkı gasp edilen, ayrımcılık ve zorbalık uygulanan, ailenin insan üstü çabalarıyla okuyabilen kalan bir iki tane çocuğumuz da okullardan atılsın.
deprem olur 50 binden fazla insan ölür bir kişi istifa etmez, otel yanar 78 kişi ölür bir kişi istifa etmez, iki günde iki okula öğrenci ve öğretmenlerin öldüğü saldırı olur bir kişi istifa etmez. her şeye yetkileri vardır ama hiçbir şeyde sorumluluk almazlar. #yusuftekini̇stifa
Yapılacak pek çok tahlil için mutlaka kullanılması ve göz önünde bulundurulması gereken temel bir veri. Daha da temel eğitim süresini kısmayı düşünüyor hile hurda profesörü.
Silahlar patlarken camdan atlayan çocuklar, o çocukları tek tek yakalayan öğretmen :(
Okul helasına sabun koyamayan derken çocuklarını bile koruyamayan devlet.
@SedefErken@bulentmumay Müdür olarak da albay atasınlar oldu olacak. Çocuklar sıkışmış, nefes alacak yerleri yok. Ailelerin içinde de okulda da. Öğretmenler tamamen itibarsızlaştırılmış. Eğitim desen çöp. Kolluk kuvveti ile çözecekler konuyu. Yarı açık cezaevi…