Fon vurgununun AKP ve YENİ Parti arasında bir siyasi atışma olmadığını unutmamamız lazım. AKP şu anda bunu böyle çerçevelemeye de çalışıyor. Konu hepimizi ilgilendiriyor ve İYİ Parti’den Burak Dalgın da bu videoda güzel özetlemiş. Kurumsal bozulma ve yapısal ihmalkarlık dün depremde, yangında, bugün fonda, yarın başka yerde karşımıza çıkacak…
Tam 32 sene önce bugün, 11 Ekim 1994 tarihinde, Erzurum’un Tekman ilçesine bağlı Katranlı ve Taşkesen köylerinde görevli 5 öğretmeni kaçıran PKK’lılar 4 öğretmeni vahşice kurşuna dizerek katletti.
Öğretmenlerden Ali Bulut, Nurullah Saraç, Ersoy Yorulmaz ve Rakıp Köse’nin cesetleri Çat’ın Düzyurt – Yalınca mevkiinde bulundu. Kaçırılan öğretmenlerden Elazığ-Kovancılar doğumlu Yılmaz Çaykara ise serbest bırakıldı.
PKK, kendi yayın organı Serxwebun’un 1994 Ekim sayısında bu insanlık dışı katliamı üstlendi.
Yetkililer, katliamı Delil kod adlı Suriye uyruklu Halil Osman ile Mustafa kod adlı Serhat Sever ve Hacı kod adlı Mehmet Kış’ın yaptığını bildirdiler.
PKK tüm bu ve benzeri tüm eylemleri bizzat Öcalan'ın "Bölgede T.C kimliği taşıyan hiçbir kamu görevlisi kalmasın" talimatı üzerine gerçekleştirdi.
Aynı Öcalan şimdi "Toplum bana niye tepki gösteriyor anlamıyorum." diyerek, alemi kör, milleti aptal sanıyor.
Unutuldu sanıyor herhalde.
Ne şehitlerimizi ne de onlara kıyan vatan haini soysuzları vallahi de, billahi de unutmayacağız!
Şehitlerimizin aziz ve asil ruhları şad olsun.
Kahrolsun insanlık düşmanı PKK!
Uğur Poyraz Akbaşoğlu'na Sordu! “Hangi Hırsızla İlişiğini Kestiniz?”
TBMM Genel Kurulu'nda Selcan Taşçı'nın açıklamalarının ardından AKP'li Muhammed Emin Akbaşoğlu yanıt verdi.
Tartışmaya katılan Uğur Poyraz ise Akbaşoğlu'na “Hangi hırsızla ilişiğini kestiniz?” sorusunu yöneltti.
Mevcut hakim ve savcıların birçoğu yani “yargı” neden tarafsız ve bağımsız değildir?
Baroları seçimle elde edemeyince sözde bir kanunla bölüp iktidar yanlılarını topladıkları 2. Barolardan birinin başkanı çok güzel özetlemiş.
Çünkü artık gerçekten hiç utanmıyorlar.
Bilakis “yapabildikleriyle” gurur duyuyorlar.
Herkes nelere “muktedir” olduklarını bilsin ve hatta tam bu yüzden yanlarına geçsin istiyorlar.
Haklıdan değil güçlüden taraf olmayı, başkalarının hakkını yemeyi, yedirmeyi adeta yeni bir ahlak anlayışı gibi gururla pazarlıyorlar.
Ülkedeki siyasal İslamcılığın dini kardeşlik söylemi, ekonomik çıkar ilişkilerini denetleyen ahlak mekanizması olmaktan çıkalı sittin sene oldu. Günaydın.
Artık tek işlevi var: İlişkilerin üzerini örten bir güven mekanizmasına dönüşmüş olmak…
Fakat bu son skandalda çok çok trajik bir hal var. O da şu ki artık mağdur da aynı dünyaya ait…
Dolandırılanlar yalnızca parasını kaybetmedi, yıllarca kendisini ait hissettiği çevrenin ahlaki güvenilirliğini sorguluyor nihayet. Çünkü onun da cüzdanı mağdur.
VATANDAŞ NASIL YANILMASIN?
- Tera Holding Başkanı TÜRGEV'de misafir ediliyor,
- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesine onur konuğu olarak kabul ediliyor,
- Anadolu Ajansı'nda 10 tane haber var,
- A Haber'de yüzlerce saat yayın var Tera Holding,
- Hedef Holding, Pusula Holding hakkında Sermaye Piyasası Kurulu hiçbir şikâyeti dikkate almıyor,
- Ramazan Başak diye bir ferdivahit bir kahraman Tera Holding ismini ağzına aldığı için iki kere gözaltına alınıyor,
- Bankacılık Düzenleme Kurulu Bu dolandırıcılara banka kurma izni veriyor,
- "Tera Holding" ifadesi geçen "tweet"ler olumsuzsa bir saatte yasak yiyor,
- Cumhurbaşkanı Başdanışmanı, Cumhurbaşkanlığı Üst Kurul üyeleri, Cumhurbaşkanı danışmanları, Eski Başbakanlık Danışmanı, AK PARTİ'li siyasetçiler, çocukları, Hazine Bakan Yardımcısının damadı, BDDK üyesinin oğlu buralarda görev yapıyor.
Bu liste size normal geliyor mu?
İstanbul 2 No’lu Baro’da yapılan seçimlerde AKP’nin destek verdiği, Akın Gürlek’in avukatının da yönetim listesinde olduğu aday, bağımsız islami gruplar ile Milli Görüş kökenlilerin destek verdiği Rıza Saka’ya karşı seçimi kaybetti.
Ancak seçimi kaybeden Ali Kasım Tuna oy farkının az (6) geçersiz oyların yüksek (31) olması sebebiyle sonuca itiraz edildiğini açıkladı.
AKP’nin seçimle kaybedip zor aygıtlarıyla gaspettiği belediyelerin akıbeti İstanbul 2 No’lu Baro için de aynı olacak mı göreceğiz.
Fon soygununda da gördüğümüz üzere, İslamcının İslamcıdan çaldığı bir düzende her şey mümkün.
Hep soylemisimdir. DEM ve muadili siyasi olusumlar, emperyalizmin ortadogudaki ileri karakolu ve besili inegidir. Kullanisli birer aparattir. Topla cikar, carp böl ulasilacak sonuc budur.
Cengiz Çandar, "DEM Parti Erdoğan'ı destekleyecek mi?" sorusunu yanıtladı: “Eşit vatandaşlık sözü verirse, o zaman duruma bakılır”
https://t.co/IJ8slz3x6u
Bir hukukcu olarak degil, bir insan ve yurttas olarak UTANIYORUM. Bir an icin kendinizi bu beyefendinin yerine koyun ve hissettiginiz duyguya odaklanin. Bu millet hukukun onemini ve degerini ne zaman anlayacak? Bu kadar keyfilik yetmez mi artik?
"Sırf Avukat Olmak...": Avukatlar Herhangi Bir Kişi Olarak Kabul Edilemez.
Foça Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde yürütülen soruşturma dosyalarında avukatların dosya inceleme taleplerinin vekaletname sunulmadığı gerekçesiyle reddedildiği, hatta vekaletname sunulmasına rağmen dosya inceletilmediği yönünde gelen yakınmalar üzerine Foça Cumhuriyet Başsavcılığına Avukatlık Kanununun 1., 2. ve 46., Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 5., 6. ve 8. maddeleri ile avukatların vekaletname sunmaksızın soruşturma dosyalarını inceleyebileceğine ilişkin Yargıtay kararlarını, ayrıca Adalet Bakanlığı görüşünü, Kişisel Verileri Koruma Kurulu kararlarını hatırlatan yazı yazılmış ve avukatın yargının kurucu unsuru olduğu vurgulanmıştır.
İzmir Barosu olarak mesleki faaliyetimizi yürütmemizi engelleyen uygulamaların karşısında durmaya, bu alanda mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz.
Foça Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen yazıya aşağıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
https://t.co/SXYfDCcC3b
Hakim ya da savcı olmak isteyen öğrencilerime duyurulur. Diğerleri taşlı tozlu engebeli yollarda düşe kalka ilerlemeye çalışırken siz (eğer vicdanınız elverirse) 2. https://t.co/JsnbNanT8g baro üyeliğinin sağlayacağı business class biletle hedefe ulaşabilirsiniz.