Okuduğum makalede Jacques Spaey’den şu alıntı vardı:
Hiçbir şey ne tek hamlede başarılır ne nedensiz doğar ne de sonsuza tek kesin kalır. İnsan kendisini belirsizliğin ve riskin ortasında icat eder ve yaratır.
Deniz suyu tatlı olsaydı, muhtemelen herkes onu şişelere doldurup sahiplenmek isterdi. Oysa denizi özgür kılan, tuzlu oluşudur. Belki de bizi biz yapan da kusur sandığımız o “tuzlu” yanlarımızdır. Özgünlüğümüz biraz da o tuzda saklıdır.
Modern Türk tarihçiliğinin şekillenmesinde önemli rol oynayan; şair, yazar ve devlet adamı Mehmed Fuad Köprülü’yü saygıyla anıyoruz.
#TarihteBugün#FuadKöprülü
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
BİR ÂLİMİN ARDINDAN
İlber Hoca Hakka yürüdü. Biliyoruz ki her canlı ölümü tadacaktır. Fakat üzülmemek mümkün değil.
Pazartesi günü ikindi namazı sonrası Fatih Camiinde kılınacak cenaze namazı sonrası defnedilecek. Allah rahmet eylesin, mekanı cennet olsun.
Yıllarca bir dost, meslektaş olarak yurt dışında ve yurt içinde çeşitli etkinliklerde yer aldık. Gerçek bir vatansever, ama aynı zamanda objektif iyi bir tarihçimizdi ve yabancı bilim adamları onun olduğu toplantılarda hep çekingen davranır, ileri geri konuşamazdı. Yeri zor doldurulur.
Ancak vefatından sonra bazı kendini bilmez, üstelik Prof. titrini de taşıyan tarihçi sıfatlı boş kişiler, onu, yok siyonizmin adamı, yok namazla ilgisi olmayan, kötü bir tarihçi gibi ahlâksızca kötülemeye çalışıyor.
Altın altındır. Yere düşmekle değer kaybetmez. Ama eşeğe altın semer taksan da eşektir. Kedi uzanamadığı ete mundar dermiş. Bu gibiler, İlber Hoca’nın toplum nezdindeki sevgisine ve uluslararası camiadaki itibarına ulaşmaları bir yana, onun insanlığına ve inancına da ulaşmaları da mümkün değildir.
Buna bizzat şahit olmuş biri olarak söylüyorum. O inancını reklâm olsun diye yerine getiren bir kişi değildi. Ankara kalesindeki Selçuklu camileri imamları ve cemaatleri onu iyi tanırlar. O, birlikte kendisiyle namaza gidenlere Uludağ lokantasında yemek ısmarlardı.
Bugün maalesef ona iftira edenler, hem insanlık, hem de ilim adına bir utanç âbideleridir.
Yazık. Ölmeden yüzüne konuşamayanlar, ilmî acziyetin ne denli mensubu olduklarını gösteriyorlar.
İlber kardeşim. Senin ortaya koyduğun eserler, insanların doğru bilgileri öğrenmelerine vesile olarak amel defterinin kapanmamasını sağlayacak, iftira eden ve sırf ideolojilerine hizmet eden güruh için ise, huzur-ı mahşerde, insanlara gerçekleri anlatmadıkları için en ağır cezayı hak edeceklerdir.
Ruhun şâd, mekânın Cennet olsun. Nurlar içinde yat.
“Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, anbean insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer. Kader, gaipten yazılmaz. İnsan, kaderini kendi yazar.”
İLBER ORTAYLI