Bugün, yazar, gazeteci ve fikir adamı Nihat Genç'in aramızdan ayrılışının birinci yılı.
Onu Balyoz ve Ergenekon kumpas davalarının mahkeme salonlarında tanıdım. O, gerçek bir Kuvvacının ve devrimci Kemalistin günümüzdeki en güçlü temsilcilerinden biriydi.
Yazdıkları ve söyledikleriyle kamuoyuna her zaman şu temel tercihleri tokat gibi sorgulatırdı: Kişisel mutluluk mu, toplumsal mutluluk mu? Bedensel refah mı, vicdani ve ruhsal refah mı? Ben mi, biz mi? Erdem mi, kurnazlık mı? Akıl mı, dogma mı? Millet mi, ümmet mi? Türk mü, Türkiyelilik mi? Onur mu, kölelik mi?
Nihat Genç, hayatı boyunca daima ilk seçeneklerin bayraktarı oldu.
Onun adı, her zaman mücadelenin, direnişin ve kendine güvenen vatanseverliğin sembolü olarak yaşamalıdır. Genç kuşaklara, Sakarya Meydan Muharebesi'ni kazanan o yüzde 1'lik iradenin aslında bir milleti ayağa kaldırmaya yettiğini hatırlatmalıdır.
Nihat Genç, Sakarya'daki %1'dir. O ruhu bu topraklardan silmeye kimsenin gücü yetmeyecektir.
Vefatının birinci yılında değerli ailesine, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve başsağlığı diliyorum.
Rotası cennet olsun.
@ww3mediaa Amerika ve İsrail’in İran da başarısız olduklarını anladılar ve söylemleri nasılda değişti. Bi dalyarak kalktı sıraki İran Türkiye dedi bu aptal yunanlarda yine boş hayallere kapıldı. Kesinlikle düşmanı küçümsemiyorum ama bunlar gerçekten zavallı
Banning Cenk Uyghur and Hasan Piker from entering the UK is an absurd and cowardly decision from an increasingly authoritarian government.
Let us call this what it is: an attack on the freedom to criticise Israel, as well as the UK government’s own complicity in genocide.
It's an honor to have made Israel's enemies list. I'm very proud to have fought against their genocide.
The mighty United Kingdom is afraid of speech that shows you who's responsible for those war crimes. But no amount of censorship will get us to stop telling the truth.