Üzerinizdeki o ağırlık sizin olmayabilir
İkinci el bir palto alıyorsunuz.
Antika bir sandalye buluyorsunuz. Anneannenizin sandığından bir yüzük çıkıyor.
Bunları zevk meselesi sanıyoruz.
Rengi tuttu, fiyatı uygundu, eve yakıştı.
Kadim inanışta ise eşya hiçbir zaman sadece eşya değildir.
Psikometri diye bir kavram var. Yüzyıllardır anlatılır.
Der ki cansız nesneler, uzun süre kaldıkları elin baskın duygusunu üzerine alır. Ahşap ve doğal kumaşlar gözenekli olduğu için bunu en çok onlar taşır. Sadece toz tutmazlar.
Sessiz kalmış anıları, konuşulmamış kaygıyı, tarif edilmemiş yası tutarlar.
Bir palto, hayatının en ağır dönemini geçiren biri tarafından yıllarca giyildiyse, o dönem ipliğe işlemiştir.
Siz onu alırsınız.
Giyersiniz.
Ve bir öğleden sonra, hiçbir sebep yokken göğsünüze bir ağırlık çöker. Bunu keyifsizliğe verirsiniz.
Havaya verirsiniz, yorgunluğa verirsiniz.
Eskiler buna başka bir isim verirdi.
Eşyanın yükü derlerdi.
Eve alınan her şey eşikten geçmezdi
Bu inanışın asıl dikkat çeken tarafı şu: neredeyse her kültürde var.
Anadolu’da gelen eşya tütsülenirdi. Ardıç, üzerlik, günlük. Japonya’da tuz serpilir. Hindistan’da su ve ateşten geçirilir. Avrupa’da köy evlerinde eşya günlerce dışarıda bekletilirdi.
Birbirini hiç görmemiş insanlar aynı sonuca varmış. Kimse bir başkasının hikâyesini sorgusuz sualsiz eve almazdı.
Çünkü eşyanın bir geçmişi vardır ve o geçmiş sizden izin istemez.
Peki ne yapılır
Karmaşık bir şey değil. Ritüel de gerektirmiyor. Ama nasıl yapıldığı önemli, çünkü yanlış yapılırsa eşyayı gerçekten mahvedersiniz.
Güneş. Kadim yöntemlerin en yaygını. Eşyayı gün ışığına bırakmak.
Ama dikkat: kalın pamuk, kot, sağlam ahşap için tam güneş uygundur. Yün, ipek, deri ve boyalı kumaş için değil.
Sert güneş bunları bir günde soldurur, deriyi çatlatır, antika cilayı kaldırır.
Hassas parçaları sabah güneşine ya da açık havada gölgeye koyun.
Etki aynı, eşya sağ kalır.
Tuz. Yüzük, kolye, küçük metal parçalar için.
Burada da bir uyarı şart. Tuzu doğrudan metale gömmeyin. Tuz nemle birleşince aşındırır. Gümüşü karartır, kaplamayı yer, taşın yuvasına oturur.
Doğrusu şu: küçük bir kaseye kuru deniz tuzu koyun, eşyayı tuzun üstüne bırakın ya da kapalı bir kaba tuzla birlikte ama temas etmeden koyun.
Bir gün bekletin.
Sonra o tuzu mutlaka atın, asla mutfağa geri koymayın.
Ve bir de işin görünen tarafı
Kadim yöntemin yanına aklın yöntemini de koyun.
İkisi birbirini dışlamıyor.
İkinci el kıyafeti eve sokmadan yıkayın. Yıkanamıyorsa poşetleyip iki gün derin dondurucuda bekletin, güve ve tahtakurusu için en etkilisi budur.
Antika mobilyayı eve almadan silin ve havalandırın.
Eskiler bunu bilerek yapıyordu.
Yükü de temizliyordu, mikrobu da. Ayırmıyorlardı bile.
Son söz
Kendi enerjiniz elinizdeki en değerli şey. Onu bir yabancının yarım kalmış hikâyesiyle paylaşmak zorunda değilsiniz.
Eşya eve girmeden önce arınsın. Auranıza dokunmadan önce.
Bu kadar basit. Ve eskiler bunu bin yıldır biliyor.
Yalnızlık, yaşlılık, ölüm ve aile konusunda son bir şey daha söylemek isterim; Ben oğlak burcuyum; üzüntümü, kederimi yalnız yaşamayı, derdimi kimse ile paylaşmamayı tercih ederim. Lakin aynı zamanda kalabalık yaşamayı da severim. Belki sorunlarımı bastırmak içindir. Lakin şu kesin ki; insan ikilik ile yaratılmıştır.
Ve insan, doğası gereği geleceğe bir şeyler bırakmak ister, atalarının mezarlarına bağlılıkla paralel bir duygudur bu. Hayatı dengede tutmaz, yalnızlığa övgüler dizer, evlenmez ve çoluk çocuk sahibi olmazsanız insan tabiatına aykırı bir şey yapmış olursunuz. Bu sizi asla mutlu etmeyecektir. Zaten bu dünyada sınırsız mutluluk diye bir şey de yoktur.
Dünya; bütün telaşları, tasaları ve kederleriyle dünyadır. Gelecek kaygısı sizi gereğinden fazla endişelendirirse işte o zaman dünyayı ıskalarsınız. Manevi yanınızı güçlendirin; tevekkül sırlı ve hikmetli bir kelimedir. Bugün olmayan şey yarın olabilir, zorluklar kolaylığa; kolaylıklar zorluğa dönüşür. Dünyada hiçbir şey süreğen bir düzlemde ilerlemez. Yarınların sahibi Allah'tır.
Çoğu insan arıları sadece hepimizin zevkle yediği bal yapan canlılar olarak görür.
Halbuki onlar yeryüzündeki hayatın ta kendisidir.
Bitkilerin,meyve ve sebzelerin döllenmesindeki ana unsurlardan biri o mübarek bal arılarıdır.
İyi-sağlıklı tarımın en önemli askeri arılardır.
ELEKTRİK OLMADAN YİYECEKLERİ AYLARCA TOPRAĞIN ALTINDA SAKLIYORLAR.
Buzdolabı yok. Elektrik yok. Fatura yok.
Yalnızca toprağa açılmış, birkaç metre derinliğinde bir çukur…
Patates, tatlı patates, lahana, havuç ve elma gibi yiyecekler burada serin ve kuru şekilde korunuyor. Yazın serin kalan toprak, kışın da yiyeceklerin donmasını önlüyor.
Aylar sonra çıkarıldıklarında hâlâ taze ve çıtır olabiliyorlar.
Makine yok, kimyasal yok. Toprağın doğal sıcaklığından yararlanan eski bir saklama yöntemi var.
Büyüklerimiz bunu biliyordu. Biz ise zamanla unuttuk.
Gerçekten ilerledik mi, yoksa hayatı gereksiz yere mi karmaşıklaştırdık?
Evet Covid aşılari %100 etkili diye başladılar… Sonra hızla o % düşmeye başladı…Derken hatırlatma dozları geldi….
Derken biz “aşı karşıtı yalancilar” olduk! Yıllar geçti! Onlar hala oldukları yerde! Utanma mi? Yok!
KİREÇLİ SU DÜŞMAN DEĞİL
Çaydanlıkta biriken o beyaz lekeyi düşman belleyip evlerimize saf su arıtma cihazları dolduruyoruz. Peki sudaki kirecin aslında hayatımızın temeli olan kalsiyum ve magnezyum olduğunu biliyor musunuz? Yada suyu kaynatarak içindeki o şifayı çöktürüp, kemiklerimizi içeriden kurutuyor olduğunuzu? Yanlış okumadınız. Halkın kireç diye korktuğu şey aslında dişlerin, kemiklerin ve kasların hammaddesi olan kalsiyum ve magnezyumdur. Suyu kaynatıp içme sevdasından ve arıtmalardan kurtulmamız gerekiyor. Su, yeraltından kayaçların ve toprak katmanlarının içinden süzülerek gelirken bu değerli mineralleri bünyesine katar. Buna teknik olarak suyun sertliği denir. Ancak ne hikmetse modern şehir hayatında bu durum adeta bir düşmanmış gibi gösterilir. Oysa vücut dediğimiz makine, saf suya değil, yaşayan suya ihtiyaç duyar. İnsanoğlu doğanın kurduğu kusursuz dengeyi bozmakta üstüne yoktur. Toprağın süzüp ayağımıza kadar getirdiği, adeta sıvı birer mineral deposu olan suları beğenmeyip cam şişelere, plastik bidonlara veya kaynatma potalarına hapsetmenin izahı aklıma birilerinin parmağı olduğunu getiriyor. Siz o parmağı biliyorsunuz.
Para isteyen, mal isteyen yok. Benim gibi deliyi bulmuşken kaçırmayın derim. Benim evimde yediğim meyve sebzelerin 100%’nü kendim üretiyorum ata tohumu farkındalığı beni değil sizi kurtaracak. Farkındalığımız büyüdükçe zorluklarımız büyüyecek. dostlarım yanımdaysa hepsini aşarım.
Seviyorum doğayı, tabiatı, insanı, tüm canları. İyileri, iyiliği seviyorum. Kötülerin de bir gün iyi olabilme ihtimalini seviyorum. Kısacası sevmek isteyen insan bir bahane bulur sevmeye. Tohumların genetiğini değiştirmeyeceğiz, bizi bugünlere getiren Ata tohumlarına, toprağa, suya vefasızlık yapmayacağız, sağlıksızlığı tercih etmeyeceğiz, tabiatı zehirletmeyeceğiz. Bu dünyadan gelip geçeceğiz Bir gün belki başka bir fıtratla var olacağız ama gelecek nesillere tabiatı sağlıklı, temiz bırakacağız. Dostlarımla sevgiyle, iyilikle biz başaracağız🌹
Eskiden "mesken" denirmiş yaşanan evlere.
"Mesken" yani içinde sükûn bulunan yer.
Sakinleştiğin mekan.
Kalbin huzuruna da sekine denirmiş..
Kalplerinizin sükun bulduğu yuvalarınız olsun.
TAKINTILI ve TİTİZ ARKADAŞLAR
😅Muz'un kabuğunu soyup, içini tekrar yıkadıktan sonra çocuklarına yedirenler.
😅Eve giren misafirin çorabından kafayı yiyenler.
😅Misafire "Rahatına bak" dedikten sonra, vücut diliyle "Sakın arkana yaslanıp minderlerin simetrisini bozma, halıya kırıntı dökme" mesajı verenler.
😅Kumanda tuşlarının arasına toz kaçmasını bir medeniyet krizi olarak görenler.
😅Evde tuvalet terliği, banyo terliği, balkon terliği ve salon terliği diye ayrı reyonları olanlar.
😅Halı saçaklarının taranmış gibi dümdüz ve paralel olması için akşama kadar nöbet tutanlar.
😅Telefonunu bile uçak moduna almadan önce,keşke uçağın camlarını silebilsem de ondan sonra alsam diye aklından geçirenler.
Mutlaka tiroid fonksiyonlarınızı kontrol ettirin. Kocanız şüphelense de deli falan değilsiniz merak etmeyin. Tiroid hormonları beyindeki serotonin, dopamin ve glutamat gibi ruh halini ve kaygı yönetimini düzenleyen ileticilerin sentezinde ve çalışmasında kritik rol oynar. Hormon seviyelerindeki dalgalanmalar bu kimyasal dengeyi bozarak takıntı döngülerini besler. Hipertroidi dediğimiz Tiroid hormonlarının fazla salgılandığı durumlarda vücut sürekli bir "savaş ya da kaç" moduna girer. Artan kaygı, huzursuzluk ve çarpıntı, kişide içsel kontrolü sağlama ihtiyacı doğurarak aşırı temizlik, düzen veya kontrol etme kompulsiyonlarını tetikleyebilir.
Tiroid hormonlarının yetersiz olduğu hipotroidi durumlarında ise beyin sislenmesi, odaklanma güçlüğü ve belirgin anksiyete görülebilir. Unutma ya da hata yapma korkusuyla tekrar tekrar temizlik yapma veya eşyaları kontrol etme davranışları gelişebilir. O yüzden evde millete çatacağına TSH, T3, T4 testleri yaptırın. Ama bunu yaptırırken kan alan hemşirenin steril olduğundan emin olun 😅😅
Kan tüplerini en az iki saat çamaşır suyunda bekletmişler mi diye mutlaka sorun 🤣
Her neyse çok fazla abartmadan bu tip durumlar yaşayan kardeşlerimizin önce tiroid konusuna odaklanmalarını;
Ginkgo biloba
Kedi otu
Sarı kantaron
Ginseng
Karabaş otu
İyot
Selenyum
İçeren takviyeleri doktor gözetiminde kullanmalarını tavsiye ederim.
Dünyanın en güzel incirleri vatanımuzda yetişir.Antalya-Aydın-Bucak-Bursa ve daha niceleri.
Benim talebelik yıllarımda Amerikaya taze incir Türkiyeden gelirdi.
inciri kabuğunu soymadan aç iken yiyiniz.Kan şekerinizi daha az ve yavaş yükseltir.Ebem den öğrenmiştim.
Tarikatlara laf söyledim diye bozulmuşlar. Sanki tarikat kalmış; bir lokma bir hırka deyip Mekke'ye yayan yürümüş.
Hepsi Anonim Şirket! Devleti söğüşleyen.
Bir de beyin kiralık! Şeyh topluca EKO'ya oy vereceğiz diyor. Topluca oy veriliyor.
Siz tarikat değil illegal örgütsünüz
Antalya’da yetişen ve Dalkavak olarak adlandırılan bu incir Çok güzel bir cinstir.
Bırakıp giden Ebeme, Anacığıma ve Babacığıma rahmet ve minnetle.
İnciri aç karna ve kabuğunu soymadan yiyiniz.Ebem bize sık sık hatırlatırdı.
Kanser bir endüstridir.
Kanserden ölümü azaltmak için harcamalara bakın:
Kanser araştırmaları
Erken teşhis
Taramalara ulaşımın artması
Yeni ilaçlar
Gen terapileri vs
Ancak sağlıklı yaşamı teşvik, gıda su hava kaynaklı toksinleri azaltma 5G ve 6G radyasyon azaltmaya gerek yok