Cemaate iftira attılar
Allah bunların her foyasını saçıyor ortaya
Akp li mhpli Kerizler
1 ay eşşek gibi çalışıp
Ay sonunu zor getirirken
Çocuğuna doyasıya et yediremezken
belediye başkan yardımcısının evinden çıkan para ve altınlar
Çalın çırpın ula
Nede olsa namaz kılıyorsunuz
Günaydın @fsdenizolgun,
Dünkü Hüseyin Yılmaz paylaşımımı görmüşsünüzdür.
Size göz kırpanların, destek vaat edenlerin kimlerle, hangi hesaplar etrafında buluştuğuna biraz daha dikkatli bakmanızı tavsiye ederim.
Kimlerrr kimlerle berabermiş meğer… :)))
İşin ilginç tarafı, son günlerde sağlık durumunuzla ilgili birtakım söylentilerin de giderek artması...
Şizofreni ilaçlarını kullandığınız söylentisini birileri kasıtlı olarak yayıyor gibi...
Sizce bu bilgileri nedenortalığa saçıyorlar ?
Yoksa bugün sizi öne sürenler, yarın işlerine gelmediğinizde kenara çekmenin hesabını mı yapıyor?
Bence bunu bir sorgulayın :)
Size dost görünen herkesin dostunuz, sırtınızı sıvazlayan herkesin de iyiliğinizi istediğini sanmayın.
Etrafınızda oluşturulan kalabalığın ne kadarı samimi, ne kadarı kendi hesabının peşinde?
Siz kendinizi oyunun merkezinde sanırken, başkalarının oyununda geçici bir figür olmadığınızdan emin olun.
Çünkü köprü geçildikten sonra adaya ilk veda eden siz olabilirsiniz. 💁🏽♀️
Hani derler ya, “Ne varsa ailede vardır.”
Madem dedeniz Süleyman Hilmi Tunahan Hazretleri'nin davasını ve manevi mirasını bu kadar önemsiyorsunuz, o hâlde bu davanın yol arkadaşlarıyla karşı karşıya gelmenin kime, neye hizmet ettiğini de düşünün.
Dedenizin mirasını korumak istiyorsanız, önce o mirasın etrafındaki birliği zedelemekten vazgeçin.
Belki de daha fazla köprü yıkılmadan, Alihan Kuriş'in riyasetinde yeniden aynı safta buluşmayı düşünmenin vaktidir.
Bazen en büyük cesaret, yanlışta ısrar etmek değil; vakit geçmeden doğru bildiğiniz yola dönebilmektir.
Unutmayın, bugün sizi alkışlayanlar yarın ortadan kaybolabilir. Ama insanın kendi geçmişiyle ve taşıdığı emanetle yüzleşmesi o kadar kolay olmaz.
O yüzden kiminle yürüdüğünüze değil, kimin yolundan uzaklaştığınıza da bir bakın.
Benden söylemesi... Yanlız bırakılacaksınız Fatih Bey...
Çaylar benden, durumu değerlendirmek sizden. ☕️
#XMuhabiri
"Mini etek serbest, başörtüsü yasak!"
Azerbaycan’da başındaki başörtüsü nedeniyle eğitim hakkı elinden alınan bir öğrenci:
“Beni başörtülüyüm diye bir odaya kapattılar. Teneffüse çıkmama bile müsaade etmediler.
Annemi aramama bile izin vermediler.
Annem beni derste sanıyordu.
Sonunda annem geldi. Anneme okulda ne söyledilerse içeriden gözleri yaşlı çıktı.
Arkadaşlarım dizlerine kadar bile gelmeyen etekle derse giriyor. Ben neden giremiyorum?”
ÇÜRÜMENİN SAFINDA DURMAMAK VE ANLAŞILAMAMAK.
Türkiye’de son yıllarda yaşanan ahlaki, siyasi ve toplumsal çözülmeyi anlamak için yalnızca iktidarın icraatlarına değil, o iktidarın etrafında kümelenen yapılara, verilen desteklere ve sessiz kalınan yanlışlara da bakmak gerekir.
Çünkü bir ülkede çürüme yalnızca kötülük yapanların eliyle büyümez; yanlışları meşrulaştıranların, haksızlıkların üzerini örtenlerin ve inandığı değerleri siyasi menfaatlere kurban edenlerin katkısıyla da büyür.
AKP hükümetinin iktidarı boyunca dinî kavramların siyasi söylemlerde yoğun biçimde kullanılması, dindarlığın zaman zaman siyasi sadakatin ölçüsüne dönüştürülmesi ve dinî yapıların iktidarla kurduğu ilişkiler, üzerinde ciddiyetle durulması gereken meselelerdir.
Zira din, ahlakı korumak yerine iktidarın yanlışlarını örtmek için kullanıldığında, yalnızca siyaset kirlenmez; insanların inanç dünyası da yara alır.
Bir iktidarın en büyük başarısızlığı, kendisini destekleyenlerin sayısını artırırken temsil ettiğini iddia ettiği değerlerin itibarını azaltmasıdır.
Daha da düşündürücü olan, bazı dinî cemaat ve tarikatların seçim dönemlerinde siyasi destek açıklamalarıyla ortaya çıkması, iktidarla kurdukları yakınlığı bir güç ve nüfuz ilişkisine dönüştürmeleri ve bu tercihlerinin toplumsal sonuçları üzerine yeterince sorumluluk almamalardır.
Elbette her dinî yapının tercihi, kendi mensuplarının iradesi ve kendi sorumluluğu çerçevesinde değerlendirilmelidir. Ancak hiçbir cemaat, dinî kimliğini siyasi tercihlerinin dokunulmazlık zırhı hâline getirmemelidir. İslam'la hiçbir siyasi partiyi özdeşleştirip iman meselesi haline getirmemelidir.
Sandıkta verilen destek, ahlaki sorumluluğu ortadan kaldırmaz; aksine, desteklenen siyasetin sonuçları karşısında hesap verme yükümlülüğünü de beraberinde getirir.
Süleymanlılar; İşte tam bu noktada, ayrı bir önem kazanıyor. Süleymanlıların AKP hükümetinin siyasi çizgisine mesafeli duruşu ve seçim dönemlerinde iktidara destek vermemesi, onları dinî kimliğin siyasi iktidarla özdeşleştirilmesine karşı farklı bir yerde konumlandırıyor.
Nitekim basına yansıyan değerlendirmelerde, AKP karşısında muhalefete yakın bir tutum izlediği aşikardır.
Ancak asıl mesele, kimin hangi partiye oy verdiğinden ibaret değildir. Asıl mesele, bir yapının kendi inandığı dinî, millî ve ahlaki değerleri siyasi ikbal uğruna eğip büküp bükmediğidir.
Savunduğumuz Süleymanlı duruşunun temelinde de bu ayrım bulunmaktadır: İktidara yakın olmayı dinin gereği saymamak, siyasi gücü hakikatin ölçüsü kabul etmemek ve devletin imkânlarından yararlanma uğruna ahlaki ilkelerden taviz vermemek.
Çünkü dinin iktidara göre şekil aldığı yerde samimiyet sorgulanır İmam zafiyeti başlar; ahlakın siyasi menfaate göre değiştiği yerde güven sarsılır adalet duygusu zayıflar;
millî değerlerin propaganda malzemesine dönüştürüldüğü yerde ise toplum kendi dini milli ahlaki vicdani değerleni yok etmeye başlar.
Süleymanlıların İktidarla aynı safta bulunmaması, vatana ve millete karşı olmak değildir. Bilakis vatana millete memlekete sadakat, iktidarın yanlışlarına itiraz edebilme cesaretine haiz olmaktır.
İşte toplumsal hezeyanın en tehlikeli biçimi budur: İnsanların doğruyu yanlıştan ayırmak yerine, yanlışı kimin yaptığına bakarak hüküm vermesi.
Dinî kimlik, yanlışları örtmenin perdesi değil; yanlışlara karşı durmanın mesuliyetidir.
İMAMI AZAM EBU HANİFELER İMAMI AHMET BİN HANBELLER KALPLERİNDEKİ İMANI VE İSLAM'IN GEREKLİLİĞİNİ BEDEL ÖDEYEREK YAŞADILAR.
Süleymanlıların duruşu, herhangi bir siyasi partiyi mutlak doğruların temsilcisi ilan etmek değil; hiçbir siyasi güce ahlaki ölçüleri belirleme yetkisi tanımamaktır.
Ve unutulmamalıdır ki tarih, yalnızca iktidar sahiplerini değil, onların yanlışları karşısında susanları da kaydeder.
Gün gelir bugün yaşananlar tarihin sayfalarında kalır.
Süleymanlılar, hiçbir zaman dini, imanı, ahlakı siyasi menfaate kurban etmedi ve hakikati hiçbir gücün emrine vermedi.
Çünkü hakikatin ölçüsü ADALETTİR.
Dün ve bugün yayımlanan videoda 2024 KPSS sürecindeki mücadelemize ait görüntüleri gördük. Ancak yıllardır verdiğimiz emeklerin ve yaşadığımız zorlukların, sanki başka bir grubun mücadelesiymiş gibi yansıtılması bizi derinden üzdü.
O görüntülerin ardında bizim alın terimiz, gözyaşlarımız, ziyaretlerimiz, görüşmelerimiz, dilekçelerimiz ve meydanlarda yükselttiğimiz sesimiz vardı. Biz aylarca emeğimizin karşılığını alabilmek, sesimizi duyurabilmek için mücadele ettik.
Kimsenin emeğini küçümsemiyor, mücadelesini yok saymıyoruz. Ancak bizim emeğimizin de yok sayılmasını kabul etmiyoruz. Çünkü bu mücadele, 2024 KPSS öğretmenlerinin ortak emeği, ortak hafızası ve ortak yarasıdır.
Biz oradaydık. Biz mücadele ettik. Biz bedel ödedik. Beklentimiz yalnızca emeğimizin hakkıyla anılması ve gerçeğin olduğu gibi anlatılmasıdır.
2024 KPSS öğretmenlerinin mücadelesini anlatırken, bu mücadelenin gerçek sahiplerinin emeğini görmezden gelmeyin. Çünkü emeğin hakkını teslim etmek de en az mücadeleyi anlatmak kadar önemlidir.
2024 KPSS İLE EK ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLER
@turkegitimsen@TalipGeylan06@orhankutuk41@sdolgun01@cccoskunkaya
#2024KPSSEmeğiGörülmeli
#24KpssYokSayılamaz
22. Dönem AKP Hatay Milletvekili FUAT GEÇEN: "bizim hırsızımız hırsız muamelesi görmez" ama başkaları görür. Buna itiraz ettiğim için ihraç edildim.
AKP zihniyeti, Osmanlı'daki Kadızadeli imamlar gibi haramı helal sayıyor, sonra akla uygun hale getiriyorlar
şu şekil 👇👇👇
5 saat hakem rehin alan,imar izni olmayan araziye milli takımı kullanıp hayali villa vaadi veren
Sonuna kadar Yanındayım dediği MHK başkanı ve en güvendiği hakemi yasa dışı bahis,evrakta sahtecilikten hapise giren
Futbol Federasyonu başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu DEVAM kararı aldı
UTANMAK artık AYIP OLMUŞ
#TFFİstifa
Ölümü haber verene, 10 yıl sonra kırmızı bülten çıkarılmış!
Bundan sonra kimse,
haber vermeye korkmaz mı?
Doktoru, acili aramış ve otopsi yaptırmış!
Hapiste!
Daha ne yapacaktı?
"Normal ölüm" diye defin etmediği için mi suçlanıyor?
Anlayan var mı?
Kızmayın sadece soruyorum.
Ali Gündüz gazeteci yazar şair
Sen,40 yıllık izmir belediyesinin geçmişini çöplük olarak gösterip ak partiye geçtikten sonra çiçekler açacağı göndermesini yaparsan
Biride çıkar o çiçeklerin arkasında dönen dolapları böyle yüzünüze vurur..
Bu muazzam gönderme için SAADET PARTİSİNİ kutluyorum..!!