“Berlin’de Hakimler var” hikayesini bilirsiniz: “Hiç kimse adaletten üstün değildir.”
Kardeşim Mehmet Pehlivan, savunmanın kutsallığını ilke edinmiş, genç ve başarılı bir avukattır. Önüne çıkarılan türlü zorluklara rağmen müvekkilini hakkıyla savunmaktan vazgeçmedi, bu zor dönemde sorumluluğundan bir adım geri atmadı.
Bu ülkede tanıdığım en iyi avukatı, tıpkı müvekkili gibi, işini güzel yaptığı için cezalandırdılar. Adaletten üstünüz zannettiler…
Savunmayı susturmak isteyebilirsiniz, doğrular ortaya çıkmasın diye tüm avukatları tutuklayabilirsiniz ama baharın gelişini engelleyemezsiniz. Mehmet mücadelesinden asla vazgeçmeyecek. Çünkü o, mesleğini ateşten gömlek gibi giydi. Bugün tüm bu inancı sayesinde kitleler onun yanında.
Kardeşimi, canımı tutsak ettiniz ama tüm Mehmetleri uyandırdınız… Meslektaşları, bizler, bu millet Mehmet’le beraber, Mehmet için, hepimiz için mücadeleye devam edeceğiz.
“Suç örgütüne üye olmak” iftirasıyla tutuklandım. Oysa benim üye olduğum tek örgüt, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu’dur. Yani bu ülkenin onurlu savunma geleneğidir. Ne bir suç yapısının, ne bir kumpas senaryosunun parçası oldum. Olmam.
Bu açık bir yargı kumpasıdır. Tek nedeni de herkesin bildiği üzere Ekrem İmamoğlu’nun avukatlığını yapmamdır. Amaçları korkutmak, susturmak, yalnızlaştırmaktır. Boşuna uğraşıyorlar. Çünkü biz avukatlar teslim olmayız.
İmamoğlu’na avukatlık yapmayı suç sayan bu çarpık zihniyete sesleniyorum: Eğer bu görevi “ateşten gömlek” ilan ediyorsanız, bilin ki biz o gömleği çoktan giydik, yanmayız. Ben giderim, yerime yüzlercesi gelir. Çünkü biz haklının yanındayız. Çünkü biz eğilmeyiz, susmayız, vazgeçmeyiz.
Çünkü bizim avukatlık pratiğimiz boyun eğmez.
Muharrem İnce:
"Ben parti içinde kavga istemiyorum. Başka türlü davranılamaz mıydı? Mesela Özgür Özel, Grup Başkanı olarak grup toplantısını açsaydı. Açılış konuşmasında bir an önce partinin kurultaya gitmesi gerektiğini, mahkeme kararını doğru bulmadığını ama uymak zorunda olduğunu söyleyerek Kılıçdaroğlu’nu kürsüye davet etseydi. Çok daha farklı bir süreç işlemez miydi?"
https://t.co/vlx4yjVaAu
“Talihin acımasız pençesinde
Ne boyun eğdim ne de haykırdım.
Kaderin darbeleri altında
Başım kanadı ama eğilmedi.
Kapı ne kadar dar olursa olsun,
Yargılar ne kadar ağır yazılmış olursa olsun,
Kaderimin efendisi benim;
Ruhumun kaptanı benim.”
Invictust - Ernest Henley
Bugün bir yaş daha almadım sadece mücadeleyle örülmüş bir yılı geride bıraktım. Sevdiklerim yanımda olduğu sürece umut hep olacaktır.
Umut varsa yarınlar bugünden güzel olacaktır…
Haziran ayı koordinasyon toplantımızı başkan yardımcılarımız ve birim müdürlerimiz ile gerçekleştirdik.
Devam eden projelerimizi ve önümüzdeki sürece dair planlamalarımızı değerlendirdik. Bakırköy için hep birlikte aralıksız çalışmaya devam ediyoruz.
Şu an en kolay şey Özgür Özel’e akıl satmak galiba. Herkes neyi nasıl yanlış yaptığını yazıp duruyor…
Bu dakikadan sonra Özgür Özel’in mücadelesi tarihsel bir noktaya geçmiştir. Kimse akıl satmasın çok biliyorsa destek olsun!
Kimisi ebedi kahraman kimisi ebedi hain oldu…
Anne-Babalık onsuz yaşayamacağını düşündüğünüz evladınızı sizsiz yaşayabilsin diye yetiştirme çabasıdır. Uzun bir süredir görüyoruzki Türkiye, 60 yaş üstü siyasi bireylerin kendilerinden sonra hiç bir vatan evladının huzur içinde yaşamaması adına çaba harcadığı bir yere dönüştü.
KILIÇDAROĞLU'NUN AHLAKİ ELEŞTİRİ SÖZLERİNE AĞIR YANIT
"'Bayrampaşa Belediye Başkanı... Üç kez kendisine 'AK Parti'ye geç, operasyon yapmayalım' dediler. Silivri'de yatıyor, parti değiştirmedi diye. Şimdi biz tutacağız bu arkadaşımızı partiden uzaklaştıracağız, öyle mi?
Bu yüce çatı altında size söylüyorum, ben Ekrem İmamoğlu'nun yanında durduğum için hiçbir zaman mahcup olmayacağım.
Bana birisi "Kızın okulda hırsızlık yapmış" dediğinde "Evlatlıktan reddediyorum" demem. "Yapmaz benim evladım" derim. Ekrem Başkan'dan başlayıp en son yapılan haksız tutukluluğa kadar kime gayri ahlaki suçlama yöneltiliyorsa onlar bizim evladımız ve bu babaevini kuran Atatürk'ün koltuğunda oturan birisi olarak söylüyorum ki yapmaz benim evladım. Ben onu evlatlıktan reddetmem. Ne geçici, ne kalıcı"
Bugün hep birlikte bir kez daha gördük, Anayasamız birilerinin istikbali için kullanışlı aparatlar vat olduğu sürece askıya alınabiliyormuş. Önemsiz birer yazıt gibi ısmarlama kararlarla halkın iradesi, bireyin özgürlüğü gasp edilebiliyormuş…
Söylenecek çok atasözü var ama ben yine de Pir Sultan Abdal’ın dizeleriyle özetleyim "Şu ellerin taşı bana hiç değmez / İlle dostun bir tek gülü yaralar beni"
İstanbul Büyükşehir Belediyesi Park ve Bahçeler Dairesi Başkanı üyemiz Prof. Dr. Tuğba Ölmez Hancı ile Kentsel Ekolojik Sistemler Şube Müdürü üyemiz Nilgün Cendek’in gözaltına alındığını öğrenmiş bulunuyoruz.
Arkadaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz.
#İBBDavası'nda 32.gün
40. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı Hakan Karanis'e soruyor:
Murat Gülibrahimoğlu'ndan
16 milyon almış ve 16 milyon vermişsiniz aranızda 32 milyonluk alışveriş olmuş dedi.
Hakan Karanis: " hayır sayın savcı 0 (sıfır) oluyor" dedi.
Borç aldım borcu ödedim.
#ibbdavası Mehmet Pehlivan; Belki beni dinlerken içinizden, "Yahu bu adam neden kendisinden hiç bahsetmeyen tanıkların, kendisiyle ilgisi olmayan suçlamaların izahını yapmaya çalışıyor? Bu devasa kurguya neden bu kadar yüksek sesle itiraz ediyor?" diye sormuşsunuzdur. Bunun cevabını ben vereyim: Sözlerime avukat olduğumu söyleyerek başlamıştım, savunmama da bir avukat olarak devam ettim. Bu devasa kurguya bu kadar yüksek sesle itiraz ettim; çünkü örgüt ve etkin pişmanlık meseleleri, hakikaten beni de ilgilendiren konulardır. Sözlerimi bitirmek üzereyim; avukatlık faaliyetlerim de dahil olmak üzere bana dair merak edilen birçok şeyi açıkladığımı düşünüyorum. Konuşmam bittikten sonra, bu hukuk katliamına sessiz kalan meslektaşlarıma dair bir şeyi merak edeceğim. Ben bu merakımı Agamben’in sözünü ödünç alarak soruyorum: "Hukukçular, sizi ilgilendiren meseleler hakkında niçin suskunsunuz?" Avukatlıkta savunma hakkından bahsetmek için karşımızda aynı dili konuşabildiğimiz muhataplara ihtiyacımız var. Sizlerle aynı dili konuştuğumuzdan emin olmak istiyoruz
Sayın Başkan, benzer derslerden geçip, benzer okullardan mezun olan sizlerle konuşmak çok daha kolay olmalıydı. Sizin ikinci insan tipine giren, yani avukatlığı başlı başına suç olarak görmeyen, hukukun temel ilkelerinde uzlaştığımız insanlar, yargıçlar, savcılar olduğunuzu bilmek istiyorum. Buna inanmak istiyorum. Ne var ki emin değilim. Size kolay gelecekse "Bu avukatlar zaten hâkim, savcı sevmez" diyerek beni şahsi olarak suçlayabilirsiniz. Evet, emin değilim dedim. Çünkü müvekkilin lehine en iyi savunmayı yapmak şeklinde bir iddianame düzenlendi ve siz bu iddianameyi kabul ettiniz, beni tutuklu yargılıyorsunuz. Yani size dair şüphelerim... Maalesef soru-cevap yapmıyoruz, biliyorum ama size kendi içinizde bir soru sordurmayı umuyorum. Hukuk ve savunma hakkı, adil yargılanma hakkı gibi konularda hemfikiriz. Beni meslektaşınız olarak görüyor musunuz? Yoksa bana bakarken sizin de aklınızdan o ilk insan tipi, yani avukat düşmanı olan insanların aklından geçenler mi geliyor? Beni suçla özdeşleştiriyor musunuz? Benim avukatlık mesleğim suça iştirak miydi?
Sayın Başkan, suçlunun, teröristin, katilin, hainin, muhalifin avukatı olduğu için linç edilen avukatların ülkesiyiz. Yargının üç sac ayağından biri olduğu söylenen ama sürekli olarak kırılmaya çalışılan o ayak olmak; mesleğin ilk gününden beri bildiğimiz, şahitlik ettiğimiz bir şey. Sadece müvekkili tercihinden ötürü suçlanan, yargılanan avukatlık ülkemizin bildiği bir şey, bilmediği bir şey değil. Onlarca toplumsal olayla ilgili bir sosyal medya taraması yapın. Avukatlık yapan meslektaşlarımızın en sıradan beyanlarının bile nasıl linçlere maruz kaldığını göreceksiniz. Hukuk eğitimini yasak saymaktan ibaret gören bir toplumda sıradan insanı anlayabiliyorum ve sizlerin ilk kategoriye giren insanlar olmadığınızı bilmek istiyorum. Bunu düşünüyorum ve buna inanmak istiyorum. Evet, tarihsel olarak sapkının, hainin, aykırının savunulmasıyla suçlanan avukatlarla meslektaşım. Bugün de bu nedenle Avukat Mehmet Pehlivan olarak, sadece suçlu ilan edip ortadan kaldırmaya çalıştıkları hasmın avukatı olduğum için karşınızdayım.
Ben Sayın İmamoğlu'nun avukatı olmasaydım bugün karşınızda olmazdım. Örnek veriyorum; Azeri iş insanının avukatı olsaydım sizin karşınızda olmazdım. Hakkımızda yürütülen sübjektif hukuk katliamının imzacısı olanların göreve gelir gelmez ilk saldırdığı grubun avukatlar olması, gaftan mı ibaret? Sayın Başkan, evet biz avukatlar için hava karanlık görünüyor. Üzerimizde yağan oklarla birlikte karanlıkta bir kavga vermemiz bekleniyor. Bizim kavgamız bundan başkası değildir, budur. Sonuna kadar da avukatlık... Bizim kavgamız bundan ibaret. Bunu bugün yan yana durduğum müvekkillerime, meslektaşlarıma bir borç olarak görüyorum ben. O yüzden saatlerce bu itirazı ediyorum.
İnsanlık tarihi boyunca savunma, devletin kontrolsüz otoritesi karşısında hukuksuz bir operasyon olmasını engelleyen en temel mekanizmadır. Savunma, insanın kendisinden katbekat güçlü bir otoriteyle karşı karşıya kaldığı anda duyduğu en eski endişelerle ortaya çıkmıştır. Devletin yargılama gücüyle yüz yüze gelen tarih boyunca hep aynı soruyu sorduk: "Devletin sözüne karşı benim sözüm nerede duracak?" bu soru. Savunma, bu sorunun cevabıdır Sayın Başkanım. Bu nedenle savunma, yargılamaya sonradan eklemlenmiş teknik bir pozisyon değil, asli bir mekanizmadır. Avukatlık üzerine düşünürken, konuşurken, tartışırken ve eylerken ontolojik bir olguyu tespit etmek zorundayız: Avukatlık, çatışmanın var olduğu durumlarda karşı durma zorunluluğudur. Tüm tartışma da aslında ontolojik bir meseleden kaynaklanır. Sayın Başkan, eğer tüm bunları planlayanlar yalnızca yargılayıp cezalandırmak istemiyorlarsa; aynı zamanda onları kırma, korkuya ve yılgınlığa boğmak, "vatan haini, casus, devlet düşmanı" gibi yapıştırabilecekleri hangi sıfat varsa hepsiyle etiketlemek ve kamuoyunun önüne böyle çıkarmak istiyorlar.
Elbette böyle insanların savunma hakkı da olmamalıdır; elbette uysal bir avukatlık pratiğiyle bu kişilerin işleri kolaylaştırılmalıdır. Bu soruşturmayı kurgulayanlara yönelik politik suçlamalar yöneltirken şahıslarından bağımsız konuşuyorum. Durduğumuz yerin tarihsel bir devamlılık arz ettiğini anlatmaya çalışıyorum; hem onların, hem bizlerin, hem sizlerin. Neden tarihsel devamlılık arz ettiğini çok kısa açıklamak isterim: İlyada'da Nestor, Agamemnon’a şöyle der Sayın Heyet: 'Yasaları Zeus verdi senin eline, halkı yönetesin, çekip çeviresin diye.' Evet, yargıçların, iddia makamının kökeni devletlidir. Zeus başyargıçtır; hükmü günahıyla, sevabıyla o verir. Zeus başyargıçtır; hükmü günahıyla ve sevabıyla o verir. Kral ise Zeus’un adamıdır, yargı yetkisi de haliyle ondadır. Archon Basileus kavramı Sayın Heyet. Kral-yargıç unvanına sahip olanlarla birlikte aslında yargıçların kökeni krallara dayanmaktadır, yani devletlidir yargıçlar. Yargının hukuk dışına çıktığı her an, tarihsellikleri yargıçları siyasal alana doğru itiyor, iktidar saflarına doğru itiyordur. Biz ise avukatlar; meydanlarda halkı bağırmanın tarihselliğiyle bu mücadeleye devam ediyoruz. Aramızdan devletli meslektaşlarımızın çıktığı olmuştur ama mesleğimiz hiçbir zaman bağımsızlığını kurban etmedi; ne yargıçlara ne de Olimpos’taki tanrılara. Biz de o mirasla bugün durduğumuz yerde bildiğimiz gibi avukatlık yapmaya devam ediyoruz, edeceğiz de.
Avukatlara dair bugün yönetilen sistematik saldırılar, aslında avukatın hiç olmaması dileği; tarihin en vahşi hukuksuzluk dönemlerinden kalma bir karanlık bakiyedir. Cezaevi görüşlerine sınırlandırmaya dönük hazırlıklar yapılırken, bunun çok da uyuluyor gibi AİHM kararlarına dayandırılması niyeti perdelemiyor. Avukatsızlık özlemi, Engizisyon’dan kalma bir mirastır. Gerçek bir müdafiinin varlığı, sistem için her zaman en büyük tehlikedir. Bu nedenle savunma bu çağda yalnızca etkisizleştirilmemiş, ahlaken de itibarsızlaştırılmıştır. Savunan kişi suç ortağı gibi görülmüştür. Engizisyon’u bugün lanetlemek konforlu bir hareket gibi görünebilir Sayın Heyet. Ancak beynimiz kıyas ve analiz için gelişmiş durumda. Gerçekten bugünü, bu yargılamayı, tüm bu usulleri, tüm bu pratikleri Engizisyon’dan farklı görüyor musunuz? Gerçekten avukatlara 'sapkının ortağı sapkın' diye harmanlanmış bir demirle damga vurmuyorsunuz diye kendinizi iyi mi hissediyorsunuz? Bize sorarsanız, başından beri anlattıklarıma da bakarsak kendimizi iyi hissetmemelisiniz.
Kapatılmış bir avukat olarak karşınızda bulunuyorum. Kapatılma sebebimin sadece avukatlık olduğuna dair çok iyi şahitlerim var, delillerim var. Birçoğu burada; meslektaşlarım, baro başkanları, hocalarım... Her biri burada. Hepsiyle size kapatılmamın nedeninin avukatlık olduğuna dair şahitlik edebilirler. 'Sadece avukatlık yaptığı için kim tutuklanır?' Soru bu ya; sadece avukatlık yaptığı için kim tutuklanır? Ülkemizin yakın tarihi bu sorunun cevaplarını içinde barındırıyor. Hatta daha fazlasını söyleyeyim; sadece avukatlık yaptığı için öldürülen meslektaşlarım da var. Bu soru da abes gelebilir değil mi? 'Sadece avukatlık yaptığı için kim öldürülüyor?' Öldürülüyor ama; haciz mahallinde birçok avukat meslektaşımız öldürüldü. Onlar sadece avukatlık yaptığı için öldürülmediler mi? Yani avukatlık yaptığı için öld��rülen bir yerde, avukatlık yaptığı için tutuklanmak mı abes geliyor?
#ibbdavası Avukat Mehmet Pehlivan Savunmaya Başladı
“Burada yargılama yapıldığını düşünmüyorum”
İBB davasında verilen aranın ardından Ekrem İmamoğlu’nun avukatı Mehmet Pehlivan savunmasına başladı. Pehlivan, mahkeme salonunda yaptığı konuşmada yargılamaya ve yöneltilen suçlamalara sert sözlerle tepki gösterdi.
“Hedef gösterileceğimi biliyordum”
Mesleki duruşuna dikkat çeken Pehlivan, aktif avukatlık yaptığını belirterek, “İşimi iyi yaptığım için hedef gösterileceğimi biliyorum” dedi.
Ekim 2024’ten bu yana müvekkilinin “denklemden çıkarılmak istendiğini” öngördüğünü ifade eden Pehlivan, sürecin bu yönde ilerlediğini savundu.
“Bu bir yargılama değil”
Mahkeme sürecine yönelik eleştirilerini sürdüren Pehlivan, “Burada yargılama yapıldığını düşünmüyorum. Avukatlığın sanık sandalyesine oturtulmasını asla kabul etmiyorum” ifadelerini kullandı.
“Tutuklama için delil gerekir, bahane değil”
Tutukluluk tedbirine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Pehlivan, “Bir tutukluluk tedbiri için delil gerekir. Öyle davalar var ki bazen bahane gerekir” dedi.
“Bahane gerçeği gizlemek için uydurma sebeplerdir” diyen Pehlivan, hakkında yürütülen sürecin gerçek nedeninin kamuoyu tarafından bilindiğini öne sürdü.
“İftiralar delil olamaz”
Pehlivan, dosyada yer alan bazı ifadeleri de eleştirerek, “Benim payıma ‘tak-çıkar’ gibi kullanılan Adem’in ifadeleri düştü. Bu iftiraların delil olamayacağı, ancak bahane olacağı anlaşılabilirdi. Sanık olarak yargılanmayı kabul etmiyorum” şeklinde konuştu.
Duruşma sürüyor.
Pehlivan’ın savunması devam ediyor...
Bugün Avukatlar Günü…
Adaletin sesi olması gerekirken susturulmaya çalışılan, haksız ve siyasi sebeplerle özgürlüğünden mahrum bırakılan kardeşim Mehmet’in de günü…
Bilirim ki demir kapılar, yüksek duvarlar hakikatin önüne geçemez. Hukukun onurunu taşıyanlar, nerede olursa olsun adaletin ışığını söndürmez.
Sevgili kardeşim Mehmet,
Bugün belki yanında olamıyoruz ama inancımız, umudumuz ve dualarımız seninle. Sen yalnız değilsin. Doğru bildiğin yolda dimdik duruşun, hepimize güç veriyor.
Bu vesileyle; hukukun üstünlüğü için mücadele eden, adaleti savunan, vicdanını kalem yapan tüm avukatların Avukatlar Günü’nü kutluyorum.
Bir gün, adaletin gerçekten yerini bulduğu günlerde, bu satırları özgürce birlikte okuyacağımıza inanıyorum.
Umutla, sabırla ve inançla…
@mehmettpehlivan #AvukatlarGünü
Av. Selçuk Kozağaçlı 3073 gündür tutuklu.
Av. Can Atalay 1444 gündür tutuklu.
Av. Mehmet Pehlivan 289 gündür tutuklu.
5 Nisan Avukatlar Günü Kutlu Olsun!
#5NisanAvukatlarGünü
İmparatorluğunun en güçlü zamanında “İmparatorluğa dil uzatan bir avukatın dilinin kesilmesini isterim.” diyen Napolyon’a karşı çıkan avukatlardı. Napolyon tutuklandığı zaman “Avukat istiyorum.” dediğinde haklarını savunmak için yanında olan yine avukatlardı.
Hukukun olduğu andan itibaren vardık, hukuk var oldukça da var olacağız. Adaleti savunacağız.
5 Nisan Avukatlar günümüz kutlu olsun.
Tutuklu Avukat
Mehmet Pehlivan
Trump yönetimi, Demokrat Parti yönetimindeki eyaletlere yolsuzluk soruşturmaları açtı.
Başkan Yardımcısı JD Vance, soruşturmaları yürütmekle görevlendirildi.
Savunma yaptığı için tutuklanan bir avukatın
tahliyesine dahi karar veremeyen bir sistem,
hukuku değil, korkuyu yönetir.
Mehmet Pehlivan hâlâ tutuklu.
Yani bugün bir kez daha anladık ki;
Bu mesele bir dosya meselesi değil,
Bir vicdan meselesidir.
#ibbdavası
Bugün bir mahkeme salonunda yalnızca bir dosya konuşulmadı.
Bugün, aslında bir ülkenin vicdanı tartıldı.
Sayfalar dolusu iddiaların, gerçeklerin önüne geçtiği; hukukun, siyasetin gölgesinde sınandığı bir süreçten geçiyoruz. “İddianame” diye sunulan metnin ağırlığı sayfa sayısından değil, içindeki hakikatten gelir. Hakikat yoksa, o metin sadece bir yük olur… Adaletin sırtında taşınan ağır bir yük.
Bugün avukatlar konuştu.
Sadece müvekkillerini savunmadılar…
Hukuku, adaleti ve bu ülkenin geleceğini savundular.
Ve içlerinden biri, sadece görevini yaptığı için bugün demir parmaklıklar arkasında:
Bir avukat…
Mehmet Pehlivan…
Savunmanın kendisi…
Bu durum, artık bir dava olmaktan çıkmış, bir turnusol kağıdına dönüşmüştür.
Bu süreç; demokrasinin gerçekten var olup olmadığını, adaletin tarafsız kalıp kalamayacağını, vicdanın susup susmayacağını gösterecek bir sınavdır.
Mahkeme henüz karar vermedi.
Ama aslında karar sadece birkaç kişi için verilmeyecek.
Verilecek karar;
Hukukun üstünlüğüne mi, yoksa gücün üstünlüğüne mi inanıldığını gösterecek.
Adaletin terazisinin dengede kalıp kalamayacağını ortaya koyacak.
Bugün herkes şunu bilmeli:
Adalet, gecikirse yara olur.
Saptırılırsa çöküş olur.
Ama doğru tecelli ederse, bir millet yeniden nefes alır.
Bu yüzden beklenen karar;
Sadece bir tahliye kararı değildir.
Bu karar, bir ülkenin kendine bakma cesaretidir.
Ve bizler biliyoruz ki;
Gerçek adalet er ya da geç yolunu bulur.
Çünkü vicdan, hiçbir zaman tamamen susturulamaz.
Buradan açık ve net söylüyorum:
Bu bir lütuf talebi değildir.
Bu bir pazarlık değildir.
Bu bir rica hiç değildir.
Bu, açık bir HAK talebidir.
#MehmetPehlivanİçinTahliye #ibbdavası
@mehmettpehlivan