@HseyinAks Siz şimdi "cennette Allahı görünce" diye tercüme getirince de aynı yere çıkabilir. Allah mekanındadır o başka bir konu ama. Tercüme üslubuyla alakalı bu daha çok. Ben okurken öyle anlamamıştım.
@HseyinAks İbnu’l Mubarek, Ahmed bin Hanbel gibi imamlar neden Allah’ın arşın üzerinde olmasına ‘bir Had ile’ dedi? Bir düşünün, Ehli Eser itikadının imamları bu görüşü Ehli Sünnet’in görüşü olarak söylerken siz bu görüş yanlış diyorsunuz. Ehli Hadis’in/Eser’in görüşlerinden biri budur.
Defalarca söylediğim üzere, Türkiye’de “Ehl-i Hadis” - “Selefi” inancının (itikadi ve kelami açıdan) sadece genel çerçevesi değil, en temel yapı taşları dahi ne Selefiler ne de muhalifleri tarafından doğru düzgün bilinmiyor.
Bilinmediği için Selefi çoğunluk, zihninde kurguladığı Eşarilik-Maturidilik temelli ilah tasavvurunu Selefilik kılıfına sokmaya çalışıyor ve insanları sıfatların hakikatini nefyeden tenzihlere çağırıyor.
Alıntıladığım şahıs da hem Selefi olduğunu iddia etmesine rağmen Selefin telif ettiği tefsir, hadis ve itikad kitaplarından cahil olduğu için, hem de Allah’ın arşın üzerinde oluşunun hakikatini kavrayamadığı için farkında olmasa da tafvid/Eşarilik karışımı bir inanç savunuyor.
Bu yüzden meleklerin ya da kulların semaya/arşa doğru çıktıkça Allah’a daha yakın olduğunu söylemenin Allah’ın cisim olduğunu söylemeyi gerektirdiğini, bunun Allah’ın sıfatlarının keyfiyyeti hakkında konuşmak olduğunu, selefin bu görüşü savunmadığını ve Abdullah ibnu’l Mubarek ile Ebu Said ed-Darimi gibi imamların sözlerinin batıl olduğunu zannediyor. Bunun neticesinde de birçok nassın hakikatini inkar etmiş oluyor.
Misalen; Arşı taşıyan meleklerin Allah’a yakınlığı hakiki olmasaydı haklarında altlarındaki meleklere nispeten “Yakınlık” anlamında bir üstünlüklerinin zikredilmesinin manası olmazdı.
Eşari olan Cuveyni de Selefi olduğunu zanneden bu ve benzeri insanlar ile aynı inanca sahip olduğu için, Rasulullah’ın göğe / arşa yükseldikçe Allah’a hakiki manada yakınlaştığını söyleyen ve bunu Allah’ın uluvv cihetinde / hakiki olarak arşın üzerinde olduğuna dair delil olarak gösteren Ehl-i Hadis’i şu ifadelerle inkar ediyor:
وَلَمْ يَكُنْ مُحَمَّدٌ - صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ - بِأَقْرَبَ مِنَ اللَّهِ مِنْ يُونُسَ حِينَ جَلَسَ عَلَى الرَّفْرَفِ الْأَخْضَرِ
“Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- (arşın altında) yeşil sergi üzerinde otururken Allah’a (balığın karnındaki) Yunus’tan daha yakın değildi.”
Ya da daha açık ifadeler içeren Allah’ın şu kavli zikredilebilir:
ثُمَّ دَنَا فَتَدَلَّى فَكَانَ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى
“Sonra yaklaştı ve yanaştı da araları iki yay aralığı ya da daha da yakın oldu.”
Seleften pek çok imam, Rasulullah’ın yükselip iki yay aralığı ya da daha yakın olacak kadar yakın olduğu zatın Allah olduğunu söylemiştir.
Onların aksine bu zatın Allah değil de Cibril olduğunu söyleyen diğer selef imamları ise bu görüşü savunan selef alimlerine karşı “Allah ile iki yay aralığı kadar yakınlaşmak olmaz. Bu cismiyyeti gerektirir.” gibi ifadeler kullanmamışlar, aksine -sahih olsun zayıf olsun- bu ifadeleri itiraz etmeksizin kabul etmişler ve kitaplarında zikretmişlerdir.
Bu ve benzeri insanların sahip olduğu inanç hakikatte Allah’ın arşın üzerinde oluşunun inkarının ta kendisi olduğu için zikrettiğime benzer şekilde inkar ettikleri onlarca nas zikredilebilir, ancak bunlar Allah için “Eyne” – “Nerede” meselesinin aslını anlamadıkça hakikatini inkar ettiği nasları da anlamayacaktır.