GÖREV TESLİMİ
“Hizmette Hak Yoktur”
Liderim, Genel Başkanım
Sayın Devlet BAHÇELİ…
“Ülkücü iradenin yuvası, milli şuurun mektebi” olan Ülkü Ocakları çatısı altında, Konya İl Başkanlığı görevini ifa ettiğim süre boyunca; şahsıma tevdi edilen bu emaneti bir makam değil,
Yükü Omuzda - Hesabı Vicdanda taşınan bir dava nöbeti olarak gördüm.
Yaptıklarımızın tamamı, inandığımız kutlu dava uğruna ortaya konulmuş samimi bir gayretin eseri ve vicdanlarda karşılık bulan sorumluluk şuurunun tezahürü olmuştur.
Bizlere öğretilen düstur açıktır:
Hizmette hak yoktur; vazife vardır, adanmışlık vardır.
Bu anlayışla; nefsimizi değil davamızı, şahsımızı değil Türk gençliğinin istikbalini merkeze aldık. Attığımız her adımda sadakati, çizgimizi ve davamıza olan bağlılığımızı esas bildik.
Ve biz bu dava da temsilimizi görünmekte değil, gerektiğinde görünmeden yükümüzü taşıyarak yerine getirdik.
Biliyorum ki;
Bu Ocak sönmeyecek,
Bu Bayrak yere düşmeyecek,
Türk gençliği her daim bu kutlu çatı altında istikamet bulacaktır.
Ve şunu herkes bilmelidir ki;
Bu Dava; hesap yapanların değil, hesap verenlerin omuzlarında yükselecektir.
Bu Ocak; menfaat arayanlara değil, fedakârlık gösterenlere yurt olmaya devam edecektir.
Bugün görevi devrederken teslim ettiğimiz şey bir koltuk değil, bir mücadeledir;
Net bir çizgi, sarsılmaz bir istikamet ve tavizsiz bir iradedir.
İnanıyorum ki bu kararlılık, bizden sonra da aynı inançla ayakta kalmaya devam edecektir.
Bu duygu ve düşüncelerle;
Görev süremiz boyunca bizlere yol gösteren ve desteğini esirgemeyen
Yolbaşçımız,
Ülkü Ocakları Genel Başkanımız
Sayın Ahmet Yiğit Yıldırım’a şükranlarımızı arz ediyorum.
Aynı yeminle yol yürüdüğüm Ocak yöneticilerime, İlçe başkanlarıma, dava arkadaşlarıma ve Konya’mızdaki hasbi tüm ülkü neferlerine teşekkür ediyorum.
Ülkü Ocakları Konya İl Başkanlığı görevine atanan Mehmet İlkerli Başkanımıza yeni vazifesinde muvaffakiyetler diliyorum.
Gönlümüz bu ocakta, duamız bu davadadır.
Vazife biter, Mücadele bitmez.
Dün vardık, bugün buradayız, yarın da olacağız.
Sağ olun, Var olun.
Allah’a emanet olun.
Ne Mutlu Türk’üm Diyene.!
Ocakta yaşayan ülkü şuurunun, Ülkücü yüreklerde taşınan sevdanın ve dava neferlerine istikamet veren iradenin sahibi Bilge Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Liderimizin çizdiği ufukta yetişen Türk gençliği; üreten, geliştiren ve geleceğe yön veren bir iradenin temsilcisidir. 🇹🇷
#Teknocak; inanan, çalışan ve teknolojiyle Türk Yüzyılı’nı inşa eden gençliğin eseridir. 🐺
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli’nin teşrifleriyle, Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı olarak gerçekleştirdiğimiz Türk Gençliği Büyük Kurultayı’nda; milli şuurun, ülkücü iradenin ve Türk gençliğinin sarsılmaz kararlılığının coşkusunu, 19 Mayıs ruhuyla hep birlikte yaşadık.
Bu kutlu yürüyüşte bir kez daha gördük ki; Türk gençliği dimdik ayaktadır, ülküsüyle geleceğe yürümektedir. 🇹🇷
Ülkü Ocakları Eğitim ve Kültür Vakfı olarak #TeknOcak Teknoloji ve İnovasyon Festivalimize, Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli Beyefendi'nin teşrifleriyle başladık.
İstiklalin ışığında, Türk gençliğinin sesi Ankara’dan yükselecek. 🇹🇷
Sanatçılarımız, marşlarımız ve yüzbinlerce ülküdaşımızla aynı heyecanda buluşacağız.
Türk Gençliği Büyük Kurultayı’nda buluşuyoruz. 🐺
🗓️ 19 Mayıs 2026 Salı
📍 Ankara Kapalı Spor Salonu
🕙 Saat: 10.00
Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Millî eğitim ile temel hedefimiz; diploma sahibi fakat istikametsiz değil.
Vatan bilen, yurt bilen, milletini seven, devletini sayan; fikri diri, ahlakı metin, iradesi sağlam nesiller yetiştirmektir.
Türk gençliği; test ile tost arasına sıkışmış, beş şık arasına hayallerini sığdırmak zorunda kalmış, sınavdan sınava koşup puan biriktiren, sertifika kovalarken hayatı kaçıran bir gençlik olmamalıdır.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Dün Şanlıurfa’da, bugün ise Kahramanmaraş’ta yaşanan elim hadiselerin; sığ, yüzeysel ve tek boyutlu değerlendirmelerle geçiştirilemeyeceği açıktır. Bu vahim gelişmelerin, tüm sebepleri, sonuçları ve arka plan dinamikleriyle birlikte; serinkanlı, sağduyulu ve çok yönlü bir bakış açısıyla ele alınması, hakikatin tam manasıyla ortaya çıkarılması açısından zaruri bir mecburiyettir.
Dijitalleşmenin kontrolsüz yaygınlığı, sosyal medya mecralarının denetimsiz etkisi ve giderek derinleşen akran zorbalığı, maalesef çocuklarımızın ruh dünyasında telafisi güç tahribatlar meydana getirmektedir.
Günümüz dünyasında evlatlarımız, sosyal medyanın adeta emzirdiği; parmak uçlarıyla ekranlara yön verdiği, saniyeler içinde birbirine zıt duyguların yaşanıp tüketildiği yapay bir iklimin içinde büyümektedir.
Bir kaydırma hareketiyle sevinçten öfkeye, merhametten şiddete savrulan bu hızlı duygu geçişleri, henüz gelişim çağındaki zihinlerde gerçek ile sanal arasındaki sınırları bulanıklaştırmaktadır.
Sanal âlemde kolaylıkla değiştirilebilen, silinebilen ve yeniden kurgulanabilen hayatların, gerçek dünyada da aynı şekilde yönlendirilebileceği yönünde tehlikeli bir vehim oluşmaktadır.
Bilhassa ergenlik çağındaki bireylerin, bu sanal akışın etkisiyle gerçekliği basitleştirme, sonuçları hafife alma ve anlık tepkilerle hareket etme eğilimleri artmaktadır.
Bu durum, kontrolsüz bırakıldığında, telafisi mümkün olmayan sonuçlara kapı aralayabilecek bir zemin hazırlamaktadır. Nitekim benzer hadiselerin farklı toplumlarda da yaşandığı gerçeği, meselenin küresel bir tehdit boyutu kazandığını açıkça göstermektedir.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli
Unutulmamalıdır ki; insan, biyolojik varlığının yanı sıra, kültürel ve milli değerlerle yoğrulan bir şahsiyettir. Dijitalleşme bu değerleri aşındırdığında, toplumsal dokuyu hedef alıp zayıflattığında, böylesi trajediler kaçınılmaz hale gelmektedir.
Bu nedenle meseleyi yalnızca fail üzerinden okumak, hakikatin eksik anlaşılmasına yol açacaktır. Asıl sorgulanması gereken, çocuklarımızı böylesi karanlık eylemlere iten sosyal çevre, dijitalleşme, değer erozyonu ve kontrolsüz etki alanlarıdır.
Böylesi vahim ve hassas hadiselerde, yetkili makamların görevlerini hiçbir baskı ve yönlendirme altında kalmadan, sükûnet ve devlet ciddiyeti içinde yürütmesi hayati önemdedir.
Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması beklenmeden yapılacak siyasi yorumlar, hakikatin üzerini örtmekten başka bir sonuç doğurmayacaktır.
Şayet gerekli görülüyorsa değerlendirmeler, ancak süreç tamamlandıktan sonra yapılmalıdır. Hiç kimse böylesine elim bir hadiseyi günübirlik siyasetin malzemesi haline getirmemeli; acı üzerinden istismar arayışına tevessül etmemelidir.
Bütün bu tespitlerin ışığında, yaşanan acı hadisenin vicdanlarımızda açtığı derin yarayı da ifade etmek zaruridir.
Bu alçak saldırıda Kahramanmaraş’ta hayatını kaybeden yavrularımıza ve fedakâr öğretmen kardeşimize Cenab-ı Allah’tan rahmet; kederli ailelerine ve aziz milletimize başsağlığı diliyorum. Her iki menfur saldırı da yaralanan evlatlarımıza da acil şifalar temenni ediyorum.
Liderimiz Sayın Devlet Bahçeli