15 Temmuz 2016’da aziz devletimize, Cumhur başkanımız RTE’ye, seçilmiş hükümetimize, darbe ihanetinde suçu sabit olan hainler gün yüzü görmesinler. Onlara destek olanlar da iki cihanda bedbaht olsunlar. Bunu unutmayacak ve unutturmayacağız.
@MimariLugat@istdinliyorum 1980 lerde Selimye'nin restorasyonunu yürüten inşaat mühendisi Erol Çetin bey idi, yıllar sonra bir benimde bulunduğum bir konferansta Prof. Doğan Kuban Hoca Erol Çetin'e kubbe süslemesini Edirne şehrinde arabacıların at arabalarına yapmış olduğu süslemelere benzetmiş idi!
FLOOD
ArtDog Istanbul Dergisi’nde yer alan, “Selimiye Camii Restorasyonu İşgal Tehdidi Altında” başlıklı yazıya cevaptır. @artdogistanbul
Son günlerde Selimiye Camii’ne dair yayımlanan bir yazı, restorasyon sürecini hem kavramsal hem de yöntemsel açıdan sorunlu bir çerçevede ele aldığı için dikkat çekti. Müdahalenin niteliği, bilimsel dayanakları ve Mimar Sinan’ın mimarî mirasının nasıl okunması gerektiğine dair ortaya atılan iddialar teknik olarak eksik ve metodolojik olarak tartışmalıdır.
Bu flood, bir polemik üretmek için değil; tartışmayı bilimsel zemine oturtmak, yanlış kurulan çerçeveleri düzeltmek ve Selimiye üzerine konuşurken hangi kavramların ve hangi belgelerin esas alınması gerektiğini hatırlatmak amacıyla hazırlanmıştır.
Selimiye, bir yapının ötesinde, bir medeniyetin mekânsal bütünlük anlayışının en rafine ifadesidir. Bu nedenle tartışmayı yalnızca “katmanları kronolojik olarak sayan”, “kurumlar arası çekişmeye indirgeyen” ya da “ideolojik okumalarla sınırlayan” yaklaşımlar, yapının ruhunu açıklamakta yetersiz kalmaktadır.
Aşağıdaki flood, ArtDog’daki yazıda kullanılan argümanları bilimsel tutarlılık açısından değerlendirerek, ulusal ve uluslararası koruma ilkeleri ışığında analitik bir çerçeve sunmaktadır.
İlber Ortaylı Hoca bir süre önce Selimiye’nin yapay zekâ ile badana çekilmiş görselini paylaşmıştı; bugün de aynı badananın bu kez sözle devam ettiğini görüyoruz. Israrla “18. yüzyıl katmanı” denilerek yapılan şey, bu badananın bu kez tarih üzerinden devam ettirilmesidir. Zira keşf-i evvel ve keşf-i sânî belgelerinde bu iddianın karşılığı yoktur. Asıl büyük müdahaleler 19. yüzyıldadır ve bunu belgeler söylüyor. Oysa mesele süs, hat, kalem işi değil; 19. yüzyılda kubbeye ve iç mekâna yapılan, yapıyı Sinan’ın tasarım mantığından koparan müdahalelerin hâlâ “meşru katman” gibi pazarlanmasıdır.
Orjinal olduğunu bildiğimiz yarım kubbe tezyinatı, Texier’in Süleymaniye çizimleri, Mimar Sinan’ın özgün tezyinatı korunmuş olan yapıları ve Selimiye içerisindeki restitüsyon verileri kubbenin bugünkü hâliyle örtüşmediğini açıkça gösterirken, “kubbe ile uğraşmayın” demek koruma değil, yanlışı koruma refleksidir. Bu, Mimar Sinan’a yapılan bir yanlıştır.
Tezkiretü’l Bünyan’da geçtiği gibi Kanunî, Sinan’ı "Her sanatın bir üstadı, her dağın bir Ferhad’ı vardır" diyerek över. Bugün Selimiye üzerine konuşurken de ölçümüz bu olmalı: Ustasının üslubuna, sadeliğine ve bıraktığı mimarî bütünlüğe hürmet.
Merhaba ArtDog Istanbul;
Selimiye restorasyonunu ‘barok tezyinatı kaldırma girişimi’ şeklinde çerçevelemek, tartışmayı koruma disiplininin epistemolojik temellerinden uzaklaştırmaktadır. Buradaki mesele herhangi bir üslubun yok edilmesi değil; Sinan’ın mekânsal bütünlüğünün 19. yüzyılda eklenen barok karakterli katmanlarla ne ölçüde kesintiye uğradığının, yani yapının özgün tipolojik ve estetik programının yeniden değerlendirilmesidir.
Klasik Osmanlı mimarisinin tevhid, sadelik, oran ve hiyerarşi merkezli estetik rejimi ile geç dönem Osmanlı’da görülen barok, rokoko ve ampir etkilerinin süslemeci ve ‘kesret’ odaklı yaklaşımı birbirinden radikal biçimde ayrışır. Bu kırılma yalnızca biçimsel değil, anlam üretici mimarî mantık açısından da belirleyicidir. Koruma biliminin temel ilkesi bir yapının özgün estetik kodlarının, dönem dışı müdahalelerden ayrıştırılabilirliğini gözetmektir. Dolayısıyla bir barok camiyi klasik tezyinatla ‘yeniden süslemek’ nasıl mümkün değilse, aynı şekilde klasik repertuara sahip olmayan barok tavırlı bir tezyinatı Sinan’ın mekânsal diliyle bağdaştırmak da mümkün değildir.
Bu noktada dikkat çekici bir husus da şudur: Konuya ilişkin çok sayıda akademisyenle röportaj yapılmasına rağmen, Türkiye’de Osmanlı mimarlığının en nüfuzlu otoritelerinden Doğan Kuban’ın bu konuya dair tespitlerinin hiç gündeme getirilmemiş olmasıdır. Oysa Kuban Hoca, Osmanlı Mimarisi ve diğer eserlerinde 18. yüzyıl sonrası tezyinatı açık biçimde ‘barok ve barokizan boyacılar eliyle yapılmış yüzeysel uygulamalar’ olarak niteler ve bunların Sinan’ın kurduğu yapısal-estetik bütünlüğü gölgelediğini vurgular. Kuban’ın uyarısı, tam da bugün konuşulan restorasyon tartışmasının merkezinde yer alan üslup kopukluğunu erken dönemde teşhis eden bir bilimsel görüştür.
‘Tetkik ve Tahkik Heyeti’nin ortaya koyduğu öneri ideolojik değil; Texier gibi birincil belge niteliği taşıyan tanıklıkların, Sinan’ın geç dönem üslup sürekliliğiyle birleştirilerek yapılan metodolojik bir analojik restitüsyondur. Burada amaç bir rekonstrüksiyon değil; ışık rejimi, mekânsal hiyerarşi ve oran kompozisyonunun özgün bağlamda yeniden okunabilir kılınmasıdır. Üstelik bu yapılırken, mevcut katman da koruma bilimine göre alt katman olarak korunabilir.
Dolayısıyla tartışmanın asli zemini kültürel mülkiyet veya estetik beğeni değil; mimarî bütünlük, dönem estetiğine uygun koruma stratejisi ve belge değeri yüksek verilerin metodolojik değerlendirilmesidir. Bu çerçevede Doğan Kuban’ın uyarıları da dikkate alındığında, mesele kişisel yorumların değil, uzun süreli bir akademik geleneğin işaret ettiği yapısal gerçeklerin konusudur.
Bayraktar #KIZILELMA, görüş ötesi havadan havaya füzeyle hedefini vurarak dünya havacılık tarihinde bir ilke daha imza attı. ✈️🚀🍎
Türk Silahlı Kuvvetleri'ne, Savunma Sanayii Başkanlığı'na, ASELSAN'a, TÜBİTAK SAGE'ye ve Baykar'daki yol arkadaşlarıma, bu milletin bir mühendis evladı olarak şükranlarımı sunuyorum.
Bayraktar #KIZILELMA made an unprecedented achievement in global aviation history by striking its target with a BVR air-to-air missile. ✈️🚀🍎
As an engineer son of this great nation, I extend my gratitude to the Turkish Armed Forces, the Defense Industry Agency (SSB), ASELSAN, TUBITAK SAGE, and my companions at Baykar.
🚀 GÖKDOĞAN Füzesi Atış Testi
🚀 GÖKDOĞAN Missile Firing Test
@BaykarTech 🤝 @Aselsan 🤝 @SageTubitak
#MilliTeknolojiHamlesi 🌍🇹🇷
Texier’in Süleymaniye kesiti, Selimiye tartışmasını bitiren kaynaktır. Selimiye'nin yarım kubbesindeki raspa verisini bir kez daha teyit eder.
Barok yoğunluk sonradandır; Süleymaniye Vakfiyesi'nde belirtildiği gibi Sinan’ın dili sade, berrak ve ışık odaklıydı. @HanifeBalgan
ICOMOS’un Selimiye raporlarında, geç dönem yoğun bezemeler açıkça “uygun olmayan müdahaleler” olarak tanımlanıyor. Yani bugün yapılan sadeleştirme yerel bir heves değil; uluslararası koruma biliminin önerdiği doğal bir sonuçtur. Bu karar estetikten önce etik bir tercihtir. #SelimiyeGerçeği
🔴Selimiye’de yürütülen restorasyon, bir “beğeni değişimi” değil, mimarlık tarihinin en önemli sorularından birine verilen net bir cevaptır:
“Asıl dönem hangisi?”
Texier ve Owen Jones’un 19. yüzyıl çizimleri, bugünkü barok yoğunluğun Sinan’a değil sonraki yüzyıllara ait olduğunu açıkça gösteriyor.
Bugün yapılan, Sinan’ın üstü örtülen niyetini yeniden görünür kılmaktan ibaret.
#SelimiyeGerçeği
Barok sanatı, Avrupa’da sadece bir estetik zevk olarak değil, tarihsel bir ihtiyaçla doğmuştu. Reform hareketleriyle sarsılan Vatikan; gücünü tazelemek ve kitleleri yeniden etkilemek için Papa öncülüğünde görkemi ve şatafatı seçti.
Hristiyanlık dünyası, kiliseleri büyüleyici süslemelerle donatıp "göze" hitap ederek otoritesini sağlamlaştırmaya çalışırken; Mimar Sinan’ın dünyasında bambaşka bir huzur hakimdi: Sadeliğin ve Tevhid’in huzuru.
Peki, Batı’nın kendi inanç krizini çözmek için geliştirdiği; belki de kültürel bir Haçlı refleksiyle dünyaya yaydığı bu "gösterişli" ve “yoğun” üslubun, Sinan’ın o mütevazı kubbesinde ne işi var?
Selimiye’nin restorasyonunda gördüğümüz o abartılı süslemeler, Sinan’ın ruhuna mı, yoksa dönemin Avrupa modasına mı hizmet ediyor?
Bu videoda, bir karalama yapmadan, sadece bu iki zıt dünyanın karşılaşmasını ve Selimiye’nin asıl kimliğini konuşuyoruz.
#selimiyegercegi #mimarsinan #selimiye #sanattarihi #restorasyon #barok #osmanlı
Gerçekten de mesele tam burada düğümleniyor: Bir eserin hakkını vermek, onu ilk niyetiyle ve ilk mimari diliyle yaşatmaktan geçer. Selimiye’de yapılan çalışma, geç dönem eklemelerinin gölgesini kaldırıp Sinan’ın kurduğu berrak sistemi yeniden görünür kılıyor.
Ecdadın emanetine saygı, tam da bu sadakatle olur. Biz de sürecin bu yönde ilerlemesini Selimiye’nin hakikati açısından çok kıymetli görüyoruz.
#SelimiyeGerçeği
Kesinlikle öyle. Sinan’ın mimari dili zaten başlı başına bir ferahlık, sadelik ve ölçü irfanıydı; sorun, yüzyıllar içinde eklenen yabancı etkilerin bu dili perdelemesiydi. Bugün yapılanlar bir “yeniden boyama” değil, geç dönem Batı yönelimli müdahalelerin gölgesini kaldırıp Selimiye’yi kendi hakikatine döndürme çabasıdır.
Öze dönüş tam da budur, bizim de uzun süredir anlattığımız mesele aslında buydu.
#SelimiyeGerçeği
Kesinlikle katılıyoruz. Selimiye üzerine konuşanların büyük kısmı, hem tarihî katmanları hem de Sinan’ın özgün mimari dilini bilmeden hüküm veriyor. Bu yüzden doğru bilgiye dayanan her açıklama, tartışmayı sağlam zemine çekiyor.
Güncel restorasyonun neyi, neden yaptığını anlamak için tam da bu tür bilgilere ihtiyaç var.
#SelimiyeGerçeği
Aynı duyguyu biz de paylaşıyoruz. Sinan’ın mimarisinde ihtişam süste değil, ışığın dengesinde ve sadeliğin huzurundadır. Selimiye’ye sonradan eklenen o abartılı bezemelerin yapının ruhunu gölgelemesi zaten asıl meseleydi. “Restorasyon” adına özün bozulmasına itirazımız da tam buradan geliyor.
Bu konunun görünür olması çok kıymetli, çünkü gerçekten pek çok kişi farkında bile değil.
#SelimiyeGerçeği
Asıl ironik olan da bu zaten: “Sıva badana” diye küçültülen yüzey, Sinan’ın ışığı yansıtarak mekânı kuran tezyinat anlayışının ta kendisi. Bu sade optik düzeni bozup asıl ruhu örtenler ise yüzyıllar sonra eklenen ağır bezemelerdi. Video, Sinan’ın niyetinin ne olduğunu çok açık gösteriyor. Yanılgı da tam burada başlıyor.
#SelimiyeGerçeği
Ne güzel ifade etmişsiniz. Sinan’ın kubbeyi ışık, denge ve sükûnetle ilmek ilmek kurduğu o mimari dili yeniden görmek gerçekten bir keşif gibi. Bu tür içeriklerin değeri de tam burada: Yüzyıllar içinde örtülen hakikati berrak bilgilerle gün yüzüne çıkarmak.
Güzel sözleriniz için biz de teşekkür ederiz.
#SelimiyeGerçeği
Çok teşekkür ederiz hocam, desteğiniz bizim için kıymetlidir. Bu mesele yalnızca bir restorasyon değil; Sinan’ın mirasına hakkıyla sahip çıkma sorumluluğudur. Varlığınız güç veriyor.
#SelimiyeGerçeği
Ne mutlu bize ki mesele bu kadar berraklaşmış. İlginiz ve güzel sözleriniz için biz teşekkür ederiz. Selimiye’nin hakikati anlatıldıkça güçleniyor.
#SelimiyeGerçeği
Selimiye’de olup biteni bir “tarz tartışması” gibi sunanlar asıl soruyu kaçırıyor: Hangi katman Sinan’a aittir, hangisi değildir? Texier’in ve Owen Jones’un çizimleri bu ayrımı zaten yüz elli yıl önce ortaya koymuştu.
Bugün yapılan, bir şeyi “yeniden icat etmek” değil, Sinan’ın kendi çağında kurduğu ışık, oran ve sadelik düzeninin üzerindeki geç yüzyıl perdelerini kaldırmak.
Asıl niyet nihayet görünür oluyor.
#SelimiyeGerçeği